1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Medüller kanser

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 20 Aralık 2011 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.094
    Beğenileri:
    4.419
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    813 ÇTL
    Tiroitte bulunan ve kalsitonin salgılayan parafollikül hücre (C hücresi) kaynaklı bir kanserdir. Boyundaki lenf düğümlerine yayılımı sıktır. Uzak organlara da yayılabilir. Bu hastalarda kan kalsitonin düzeyi yüksektir ve bu durum nodülü olan hastalarda yol gösterici ve tanı konmasına oldukça yardımcıdır. Tiroit ince iğne biyopsisinde kolayca tanınabilir. Medüllerin kanserlerin yaklaşık 0'u aileseldir. Ailesel olanların bir kısmı da özel bir grup oluşturur ve medüller kanserle beraber diğer hastalıklarla beraber görülebilir. Özellikle ailesel kanserli hastalarda medüller kanserle beraber diğer olası hastalıkların olup olmadığı belirlenmelidir. Örneğin kan basıncı yüksekliğine (hipertansiyon) neden olan feokromasitoma adlı hastalık bulunduysa, önce cerrahi yolla bu tedavi edilmeli sonra medüller kanser tedavisine geçilmelidir.


    Medüller kanserin bilinen en etkin tedavisi de cerrahi olup, Tiroidin tamamının çıkarılması gerekir. Kanserin evresine göre değişmekle beraber hastaların çoğunda boyundaki lenf düğümlerinin de çıkarılması önerilmektedir.


    Her türlü cerrahi girişime karşın geride kanser kalan hastalara radyasyon tedavisi uygulanabilir. Ayrıca ilk cerrahi girişimden sonra kanseri tekrarlayan hastalarda cerrahi girişimle kanser çıkarılamıyorsa radyasyon tedavisi verilebilir. Bu hastalarda etkin olabilecek bir kemoterapi şekli araştırılmaktadır.
    Bu hastalar, cerrahi tedaviden sonra kan kalsitonin ve CEA düzeyleri bellirli aralıklarla ölçülerek izlenir. Kalsitonin yüksekliği daha ziyade hastalığın tekrarlama olasılığını bildirirken CEA yüksekliği hastalığın kötü seyredebileceğini telkin eder. Ameliyattan sonraki izlemlerde kalsitonin düzeyi yükselmeye başlayan hastalarda tekrarlayan tümörün yerini belirlemek amacıyla ultrason, bilgisayarlı tomografi, MR, PET gibi görüntüleme yöntemlerine veya daha ileri tekniklere gereksinim olur. Biraz önce de değinildiği gibi tümörün yeri saptandığında bunun ameliyatla çıkarılması gerekir. Cerrahi uygun olmayan hastalarda ise radyoterapi bazen de kemoterapi verilmesi gündeme gelir.
     

Sayfayı Paylaş