1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Mantarlar-Mantar Nedir?

Konusu 'Bitkiler' forumundadır ve Suskun tarafından 21 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Mantarlar (Fungi), çok hücreli ve tek hücreli olabilen ökaryotik canlıları kapsayan bir canlılar alemi ve şapkalı mantarların tümüne halk arasında verilen genel addır.

    Halk arasında Küf mantarı, Pas mantarı, Rastık mantarı, Maya mantarı, Mildiyö mantarı, Şapkalı mantar, kav mantarı, Puf mantarı gibi çeşitli isimlerle anılan bütün mantarlar, mantarlar (Fungi) alemi içersinde incelenirler. Latince Fungi mantarlar, Fungus ise mantar anlamındadır.

    Dünyanın heryerinde bulunurlar. Fazla nemli yerlerde daha çokturlar. Yeryüzünde 1,5 milyon kadar mantar türü olduğu düşünülmekte ise de günümüzde sadece 69.000[3] kadar türü tanımlanmıştır. Çoğu insan, mantarların bitki olduğunu düşünmektedir, ancak mantarlar bitki değildir. Çünkü, mantarlar kendi besinlerini üretemezler. Bu yüzden mantarlar üretici değil, ayrıştırıcıdırlar.

    Tarihçesi


    Mantarlarla ilgili sistematik çalışmalar 250 yıllık bir geçmişe dayansa da, bazılarının özellikleri yüzyıllardır bilinmektedir. Ekmek hamurunun kabartılmasında, şarap yapımında insanlık tarihinde hep kullanılmışlardır. Meksika ve Guatemala halkları bazı halüsinojenik mantarları dini ve mitolojik törenlerde kullanmışlardır. Yine bazı mantarlar Kuzey Amerika yerlileri ve Çinliler tarafından tıbbi amaçla kullanılmışlardır. Şapkalı mantarların ilk olarak Proterozoik Çağ’da (4 milyar – 570 milyon yıl önce) ortaya çıktıkları düşünülüyor. İnsanların şapkalı mantarları kullanımıysa paleolitik döneme (yontma taş çağına) değin uzanır. Tarihsel kayıtlar, şapkalı mantarların pek de iyi niyetleri olmayan amaçlar için kullanıldıklarını ortaya koymaktadır. II. Claudius ve Papa VII. Clement’in düşmanları tarafından zehirli bir mantar türü olan Amanita’yla zehirlendiği yazılmıştır. Bir efsaneye göre de Buddha, bir köylünün ona sunduğu, toprak altında yetişen bir mantarı yediği için ölmüştür.

    Üremeleri

    Mantarlar eşeyli üreme ve eşeysiz üremeyle çoğalırlar.. Her iki durumda da spor oluşturular. Sporlar "humenium" adı verilen yapılarda meydana gelir. Eşeyli üremeleri iki haploid hücrenin birleşmesini içerir. Toprağa dökülen sporlar rüzgarla ya da böceklerle çevreye dağılır ve toprakta yıllarca yaşayabilir. Mantarlar nemli ortamlarda gelişirler, bu nedenle yağmurlardan sonra topraktaki sporlar çimlenerek mantarları oluştururlar. Tek hücreli mantarlar ise tomurcuklanarak çoğalabilirler. Suda yaşayanlarda eşeysiz üreme daha hareket organeli ( yani flagellum) bulunan zoosporlar ile olur.

    Yaşam döngülerinde iki safha bulunmaktadır. Bunlar:

    Somatik safha ;
    mantarın beslenme ve besinsel aktivitelerini yerine getirdiği safha,
    Üreme safhası ; sporların üretimi, somatik yapıların diğer üreme yapılarında kullanıldığı safha.

    Üç değişik somatik yapı görülebilir. Bunlar;

    Plasmodium ya da pseudoplasmodium denilen çok nukleuslu bir yapı,
    Bir hücereden ibaret bir yapı,
    hifsi bir yapıdadırlar.
    Hifler, renksiz,ince,uzun iplikler olup yanyana gelerek miselyum adı verilen dokuyu miselyumlarda tallus adı verilen yapıyı oluşturur...


    Mantarların yaşam döngüsü her şekilde spor oluşumuyla sonuçlanan eşeyli ve eşeysiz üremeyi kapsamaktadır. Hem eşeyli hem eşeysiz üreme safhalarını içeren tüm yaşam döngüsü "holomorf" diye bilinir. Eşeysiz üreme sporları ve ilgili üreme yapılarının gözlendiği evre "anamorf" (imperfect) evredir. Eşeyli üreme yapılarının gözlendiği evre ise "telemorf" (perfect) evre adını alır.

    Yenilebilen mantarlar

    Ölümcül seviyede zehirli olan mantar türlerinin sayısı tüm mantar türlerinin sayısına oranlandığında oldukça azdır. Diğer zehirli mantarların bir kısmı ise pişirildiklerinde bu niteliklerini kaybetmektedir. Doğadan toplanan yenilebilen mantar türlerinin sayısı ise hiç de az değildir. Bu türlere ekonomik değerleri ve lezzetleriyle ile köylülerin bütçelerine ciddi katkılar sağlayan Morchella ( Kuzu Göbeği) Mantarları iyi bir örnek teşkil eder. Zehirli ve yenilebilen bazı mantar türlerinin ayırdedilmesindeki bazı zorluklar ve yaşanan ölüm olayları nedeniyle kültür mantarlarının yiyecek olarak tüketilmesi önerilmektedir.

    Önemleri


    Mantarlar insanlık tarihi açısından büyük öneme sahiptirler. Ekosistemin önemli parçalarıdır. Son 2 milyar yıldır bitki ve hayvansal yapıları çürüttükleri bilinmektedir. Bu yapılardaki elementlerin serbest bırakılmaları mantarlar tarafından sağlanır. Orman ekosistemlerinde karbondioksit salınımı gerçekleştirmektedirler. Ayrıca toprağın yapısını bitki gelişimi için uygun hale getirirler. "Mikoriza" denilen ortaklıklar oluşturarak bitkilerin köklerine tutunurlar ve bitki köklerinden karbonhidrat alırlar, bu sırada bitkide mantarın hifleri yardımı ile topraktan su ve suda çözünen tuzları absorblar. Bazı eklembacaklı türlerinde "mycangium" denen yapılar olarak bulunurlar ve selüloz sindirimine yardımcı olurlar.

    [​IMG]
    Mantarlar nemli olan heryerde yetişebilirler.

    Alglerle birleşerek ekosistem için çok önemli olan likenleri oluştururlar. Bazı parazitik mantarlardan tarım zararlıları ve hastalıklarıyla biyolojik mücadelede yaralanılmaktadır. Bazı marketlerde "Collego" adıyla satılan ürün, yabancı otlarla mücadelede kullanılan Colletotrichum gloeosporoides türünden elde edilen bir mikoherbisitdir.

    Gerçek mantarlardan olan mayalar, fırıncılık ve fermantasyon endüstrisinin temelini oluştururlar. Alkollü içki endüstrisinin temelini de mantarlar oluşturmaktadır. Bununla beraber, sitrik asidin endüstriyel olarak üretilmesinde ve bazı peynir tiplerinin hazırlanmasında da (rokufor, gorgonzola, kamembert gibi) kullanılırlar.Penisilin gibi birçok yararlı antibiyotiğin, thiamin, biyotin, riboflavin gibi bazı vitaminlerin; ergotamin, kortizon gibi önemli ilaçların kullanılmasında yine mantarlardan yaralanılmaktadır. Amilaz, pektolaz gibi enzimler; gibberellin gibi bazı hormonlar da mantarlardan yararlanılarak üretilmektedir. Ayrıca genetik çalışmalarda kullanılan Neurospora cinsi yine bir mantardır.

    Mantarlardan insanların çeşitli amaçlarla yararlandıkları cinslerden bazıları; fermantasyon yaparak alkollü içkilerin hazırlanmasında ve ekmek yapımında kullanılan Saccharomyces türleri, antibiyotik eldesinde kullanılan Penicillium türleri ve ergot alkaloitlerinin elde edildiği Claviceps purpureadır

    Yetiştiriciliği

    [​IMG]
    Ustilago maydis mantarı Şili gibi bazı ülkelerde mısır bitkisinde yetiştirilir ve gıda olarak kullanılır.​


    Avrupa, Amerika, Çin ve Japonya'da gıda olarak mantar yetiştirme bir endüstri halini almıştır. Çin'de mantar yetiştiriliciği 600 yıl öncesine kadar dayanır. Avrupa'da ise1650'li yıllarda Fransa'da kültür mantarı yetiştiriciliği başlamıştır. Şili gibi bazı Güney Amerika ülkelerinde Aztekler zamanından beri bilinen mısır rastığı (Ustilago maydis), bazı mısır tarlaları özellikle bu mantar ile enfekte edilerek üretimi yapılmakta ve yenilmektedir. Mantarlar gelişmek için; nem, sıcaklık, 4-7 arası pH, oksijen, az miktarda ışığa ihtiyaç duyarlar.


    Zararları ve zehirlenme

    [​IMG]
    Mantarlar bitkilerde çoğunlukla hastalığa neden olurlar.​


    Birçok yabani mantar doğadan toplanıp yenebilir ve çoğunun kültür türlerinden daha lezzetli olduğu söylenir. Fakat doğal yetişmiş mantarları toplayan kişi bu konuda uzman olmadığı takdirde zehirlenme ve ölümlerle karşılaşılabilir. Çünkü bazı mantarların çok küçük bir miktarı bile insanı öldürecek kadar zehirlidir. Zehirli mantarları zehirsizlerden ayırmak için genel bir kural yoktur.

    Yenebilen ve zehirli, mantarlar yan yana yetişebilirler. Bazı yenebilen ve zehirli türler birbirine o kadar benzer ki bunu ancak bir mantarbilimci ayırt edebilir. Zehirli mantarların tadı yenebilen mantarlarınkinden farklı değildir. Etinin rengi, kokusu ve tadı ile bir mantarın zehirli olup olmadığı anlaşılamaz.

    Mantarların insan ve hayvanlarda oluşturduğu hastalıklara genel anlamıyla "mikoz" denir. Tropikal ülkelerde mikozlar yaygındır. AIDS, kanser, şeker hastalıkları, organ nakli gibi durumlarda doğal veya yapay olarak bağışıklık sistemi baskılandığı için mantar enfeksiyonları ortaya çıkabilir. Mantar sporları havaya karışarak insanda alerji ve astıma sebep olabilirler. Bitkilerde parazitik mantarlar hastalıklara neden olurlar.Bazı mantar türleri bitkiler üstünde yaşar ve besinini bitkilerden sağlar.Bitki öldüğündeyse kendi besinini üreterek yaşamını sürdürür. Özellikle tek cins ürüne dayalı tarımda (patates, pirinç gibi) büyük kayıplara yol açabilirler. Örneğin 1840'lı yıllarda İrlanda'da baş gösteren kıtlığa patates mildiyösü (Phytophthora infestans) neden olmuştur. Bu felaketten dolayı bir milyondan fazla insan ölmüştür. 1943'de ise Bengaldeş'de Helminthosporium oryzae diye bilinen tür, pirinç ürününü yok ederek kıtlığa neden olmuştur.

    Ayrıca, mantarlar hakkındaki yanlış inançlar da zehirlenme olaylarını arttırıcı etki yapar. Zehirli mantarları salyangozların yemediği, ağaçlarda yetişen mantarların zehirsiz olduğu, mantarı yoğurtla yemenin zehirlenmeyi önlediği, zehirli mantarların iç kısmının koparılınca mavileştiği ve kurutulmuş mantarların zehirlemediği gibi bilgiler yanlıştır. Bu bilgilere güvenerek mantar yemek kesinlikle doğru değildir.

    Mantarlar, ılıman iklimlerde elbiselerin, kameraların, teleskopların, mikroskopların ve diğer optik malzemelerin küflenerek zarar görmesine neden olurlar. Petrol ürünleri, deri gibi organik maddeler de mantarların besin olarak kullandığı ürünlerdir. Çürükçül mantarlar aynı zamanda tomruk ve kerestelerin, ağaçtan yapılmış eşyaların çürüyerek kullanılamaz hale gelmesinden de sorumludurlar. Ayrıca evlerde, marketlerde besinleri bozarak milyarlarca dolarlık zarara neden olurlar. Gıdalarda oluşturdukları mikotoksinlerle toksik zehirlenmeler yol açabilirler. Özellikle okratoksinler ve aflatoksinler, böbreklerde ve karaciğerde hasarlara neden olurlar. "Çavdar mahmuzu" diye bilinen mantar, çavdarın ununa karışıp yenmesiyle ergotizm denilen hastalığa neden olmaktadır. Bu hastalık hayvanlarda ve insanlarda yavru düşüklüğüne neden olmakta ve ölümlerede yol açabilmektedir. Bazı mikotoksik mantarlar Vietnam ve Afganistan'da biyolojik silah olarak kullanılmıştır.


    Sınıflandırmaları

    [​IMG]
    Mikroskobik bir mantarın hifleri ve sporları

    Sınıflandırmada bitkiler alemi içinde ele alınmaları bilim adamları arasında uzun yıllar tartışma konusu olmuştur. Her ne kadar Uluslararası Botanik Nomenklatür Kodunun kurallarına göre adlandırılıp sınıflandırılsa da, bitkilerden farklı bir alem olarak ele alınmışlardır. İlk taksonomik gruplandırılma eşeysel sporlarına göre yapılmıştır. Günümüze kadar mantarlar, gamet, gametangia, sporokarp ve sporlarının özelliklerine, hayat döngülerindeki sitolojik ve morfolojik özelliklerine göre sınıflandırılmıştır.

    Mantarlara ait ilk sınıflandırma Linnaeus tarafından yapılmıştır. "Species Plantarum" adlı kitabında mantarları Cryptogamia Fungi sınıfında toplamıştır. İlk modern mikolog ve mikolojinin kurucusu olan Antonio Micheli, mantarları 1719'da yayımladığı "Nova Genera Plantarum" adlı eserinden toplamıştır. Carl Woese (1981), sınıflandırmasını filogenetik kurallara göre yapılmıştır. Monofiletik grup olarak düşünülmüş olan mantarlar, artık üç farklı grup olarak düşünülmektedir. Bu sınıflandırma fungi olarak bilinen organizmaların birbirleriyle sıkı bir ilişki içinde olmadıklarını kabul eder. Buna gore mantarlar,;

    Alem : Fungi

    Bölüm : Chytridiomycota
    Bölüm : Zygomycota
    Bölüm : Ascomycota
    Bölüm : Basidiomycota

    Alem : Stramenopila

    Bölüm : Oomycota
    Bölüm : Hypochytiridiomycota
    Bölüm : Labyrinthulomycota

    Alem : Protista

    Bölüm : Plasmodiophora
    Bölüm : Dictyosteliomycota
    Bölüm : Acrasiomycota
    Bölüm : Myxomycota
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL




    MANTARLARIN YAPISI

    [​IMG]

    Bildiğiniz gibi bizim mantar olarak topladıklarımız mantarın meyveleridir. Mantar esas olarak yer altında yada kütük veya benzerlerinin içinde yaşayan ince iplikçiklerden oluşur (miselyum). Miselyum çoğu kez bir yıldan uzun ömürlüdür. Ancak meyvelerinin çoğu birkaç gün/hafta ömürlü olurlar.

    Mantarların tanınmasında rol alan özellikler nelerdir:

    Mantar şapkasının biçimi
    Şapkanın alt yüzü
    Lamelli mantarlarda, lamellerin konumu ve özellikleri
    Ayakların biçimi
    Mantar ayaklarında halka (yaka), kase veya çorap olup olmaması
    Mantar sapının gevrekliği
    Mantar şapkasının, sap ile bağlantısı
    Mantarın rengi
    Mantarın kokusu
    Mantarın tadı
    Mantar sporlarının rengi

    sırasıyla

    A- ŞAPKANIN ŞEKLİ:

    [​IMG]

    Mantarların tanınmasında şapka biçimleri önemli rol oynarlar Esas olarak yandaki dört biçim söz konusudur
    Ayrıca kremit biçimi, dalgalı, ortası çökük vb gibi çok değişik biçimler de bulunur
    Bunun yanısıra şapka zarının kolaylıkla soyulabilmesi, zarın altında şapka etinin rengi, pulların varlığı, renk hareleri, radyal yada dairesel çizgiler, şapka yüzeyinin kıvrımlılığı, şapka kenarlarında püskül yada saçaklar, şapka üzerinde kubbe yada memeler de mantarın cins ve türünün belirlenmesinde rol oynarlar


    B- ŞAPKANIN ALT YÜZÜ:


    [​IMG]

    Mamantarlar, şapkalarının alt yüzünün görünüşüne göre üçe ayrılırlar:
    1-Dikenli alt yüz
    2-Borulu alt yüz (Süngerimsiler). Bazı mantarlarda borucuklar gözenek şeklindedir.
    3-Lamelli alt yüz (radyal ve düşey plaklar şeklinde).



    C- LAMELLERİN KONUMU:

    [​IMG]

    Lamelli mantarlarda lamellerin mantar ayağı ile bağlantı biçimi mantarların belirlenmesinde oldukça yardımcı olurlar.
    Resimde dört ana biçimin değişik varyasyonları da söz konusu olabilir.
    Ayrıca lamellerin sık yada seyrek oluşu, mantar şapkasının uçlarından taşmaları, uçlarının düz yada çatallı oluşu, renkleri, kalınlıkları, kırılgan yada balmumu gibi oluşları vb. de mantarların cins ve türlerini belirlemede yardımcı olmaktadır.
    Not: Serbest lamelli mantarlarda şapka ile ayak birbirinden ayrılabiliyor. Bitişik ve inişli tiplerde ise bu ayrılma hayli zor yada olanaksızdır

    D- AYAKLARIN ÖZELLİKLERİ
    Ayaklarının şekli de mantarı belirlemede rol oynar. Ana şekiller aşağıda görülüyor:


    [​IMG]


    a- Silindirik
    b- Mekik biçimli
    c- Karınlı
    d- Şişkin
    e- Kök uzantılı
    f- Soğan biçimli
    g- Tokmak tipi




    E- MANTAR AYAĞINDAKİ HALKA/(YAKA/YÜZÜK), KASE/KIN veya ÇORAP:

    [​IMG]

    Mantarların önemli özelliklerinden birisi de zar kalıntılarıdır. Bilindiği gibi mantar genel olarak ufak bir yumru olarak ortaya çıkmakta ve zamanla sporları oluşurken şekli de değişmekte ve tanıdığımız mantar halini almaktadır (solda).
    Mantar yumrusunu çevreleyen bir dış zar bulunur. Mantarın boyutlarının büyümesiyle bu zar bir süre sonra parçalanmaktadır. Bu parçalanma değişik biçimlerde olabilir: Tüm çevre boyunca, üst yarıdan, alt yarıdan yada üst yada alt uçtan. Bir başka zar ise mantar sporlarının oluşma sürecinde, sporların içinde oluşacağı humeniumu örterek sporları korumaya yarıyan iç zardır. Buna humenium zarı adı verilir.
    İşte bu zarların parçalanması sonucunda bir kısım zar artıkları yok olmayıp, şapka üzerinde yada kenarlarında pulcuklar yada püsküller (saçak) şeklinde, ayak uçlarında yada çevresinde kase yada çorap olarak, ayak çevresinde ise yüzük (yaka) yada kemer biçiminde kalmayaı sürdürürler.

    Aşağıda dış ve iç zarların parçalanışı şamatik olarak gösterilmiştir.

    [​IMG]

    a- Dış zar üst yarıdan parçalanıyor; şapka üzerinde değişik boyutlarda pulcuklar oluşur. (Solda)

    [​IMG]


    Bunlar gerçek mantar pulları değildirler ve şapka yüzeyinden kolaylıkla ayrılabilirler. Amanita türü mantarlar böyledir ve bu özellikleri nedeniyle sinek mantarları olarak adlandırılırlar. Bu tür mantarlar genellıkle zehirlidirler. Yağmurla ayırt edici bu pullar yokolduğundan bazan deneyimli mantar toplayıcılar için bile karıştırma tehlikesi söz konusu olur .Sağ yukarıda Amanita pantherina sinek mantarı görülüyor.

    [​IMG]
    b-İç zar parçalanarak, kolaylıkla ayrılabilen yüzük yada ayağa yapışık yaka şeklini alıyor.
    [​IMG]

    Bazı durumlarda üst kısım da şapka kenarında saçak biçiminde kalır. İç zar, Cortinariuslarda örümcek ağı şeklinde olduğundan, kalıntılar, yapışık, kahverengi iplikcikler şeklindedir.(sporlarının renginden dolayı belirleyici özellik) Bunlara bu nedenle örümcek mantarları adı verilmiştir. Fotoğrafta şapkasının altı da üstü de kahverengi olan öldürücü "Cortinarius rubellus" örümcek mantarı görülüyor. (Sağ yukarıda)


    [​IMG]

    c- Dış zar şapka ve ayak üzerine sabitlendiğinden kopma yanlardan oluyor.

    [​IMG]


    Bu durumda kalıntı ayak boyunca bir puldan bir çorap şeklindedir.
    Yaka ise çorabın ucunda ve yukarıya yönelmiştir. Çoğu kez aynı pul pul yapı şapka üzerinde de oluşur. Pholiota türü (püsküllü) mantarların pek çoğunda bu özellik görülmektedir.
    Fotoğrafta Phoilota squarrosa püsküllü mantarı görülüyor. (Sağ yukarıda)
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL


    F- MANTAR AYAĞININ/SAPININ GEVREKLİĞİ:
    [​IMG]


    Mantarların dokusal yapısı, uzunlamasına lifcikler şeklindedir. Herhangi bir mantarın sapını -kurumuş durumda değil ise- ortadan kırdığınızda şekilde görüldüğü gibi (solda) boylamasına liflerle karşılaşırsınız.
    Ancak bu durumun iki istisnası bulunmaktadır. Russula ve Lactarius türü mantarlarda yapı lifli değil gevrek olduğundan, bunlar kırılıp parçalanırlar (sağda). Bu mutlak belirleyici özellikleri ile bu iki tür mantarı kesin olarak saptamak olanaklıdır.
    [​IMG][​IMG]

    İki türü birbirinden ayıran ana özellik ise -başka bazı tali özelliklerin yanında- Lactarius mantarlarda, mantarın kırılan yada kesilen yüzeyinde "süt" adı verilen renksiz yada renkli bir sıvının oluşmasıdır (Sağda-Lactarius volemus). Bu özellik, russulalarda asla yoktur. (Solda-Russula vesca)

    G- MANTAR ŞAPKASININ SAP İLE BAĞLANTISI:
    Lamelli mantarlarda şapkanın sap ile bağlanma biçimi lamelli mantar cinslerinin tanınmasında oldukça belirleyicidir. Bu açıdan bakıldığında lamelli mantarlar iki gruba ayrılabilir:
    1-Şapka ile ayak birbirinden kolayca ayrılabilir.

    [​IMG]
    Lamellerin serbest, yani ayaktan ayrık olduğu durumlarda, humenium, şapkanın ayrı bir bölümünü oluşturur ve bu nedenle ayaktan rahatlıkla ayrılabilmektedir. Bazan şapka ile ayak arasında net bir ayrım çizgisi gözlenebilirken çoğu zaman bu ayrımı gözleyebilmek icin büyüteç kullanmak gerekmektedir.
    Aşağıda bu türden olan mantarlara örnekler verilmiştir:

    a-Amanita türleri (Gelin mantarı, Padişah mantarı vb.)
    b-Lepiota türleri /Pullu mantarlar (Şemsiye mantarı, Söbelen/pösteki mantarı vb.)​
    c-Agaricus türleri/ Şampinyonlar (Kültür mantarı, çayır mantarı vb.)
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    2-Şapka ile ayak birbirine sıkıca bağlıdır.
    Lamellerin bitişik yada inişli olduğu mantarlarda, şapka ile ayak üst üste çakışmışlardır, dolayısıyla onları birbirlerinden ayırmak oldukça zor yada imkansızdır.
     

Sayfayı Paylaş