1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Makyajın Bilinmeyen Tarihi.

Konusu 'Bakım & Makyaj & Güzellik' forumundadır ve eCeL tarafından 18 Eylül 2013 başlatılmıştır.

  1. eCeL
    Cesur

    eCeL eS geç ! Özel üye

    Katılım:
    19 Haziran 2013
    Mesajlar:
    536
    Beğenileri:
    59
    Ödül Puanları:
    830
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    özgüяℓüк α∂ıηα нєя yer.
    Banka:
    7 ÇTL
    Birçoğumuzun “onlarsız yaşayamam” dediği makyaj malzemeleri hakkında ne biliyoruz? Makyaj malzemelerini ilk kim güzelleşmek için kullandı? İşte makyajla ilgili eğlenceli ama gerçek bilgiler…


    Makyaj malzemelerinin güzellik amacıyla ilk kullanımı bildiğimiz kadarıyla Antik Mısır'a dayanıyor. Bu dönemde kadınlar gözlerine hayvan yağıyla yapılan farlar ve siyah sürmeler sürüyordu. Kırmızı toprak boyasını ise ruj olarak kullanıp dudaklarının güzelliğini ortaya çıkaran kadınlar, o dönemde oje olmadığı için ellerine kına yakıyordu.


    Ojeden bahsetmişken, ilk ojeyi keşfedenler ise Çinliler. Günümüzde her renk, pullu, çabuk kuruyan, çatlayan, mat, parlak gibi birçok çeşidi bulunan ojeyi Çinliler İ.Ö. 3000 tarihinde balmumu, renkli tozlar, sakız ve yumurta beyazı kullanarak yapmışlar.


    Antik Aztek ve İnka uygarlıkları dudaklarını ve tırnaklarını boyamak için kırmızı böceklerden elde ettikleri bir tür boya kullanmışlar.


    Antik Roma’da kırışıklıklar, çiller ve cilt lekeleri hastalık alameti olarak kabul ediliyordu. Bu dönemde Romalılar kırışıklıkları gidermek için kuğu yağı ve eşek sütü, çil tedavisinde ise salyangoz külü kullanmışlar.


    Antik Roma’da “cosmatae” , yani kozmetikçiler Romalı kadınların güzellik ve bakımlarından sorumlu kadın hizmetçilerdi. Cosmatae’ler birçok kozmetik boyayı kendi tükürüklerinde çözündürerek güzellik malzelemerini hazırlıyorlardı.


    1400’lü yıllarda ise kadınlar beyaz üstübeç adlı bir boyayı fondöten şeklinde kullanarak ciltlerinin rengini açıyorlardı. Üstübeç deriyi çabucak kemirdiği için sık sık tazelenmesi gerekiyordu. Çok zararlı bir madde olan üstübeç, sonunda ölüme bile neden olabiliyordu.


    Kraliçe Elizabeth döneminde kadınlar, rimel, kaş kalemi ve eyeliner olarak bir çeşit katran kullanmışlar. Katran kadınların gözlerini güzelleştirirken aynı zamanda etrafa çok kötü bir koku yayıyor ve bu yanıcı özellikteki madde körlüğe neden olabiliyordu.


    İtalya’da 17.yy’da kadınlar, güzelavrat otu (belladonna) adında bir bitki kullanarak gözbebeklerini büyütüyorlardı. Bu bitki uzun süre kullanıldığında ise göze zarar vererek körlüğe neden oluyordu.


    Viktorya döneminde, üst sınıf kadınları asla makyaj yapmayı düşünemezlerdi, çünkü makyaj yapmak o dönemde fahişelikle, sahne sanatçılarıyla ve çalışan kadınlarla ilişkilendirilen bir simgeydi.


    Bir inanışa göre, bronzlaşma modasını ilk başlatan kişinin Coco Chanel olduğu söyleniyor. Coco Chanel bu modayı Fransız Rivierasında yanlışlıkla cildini güneşte yaktıktan sonra yaygınlaştırmış.


    Kadınların koltukaltı tüylerini temizleme alışkanlığı da, Wilkenson Sword adlı jilet şirketinin 1915 yılında Harper’s Bazaar dergisinin kapağında koltukaltı temiz bir manken kadın kullanmasıyla ortaya çıkmış.


    Vazgeçemediğimiz waterproof maskaraların hikayesi de şöyle; 938 yılında ilk suya dayanıklı maskara boya açıcı olarak kullanılan turpentin maddesi karıştırılarak keşfedilmiş.
     
  2. SAHRA_BUSE
    No Mood

    SAHRA_BUSE MiKRoSKoBiKCaNLı Özel üye

    Katılım:
    6 Mart 2012
    Mesajlar:
    2.989
    Beğenileri:
    3.804
    Ödül Puanları:
    8.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Banka:
    744 ÇTL
    iyiki eski zamanda gelmemişim dünyaya.. :P
    güzelavrat otu av mevsimi repliğini getirdi aklıma.. :D


    İdris : ”Güzel avrat otu” nedir bilir misin? Bir bitkidir.Arsenikle karıştırılıp suya atılınca kokusu olmayan bir zehir haline dönüşür.Bak adı ne kadar manidar ”güzel avrat otu” . İşte kadınlar budur.Güzeldirler ama zehirleyerek öldürürler. Sana da zehri yavaş yavaş sevk ediliyor. Bünyen hissetmiyor bile.Onun için vazgeç bu evlilik sevdalarından işine asıl.
     

Sayfayı Paylaş