1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Lale Devri ve Patrona'nın Sonu

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 4 Eylül 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Lale Devri ve Patrona'nın Sonu

    Lale Devri’nde Sadabad, Kâğıthane, Çırağan gibi birçok park, bahçe ve gezi alanında düğün, sünnet, kır gezisi, sohbet ve kültürel faaliyetler düzenlendi. Fakat bu faaliyetlerde aşırı eğlence, israf ve lükse kaçılması, halkta yönetime ve devlet adamlarına karşı tepkiye yol açtı. Harcamaların ve saray masraflarının artması, bunu karşılamak için de esnaftan alınan vergilerin artırılması, 1730 yılında İstanbul’da Patrona Halil İsyanı’nın çıkmasına sebep oldu. Bu isyan ise, hem Lale Devri’nin sona ermesini hem de padişah III. Ahmed’in tahttan indirilmesini netice verdi.

    PATRONA HALİL İSYANI

    Patrona Halil, Beyazıd Hamamı’nda tellaklık yapıyordu. Yani işi, insanları keseleyip yıkamaktı. 28 Eylül 1730’da etrafına topladığı bir grup serseri ve hapishane kaçkınıyla birlikte isyan etti. Lale Devri’nde yöneticilerin lüks, eğlence ve israfa dalmaları ve artan aşırı harcamaları karşılamak için esnaftan alınan vergileri artırma yoluna gitmelerine tepki göstermesi belki normal karşılanabilirdi. Fakat tepkisini dile getirmek için seçtiği yol ve kullandığı yöntem son derece yanlıştı. Hele de isyanı sırasında talan, zulüm ve terör estirmesi kabul edilemezdi.

    Patrona’nın isyanına yeniçeriler de destek verdi. Çünkü Damat İbrahim Paşa’nın yeni bir askeri birlik kurma çabalarından rahatsızdılar. İstanbul günlerce Patrona Halil ve adamlarının çıkardığı gürültü ve patırtı ile çalkalandı. Esnaf günlerce dükkânını açamadı. Çünkü yağmadan korktu.

    İsyancılar Topkapı Sarayı’nı bastılar ve başta Damat İbrahim Paşa olmak üzere birçok devlet adamının yönetimden uzaklaştırılmalarını istediler. Padişah III. Ahmed, isyancıların isteğine boyun eğerek, çok sevdiği damadını ne yazık ki istemeyerek öldürttü. Ama isyancılar yine tatmin olmadı, padişahı yalancılıkla suçladılar. Sarayın önünde bağrışmaya başladılar: “Yalan söyleyen padişah bize lazım değil! Biz Sultan Mahmud Han’ı isteriz!”

    TAHTINDAN OLAN III. AHMED

    Sultan Ahmed istese çok rahat isyanı bastırabilirdi. Üzerilerine kuvvet gönderebilirdi. Ancak olayın daha fazla büyümesini ve daha fazla kardeşkanı dökülmesini istemiyordu. Kaderine razı oldu. Zaten 57 yaşına ayak basmıştı ve padişahlığının da 27. yılını yaşıyordu. Hem yaşlanmış hem de yorulmuştu. Üzerindeki ağır sorumlulukları daha fazla kaldıramayacağını düşünüyordu. Ve padişahlıktan ayrılmaya karar verdi. Yerini yeğeni Şehzade Mahmud’a bıraktı. Alnından öperek kendi eliyle tahta oturttu. Takvimler, 1 Ekim 1730’u gösteriyordu.

    Bundan sonraki hayatını kendine ve ahirete hazırlanmaya ayırdı. Zamanının büyük bir kısmını ibadetle, Kuran-ı Kerim ve dini eserler okumakla, dua etmekle geçirdi. Tahttan indirildikten 5 yıl 9 ay sonra, 63 yaşında İstanbul’da vefat etti. Kabri, Yeni Camii içerisindeki Turhan Sultan Türbesi’ndedir.

    YENİ PADİŞAH VE PATRONA’NIN SONU

    Patrona Halil İsyanı sonucunda tahttan indirilen III. Ahmed’in yerine 1 Ekim 1730’da yeğeni I. Mahmud padişah oldu. Tahta çıktığında 34 yaşındaydı. Kendisini büyük karışıklıklar bekliyordu. Öncelikle Patrona Halil ve adamlarının devlet üzerindeki elini ve etkisini kırmalıydı.

    Patrona ve etrafındakiler iyice yoldan çıkmıştı. Patrona Halil, kendini Osmanlı’nın kurtarıcısı olarak görmeye başlamıştı. Devlet adamlarının toplantılarına katılıyor, onları aşağılıyor ve kendisini alkışlamaya zorluyordu. Adamlarıyla birlikte birçok devlet büyüğünün konağını yağmalamıştı. Basit bir hamam tellakı iken kısa sürede çok zengin oldu.

    Öyle ki servetinin hesabını kimse tam olarak bilemiyordu. Halk, Patrona ve adamlarının estirdiği terörden, esnaf da dükkânlarının yağmalanmasından bıkmıştı. Acil tedbir alınmalı ve yola sokulmalıydı. Ve padişah kesin emrini verdi: “Patrona Halil ve bütün isyancıların hakkından gelinsin!”

    Bir plân yapıldı: Patrona Halil, kendisine vezirlik ve Rumeli Beylerbeyliği verileceği haberiyle saraya çağrıldı. Patrona, aynı gün adamlarıyla birlikte saraya geldi. Padişahın kendisini kabul etmesini ve ödüllendirmesini bekliyordu. Tam bu sırada üzerlerine asker gönderildi. Kıskıvrak yakalanan Patrona Halil ve etrafındaki çapulcular, etkisiz hale getirildiler. Böylece İstanbul uzun bir aradan sonra tekrar huzur ve emniyete kavuştu.
     

Sayfayı Paylaş