1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kuran-ı Kerim’de konuşulan kadınlar

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve Mavi Gül tarafından 15 Mayıs 2009 başlatılmıştır.

  1. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    KURAN-I Kerim, sembol kadınlardan bahsederken iki kategori çizer. Hayatta da insanlar böyle değil mi?

    İyiler ve kötüler. Müspet anlamda örnek alınacaklar ve menfi anlamda kendilerinden ders alınacaklar. Ama Kuran-ı Kerim olayı salt bir tarihi kıssadan çıkarıp pratik hayata uygular ve diğer kitaplarda aynı olayla ilgili anlatımları doğrular veya düzeltir.

    Bugünkü yazımızda iki müspet örneği anlatmak istiyorum. Peygamber doğuran iki kadın. Biri Hz. İsa’nın, diğeri Hz. Musa’nın annesi.

    Hz. Meryem: Hz İsa’nın annesi: Bakire bir kadın. İffetli. Bir gün kendisine görünen melek (Cebrail) hamile kalacağını söyler. Erkek eli dokunmasa da! Bir mucize olarak hamile kalacak ve çocuk doğuracak. Kuran-ı Kerim, İmran’ın kızı Meryem’i över. Dik duruşunu, kendisine leke atmak isteyenlere karşı Allah’a sığınışını anlatır. Yavrusuyla tek başına kalan bir annenin çaresizlik içinde nasıl yücelebileceğini Hz. Meryem’le anlatır. Kutsal kitabımızda bu hadise çok önemli mesajla yüklüdür.

    * * *

    Hz. Meryem olayındaki bazı noktalara temas edelim:

    a) Hz. Meryem aynı zamanda iftira atılmak istenen iffetli kadınların bir sembolüdür. Yüce Allah, mağdur ve töhmet altındaki bu kadınların en açık örneğini bir peygamberle müjdelemiş, ödüllendirmiştir. Bu Kuran’ın kadının yanında duruşudur. Kadın burada ön plandadır.

    b) Hadisenin bir başka yönü; kadının "erkek eli değmese de çocuk doğurabileceğinin" konuşulabileceği bir döneme gelinip gelinemeyeceğine Kuran’ın işareti konusudur. İleride bu olabilir mi? Mucizeler aynı zamanda bu konulardaki sınırları mı belirler? Şüphesiz ileride tartışılacaktır bunlar. Kuran-ı Kerim bu örneği vererek belki bu konudaki çalışmalara kapı açmıştır.

    c) Başka bir nokta, Hz. İsa’nın babasız yaradılışının neyi simgelediği meselesidir. Buradan Allah’ın kulu ve elçisi olan Hz. İsa’yı "ilahlaştıracak" bir sonuç çıkarmak, bütün ilahi dinlerin tevhit anlayışına aykırıdır. Kuran-ı Kerim zaman zaman yaradılış modellerini anlatır. Baba ve anne olmadan yaratılışa örnek Hz. Adem ve Hz. Havva’dır. Cansızdan canlı yaratmaya örnek Hz. Salih’in mucizevi devesidir. Ateşten yaratılışa örnek cinler ve şeytandır. Babasız yaratılışa örnek Hz. İsa’dır. Yüce Rabbimiz, kudret ve iradesinin fiziki áleme nasıl imza attığını bu yaratılış modelleriyle bizlere hatırlatır. Ötesi yok! Burada insanoğlunun genetik çalışmalarına, ekolojik dengeyi bozmamak koşuluyla teşvik vardır belki de.

    ç) Belki bu kıssanın en önemli noktalarından birisi de Hz. İsa’nın daha doğumunun hemen akabindeki mucizevi konuşmasında kullandığı cümleleridir. Hz. İsa’nın hayatını ve duruşunu anlatan bu ayetleri, Meryem Suresi’nin 30. Ayeti’nde görebilirsiniz.

    Hz. Meryem gayri meşru çocuk edindiği -haşa- töhmeti altındadır. Hz. İsa ise daha yeni kucağa alınmıştır. Hz. Meryem konuşmama orucundadır. Bildiğimiz orucun dışında eski kavimlerde var olan oruç türlerinden birisidir, sükut ederek oruç tutmak. Hz. Meryem çepeçevre sarılır. İma ederler açıkça demeseler de. Nereden peydahladın bunu derler, halbuki baban iyi adamdı, nasıl yaptın bunu, demek isterler. Hz. Meryem konuşmaz ama eliyle bebek İsa’yı işaret eder. İşte burada Hz. İsa’nın ahiretteki duruşunu belgeleyecek sözler çıkar dilinden.

    Hz. İsa şöyle der: "Şüphesiz ben Allah’ın kuluyum! Bana kitabı verdi ve beni peygamber yaptı" (Meryem 30). İlginç değil mi? Halbuki biz ne bekliyorduk Hz. İsa’dan, annesi töhmet altındayken. Hz. İsa’dan bu sözler mi beklenirdi? Tabii ki bizim mantığımıza göre hayır. Biz şunu beklerdik: "Annem temiz kadındır, ben mucizeyim, anneme ilişmeyin. Annem temiz, o iffetli bir kadındır." Ama Hz. İsa farklı bir şey söyler. "Ben Allah’ın kuluyum!" Bu bir deklarasyondur. İsa Peygamber’in dilinden. Kendisini daha sonraları Allah’ın oğlu olarak anacak olanlara itirazıdır bu Hz. İsa’nın. "Hayır ben Allah’ın kulu ve peygamberiyim. Tıpkı Hz. Nuh gibi, Hz. Musa gibi, Hz. İbrahim gibi." Onlardan hiçbir farkım yok.

    Kuran-ı Kerim, Hz. İsa ile ilgili vereceği bütün mesajlarda annesini ön plana çıkarır, annesinin çevresinde şekillendirir olayları. Çünkü Hz. Meryem başka din mensuplarınca iftiraya tabi tutulmuştur, Kuran-ı Kerim ise onun beraatini, masumiyetini ilan eder. Bu kadına bir vefadır.

    Hz. Musa’nın annesi: Kuran-ı Kerim’in kadını kollayıp koruduğunun en çarpıcı örneklerinden birisi de Hz. Musa’nın annesi olayıdır.

    Bilindiği gibi Firavun kendisini tahtından indirecek peygamber doğacak korkusuyla erkek çocukları öldürüyordu. Hz. Musa’nın annesi de doğurduğu küçük bebeği için endişeleniyordu. Çaresizdi. Tam bu çıkmazda iken kendisine verilen ilhamla Musa’yı bir sandığa koyup Nil Nehri’ne salıvermesi istendi (Taha 38-39). Hz. Musa’nın annesi gözyaşları içinde bebeği Nil’e saldı. Bahçede karısı Hz. Asiye ile gezinen Firavun, suda gördüğü sandığı çıkartıp içindeki çocuğu görünce şaşırdı ama çocuğa da kıyamadı. Böylece yüce Allah, Hz. Musa’yı Firavun’un sarayına yerleştirdi.

    * * *

    Firavun, Hz. Musa’yı başka yerde arıyor ama Musa yanında. İşte bu noktada Kuran-ı Kerim’in vurgusunu bulursunuz. Küçük Musa’ya sütannesi aranırken iş dönüp dolaşır Hz. Musa’nın öz annesine döner. Kuran bunu, "Böylece seni, gözü gönlü mutluluk dolsun ve üzülmesin diye annene geri verdik" (Taha 39) ayetiyle anlatır.

    Kuran’ın vurgusu anne sevinsin, üzülmesin diye kendisine döndürdük şeklindedir. Bu ayet üzerine bir dünya kurmak mümkündür. Çocukların annelerinden koparılmalarından, boşanmalara kadar birçok olumsuz olayın tümünün çözümü işte bu bakıştadır. Bir saniye dahi çocuğu annesinden koparmayacaksınız.

    Kuran’ı, erkek yorumu olarak lanse eden, okumadan ve bilmeden kanaat sahibi olanlar acaba Kuran-ı Kerim’i hiç böyle okumayı ve düşünmeyi denediler mi?

    SORALIM ÖĞRENELİM

    Zuhr-i ahir namazı nedir?

    Seyit GÖÇMEN/ÇORUM

    Son öğle namazı anlamına gelen zuhr-i ahir namazı, bir kısım İslam bilginleri tarafından, cuma namazının sahih olmaması ihtimaline binaen, ihtiyaten kılınması öngörülen o günkü öğle namazıdır. Dört rekáttır. Farz veya sünnet gibi kılınabilir.

    Duada eller nasıl tutulur?

    Neşe ÜNAL/İSTANBUL

    Allah Resulü (SAV) dua esnasında ellerini farklı şekillerde tutmuştur. Bedir’de ellerini koltuk altları gözükecek derecede kaldırdığı, gece yatarken yatakta ellerini birleştirdiği, namazların arkasında yaptığı dualarda omuz aralığı ölçüsünde ellerinin aralarını açtığı, yağmur duası ya da musibet ve belaların defi için yaptığı dualarda da avuç içlerini aşağıya doğru çevirdiği, bazı hadislerde yer almıştır. Dua esnasında ellerin alacağı şeklin hükmü, ne farz ne vaciptir. Fakihler buna adap hükmünü vermiş ve hadis kitaplarında da bu mesele adap bölümünde yer almıştır. Bununla birlikte Hanefi mezhebine göre her duada ellerin iç yüzünü semaya doğru tutmak sünnettir.

    Duha namazı hangi vakitte kılınır?

    Maruf TOPRAK/SİİRT

    Güneşin doğuşundan takriben 45-50 dakika geçmesinden zeval vaktine kadar olan süreye kuşluk vakti ve bu süre içinde kılınan nafile namaza da kuşluk (duha) namazı denir.


    Nihat HATİPOĞLU
     
  2. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Kuran-ı Kerim'de konuşulan kadınlar (1)

    KURAN-I Kerim birçok kadından bahsetmiştir. Bunların büyük çoğunluğu müspet (pozitif) örnekler olmakla beraber bazen de negatif örnekler ayetler arasında yer alır.

    Mekke'de örselenmiş, Medine'de ise henüz kimliğini bulamamış kadına Kuran-ı Kerim bir elbise biçmek ister. Bunu yaparken de zaman zaman diğer milletlerdeki kadınlardan bahseder. Bazen açıkça, bazen de işaret ederek onları tartışma zeminine çeker. Müslüman kadına bazı ipuçları verir.

    Dünyaya erkek gözüyle bakan ve bu kazanımını paylaşmak istemeyen erkeğe, Kuran-ı Kerim yeni ortağın adını koyar ve konumunu belirler. Bu ortak kadındı. Ve kadının bu yeni konumunu iman eden erkek kabullenmek zorundaydı. Kuran'ın en büyük özelliği, emredici olmaktan çok, düşündürücü olmasıdır. Kabulleri zamana yaymasıdır. Sayfaları arasında pratik hayatta uygulanabilirliği olan emirleri ve yasakları barındırıyor olmasıdır.

    * * *

    Kuran kadınla ilgili öncelikle sınırları çizer. Nitekim, "Erkek olsun, kadın olsun her kim Allah'ın varlığına ve birliğine inanmış olarak iyi işler yaparsa, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar" (En-Nisa, 124) diyen ayet; kadın için cennetin erkeğin rızasından değil Allah'ın rızasından geçtiğini formüle ediyordu. Kadın da, erkek de Allah'ı razı edecek. Allah razı olacak. Zaten o razı olunca kul da káinatta razı olur.

    Kuran-ı Kerim'de kadın ile erkek bir "çift" olarak beraber anılır. Kuran'ın sembolize ettiği kadınlar da bu çiftin eşit ortakları olarak takdim edilmiştir. Bazen uyumlu çiftler, bazen de aykırı çiftler örnekleşir. Bu uyumlu ve aykırı çiftlere örnekler verelim:

    1- Hz. Adem ile Hz. Havva: Hz. Havva'nın adı Kuran-ı Kerim'de "Adem'in eşi" olarak geçer. Burada isimden çok konum ön plandadır. Zira bir peygamberin eşi, onunla yakın statüyü paylaşır, saygınlık açısından. Onun için Kuran eş der. Birçok ayette beraberce anılırlar (Bakara 35-38; A'raf 19,26-27; Taha 117,121). Şeytan tarafından ayakları kaydırılan, sonra günahlarından tövbe eden ve insanlığa sağlam bir gelecek hazırlayan bir çiftin en güzel örneğidirler Hz. Adem ile Hz. Havva.

    2- Hz. Nuh'un hanımı: Kuran-ı Kerim iki peygamberin, Hz. Nuh ve Hz. Lut'un inkárcı iki eşle imtihan edildiğini söyler: "Allah inkár edenlere Nuh'un karısı ile Lut'un karısını örnek verdi. Bu ikisi kullarımızdan iki salih kişinin nikáhları altında iken onlara hainlik ettiler." (Et-Tahrim, 10)

    Burada inanan erkeğin, kendisi gibi yaşamayan bir eşle yaşamı örneklenir. Bu iki kadın, kocalarının düşmanlarına yardımcı oluyorlardı. İhanetleri buydu. Çünkü hiçbir peygamberin eşi zina ile ihanet etmemiştir (İbn Kesir, Tefsir, C3, Say 55). Ama buna rağmen peygamberler, eşlerine tolerans göstermişlerdir. Sonuna kadar onlara dini tebliğ etmişlerdir. Burada kadın negatif unsura örnektir.

    3- Hz. Lut'un hanımı: Hz. Lut'un kavmi eşcinsellik denilen kötü alışkanlığın pençesindeydi. Hz. Lut'un eşi, kavminden yana tavır koydu (Hud, 81; Hicr, 55). Hz. Lut'un (AS) kavmi, karısıyla beraber sabahleyin helak oluncaya kadar bu peygamber, eşine sabretti. Bu iki peygamber de hanımlarına ahirette yardım edemeyeceklerdir. Bu örnekte peygamberlerin ahiretteki yetkileri sınırlandırılmıştır.

    4- Hz. Yusuf ve Hz. Züleyha: Hz. Yusuf ile Züleyha sonradan eş olan ama öncesinde zor olaylar yaşayan iki şahsiyettir. İlginç örnektir. Nefsine mağlup olmayan bir peygamber ile nefsine gem vuramayan "seçkin bir kadın"ın örneğidir bu olay. Züleyha kovalayan, Hz. Yusuf ise kaçınan taraftır. Hayattaki örneklerden biridir aslında. Her gün nefisle iman kavgasında bu taraflar yok mu? Bazen kaçan erkek, bazen de kaçan kadın olur. Hata yapmaktan, günaha girmekten kaçar. Aslında nefsine direnmeli kişi. Ayağı kaydıktan sonra bütün bir ömür tövbeye yönelir ama bazen tövbenin de hazzını alamaz. (Yusuf, 24-42).

    Ama Züleyha'nın sonraki hali, ayetlerde anlatılan kadar, dikkat çekicidir. Denilir ki Hz. Züleyha iman ettikten sonra Hz. Yusuf'a olan beşeri aşkını Rabb'ine yöneltir. Bir gün Hz. Yusuf eşine, eski günlerdeki tutkusunu hatırlatınca Züleyha şöyle cevap verir: "Ama ben o gün Rabb'imi tanımıyordum!" Olgunlaşan muhteşem bir ruh haline örnektir Züleyha. Kemal-olgunluk derecesine tırmanan ve etkisini bütün bir ülke üzerinde konuşturan kadına örnektir Züleyha.

    5- Hz. Süleyman ve Belkıs: Belkıs, Yemen'deki bir hükümdar. Güçlü ve otoriter. Kuran Hz. Süleyman'ın Belkıs'la olayını (Neml, 23-44) uzunca anlatır. Sonunda Belkıs bütün güç, kudret ve bugün bile konuşulacak teknolojisiyle Allah'a teslim olur. Sadece o değil, kavmini de imana yöneltir. İman eden güçlü ve başı dik kadın örneğidir Belkıs. O, Hz. Süleyman'a değil, Rabb'ini teslim olur, Hz. Süleyman'la beraber.

    6- Firavun'un karısı Hz. Asiye: Hz. Lut'un olayının tam zıddıdır. Burada kişilikler yer değiştirir. Firavun insanlık tarihindeki şirk, zulüm ve isyanın en öndeki sembolüdür. Hz. Asiye ise bu adama direnen imanlı bir kadına örnektir. Aslında Hz. Musa'yı çocukken Firavun'un sarayında bakıma aldıran da Hz. Asiye'dir (Kasas, 9). Hz. Asiye, Firavun'a direnir. Firavun bu asil kadın karşısında bütün güç ve saltanatına rağmen aciz kalır. Taberi'ye göre Firavun, Hz. Asiye'yi kazıklara bağlar ve güneşin altında işkenceye uğratır. Yüce Allah, Hz. Asiye'ye cennetteki evini gösterir (Tahrim 11). Son nefesini verirken cennetteki evine bakan Hz. Asiye gülümser, Firavun etrafındakilere acziyet içinde bakınır ve ancak şöyle diyebilir yutkunarak: "İşte bakın deliriverdi. İşkence edilen hiç gülümser mi?" Firavun dünyasından bakıyordu, Hz. Asiye ise cennetteki makamından.

    (Konumuza devam edeceğiz.)

    Not: "Dosta Doğru" programımız, perşembe akşamı saat 24.00 civarında Star TV'de devam ediyor.

    SORALIM ÖĞRENELİM

    Namazdan sonraki duaları káğıttan okuyabilir miyim? Namazda da aynı şeyi yapabilir miyim?

    Ayşe TUTAR/AMASYA

    Namazdan sonra okuyacağınız ayet, dua ve zikirleri káğıda bakarak okuyabilirsiniz. Ancak namaz içinde okuduğunuz sure ve duaları ezberden okumak gerekmektedir. Bunun için bilmediklerinizi káğıttan okuma yerine bildiklerinizi ezberden okumanız uygun olur. Fatiha'yı da bilmiyorsanız öğreninceye kadar bakıp okuyabilirsiniz.

    Hangi vakitlerde kaza ve nafile namaz kılınmaz?

    Leyla SALAM/İSTANBUL

    Sabah namazının vakti girdikten sonra güneş doğana kadar sabah namazının sünnetinin dışında nafile namaz kılmak hoş karşılanmamıştır. Bu vakti Allah'ı zikir ve Kuran'la geçirelim. Ayrıca şu üç vaktin dışında her zaman kaza namazı kılabilir:

    a) Güneşin doğmaya başlamasından itibaren yaklaşık 45 dakika geçinceye kadar olan zaman içinde.

    b) Öğle vakti girmesine yaklaşık 10 dakika kaldığından itibaren öğle vakti girinceye kadar olan süre içinde.

    c) Güneşin batmasına 45 dakika kalmasından itibaren akşam namazı vakti girinceye kadar olan zaman içinde kaza namazı kılınmaz.
     

Sayfayı Paylaş