1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kurumlar Vergisi Kanunu

Konusu 'Muhasebe' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 9 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    KURUMLAR VERGİSİ KANUNU

    Gelir üzerinden alınan vergilerden ikincisi kurumlar vergisidir. Kurumlar vergisi; kurumların, ortaklarından ayrı bağımsız bir kişiliğe sahip bulunmaları ve ortaklarının şahsî sorumluluklarının sınırlı bulunuşu, sermaye şirketi şeklinde örgütlenen tüzel kişilerin yasalarla tanınmış hisse senedi, tahvil ve diğer menkul kıymetler gibi sermaye piyasası enstrümanları çıkarmak suretiyle sermaye yapılarını güçlendirme açısından ayrıcalıkları bulunması, ortaklarının dışında ayrı ve geniş bir ekonomik güce sahip bulunmaları ve tüzel kişi olarak vergi ödeme potansiyellerinin bulunması nedenleriyle, ayrıca vergilendirilmeleri gerektiği düşüncesinden hareketle, özellikle Birinci Dünya Savaşından sonra Avrupa’da yaygın bir şekilde uygulama alanı bulmuş olan vergi türüdür. Kurumların ayrıca vergilendirilmesi düşüncesi, sermaye gelirlerinin emek gelirlerine göre daha ağır vergilendirilmesi gerektiği yaklaşımının da bir gerekçesi olmaktadır .
    Diğer yandan vergilemeye karşı direnç açısından olaya bakıldığında kurum kazançlarının vergilendirilmesi en az dirençle karşılaşılan alan olduğu görülmektedir. Bu nedenle de kurumların vergilendirilmesinde kurumlar vergisinin pratik vergicilik ilkelerine en uygun vergi olduğu ifade edilmektedir .
    Kurumlar Vergisinin gerçek kişiler dışında tüzel kişilerden alınıyor olması vergilendirmede esas alınan kriterlerin tespitinde objektif ölçülerin önde bulundurulmasını gerektirmektedir. Oysa Gelir Vergisinde vergilendirilen kişilerin gerçek kişi olması nedeniyle kişisel faktörler ister istemez vergilendirmede önemli rol oynamaktadır. Bu bakımdan gelir vergileri kişisel, sübjektif vergiler niteliğinde olduğu halde kurumlar vergisi nesnel, objektif vergiler kategorisinde yer almaktadır.
    Bununla birlikte Kurumlar Vergisi alınmasının gerekçeleri ne olursa olsun esas olarak aynı gelir kaynağının iki kere vergileme konusu yapılmasının çifte vergilendirme sorunu yarattığı da ifade edilmektedir. Bu sorunun çözümü ve çifte vergilendirmeyi önleme bakımından çeşitli yöntemler uygulanmakta ve esas itibariyle sabit ve düşük vergi oranı uygulanmak suretiyle çifte vergilendirmenin etkilerinin azaltılması yoluna gidilmektedir. Kâr payının dağıtılmasında vergi alacağı müessesesi getirilerek bir ölçüde gerçek kişilerin vergi yükünün azaltılması yoluna gidilmesi de çifte vergilendirmeyi önlemeye yönelik olarak vergi sistemine getirilmiş önlemler olarak görülmektedir.
    Türkiye’de 3.6.1949 tarihinde kabul edilen ve 1.1.1950 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, bugüne kadar çeşitli yasalarla değişikliğe uğramış ve bünyesinde birtakım yeni düzenlemeler yapılmış olmasına karşın ana yapısını 2006 yılına kadar korumak suretiyle uygulana gelmiş olmasına karşın, 21.06.2006 tarih ve 26205 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.01.2006 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5520 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ile tamamen kaldırılmıştır. Bununla birlikte 1.1.2006 tarihinden önceki dönemler için 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununda yer alan hükümlerin geçerli olduğunu belirtmek gerekir.
    5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununa bir bütün olarak bakıldığında, 5422 sayılı Kanunun ana yapısının muhafaza edildiği, ancak birkaç önemli değişiklik ve düzenlemeler getirilmiş olduğu görülmektedir.
    Kurumlar Vergisinde kurum kazancı, Gelir Vergisi konusuna giren gelir unsurlarından meydana gelmektedir. Gelir Vergisi Kanununda hüküm altına alınan ve vergilendirme esasları belirtilen 7 gelir unsurunun tümü, kurumlar vergisinde kurum kazancı olarak nitelenerek kurumlar vergisine tabi tutulmaktadır. Gelir Vergisinde yer alan ticari kazanç, zirai kazanç, serbest meslek kazancı, gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı ve diğer kazanç ve iratlar kurum tarafından elde edildiğinde tamamı kurum kazancı olarak tespit edilmek suretiyle vergilendirmeye konu edilmektedir.
    Diğer taraftan kurumlar vergisinde matrahın tespitinde de Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümleri uygulanır. Bu nedenle kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununda yer alan ticari kazançlarla ilgili hükümler göz önünde bulundurulmaktadır.
     

Sayfayı Paylaş