1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kürşadlar Ölmez!

Konusu 'Ne Mutlu Türküm Diyene' forumundadır ve wien06 tarafından 30 Ağustos 2010 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    KÜRŞADLAR ÖLMEZ!

    Kırk yiğit tek yürekti, kırk can hepsi de Kür Şad!
    Kırk yiğit hepsi Kür-Şad meleklerle bakışır
    Bozkurt başlı sancağa şahikalar yakışır
    Ah yağmur, sanki tufan, sinsi karanlık gece
    Bir isyana ad oldu kırk yiğit ve kehanet
    Çözüldü tane tane sır düğümlü bilmece
    Yağmurlarla yıkandı kaderdeki ihanet
    Kırk yiğit hepsi Kür-Şad meleklerle bakışır

    Ülkemde güneş batmış bahtıma küsmüş afak
    Gökte ay parçalanmış bozkırı sarmış nifak
    Ötüken! Ah Ötüken, kutlu dilek kapısı
    Kardeş kardeşe küskün bozulmuş töre, nizam
    Yağmur humması tutmuş, kırgın yemiş yapısı
    İhtiraslar uğruna yok edilmiş intizam
    Ülkemde güneş batmış bahtıma küskün afak

    Ruhu karanlık düşman dirliğime hor bakar
    Bozmak için düzeni, törelerimi yıkar
    Kara Kağan gafletten, uyanmayı bilmez mi?
    Bunlanmış bakışları, hala yaban sözünde
    Irkıma kabus olan kahpeliği silmez mi?
    Esaret buldu işte İ-Çing Katun dizinde
    Ruhu karanlık düşman dirliğime hor bakar.

    Şu Göktürk illerine reva değil gördüğüm
    Kürşad’ların ruhuyla çözülecek kördüğüm
    Siyangfu sokakları kırk yiğide dar gelir
    İstiklal ateşiyle siliniyor bu zillet
    Çinliye esir olmak hür ırkıma ar gelir
    Bin üç yüz sene sonra diriliyor bu millet
    Şu Göktürk illerine reva değil gördüğüm

    Artık Tanrı dağları küs bakmasın yurduma
    Baykuşlar dokunmasın, el girmesin orduma
    Bozkırdan kalksın duman ufka gerilsin ölüm
    Yorganın olsun gökler sarsın seni bu ateş
    İhtilaller utansın boynunu büksün zulüm
    Ay gibi bölünmesin yeniden doğsun güneş
    Artık Tanrı dağları küs bakmasın yurduma

    Dar gelsin dünya âlem Türk’e kefen biçene
    Aslını inkâr edip Türklüğünden geçene
    İbret olsun tarihe Kürşad ve kanlı düğün
    Mazinin derinliği kırk yiğide şan olsun
    Uçmağa vardığında, çehresi gülsün göğün
    Yaktığınız meşale tarihe nişan olsun
    Dar gelsin dünya alem Türk’e kefen biçene

    Lakin bu düğün için yıldırımlar çakmalı
    Kırk bir ülkü çığlığı bu ateşi yakmalı
    Çünkü Kağan’ın kalbi yorulmuş tasa ile
    İflah etmez bu illet, teninden çeker canı
    Pusatlar şakımalı en kutlu yasa ile
    Yükselmeli Gök bayrak, süslemeli cihanı
    Lakin bu düğün için yıldırımlar çakmalı

    Ant verilir o yüzden “Gök girsin, kızıl çıksın”!
    Bu kapkara kaderi en kutlu birlik yıksın
    Ak başlı kartal gibi, süzülerek geceye
    Kana boyansın beden açsın kızıl laleler
    Atinin güneşini ısmarlayıp yüceye
    Bozkıra beste yapsın çağlayan şelaleler
    Ant verilir o yüzden “Gök girsin, kızıl çıksın”!

    Ruhu özgür olana engel olur mu çokluk
    Ölüm-dirim cenginde denktir varlıkla-yokluk
    Ah o derin karanlık, rüzgâr yolumu keser
    Gece pusuya yatmış isyanlarda kâinat
    Kargışlar eder gibi sanki bahtıma eser
    Ve meşale yakılır bütün bunlara inat
    Ruhu özgür olana engel olur mu çokluk

    Ölümsüzlük şan olur, Türk’ün namlı bahtına
    Geri dönmek yazılmaz, kırk yiğidin ahtına
    Yaş yürür Gök-Börü’nün kuruyan gözlerine
    Bir savaşlık ışıkla geceyi gündüz eder
    Kırk yiğit kenetlenip Kür-Şad’ın sözlerine
    Büyük bahtiyarlıkla gayyaları düz eder
    Ölümsüzlük şan olur, Türk’ün şanlı bahtına

    Lavlaşıp süzülürler yıldırım çakar gibi
    Kararlıdır gözleri son defa bakar gibi
    Gürlüyorken o buyruk bir veda gibi gökten
    Şimşekler suskun kalır öfke çakar esaret
    Anlarlar ki bu düğün bir hediyedir haktan
    Kırk yiğidi bin yapar yürekteki cesaret
    Lavlaşıp süzülürler yıldırım çakar gibi

    Mavi gök parçalanır, akarlar bir sel olup
    Ötüken’e uçarlar kanatlı bir yel olup
    Ölüm kızı uzanır ilk önce Turumtay ‘a
    Sunar tatlı şerbeti, içerler kana kana
    Aşkı alnından öper Yamtar ile İl Kaya
    Sungur, Gümüş ve Yumru dehşet saçar cihana
    Mavi gök parçalanır, akarlar bir sel olup

    Ey ölüm sinsi ölüm korkulur mu hiç senden
    Son hain düşmedikçe can sıyrılır mı tenden
    Vey ırmağı dile gelse anlatsa o mahşeri
    Köprüler yıkılınca ölüm dansını yazan
    Anlatsa destanlaşan on üç kahraman eri
    İşte Gümüş, Böğü Alp, Tunga ve Kara Ozan
    Ey ölüm sinsi ölüm korkulur mu hiç senden?

    Zaman kalbine yazdı kırk yiğit ve Kür Şad’ı
    Sonsuza anıt yaptı kırk bir kahraman adı
    Bozkurt soyu sönmesin, tuğlar düşmesin diye
    Hepsi bir yürek oldu korkuyu bilmediler
    Acun sonsuz yaşasın budun kurtulsun diye
    Ölüm sağrağı içip yine yenilmediler
    Zaman sonsuza yazdı kırk yiğit ve Kür-Şad’ı

    Kırk yiğit tek yürekti, kırk can hepsi de Kür Şad!

    NİYAZİ YILDIRIM GENÇOSMANOĞLU
     
  2. melegimmm

    melegimmm Uzman

    Katılım:
    8 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    1.112
    Beğenileri:
    6
    Ödül Puanları:
    1.130
    Banka:
    50 ÇTL
    Ölüm sağrağı içip yine yenilmediler
    Zaman sonsuza yazdı kırk yiğit ve Kür-Şad’ı.......
     

Sayfayı Paylaş