1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kuş Tüyünün Dayanılmaz Ağırlığı

Konusu 'Hayvanlar' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 23 Aralık 2011 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.092
    Beğenileri:
    4.415
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    794 ÇTL
    Bir kuş tüyünün yaratılışı, bir kuşun yaratılışı kadar olağanüstü bir hadisedir-her şeyiyle planlı, düzenli, şuurlu, hikmetli, sanatlı bir hadise. Tıpkı kuşun yaratılışında da olduğu gibi, tüyün yaratılışında da başlangıç ile son birbirinden o kadar farklıdır ki, ikisi arasında en küçük bir benzerliği dahi hayal etmeye imkan yoktur. Bir yumurta ondan çıkan kuşa ne kadar benziyorsa veya birkaç haftalık bir embriyo gelişmiş bir insana ne kadar benziyorsa, kuş tüyünün ilk yaratılış anı da tüyün kendisine o kadar benzer.
    Kuş tüyünün başlangıçtaki hali deri üzerindeki bir kabarcıktan ibarettir. Bu kabarcık büyütüldüğünde, üzerinde beyaz bir yaka şeklinde silindirimsi bir yapı görülür. İncecik bir zar içinde özenle korumaya alınmış olan bu yaka, birbirine paralel şekilde dikine sıralanmış çıkıntılardan meydana gelmiştir. Vücudun dolaşım sistemiyle irtibatlı olan kabarcık, bu çıkıntıları devamlı olarak besler. Beslenen çıkıntılar büyür, büyüdükçe yer değiştirir. Her bir çift çıkıntı, yaka üzerinde tam karşılıklı gelecek şekilde yerini alır. Sonra her ikisinin de tabanları kavuşur, kuş tüyü sapının ilk halkasını teşkil edecek şekilde bir daire çizer. Daha sonra çıkıntılar birbirinin aksi yönlerde uzar, uzar, uzar ve kendilerine hedef olarak gösterilen noktaya geldikleri anda durur. Bu arada, besinle beraber, gerekli boyalar da renk pigmentleri halinde paketlenir ve uzayan çubukların gereken hücrelerine taşınır. Kuşun üzerine çizilecek desende o tüyün o parçasına hangi renk ve hangi şekil isabet edecekse, tam o renkte, tam o tonda, tam o parlaklıkta boyalar.

    [​IMG]

    Kuş tüyünün sapı üzerindeki ilk çubukların yaratılmasından sonra, ikinci sıradaki çubuklar yerlerini alırlar. Onlar da kendileri için takdir edilen noktaya, kendileri için takdir edilen şekil, renk ve desenlerle donatılmış olarak uzadıktan sonra dururlar. Sonra sıra üçüncü çift çubuklara, sonra dördüncüye gelir. Ve tepeden aşağıya doğru kuş tüyünün çubukları apaçık bir düzen ve desen içinde yaratılırken, aynı zamanda, bu çubukları birbirine bağlayan ortadaki sap da belirmeye başlar. Canlılığını kaybettikten sonra keratin adını alan bir protein ile renk pigmentlerinden yapılan bu sap da son derece kompleks bir yapıya sahiptir; hem hafif, hem dayanıklı, hem de esnek bir şekilde tanzim edilmiştir.

    Çubuklar ve sap, bir kuş tüyünün genel şeklini ortaya çıkarır; ama kuş tüyünde bundan çok daha fazlası vardır. Nasıl sapın iki yanında çubuklar dizilmişse, her bir çubuğun iki yanında da küçük küçük yüzlerce tüycük öylece dizilmiştir. Bu kadarla da bitmez. Bu tüycüklerden her biri, yine iki yandan, tüy sapına paralel olacak düşecek şekilde minicik kancalarla donatılmıştır. Böylelikle kuş tüyünün yaratılışı tamamlanır: bir sapın iki yanında yüzlerce çubuk, her bir çubuğun iki yanında yüzlerce tüycük, her tüycüğün iki yanında da kancacıklar… bu inceden inceye planlama ile kuş tüyü öyle bir yapı kazanır ki, iki ayrı tüycüğün üzerindeki kancacıklar birbirine tutunur, iki ayrı çubuğun üzerindeki tüycükler birbirine bağlanır ve ortaya bakımı son derece kolay bir “ağ” çıkar. Herhangi bir sebeple bozulduğu zaman bu ağı düzeltmek için kuşun gagasını tüy üzerinde şöyle bir gezdirmesi yeter de artar bile.

    Tüyün yaratılışı tamamlandığında, ona beşiklik eden deri üzerindeki kabarcığın işi de biter. Doğan bebeğin göbeğinin kesilmesi gibi, bu kabarcıktan tüye giden besin hatları kapanır, tüy dolaşım sisteminden çıkar ve tırnaklarımızın ucu gibi cansız bir hala alır. Kabarcık ise, bir sonraki tüy çıkarma emri gelinceye kadar “kış uykusuna” yatacaktır.

    Tüy sadece kuşlara verilen bir elbisedir ve sadece kuşların genel ve özel ihtiyaçlarını ayrı ayrı göz önüne alınarak düzenlenmiştir.

    Tüyün bir vazifesi, kuşun nazik derisini dış tesirlerden ve yaralanmalardan korumaktır. Gerçekten de, kuş gibi son derece hareketli bir yaratığı korumak için düşünülebilecek en iyi yol, vücudundan koptuğu zaman ona bir zarar vermeyecek şekilde, cansız, dayanıklı ve esnek bir madde ile onu kaplamaktır.

    Vücut sıcaklığının korunmasında ise, kuş tüyü “çift cam” tesirine sahiptir. Tıpkı çift camlı pencerelerde iki cam arasında kalan havanın oda sıcaklığını koruması gibi, her biri mükemmel bir ağ yapısına sahip olan tüyler de üst üste binince, kuşun derisi ile dış çevre arasında son derece etkili bir yalıtım sağlar. Kuşa, tüyün yanı sıra, onu adeta dışa doğru “üfürür” şekilde dikleştirecek belirli deri kasları da verilmiştir ki, gerektiğinde bu kasları kullanan hayvan, yalıtımı sağlayan hava tabakasını daha da kalınlaştırmış ve soğuktan daha iyi korunmuş olur.
     

Sayfayı Paylaş