1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Mashaf-i Reş (Mushaf-i Res - Kara Kitap)

Konusu 'Dinler Tarihi' forumundadır ve Rigel tarafından 19 Aralık 2014 başlatılmıştır.

  1. Sentinus
    No Mood

    Sentinus Tengri Biz Menen!.. Özel üye

    Katılım:
    11 Mart 2014
    Mesajlar:
    2.535
    Beğenileri:
    3.776
    Ödül Puanları:
    8.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    İstanbul
    Yaratılış nazariyelerinin anlatıldığı yeryüzüne ait bir kitap olup Yezidilere dair geçmişteki olaylar ile Yezidilik adabını içerir. Ayrıca Kara Kitap'ta renkler ve yiyeceklerle ilgili bazı yasaklar da yer almıştır.


    [​IMG]

    Şimdi Mashaf-i Reş'ten bir bölüm sunalım;

    ...Başlangıçta Tanrı, kendi yüce özünden Beyaz İnci'yi yarattı ve bir kuş yarattı ki adı, Anfar'dı. Ve inci'yi onun sırtına koydu, ve orada kırk bin yıl oturdu.

    İlk gün, yani pazar günü, Azazil adlı meleği yarattı; işte o, hepsinin başkanı olanı Ta'us Melek (Tavus kuşsu Melek)'tir. Pazartesi günü Tanrı, Darda'il adlı meleği yarattı ki o, Şeyh Hasan'dır. Salı günü, İsrafil'i yarattı ki, Şeyh Şams'tır. Çarşamba günü, Cebra'il adlı meleği yarattı; o da Abu Bekr'dir. Perşembe günü, Azrail'i yarattı ki, Saacadin'dir. Cuma günü, Semna'il aldı meleği yarattı; o da Nasir'ud - Dindir. Cumartesi günü, Nura'il adlı meleği yarattı, ki o [. .] Melek Ta'us (Melek Tavus)'u onların başkanı yaptı. Ondan sonra Tanrı, yedi göğü, Yeryüzünü, ve güneşi ve ayı yarattı [...]

    İnsani, kuşları ve tüm hayvanları yarattı, ve onları pelerininin boşluğuna yerleştirdi, ve İnci'nin üzerinden indi, melekler de yanındaydı. Sonra yüksek sesle İnci'ye doğru haykırdı, o da düşüp dört parçaya ayrıldı. içinden su fışkırdı ve deniz oldu. Dünya yuvarlaktı, üzerinde çatlak yoktu. Sonra Tanrı, bir kus biçiminde Cebrail'i yarattı, ve dört bucağın yönetimini ona emanet etti. Sonra bir gemi yarattı ve onun içinde otuz bin yıl kaldı, ondan sonra Laleis'e geldi ve konakladı.

    Dünyanın içinde haykırdı, ve yoğunlaşmayla deniz oluştu, ve dünya yeryüzüne dönüştü ve titremeye devam ettiler. Sonra Cebrail'e, Beyaz İnci'nin iki parçasını getirmesini buyurdu, parçalardan birini yeryüzünün altına yerleştirdi öbürünü de Göğün Girişi'ne (cennetin girişi) kapı olarak koydu. Sonra onların içine güneşi ve ayı yerleştirdi, onların kırpıntılarından da yıldızları yarattı, ve onları göğe süs olarak astı. Ayrıca yeryüzünü süslemek üzere meyve ağaçlarını, bitkileri ve dağları yarattı. Halı'nın üzerine Taht'i yarattı. Sonra, dedi ki Ulu Tanrı:

    «Ey Melekler, Adem'le Havva'yı yaratacağım, onları insan yapacağım, ve ikisinden, Adem'in belinden gelmek üzere, Sehr ibn Cebr doğacak; ve ondan tek bir halk türeyecek yeryüzünde; Azazil'in, yani Ta'us Melek'in toplumu olan Yezidi halkıdır bu. Sonra Şeyh Adi b. Musafir'i Suriye'den göndereceğim ve o gelip Lales'te kalacak.»

    Sonra Tanrı, kutsal ülkeye indi ve Cebrail'e, dünyanın dört bucağından toprak getirmesini buyurdu; Toprak, hava, ateş ve su. Onlarla bir adam yaptı ve kendinden ona bir ruh bağışladı. Sonra Cebrail'e. Adem'i Cennet'e yerleştirmesini buyurdu, orada meyveyle bütün yeşil bitkileri yiyebilsin diye: ancak buğday yemesi yasaktı.

    Yüz yıl sonra Ta'us Melek, Tanrıya dedi ki: «Adem nerede ve nasıl üreyip çoğalacak?» Tanrı ona «Yetki ve yönetimi sana bırakıyorum bu konuda» dedi. O zaman Melek Tavus, gidip Adem'e sordu: «Hiç buğday yedin mi ?» O da yanıtladı: «Hayır, çünkü Tanrı bunu bana yasakladı, 'Ondan yememelisin' dedi» Melek Ta'us, söyle dedi ona: «Yesen, senin için çok daha iyi olur.» Ama Adem'in, yedikten sonra karnı şişti, ve Ta'us Melek onu Cennet'ten çıkardı, ve bıraktı, ve göğe çıktı. O zaman Adem, karnının miskinliği yüzünden acıyla kıvrandı, çünkü bedeninde çıkış deliği yoktu. Ama Tanrı bir kuş gönderdi, o da Adem'in bedeninde bir çıkış deliği açtı, böylece Adem rahatladı.

    Ve Cebrail yüz yıl ona görünmedi, ve o mutsuz oldu, ağladı. O zaman Tanrı, Cebrail'e buyurdu, ve o gelerek Adem'in sol koltuk altından Havva'yı yarattı. Sonra Melek Tavus, halkımıza demek istiyorum ki, çok acı çeken Yezidîlere yardım etmek üzere yeryüzüne indi ve eski Asurluların yanında, bizim de basımıza krallar dikti; bu krallar Nesrukh (ki o, Nasir'ud - Din'dir) ve Kamush (o da, Sultan Fakhru'd - Din'dir) ve Artımus (ki. Sultan Samsu'd - Din'dir) adını taşıyorlardı.

    Bundan sonra iki kral tarafından yönetildik; birinci ve ikinci Şapur adlı bu kralların yönetimi yüz elli yıl sürdü ve onların soyundan gelen Amir'lerimiz bizi bugüne dek yönetmişlerdir,ve biz dört kabileye bölündük. Bize khass (marul) haram kılınmıştır, çünkü kadın peygamberimiz olan Khassa'nın adını anımsatmaktadır; kuru fasulye de haramdır, koyu mavi boya kullanmamız yasaktır; Yunus peygambere saygısızlık etmiş olmamak için, balık yememiz haramdır; Ceylanları da yemeyiniz, çünkü onlar peygamberlerimizden birinin sürüsü olmuşlardır. Ayrıca, Şeyh ve müritleri, tavus kuşuna saygısızlık etmemek için, horoz da yemeyiniz; çünkü tavus kuşu, daha önce sözü edilen yedi tanrıdan biridir ve biçimi horozu andırır. Yine, Şeyh ve müritleri sayın, helvacıkabağı yemekten sakininiz. Bundan başka, ayakta işemek, ya da oturmuş haldeyken giyinmek, ya da Müslümanların yaptığı gibi helada taharetlenmek, ya da onların banyolarında gusül etmek, bize yasaklanmıştır. Ayrıca, tanrımız olan Şeytan'ın adını ya da onu anımsatan Kitan, Sar, Sat gibi adları ya da Mal'un, [...] na'l gibi sözcükleri ağza almak yasaktır. Önce [ ...] bizim dinimize, puta taparlık dediler ve Yahudiler, Hıristiyanlar, Müslümanlar ve İranlılar dinimizden uzak durdular. Kral Ahab ile Amran, bizdendi; öyle ki, bizim Pirbub diye adlandırdığımız Ahah Beelzebub'un Tanrısından yardım dilerlerdi. Bizim Babil'de Bakti-Nossor (Nebukadnezzar) adlı bir krallımız vardı; Iran'da Ahasuerus, İstanbul'da Ağrıkalus da bizdendi. Gök ve yer var olmadan önce Tanrı, suların üzerinde bir teknenin içindeydi. Sonra, yaratmış olduğu inciye kızdı, onu başından attı; incinin karılmasından dağlar, çınlamasından kum tepeleri, dumanından da gökler meydana geldi. Sonra Tanrı, göğe çıktı ve gökleri yoğunlaştırdı; ve onları, altlarına destek koymadan yerleştirdi, ve yeryüzünü her yanından çevirdi. Sonra ellerine kalemi aldı, ve tüm yaratıklarının adlarının listesini çıkardı. Kendi özünden ve nurundan altı tanrı yarattı ki bunların yaratılması, bir lambanın başka bir yanan lambadan yakılması gibiydi. Sonra Birinci Tanrı, İkinci Tanrı'ya dedi ki: «Ben göğü yarattım; sen oraya çık, ve bir şeyler yarat.» Ve o, göğe çıktığı zaman, Güneş var oldu. Kendisinden sonraki Tanrıyla, 'Çık' dedi ve ay yaratıldı. Ve ondan sonraki Tanrı, gökler'i harekete geçirdi; ve ondan sonraki Tanrı, yıldızları yarattı; ve ondan sonra gelen Tanrı, el - Kuragh'i, yani Sabah Yıldızı'nı (venüs) yarattı; ve her şey böyle yarattı.

    ŞEYH ADİ'NİN İLAHİSİ
    benim bilgim tüm varlıkları kuşatır
    benim varlığım benden gelir
    benim gelişimin nedeni,yine benim
    zamanını da bilen benim
    evrende var olan her şey benim buyruğumdadır
    her yer,insanlar otursun,oturmasın
    ve tüm yaratılmışlar benim buyruğumdadır
    benim egemenliğim,başka egemenliklerden üstündür
    sözlerim her zaman doğrudur
    yeryüzünün yargıcı ve yöneteniyim
    benim yüceliğime tapınır insanlar
    bana gelirler öperler ayaklarımı
    benim gökleri kat kat yaratan
    başlangıçta haykıran benim
    Şeyh'im ben,benden başka yoktur tapacak
    benim kendimi mucizelerle gösteren
    bana indirildi mutluluklar kitabı
    dağları eriten efendimden
    tüm yaratılmış insanlar bana gelirler
    saygıyla öpmek için ayaklarımı
    meyveler üretirim,gençliğin ilk özsuyundan
    kendi gücümle ve bana yönelirler öğrencilerim
    ışığının önünde sabahın karanlığı dağılır
    yol gösteririm isteyenlere
    Benim Adem'in cennette yaşamasına neden olan
    Nemrud'un kızgın ateşte kalmasına da
    Ahmet'e adaletli davranmasında önderlik ettim
    benim yolumda ilerlettim onu
    bana gelir tüm yaratıklar
    sevgimi armağanlarımı kazanmak için
    bana uysunlar diye;ve yüceltirler gücünü ve görkemini kötülüğümün.
    karşıma çıktı o öldürücü aslan
    öfkeyle, ve ben haykırdım taşa çevirdim onu
    karşıma çıktı yılan
    ve ben irademle kuma çevirdim onu
    benim vurup titreten kayayı
    ve yanından fışkırtan suların en tatlısını
    benim bildiren, kesin gerçeği
    benden gelir acı çekenleri avutan kitap
    benim, biricik yargıç
    yargılamak hakkımdır
    İlk yazları yarattım, su versinler diye
    suların en tatlısını ve en güzelini
    eli açıklığımla ben neden oldum belirmesine
    ve gücümle saflaştırdım onu
    bana dedi ki cennetin efendisi
    "sensin tek yargıcı ve yöneticisi yeryüzünün"
    bazı mucizelerimi kendim sergilerim
    bazılarıysa varlıkların kendilerinde açığa vurulmuştur
    banim dağlara boyun eğdiren
    banim altımda, benim irademe göre
    ürkünç görkemimim karşısında haykırır canavarlar
    gelir tapınırlar bana, öperler ayaklarımı
    Şam'lı Adi'yim ben misafirin oğlu
    Yüce bağışlayıcı çeşitli adlar verdi bana
    göksel tacı,makamı,ve yedi göğü ve yeryüzünü
    gizlerime erenlerin yüzünde, benden başka tanrı yoktur
    her şey benim buyruğum altındadır
    onun için b enim önderliğimi yadsımayın
    ey insanlar bana karşı çıkacağınıza boyun eğin
    yargılama gününde karşıma geldiğinizde mutlu kılınırsınız
    her kim bana bağlı olarak ölürse
    cennete göndereceğim onu
    Ama kim ki beni tanımadan ölür
    acı ile kıvrandıracağım onu
    diyorum ki yüceler yoktur dengim
    yaratırım ve istediğimi zengin yaparım
    övgüler bana her şey benim irademle olur
    ışığı ben bağışlarım evrene
    ben o hükümdarım ki büyüklüğüm kendimden gelir
    yaratılmış tüm zenginlikler benim buyruğumdandır
    izlemeniz gereken bazı yolları gösterdim ben size ey insanlar
    bana yakın olmak isteyenler dünyayı unutmalıdır
    sözlerim her zaman doğrudur
    yükseklerdeki bahçe beni hoşnut edenler içindir
    ben gerçeği aradım ve onaylayıcısı oldum onun
    aynı gerçeği kavrayanlar, en yüksek yere ulaşacaklar benim gibi [1]

    Kaynaklar
    [1] Sabah Gazetesi.



    [​IMG]
     

Sayfayı Paylaş