1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Mahmut Sayar - Bir bardak çay lütfen..

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 30 Aralık 2011 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL







    Derinlerde fırtınalar...

    Hafızamda intiharlar...

    Bir şiir mırıldanıyorum “yâr” için, gözümde canlanıyor mutluluk,
    bir boş kâğıda bir kalp, iki de çöp adam çizmek gibi bir şey bu...
    Çocuk yaşta beslenme çantasındaki yiyecekleri sınıfın sessiz sedasız bir kızıyla paylaşmak,
    yüzü buruşmuş, gözleri yumulmuş komşu amcaya sarılmak, içten bir buse kondurmak,
    hüznü boyunu aşmış birine derdini sormak gibi...

    Hasret gibi...

    Vuslat gibi...

    Tasvir edilemiyor, kelimelere gelmiyor, cümlelere sığmıyor şu “aşk” denen şey...
    Acılara göğüs germek kolaylaşıyor, “uğruna” diyebilecek bir şeyin oluyor nedense...
    Rüyadan uyanmak, iskelede son vapuru, garda son treni,
    hayatın mutluluğunu kaybetmek gibi bir şey bu...
    Düşünmek içli içli, sevenlerin neden kavuşamadığına çözüm arar gibi...
    Leyla ile ALLAH’ı aynı cümlede bulmak, Mecnun nerdedir diye sormak gibi...

    Aşk gibi...

    Ölüm gibi…

    Başımı kaldırıyorum gökyüzü siyah, ay bitkin, yıldızlar kayıp sanki...
    Kulakları parçalayan, camları kırarcasına, yürekleri yırtarcasına bir sessizlik,
    bilemem ama galiba kıyamet gibi bir şey bu.
    Yolların bitmemesi, kelimelerin yolları daha bir uzun etmesi,
    kalemin bunları süslü göstermesi gibi bir şey bu...
    Her şey öyle karışık, her şey öyle dağınık ki...

    Araf gibi...

    Mahşer gibi...

    Zaman geçiyor, yaşlar yürüyor, şehir gizlerime tanık oluyor...
    Bu sefer göze toz kaçmıyor, hasta olup yataklara düşülüyor.
    Ruhun ilâcı yalnızlık oluyor.
    Sabah aç karna "Mona Roza", akşam uyumadan Furkan dinleniyor.
    Biraz beyaz, biraz kırmızı...
    Fethin diyeti kan, üzerine düşen an, iki karış İstanbul gibi...

    Söz gibi...

    Bayrak gibi...

    Ve yağmur yağıyor...
    Ve nihayete eriyor yaşanmış, yaşandığı sanılmış ve yaşanmamış sevdalar.
    İyi oluyor sevmek, âşık olmak ve bunu açık açık söylemek.
    Bir kalemle kâğıda anlam yüklemek ve niyet etmek sevgi orucuna...
    Mevsimlerin hepsini sevip, her yeri sevgili bilmek gibi bir şey bu... Can gibi, canan gibi...

    Senin için...

    Bizim için...

    Bir yer hayal ediyorum mavi, bir yer hayal ediyorum kızıl...
    Öyle çok şey istemiyorum kendim için; iki sandalye, bir masa, gökyüzü
    ve batan güneş nedir ki doğa için? Şimdi uyanmak yeniden...

    Sükût... ve bir bardak çay lütfen...

    ...

    **Mahmut Sayar**


     

Sayfayı Paylaş