1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Mancınık ve Tarihsel Gelişimi

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 27 Ağustos 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]

    Başlangıçta, ok atmakta kullanılan büyük sehpalı yay (arbalet) anlamına gelen mancınık, yıllar sonra kargı, mızrak ve taş atmakta kullanılan makina anlamını taşımaya başladı. Mancınığı ilk kullanan Yunanlılar’ dır.

    Mancınığın yayı, önceleri boynuzdan yapılırdı. Ama kısa bir süre sonra, bunun, elde kullanılan küçük mancınıklar için yeterli olmasına karşılık, ağır mızrak ve taşları atacak güçte olmadığı anlaşıldı. Yeni silahta, boynuzdan yapılan yayın yerine, iki sağlam ağaç kol takıldı ve yay teli, bu kolların uçlarına bağlandı. Kolların öteki uçları, bükümlerin arasına sokulur, bu düzenek, bir ağaç çerçeve içine takılır, ya çerçeveye sokulan çubuklarla yada mandallı bir çarkla sıkılırdı. “Katapult” adı verilen bu silah, Romalı komutanlar tarafından çok beğenildi. Benzer mancınıklarla son zamanlarda yapılan deneylerden anlaşıldığına göre, söz konusu silahlar, bir zıpkını 400 metreye (normal yayla ulaşılması olanaksız bir menzil) kadar atabiliyordu.

    Bazı Mancınık Çeşitleri:
    [​IMG]
    Taş Mancınığı : Romalılar, zıpkın ve kargı gibi silahları katapultla atmalarının yanı sıra, kale yada kent kuşatması sırasında ağır ve büyük taşları atabilecek bir aygıtta geliştirdiler. “Taş Mancınığı” adı verilen bu silah, sağlam ve uzun bir ağaç koldan oluşmaktaydı. Kolun bir ucu, bir çerçeveye takılıydı; öbür ucunda, taşların konabileceği kepçe biçimli bir yuva vardı. Atma kolu, bir boynuz yayla yukarı doğru fırlatılınca, büyük bir yastığa çarpıp ucundaki taşı atıyordu. Katapultta olduğu gibi, taş mancınığındada boynuzdan yapılmış yayın yerini zamanla, ana çerçevenin bir yanından ötekine uzanan burulma yayı aldı. Atma kolunun öteki ucuda bu burulma yayının içinden geçirildi.



    İ.Ö. I.yy. dolaylarında, Çin ordusunda da, Yunanlılarınkine benzeyen büyük bir arbalet geliştirilmişti. Söz konusu dönemde Çinlilerin en büyük düşmanları, bozkırlarda yaşamakta olan oklu süvarilerdi ve Çinliler, düşmanlarına karşı koyabilmek amacıyla, atış hızı yüksek bir silah yapmak zorunda kalmışlardı. Çinlilerin o dönemde yapmış oldukları bir tetik ve horoz mekanizması, günümüzde bile bazı yalın silahlarda kullanılmaktadır.


    [​IMG]
    Mangonel
    :
    Roma imparatorluğunun yıklımasından sonra, Avrupa’ da katapult ve taş mancınığın yaygınlığı azaldı. Ortaçağda Avrupa’ da mancınığın pek görülmemesine karşılık, İ.S. 1100 yıllarında Çinliler yalın bir mancınık yaptılar. Bu silah, merkezinden bir mille hareket eden uzun bir koldan oluşmaktaydı. Kolun bir ucunda taş atmak için bir sapan vardı. Öteki ucu da, çekme halatlarına bağlanıyordu Atış sırasında bir kaç kişi, halatları hızla çekip, kolu kaldırıyor ve öteki uçtaki taşı atıyorlardı. Batı dünyasında “mangonel” adı verilen bu mancınık, bir süre sonra Araplar tarafındanda kullanılmaya başlandı.



    Haçlı seferleri sırasında Ortadoğu ülkelerinde iki tür mancınık kullanılıyordu; ama ikiside yeterli değildi. Öellikle nemin fazla olduğu bölgelerde, saçtan yapılmış burulma çileleri gevşiyor ve silahın etkisi azalıyordu. Mangonel tipindeyse, halatların aynı zamanda ve aynı güçle çekilmesi gerektiğinden etkili atışlar yapılamıyordu.

    Terazili Mancınık :Bir süre sonra mangomelde, kola bağlı halatları çeken insan gücü yerine, büyük bir karşıt ağırlıktan yararlanılmaya başlandı. Bu tür mancınıkta, atış kolu serbest bırakıldığında, öteki uçtaki ağırlık aşağıya düşüyor ve kolun ucundaki taşı fırlatıyordu. Atılan taşlarda daha dikkatli seçilmeye başlandı. Cephane olarak kullanılan bu taşlar, küre biçiminde ve hep aynı ağırlıkta yapılıyordu. Böylece ağırlık değişmediğinden, daha isabetli atışlar yapılabiliyordu. Mancınığın bu türü İ.S. 1200 yıllarında Avrupa ve Ortadoğu Ülkelerine yayıldı; 1275 yıllarında da Marko Polo tarafından Çin’ e götürüldü.


    [​IMG]
    Terazili mancınık, 135 kiloluk gülleleri, 275 metreye kadar isabetli atabiliyordu. Bu silahın ortaya çıkmasıyla kale duvarlarınında daha dayanıklı yapılması zorunlu oldu. Avrupada ilk top’ lar, 1325 yılında kullanılmaya başlandı. Ama topların, mancınığın yerini alması için yaklaşık 100 yıl daha geçmesi gerekti. O tarihten sonrada, mancınık cephanesi olarak kullanılan taş gülleler, bir süre daha ortadan kalkmadı, top mermisi olarak kullanıldı.
     

Sayfayı Paylaş