1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

"Kürt Sorunu" nedir?

Konusu 'Serbest Kürsü' forumundadır ve wien06 tarafından 23 Haziran 2010 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Kürt sorunu; Türkiye’nin bölünmesi sorunudur. Daha doğrusu “Kürt Sorunu” Türkiye’nin parçalanmasını esas alan bir zamanların “Şark Sorunu” nun yeni bir versiyonudur. Türkiye’nin bölünerek toprakları üzerinden bir “Kuzey Kürdistan” çıkarmayı esas alır. Tabii bir de “Ermeni Soykırım” sorunu vardır. Onun amacı da benzerdir.

    “Kürt Sorunu” nu Cumhuriyet rejim ve uygulamalarıyla ilişkilendirmek yanlıştır. Bu, kökleri 18. yüzyıla kadar giden bir olgudur. Yakın tarihimizdeki, “Kürdistan Teali”, “Kürdistan İstiklal” gibi cemiyetlerin amaç bakımından PKK’dan bir farkı yoktur. Şeyh Sait ile de PKK arasında fazla bir fark yoktur. Birisi Türkiye’yi bölmek için dini, diğeri de ideolojiyi kullanmıştır. Fark bu kadardır. Birisi bölücülüğünün bedelini canıyla, diğeri de özgürlüğünü ömür boyu kaybederek ödemiştir.

    Türkiye’yi parçalayarak bir kısım toprakları üzerinden bir Kürt devleti çıkararak “Kürt sorununu” çözmeye çalışan PKK adlı terör örgütü, bunu beş aşamada gerçekleştirmenin hesabını yapmaktadır. Bunları aşağıdaki biçimde sıralamak mümkündür:

    -Kürtçe Yayın ve Eğitim

    -Kürt Kimliğinin İnşa Edilmesi

    -Yerinden Yönetim (Enerji ve Suyun Kontrolü)

    -Özerk Yönetim

    -Bağımsız Devlet

    PKK’nın 31.10.1990 tarihli sözüm ona 4. Kongresinde, İmralı’daki başının ağzından sunulan “Politik Rapor” daki şu cümleler dikkat çekicidir:

    “Bağımsız bir kimlik kazanılmamış ki, o kimliğe dayalı politikalar; dolayısıyla, kaderini tayin hakkı, insan hakları, kültürel haklar, siyasi haklar söz konusu edilsin... Öncelikle halledilmesi gereken kimlik sorunudur; kimlik savaşının kazanılmasın gereği birincil derecede önem kazanmaktadır. Bugün de savaşın bir boyutu ” kimlik savaşı “olmaktadır. Bireysel düzeyden tutalım, ulusal düzeye kadar, geliştirmeye çalıştığımız, biraz da kazanmaya çalıştığımız ulusal kimlik ve onun üzerinde gelişecek toplumsal özgürlük iradesidir”. İmralı’daki elebaşının mümkün olan her yolu deneyerek bölücülük yapılması ve bunun aşamalı bir biçimde gerçekleştirilmesi talimatına, PKK’nın siyasi ve silahlı uzantıları harfiyen uymaktadır. PKK örgütü ve yandaşları “milli kimlik”, “siyasallaşma”, “özerklik” ve “bağımsız devlet” savaşıyla aşama aşama hedeflerine gitmek istemektedir. “Kültürel Haklar”, “su ve enerji kaynaklarının” denetiminin yerel yönetimlere bırakılması vs.. İmralı stratejisinin ürünüdür.

    “Kürt Sorunu”nu yıllar önce Atatürk’e Ahmet Emin Yalman da sormuştur. Ahmet Emin Yalman, Atatürk’e “Kürt sorununa değinmiştiniz” diye söze başlar ve şu soruyu sorar: “Kürtlük sorunu nedir? Bir iç sorun olarak değinseniz iyi olur”. Atatürk’ün yanıtı şöyledir: “Kürt sorunu, bizim, yani Türklerin çıkarları için kesinlikle söz konusu olamaz. Çünkü bizim ulusal sınırlarımız içinde Kürt öğeleri öyle yerleşmişlerdir ki, pek sınırlı yerlerde yoğun olarak yaşarlar. Bu yoğunluklarını kaybede kaybede ve Türklerin içine gire gire öyle bir sınır oluşmuştur ki, Kürtlük adına bir sınır çizmek istesek, Türkiye’yi mahvetmek gerekir”.

    Türkiye’yi bu anlamda yıllar sonra “mahvetmek” için harekete geçmiş olanlar var. “Ayrı bayrak, ayrı meclis, dış politika ve maliye dışında hizmet alanlarıyla sınırlı ortak yönetimi öngören, ayrı hükümet” istiyor. Onlar bölücübaşının, bölücülük yaklaşımlarını şöyle değerlendiriyorlar: “Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın Kürt Sorununa demokratik çözüm yaklaşımı son derece belirleyici” dir. Malum hanımefendi ise her fırsattan istifade ederek “demokratik” taleplerini gündeme getiriyor ve iki isteğinden söz ediyor: Birinci isteğinin İmralı’yı da içeren “genel af”, ikinci isteğinin de “Kürdistan eyalet sistemi” olduğunu söylüyor. O, “Bir an önce bir genel affın çıkarılması lazım. Bu birincisi. İkincisi, çok tabu saydıkları ama Osmanlı tarihinden cumhuriyetin kuruluşuna kadar tüm resmi belgelerde geçen Kürdistan eyalet sistemini kur”.

    Bunca olana ve bitene rağmen “farklı görüş ileri sürenleri” bölücü “olarak niteliyorsunuz” diyenler, eğer idrak özürlü değillerse AB’nin ve İmralı’nın projelerinin taşeronu oldukları açıktır.


    Özcan YENİÇERİ
     
  2. kısacaben

    kısacaben Katılımcı

    Katılım:
    29 Haziran 2010
    Mesajlar:
    198
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    1 ÇTL
    Ortada olmayan bir şeyin var etme çabasından baska bir şey yok kürt sorunu siyasetin meyvesinden baska bir şey değil bu ülkede kim kürt diye ev vermedi iş vermedi yemek vermedi dısladı lazı çerkezi arabı türkü kürdü ayırım hiç bir zaman olmadı halk içinde ayırımı yapan her zaman siyaset oldu oy almak için kürde ezik muamelesi yapıp ya sen haksızlığa uğruyorsun neden Türkiye içinde ikinci bir ayrıcalığın olmasın sana bir resmi kanal açalım yoo yoo yetmez sana birde kürtçe eğitim açalımm yoo yoo yetmez senin haklarını savunduğunu iddaa edenlere kırmızı halılar bando mızıkalar çekelim yoo yoo oda yetmez imralıdaki şerefsiz için idamı kaldıralım yetmedi dimi senin için anayasanın anasını ağlatalım yoo oda yetmez taziyelerini kaçırmayalım yok yok bu da az daha açalım kürt açılımını daha çok açalım sana bir bayrak bir toprak birde dil verelim yeterki sen bana oy ver kampanyası sonucu 19 yasında fidanlarımızı şehit ediyoruz neden laz çerkez arap yada türklere değilde özellikle kürtlere ayrıcalık tanınıyor azınlık kim bu durumda bize kardeş nameleri okunup sessiz kalın çağrısı atılırken neden onlar ailenin küçük hasarı çocukları görülüp her ne yapsalar pohpohlanıyorlar...
     

Sayfayı Paylaş