1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kürt Açılımında Son Nokta

Konusu 'Sadece Magazin Haberleri' forumundadır ve Mavi Gül tarafından 31 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

  1. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Atalay, Kürt açılımındaki son durumu açıklıyor

    İçişleri Bakanı Beşir Atalay, “Kürt Açılım” sürecine ilişkin bugüne kadar yapılan çalışmalar hakkında Bakanlık konferans salonunda basın toplantısı düzenliyor.


    İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Kürt açılımıyla ilgili bugüne kadar STK’lar, MHP ve CHP dışındaki siyasi partiler, sendikalar ve şehit aileleriyle bir araya geldi. Kürt sorununa ilişkin yayımlanan raporlar incelendi, kurumların Kürt açılımına bakış açısı ele alındı. İçişleri Bakanı Beşir Atalay süreçle ilgili kısa ve orta vadede nasıl bir yol izleneceğini açıklıyor…

    İşte Atalay'ın açıklamasından satırbaşları:

    Dün Şemdinli civarında yine 4 şehidimiz var. Bugün onların uğurlanması ve defin işlemleri yapılacak, üzüntümüzü ifade ediyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine milletimize başsağlığı diliyorum. İnşallah yürüttüğümüz çalışmalarımız başarıyla sonuçlanırda bu olayları bu acı haberleri yaşamayız diyorum.

    Bildiğiniz gibi yaklaşık 1 ay önce sizinle bir araya gelmiştik. Onda daha çok demokratik açılım süreciyle ilgili bazı konuları anlatmıştık. Bugünde geldiğimiz nokta hakkında sizleri ve vatandaşları bilgilendirmek istiyorum.

    Her kesimin katkısının önemli olduğunu, bunun için de elimizden geleni yapacağımızı ifade etmiştim. 1 aylık süreçte bu çerçevede çok önemli kapsamlı çalışmalar yaptık. Toplumumuzun pek çok farklı kesimlerini dinledik bir araya getirdik. Meseleye uzun süredir kafa yoran uzmanlar yazarlar bilim adamları pek çok kişiyle görüştük.

    5 PARTİ, 22 STK İLE GÖRÜŞTÜM

    Ayrıca 5 siyasi partimizin görüşlerini aldım. 22 STK’yla özel toplantılar yaptım. 11 meslek örgütü, TOBB, TÜSİAD, Memur-Sen gibi meslek örgütleriyle görüştüm. Şehit ailelerini temsil eden 24 dernek ve şehit aileleriyle görüştüm.



    Görüşlerine güvendiğimiz kişilerle görüştük. Bugüne kadar görüşmediğimiz bazı STK’larımız var. Hepsini yetiştiremedik. Ama bu son günlerde daha çok bireysel görüşmeler yaptım. Sayın Hasan Celal Güzel, Yılmaz Öztuna gibi bu konularda önemli değerlendirmeleri olan, bu ve benzeri epey kişiyle görüşmeler yaptım.



    Pek çok husus gündeme getirilmiş ve dikkate sunulmuştur. Farklı kesimlerin önerilerini kaygılarını dinleme imkanımız oldu. Genellikle ilk başta maksadımızı hedefimizi bir anlamda hassasiyetlerimiz ifade ettikten sonra, daha çok muhataplarımızı dinledik. Çözüm konusunda ittifak edilenlerin çokluğu, ortak akıl olduğunu gösterir.



    ORTAK AKIL ARAYIŞI

    Bizim çalışmamız bir ortak akıl arayışıydı. Bu konuda gerçekten hedefe ulaştık. Öne çıkan hususlar.



    Yaptığımız bütün görüşmelerden sorunun çözülmesi gerektiğini düşünüyor. Herkes terörün bitmesini istiyor. Demokratik standartların yükselmesini istiyor. Bu sorunun ortadan kaldırılması için, tüm devlet kurumlarının, siyasi partilerinin elini taşın altına koymasını bekliyor.



    Benim için gerçekten toplumumuzun duyarlılığını, kaygı sahibi oluşunu, insanımızın sorun paylaşma özelliğini bir defa daha keşfettim.



    Bir önemli kuruluşumuzun temsilcisi “1aydır hasta yatıyordum. Bu konu için kalktım, geldim” dedi.

    Bir diğer önemli kuruluşumuzun temsilcisi, biliyorum hastanede aramıştım. Bütün arkadaşlarını tatilden de çağırmış. Yarım saat bu konuyla ilgili çok ciddi değerlendirmeler yaptı. O haliyle çok iyi bir değerlendirme yapmış..

    STK’larımızın, meslek kuruluşlarımızın hepsi bana bir dosya verdi.

    TOBB konuya çok duyarlı davrandılar. Daha önceki çalışmalarına ek olarak, şu anda tabandan başlayarak, odalarıyla bölge toplantıları yapıyorlar ve onların sonucunda bize değerlendirmeyi getirecekler.



    'DEVLET İLK DEFA BİZİ DİNLİYOR'

    Bir özel toplantım vardı. 21 STK’yı birlikte çağırmıştık. Bir cumartesi günüydü ve çok farklı kuruluşlar vardı. Ne kadar güzel bir atmosferi orada yaşadığımı ifade etmek istiyorum.

    O toplantıda bir sivil toplum örgütü temsilcisi “Devlet ilk defa bizim görüş ve önerilerimizi dinliyor ve dikkate alıyor” bu sözü kullandılar ve bunun tekrar eden oldu. Bunların yanında vatandaşlarımızın görüşlerini belirlemek amacıyla, kamuoyu araştırması yaptırıyoruz. Bir kaç tane çok ciddi bölgesel bazda, siyasi parti tabanları bazında, değerlendirmeler yapan araştırmalar yaptırdık. Bu çalışmalarda, veri olarak bunları kullanıyoruz.



    Sürecin bilimsel boyutunda çok duruyoruz. Bilim adamları arasında bu konu üzerinde çalışanlar var. YÖK ile görüşmelerimiz var.

    Böylesine geniş bir çalışma ve mutabakat çözüme ilişkin umutlarımızı çok artırdı. Yani STK’lar, sendikalar, meslek kuruluşları, odalar meğer bu konularda ne kadar çok çalışma yapmışlar yıllar içinde. Bu yeni bir konu değil, bizim toplumumuz bunu yaşıyor 25-30 yıldır.



    AÇILIMIN ARKASINDA YABANCI EL ARAMAYIN

    Her açılımın arsında yabancı bir el aramaktan vazgeçelim. Türkiye’nin gücünün farkında olalım. Bu meseleyi biz çözeceğiz.



    Yürüttüğümüz çalışmaları bir yabancı kuruluşa dayandırıyorlar. Bu iddia en hafif tabirle siyasi kompleksin bir tezahürüdür. Böyle bir iddiada bulunmak Türkiye’ye haksızlıktır. Bu kendi insanımıza güvenmemektir.

    Bakın bilen insanlar uluslararası alanda, bu kuruluşların ne kadar çok konuda raporlar yazabileceğini bilirler. Türkiye’de düşünce kuruluşlarımız var. Onların elinde ciltler var. Bunların bir kısmı yayımlandı da. Niye bunlardan söz etmiyoruz.

    Kaçıncı sınıf bir düşünce kuruluşu Türkiye hakkında yazdı diye kendimizi küçümseyerek değerlendirmeler yapıyoruz.



    Bizim bunları düşünecek devlet adamımız olamaz, bizim bu konulara kafa yoracak terör uzmanlarımız yetişmemiştir. Biz 25-30 yıldır terörle yaşıyoruz. Bizim bunları analiz edecek komutanlarımız, emniyetçilerimiz yoktur. Bunu mu demek istiyoruz?

    Niye kendimize haksızlık yapıyoruz. Yeter ki biz arayalım. Bu konularda büyük bir zenginlik var.



    Açılım süreciyle çok değerli analizler yayımlandı. Şu bir aya baktığımızda, ne kadar sağlıklı bir müzakere değerlendirme ve kendi sorunumuzu tartışma paylaşma ortamı oluştu. Bu inanın ben çok keyif aldım ve bununla övünmeliyiz.

    Bunda basın içinde yazarlarımızın düşünürlerimizin çok büyük katkıları var. Milletimiz çok değişik platformlarda korkmadan çekinmeden, kendi sorunlarını açıkça tartışmaktadır. Bu mutluluk verici bir gelişmedir.



    Demokratik standartların yükseltilmesi ve terörün bitirilmesi konusunda hem fikiriz. Bunların arasında yanlış bulduğumuz düşünceler olmuştur, olacaktır da.

    Herkesin en aykırı bir düşünceyi bile dile getirilmesi gerekir.

    Hakarete başvurmadan, birbirimizi kırmadan, medeni vatandaşlar olarak tartışabilmeliyiz. Demokratik açılım dediğimiz süreç, bu ilk aşamasında çok başarılıdır.

    Bu tartışma ortamı, samimiyet, şefkat ve merhamet duygularının sütunlara yansıması, insanları birbiri için kaygı etmesi, toplumumuzda asırlardır olan bu duyguları ortaya çıkardı. Bu müthiş bir zenginlik.



    AÇILIMIN HEDEFLERİ AÇIK VE NET

    Demokratik açılım dediğimiz büyük politikalar değil işte. Bütün bunlar büyük gelişmelerdir. Açılımın hedefleri açık ve net olduğu halde, geçtiğimiz ay içinde kafaların karıştırılma çalışması da oldu.

    Doğrusu bu durum bizi biraz üzdü. İçinde bulunduğumuz süreç herkesin daha huzurlu olmasını sağlayacaktır.



    Sayın Başbakanımızın ulusa sesleniş konuşmasında ifade ettiği gibi, “Bizim bu açılımdan muradımız bu ülkede yaşayan herkesin özgürce ifade edebileceği demokratik ortamı inşa etmektir”

    Ekmeğe uzanması gereken eller silaha uzanmıştır, refaha doğru atılması gereken adımlar işsizliğe çaresizliğe doğru atılmıştır.



    KAPILARINI ÇALDIK, BİZİ REDDETTİLER

    Sürece karşı çıkanların, bir takım yanlış verilerle yanlış sonuçlara ulaştıklarını söylüyorum. Bu kişiler hayali projeler üreterek sürece karşı çıkmaya çalıştılar. Dahası kendilerinin kapısını çaldığımızda da bizi reddettiler. Dolayısıyla bilgi sahibi olmadan üretilen siyasi polemiklerin ülkemize hiçbir faydası yoktur. Biz görüştüğümüz kesimlerle Türkiye’nin nerdeyse çok büyük kesimini temsil eden odalarla, kuruluşlarla, STK’larla görüştük. Hiçbirisinin bu konularda niyetle hedefle, varılmak istenen yerle ilgili bir sorunları yok. Çünkü bilgi sunduk, konuştuk.



    Diğer siyasi partilerimizle de birbirimizi anlasak eminim bunlar olmayacaktı.



    Muhalefet ve bazı kesimler, bir tarafta bizi içeriye açıklamamakla suçladılar. Diğer yandan demokratik açılım sürecinin ülkeyi böleceğini, yeni azınlıklar yaratacağını v.s ifade ettiler.

    Bilinmiyor ne yapılacağını anlatamadık ama bunlar da suçlama olarak yöneltiyorlar.



    BÖLÜNME SENDROMUNDAN KURTULALIM

    Bölünme sendromunda artık kurtulmamız gerekiyor. İç içe geçmiş milletimizi bölmeye kimsenin gücü yetmez.

    Milletimizin hamuru kardeşlik hamuruyla yoğrulmuştur. Siyaset yapma sorumluluğunu taşıyanlarında, çatışma lobisinin değirmenine su taşımaktan vazgeçmesi gerekiyor.



    Üniter devlet yapısının sürekli gündeme getirilmesi, özgüven eksikliğinin sonucudur.

    Hiç kimse resmi dilin Türkçe olduğunu, bayrağımızın ay yıldızlı bayrak olduğunu, milli marşımızın İstiklal Marşı olduğunu tartışmıyor. Bunlar çok söylendi partimiz kurulalı beri Başbakanımızın önemli ifadeleri vardır.



    BU BİR KARDEŞLİK PROJESİ

    Bu bir kardeşlik ve huzur projesidir. Tek bir muhatabımız vardır, o da milletimizdir. Bu yalın bir ifade değil.



    Ben bir toplum analizcisiyim ve çok toplum araştırması yaptım. Her araştırma sonucunda benim Türk toplumuna hayranlığım artmıştır.



    Dün araştırmacı bir yazarla konuyu değerlendirdik. O da ifade etti. Ben dedi bir araştırmacı olarak bu kadar yılın, her seçim sonrası bizim toplumumuzun basiretini sezgisini olgunluğunu bir defa takdir etmişimdir hayran olmuşumdur dedi.



    Bende aynı şeyi söylerim. İnsanlar konuşur anlatır, ama onun ön sezisi, algılamaları o ortak aklı oluşturur, getirir damgasını vurur. Ben toplumumuza güveniyorum.

    Bu sürecin sonunda bizim hedefimiz veya hedeflerimiz açık ve nettir.



    AKAN KAN VE GÖZYAŞI DURACAK

    Demokratik açılım sürecinin sonunda terör sona erecektir. Akan kan ve gözyaşı duracak. Tarih boyunca geliştirdiğimiz birlik ve kardeşlik duygularımız daha da gelişecektir. Ülkemizin kalkınması için daha fazla kaynak ayrılacak. GAP, DAP, KOP gibi ülkemiz açısından hayati derecede önemli olan projelerimizin tamamlanması sağlanacaktır. Herkes daha güçlü bir Türkiye’de yaşayacaktır. Herkes kendini bu devletin özgür vatandaşı olarak hissedecektir. Farklılıklar zenginliklerin kaynağı olacaktır. Demokrasimizin standartları yükselecektir.



    Demokratikleşerek ve özgürlük alanını geliştirerek terör sorununu çözen bir Türkiye dünyaya örnek olacaktır. Terör prangasından kurtulan Türkiye bölgesinde ve dünyada daha önemli bir aktör olacaktır.





    GİZLİ GÜNDEMİMİZ YOK

    Kısacası çözüm sürecinin sonunda, herkes ama herkes bugünkünden daha iyi olacaktır. Bunun dışında gizli bir gündemimiz, siyasi hesabımız yoktur.



    Komplo teorileriyle v.s bu sürece yaklaşmayı doğrusu yadırgıyoruz. Siyaset sorundan beslenme yolu değildir. sorunlara çözüm bulma sanatıdır. Türkiye’nin her köşesinden desteğe sahip olan Ak Parti hükümeti milletimizin sigortasıdır. Ak Parti’ye bölme gibi suçlamalar yapılıyor.

    Biz Türkiye’de belirli bölgelerin partisi değiliz ve Türkiye’de birliğin bütünlüğün çimentosuyuz. Adeta garantisiyiz biz.

    Bu çalışmaları ancak Ak Parti hükümeti yapabilir, buna inanın. Bu çalışma eğer sorunlar büyüdüyse, bölünme gibi laflar ediliyorsa, zamanında bu tür çalışmalar yapılmadığı içindir. Bu bir cesaret işidir, sorumluluk işidir. Biz hükümetin tabiî ki bu işin inisiyatifini biz yürüteceğiz. Bu süreçte yıkıcı değil yapıcı olmak gerekiyor. İktidar sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Kimseye kapıyı kapatmıyoruz.



    SÜRECİ TIKAMAYIN

    Sorunun değil çözümün parçası olun, bu çözüm sürecine sizde katkıda bulunun, bunu tıkamayın.



    Konunun ne kadar nazik ve hassas olduğunun farkındayız. Milletimizin hassasiyetlerini biliyor ve savunuyoruz. Vatandaşlarımızın gönülleri rahat olsun. Biz ne yaptığımızı biliyoruz.

    Özellikle biz bu süreci bir bütünleşme olarak gündeme getirdik. Bu yüzden milli birlik ve bütünlük projesi olarak tanımladık.

    Toplumumuzun herhangi bir kesimindeki endişeyi değerlendirme almak, partilerimizin farklı düşüncelerini değerlendirmek, sürecin başarıya ulaşması için şarttır.

    Kimsenin şüphesi olmasın, kaygıya kapılmasın. Her şey en iyi şekilde dikkatle değerlendirme alınmaktadır.



    Afaki öneriler, gerçekçi olmayan beklentiler, sürece karşı çıkmak, çözümü istememekle eş anlamlıdır. Sürece karşı çıkmak nasıl doğru değilse, toplumsal kabule mazhar olmayacak önerileri dile getirmek de o derece doğru değildir.

    Süreç politik kaygılarla, politik hesaplarla, günlük politikanın üslubuyla ele alınmayacak kadar önemlidir. Siyasetçilerin daha sorumlu davranması gerekir.

    Bir kısım konuları konuşamaz tabu haline getirmek, kendimize güvenmiyoruz demektir.

    Konuyu kısa vadeli bir bakışla değerlendirmiyor, köklü çözümler alıyoruz.



    SORUMLULUKTAN KAÇANLARI MİLLETE HAVALE EDİYORUM

    Son 10 yılda insan hakları konusunda çok ileri gidildi. 7 yıl demiyorum 10 yıl diyorum bunu bütünlemek lazım. Hükümetimiz döneminde çok isabetli yol alınmıştır. Bu bir süreçtir.

    TRT-6 örneğinde olduğu gibi ne kadar önemli adımlar atıldı. Hep söyledik söylemeye de devam ediyoruz. Bu meseleye iktidarıyla, muhalefetiyle devletin tüm kurumlarıyla çözülecektir.

    Bu sorumluluktan kaçanları milletimize havale ediyorum.

     

Sayfayı Paylaş