1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kur'an-ı Kerim'i Okumanın Ahirette Kazandırdıkları

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve yaren* tarafından 26 Haziran 2011 başlatılmıştır.

  1. yaren*
    Neşeli

    yaren* Herşey olması gerektiği gibi ;) Özel üye

    Katılım:
    24 Haziran 2011
    Mesajlar:
    8.204
    Beğenileri:
    108
    Ödül Puanları:
    4.480
    Yer:
    Kimseye ihtiyacım yok ben kendime bile fazlayım...
    Banka:
    416 ÇTL
    Kur'an-ı Kerim'i Okumanın Ahirette Kazandırdıkları
    Kıyâmette Nûr - En Hayırlı Kişi - Kur'ân-ı Kerim Okuyan Kişinin Kazançı - Ahirette Kur an Okuyanın Kazançları Nelerdir - Kıyâmette Şefâat





    İnsanlara göre üstünlük ölçüleri farklıdır. Kimine göre zenginlik kimine göre soy-sop kimine göre ırk kimine göre makam-mevki vs.. Ancak Cenab-ı 'a (c.c.) göre hayırlı ve üstün olma Kur'ân'ı öğrenme ve öğretme meselesine bağlanmıştır. Bu önemlidir çünkü Kur'ân okunup anlaşılmadan üstün olmanın yolları bilinemez hayırlı olmaya götüren ve hayırlı olmayı engelleyen hususlar tespit edilemez. Bu meselelerin aynı zamanda başkalarına aktarılması da istenmiştir ki iyiler ve iyilikler çoğalsın kötüler ve kötülükler Kur'ân'ın altın ikliminde yok olup gitsinler. Bu hususu Hz. Peygamber (s.a.s) şu vecîz ifadeleriyle anlatmaktadır:
    "Sizin en hayırlınız Kur'ân'ı öğrenen ve öğretendir." (Buharî Fedailü'l-Kur’ân 21; Tirmizî Fedailü'l-Kur’ân 15)


    Kur'ân-ı Kerim
    "..Şunu unutmayın ki 'ın nazarında en üstün olanınız içinizden takvada ('ı sayıp haramlardan sakınmada) en ileri olanınızdır..." (Hucurât 49/13) beyanıyla katında insanların değer kazanma ölçüsünü bildirmiştir. Belirtilen bu takva sahibi olma hususu ise ancak Kur'ân'ı okuma ve anlamadan geçer. Demek ki bu okuma ve anlama işi yapıldığında takva yakalanılıyor takvayla da insan en hayırlılar kervanına katılmış oluyor.

    Kıyâmette Şefâat

    En küçük bir iyiliği dahi karşılıksız bırakmayan Cenab-ı Hakk (c.c.) insanın bu dünyada değer verip meşgul olduğu Kur'ân'ı kişinin ona sahip çıkması ve onunla samimi bir alâka kurması oranında insana şefaatçi yapar. Bununla insan belki de en muhtaç olduğu bâdirelerden kolaylıkla kurtulmuş olur. Hz. Peygamber'in bu hususla ilgili beyanları oldukça dikkat çekicidir. O (s.a.s.) şöyle buyurur:

    "Kişi kabrinden kalkınca Kur'ân o kimseyi rengi değişmiş ve zayıflamış bir halde karşılar ve: 'Beni tanıyor musun?' der. O da: 'Hayır' cevabını verir. O zaman: 'Ben senin arkadaşın olan ve seni şiddetli sıcaklarda susuz geceleri uykusuz bırakan Kur'ân'ım' der. Sonra o şahsa vakar tacı anne-babasına da iki değerli elbise giydirilir. Anne-baba bunun sebebini sorunca çocuklarının Kur'ân'la olan meşguliyeti gösterilir." (İbn Mace "Edeb" 52: Darimî Sünen 2/451) Diğer bir hadislerinde de Resûlü şöyle buyurmuşlardır:

    "Kur'ân okuyun! Zira Kur'ân kıyamet günü okuyana şefaatçi olarak gelir." (Müslim Müsafirûn 252)

    Kıyâmette Nûr

    Kur'ân'ın isimlerinden birisi de "Nûr"dur. Nurun anlamlarından biri de etrafı aydınlatan ve görmeye yardım eden ışıktır. (İbn Faris Mu'cem Mekâyis Fi'l-Luğa 368; Rağıb Müfredât 508) Kur'ân insana maddi-manevî bir ışıktır. Ona yol gösteren bir lambadır. Bu dünyada içinden çıkamayacağı konularda bir rehberdir. Nitekim

    "Ey insanlar! İşte size Rabbinizden bir delil geldi size açık bir Nûr indirdik." (Nisâ 4/174) âyeti de bunu vurgulamaktadır.

    Kur'ân'ın aydınlatması ve insana yol göstermesi sadece bu dünya ile sınırlı olmayıp âhirette de devam edecektir. Hz. Peygamber (s.a.s.) Kur'ân'ın ahirette insanlara bir Nûr olarak gelmesini şöyle ifade buyurmuştur:
    "Her kim 'ın kitabından bir âyet öğrenirse o öğrendiği kıyâmet günü kendisine bir nur olacaktır." (Darimî 2/444)

    Kur'ân'la Yükselme

    Kur'ân-ı Kerim'de Cennet'ten bahsedilirken her zaman tek bir cennetten bahsedilmez. Özellikle Cennet'in farklı derece ve mertebelerine vurgu için çoğul sıygasıyla "cennât" (cennetler) olarak ifade edilir. Yani nasıl dünyada insanlar sahip oldukları imkânlar açısından aynı seviyede değillerse ahirette de bunun benzeri olacaktır. Burada yaptıkları işler kazandıkları sevaplar ölçüsünde orada farklı bir konum farklı bir mertebe kazanmış olacaklardır. Kur'ân'a sahip çıkma onu okuma anlama ve yaşama ölçüsünde Cennet'teki makam ve dereceler de farklılaşacaktır. Resûlullah (s.a.s) Kur'ân'ın insana kazandıracağı bu yönü şöyle ifade buyurmuşlardır:

    "Kur'ân'ı okuyup ona sahip çıkan kimseye (âhirette): "Oku ve (Cennet'in derecelerine) yüksel dünyada nasıl ağır ağır okuyor idiysen öyle oku. Zira makamın okuduğun en son âyetin seviyesindedir." denir. (Ebu Davud Vitr 20; Tirmizî Sevabü'l-Kur’ân 18)

    Bitmeyen Ticaret

    Kur'ân'a sahip çıkıp onu vird haline getiren ve onunla amel eden kimseler anlatılırken onların batması tükenmesi ve iflası mümkün olmayan bir ticaret kazancına sahip oldukları ifade edilir. Tükenmeyen zengin bir ticaret nitelemesinde bulunma verenin her şeyin sahibi ve mâliki (c.c.) olmasındandır. Bu husus Kur'ân'da şöyle belirtilmektedir:

    "'ın Kitabını okuyup ona uyanlar namazı hakkıyla ifa edenler ve kendilerine nasip ettiğimiz imkânlardan gizli ve âşikâr olarak hayır yolunda harcayanlar ziyan ihtimali olmayan bir ticaret umarlar." (Fâtır 35/29)

    Zorlanana İki Sevap

    Kur'ân İlâhi bir hazinedir. O her yönüyle bir hayır deryasıdır. Şânına yaraşır bir şekilde okunduğunda meleklere denk bir makama ulaşılır. Tam manâsıyla eda edilemediği okunmasında veyahut da öğrenilmesinde zorlanıldığında ise verilen derece iki katıdır. Özellikle yeni başlayanlar veya belli bir yaştan sonra okumaya başlayıp zorlananlar için Resûlü'nün bu husustaki müjdesi şöyledir:

    "Kur'ân-ı Kerim'i maharetle okuyan bir insan Kirâmen Kâtibin melekleri seviyesinde olur. Onu o seviyede beceremeyen fakat halis bir niyet ile okumağa çalışan okurken de kem küm edip dili dolaşan ve Kur'ân'ı okumak ona zor geldiği halde okuyan insana da iki sevap vardır." (Buharî Tevnid 52; Müslim Müsafirûn 244)

    Her Harfine On Sevap

    Rahmeti sonsuz Yüce Yaratıcı (c.c.) insanlara verdiği sayısız nimetler yanında ayrıca yaptıkları iyi işlere de kat kat sevap ve mükâfat vermektedir. Kötülükler bir misliyle karşılık gördüğü halde iyiliklerin karşılığı on yüz veya daha fazla katını bulabilmektedir. Nitekim

    "Kim 'a güzel bir işle gelirse iyilik işlerse ona on misli verilir; kim de bir kötülükle gelirse sadece kötülüğüne denk bir ceza görür ve hiç kimseye haksızlık edilmez." (En'âm 6/160) âyeti bu gerçeği ifade etmektedir. Şüphesiz ki işlerin en hayırlısı ve değerlisi Cenab-ı Hakk'ın Kelâm sıfatından gelen Kur'ân-ı Kerim'in okunup anlaşılması ve yaşanmasıdır. Onun her bir cümlesi kelimesi hattâ harfi Teâla katında ayrı bir kıymeti haizdir ve karşılığı en üst seviyeden verilecektir. Bu hususu Resûlü şu açık beyanlarıyla ifade etmişlerdir:

    "Kur'ân-ı Kerim'den tek bir harf okuyana bile bir sevap vardır. Her hasene on misliyle değerlendirilir. Ben "Elif lâm Mîm" bir harf demiyorum. Aksine "Elif" bir harf "Lâm" bir harf "Mîm" de bir harftir." (Tirmizî Sevabü'l-Kur’ân 16)
     

Sayfayı Paylaş