1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Malımız var, biz mal istemeyiz

Konusu 'Makaleler, Araştırma Yazıları' forumundadır ve Mavi Gül tarafından 17 Temmuz 2009 başlatılmıştır.

  1. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    BİZİ 12 Eylül parçaladı.”


    Biz, merkez sağın geniş yelpazesi, anlamında. Bu cümleyi söyleyen, kendisi ile karşısındakileri “biz” olarak tanımlayan kişinin, böyle bir söz hakkı var.

    Ankara Tenis Kulübü geçen akşam üç ünlü siyasetçiyi ağırlıyor. DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, eski başbakanlardan Mesut Yılmaz ve ANAP Genel Başkanı Salih Uzun.

    Masayı uzaktan gözleyenler, üç kişinin derin konulara daldığını, aralarında tam bir anlaşma olduğunu fark ediyor. O cümle, o gece 12 Eylül ve devamını uzun uzun yorumlayan Cindoruk’a ait.

    Sadece merkez sağ değil, 12 Eylül ile birlikte parçalanan merkez sol da, bir daha kendine gelemiyor.

    Sağ ile sol arasında yine de, fark var. Sol, bir daha, yani otuz yıldır bir araya gelemiyor, ama sağ öyle değil. Son örnek, DP-ANAP bütünleşmesi.

    DEMİREL KURALI

    12 Eylül sonrasında kurulan ve hemen iktidara gelen ANAP’a karşı, mücadele verenlerden biri de, Hüsamettin Cindoruk. 1985-91 arasında DYP Genel Başkanı olarak.

    Turgut Özal aramızdan ayrılınca, o sırada Meclis Başkanı olan Cindoruk, yeni Cumhurbaşkanı seçimine kadar Cumhurbaşkanlığı’na vekâlet ediyor.

    Vekâlet sırasında, Özal’a karşı verdiği siyasi mücadele çoktan geride kalıyor, Özal Ailesi’ne sahip çıkıyor.

    Aile bunu unutmuyor, iki ay önce DP Genel Başkanı seçilince, ilk kutlayanlar arasında Semra Özal ile Ahmet Özal var.

    Kaderin cilvesi, Cindoruk bir zamanlar siyasi rakip gördüğü ANAP’la şimdi bütünleşmek için bir araya geliyor. Siyaset böyle bir şey. Ve doğru.

    Bir özel sohbetimiz sırasında, Süleyman Demirel’in söylediği sözü hiç unutmuyorum:

    “Barışmasını bilmezsen, kavga etmeyeceksin.”

    ESKİ AKP’Lİ, ŞİMDİ ANAP’LI


    DP-ANAP bütünleşmesi kendi rayında hızla ilerliyor.

    DP ve ANAP’tan seçilen dörder kişiden oluşan sekiz kişilik komisyon kırk gün çalıştıktan sonra bütünleşme reçetesini hazırlıyor. Taraflar bu olaya “Birleşme değil, bütünleşme” adını veriyor.

    Bütünleşmek için, belli yasal süreç var. Örneğin, ANAP’ın yapması gereken kongresi gibi.

    Bu arada ANAP’ta bütünleşmeye karşı birkaç çatlak ses yükseliyor. ANAP’lıların yaklaşık yüzde beşi bütünleşmeye karşı. Onlar arasında bazıları has ANAP’lı. Olabilir, öyle düşünebilirler.

    Ancak aralarında biri var ki, 2002-2007 arasında AKP milletvekili, bütünleşmeye en şiddetle karşı çıkanlar arasında. Ne ilginç değil mi?


    ÖZAL VAKFI


    Karşı çıkanların tezleri arasında, ANAP’ın malları var. “Parti olarak bizim malımız var” diyorlar.

    Cindoruk kestirip atıyor: “Biz şirket evliliği yapmıyoruz, malınız sizin olsun, mal, mülk istemiyoruz.”

    Bir fikir olarak, ANAP’ta bütünleşme aşamasında “Turgut Özal Vakfı” kurma eğilimi var. Kurulursa, ANAP’ın malları bu vakfa devredilecek.

    Eylül gibi, bütünleşmede son adımlar atılabilir.



    Geçen yıl yapılan bentler yıkılınca



    ARTVİN’in Şavşat ilçesi’nde deli gibi akan ırmak kenarında bir değirmen var. Hatırlıyorum, masallardaki gibi.

    Son iki gündür Karadeniz Bölgesi’ne ve bu arada Şavşat’a yağan yağmur öyle böyle değil. Hayatını kaybedenler var.

    Ölümler neden? Irmak üzerine geçen yıl yapılan bentlerden bazıları sele dayanamıyor ve yıkılıyor. Yıkılan bentleri aşan su fırtına gibi, önüne ne gelirse yıkıyor. Yıktığı evlerde ölümlere yol açıyor.

    Şavşat Belediye Başkanı, “Bentler yapılırken biz uyardık” diyor.

    Yağmur yağıyor, sel oluyor, daha geçen yıl yapılan bentler yıkılıyor. Tipik Türkiye. Ama, elli yıllık değirmen kaya gibi ayakta.

    O bentlerin hesabını sormak gerek. Yakınlarını kaybeden aile bireyleri gibi, ilçenin savcısı, kaymakamı da olayın peşine düşmekle görevli. Kamu vicdanı adına.

    Bent yıkılır, kalan sağlar bizimdir hikâyelerine artık son vermek adına.



    Yalçın DOĞAN
     
Benzer Konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş