1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Kuyunun Efendisi

Konusu 'Çocuk Masalları' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 28 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.173
    Beğenileri:
    4.757
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    332 ÇTL
    KUYUNUN EFENDİSİ

    Derler ki, bir büyük çiftlikte yaşarmış Balam Ailesi.

    Babalarının adı Eduviges, eşi Alberto Yam, kızları Cristina ile Manuela, oğulları da José ile Pedro imiş.

    Çiftlikte koyun yetiştirilir, meyve ağaçları büyütülürmüş. Bu işler için gereken suyu ise Balamlar kuyudan çekerek sağlarmış.

    Su çekmeyi hep öğleden önce yapalarmış, çünkü Bay Eduviges onlara dermiş ki:

    “Su çekmekte geç kalmayın, yoksa arap çıkar.”*

    “Arap mı” diye sorarmış çocukları.

    “Eve-e-et” dermiş Bay Eduviges. “Bu kuyunun bir efendisi var.”

    Çocuklar arabın orada ne aradığını anlayamazmış. Öyle ya, madem ki arazinin sahibi Balamgiler Ailesi, kuyunun efendisi onlar olmalı değil mi?

    “Kimdir bu arap” diye sorarlarmış.

    “Rüzgar” dermiş Bay Eduviges. Başka bir şey de söylemezmiş.

    Ama küçük kızı Manuela, babasının söylediği içine sinsin diye gerçeği gözüyle görmeyi koymuş kafasına. Kimseye bir şeycik söylemeden tam öğle vakti suya gitmiş.

    Kuyuda su çekmek için çıkrığa davrandığında kovanın ipten çekildiğini duyuyormuş. Doğrulduğundaysa birisi yerden yukarı kaldırıyor gibi gelmiş onu. Bağırmaya başlamış.

    “Baba! Yardım et! Arap beni çekiyor!” Babası elinde ıslak bir iple fırlamış çıkmış dışarı, sesin geldiği yana seyirtmiş.

    Ama tam tutacakken, kızın çoktan bahçe duvarından yukarı yükselmiş olduğunu görüvermez mi?

    Neyse sonra kızı aşağı indirip basmış bağrına. Ne var ki, o anda Manuela kendinden geçivermiş.

    Yeniden toparlanması tam bir saat sürmüş. Sonra onu otlardan ilaç yapan bir şifacıya götürmüşler. Şifacı demiş ki:

    “Bu kız artık çok yaşamaz. Çünkü kuyunun efendisi ona tutulmuş.”

    O günden sonra kızcağız hep uyur dururmuş. Annesi uyandırınca o yine uykuya dalarmış. Bir süre sonra yine annesi onu uyandırmaya gittiğinde bir de bakmış ki kızı artık yaşamıyor.

    O günden bu yana bir daha kimse öğle vakti su çekmeye gitmemiş kuyuya.
     

Sayfayı Paylaş