1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kuşluk vaktinde gizlenmiş hazineler

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve yaren* tarafından 3 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. yaren*
    Neşeli

    yaren* Herşey olması gerektiği gibi ;) Özel üye

    Katılım:
    24 Haziran 2011
    Mesajlar:
    8.204
    Beğenileri:
    108
    Ödül Puanları:
    4.480
    Yer:
    Kimseye ihtiyacım yok ben kendime bile fazlayım...
    Banka:
    416 ÇTL
    KUŞLUK VAKTİNDE GİZLENMİŞ HAZİNELER
    Kuşluk namazı kuşluk vaktinde kılınır. Kuşluk vakti, güneşin doğmasından itibaren şer'î günün dörtte biri kadarki bir zamanın geçmesiyle başlayan vakte denir. Şer'î gün, Fecr-i sadığın doğmasından (imsaktan) başlayıp güneşin batmasına kadar devam eden güne denir. Örfî gün ise, güneşin doğmasından başlayıp batmasına kadar devam eden gündür. Şer'î gün, imsaktan başladığı için örf'î günden bir saat kırk beş dakika daha uzundur. Kuşluk namazı için en uygun zaman, günün yükselmeye başladığı, deve yavrularının artık sıcaktan gezemez olduğu zamandır. (Şah Veliyullah Dihlevi, Hüccetulâhi'l Bâliga c. 2, s. 53.) Niteki bir hadîs-i Şerîfte:

    "Kuşlu namazı, deve yavrusunun ayakları sıcaktan kızdığı zamandır." Buyurulur. (Müslim, Misâfirîn, 143)

    Duhâ (kuşluk) namazı dediğimiz nafile namaz bu andan itibaren kılınır. Zeval vaktine yarım saat kalıncaya kadar devam eder. İki rekattan on rekata kadar kılınır.


    Kuşluk namazının üç derecesi vardır:

    Birinci Derecesi: Kuşluk namazının en az miktarı, iki rekattır ve insanoğlunun her bir eklemine karşılık, vermesi gereken sadakanın yerini tutar. Allah Teala'nın, her organı, her eklemi sağlıklı kılması, büyük bir nimettir. Ve ona hamd edilmesini gerektirir. Ebû Zer-radıyAllahü Anhâ-'den rivayete göre Rasul-i Ekrem -sallallahü aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurur:
    "Bir kimse kuşluk namazının iki rekatına devam etse, günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile affolunur." (Tirmizi, Vitr, 15)
    İkinci Derecesi: Kuşluk namazını dört rekat olarak kılmaktır. Bu konuyla ilgili olarak bir kutsi hadiste şöyle buyurur:
    "Ey Ademoğlu! Günün evvelinde benim için dört rekat namaz kıl ki, ben de günün sonunda seni kollayayım" (et-Terğip ve't-terhib, c. 1, s. 464)
    Üçüncü Derecesi: Kuşluk namazını sekiz veya on iki rekat olarak kılmaktır. (Şah Veliyullah Dihlevi, Hüccetulâhi'l Bâliga c. 2, s. 53.)
    Hazret-i Aişe -radıyallahü Anhâ-'den rivayete göre Rasul-i Ekrem -sallallahü aleyhi ve sellem-', Kuşluk namazını ikişer ikişer dört rekat olarak kılar, (bazen) dilediğince de arttırırdı. (Müslim. Müsafirin, 78)

    Kuşluk Namazının Fazileti Nedir?

    Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

    "Dostum Resûlullah SAV bana her ay üç gün oruç tutmayı, iki rek`at kuşluk namazı kılmayı ve uyumadan önce vitri edâ etmeyi tavsiye buyurdu" Buhârî, Teheccüd 33, Savm 60; Müslim, Müsâfirîn 85, 86 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Vitir 7; Nesâî, Sıyâm 81; Kıyâmü’l–leyl 28

    Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber SAV şöyle buyurmuştur:

    “Her birinizin her bir eklemi için günde bir sadaka vermesi gerekir İşte bu sebeple her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlîl (lâ ilâhe illallah demek) bir sadaka, her tekbîr bir sadaka, iyiliği tavsiye etmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır Kuşluk vakti kılınan iki rek`at namaz bunların yerini tutar ” Müslim, Müsâfirîn 84, Zekât 56 Ayrıca bk Buhârî, Sulh 11, Cihâd 72, 128; Ebû Dâvûd, Tatavvu 12, Edeb 160

    Ümmü Hânî Fâhite Binti Ebû Tâlib radıyAllahu anhâ şöyle dedi:

    "Mekke’nin fethedildiği yıl Resûlullah SAV’i ziyarete gittim O sırada yıkanıyordu Yıkanması bitince sekiz rek`at namaz kıldı Vakit kuşluk zamanıydı." Buhârî, Teheccüd 31; Müslim, Hayz 71, Müsâfirîn 81 Ayrıca bk Ebû Dâvûd, Tatavvu 12; Tirmizî, Vitir 15; Nesâî, Tahâret 143; İbni Mâce, İkâmet 187
     

Sayfayı Paylaş