1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Masum Varsayımlar

Konusu 'Komik Yazılar ve Olaylar' forumundadır ve kelebek tarafından 15 Ekim 2008 başlatılmıştır.

  1. kelebek

    kelebek -ütopik- V.I.P

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.680
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    4.730
    Banka:
    573 ÇTL
    Annemi ziyaretçiler dizisinden biri zannederdim. uzaydan gelen bi visitors annemi öldürmüş ve yerine geçmiş diye suratından maskesini çıkarmaya çalışıp annemin suratını yolardım.

    Zeki Müren'i zekim üren sanırdım..ne demekse....

    Pırasayı soğanın abisi sanırdım Andımızın 'yurdumu milletimi özümden çok sevmektir' bölümünü üzümden çok sevmektir sanırdım, kafa patlatırdım işin mantığına Anıtkabir'i bir baskan mezarlari serisinin ilk üyesi sanir ve Kenan Evren'in anitka-iki'ye gömülecegine inanirdim ayrıca bir "kültabisi"nin var olduguna da inandim hep içten içe.

    Lar diye bi deniz var sanırdım.. "Korkma sonmez bu Tafak larda yuzen alsancak" dan kaynaklı.. dolayısıyla bu mısraları toyle yorumlardım Lar'da yüzen bir alsancağın, Şafağın sönmesi konusunda endişe etmemesi gerekir.

    Otobüslerdeki "tehlike anında kolu el ele çeviriniz" (ki bööle bile yazmıyo) yazısını her gördüğümde otobüsteki herkesin elele tutuşup, ve birinin lider olup kolu onun çevirmesi gerektiğini sanırdım.

    Birde heralde kapıya gelindiğinde mutlaka zile basılmasını gerektiğini sanıyodum ki,boyum yetişmediğinden duvara parmağımı basıp "zelllll" diye bağırırdım filmlerde kızılderililere yerli dendiği için onları türk sanırdım bi keresinde, 3-4 yaşlarındayken, mutfaga girmiştim ve ömrümde ilk defa kadayıfla karşılaşmıştım: annem kadayıf yapmıştı ve ben de kadayıfı babam zannettim çünkü babam kıllı bir insandı ve annemin babamı öldürdüğünü sonrada yemek yaptığını düşünmüştüm, babamın piştikten sonra kıllarının o hale geldiğini zannedip babam eve gelene kadar mutfakta oturup ağlamıstım, annemin cok kızdığını hatırlıyorum.

    Televizyondaki spikerlerin de bizi gördüğünü sanırdım, bunu anlamak ve açıklığa kavuşturmak için birgün koltuğun arkasına saklandım, planım spikeri punduna getirip beni aradığını ve kafasını oynattığını yakalamaktı ama nereye saklanırsam saklanayım, ne kadar gizlice kafamı dışarı çıkartıp televizyona bakarsam bakayım spiker hep beni görüyor, gozumun içine bakıyordu. Sonra babama sordum, öğrendim.

    İn cin top oynuyo dediklerinde de, incin adında (ayse fatma gibi) bi kızın top oynadıgını sanırdım. bi türlü anlayamazdım. eee top oynuyo da nooluyo ben de oynuyorum derdim kendi kendime Taksim'deki kat otoparkını, katoto isimli bi japon devlet büyüğü adına yapılmış "katoto parkı" sanırdım, hep oraya gidip oynamak isterdim Bezirgan başı adlı oyunu hep vezirgen başı diye idrak ederdim...

    Son zamanlara kadar da öyle sanıyo idim..ulan bi kerede sormamışım kendime şu zamana kadar nedir ki bu vezirgen başı, bi manası var mı acaba diye..

    Futbol maçlarında, hakem sarı veya kırmızı kart gosterdiğinde, birisinin futbolcuya kart gönderdiğini ve herkesin merak içinde hakemin etrafına toplaşıp, kartı okumasını beklediğini sanırdım
     

Sayfayı Paylaş