1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

MeGgStAr'Dan Günlükçük Yazıları

Konusu 'CerezGünlük' forumundadır ve Megan tarafından 8 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. Megan

    Megan Üye

    Katılım:
    7 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    48
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    180
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    Her An Her Yerde :)
    Banka:
    0 ÇTL
    Merhaba Günlük.
    Ben Megan,Megg,Meggy :)
    Adımın önemi yok bence. Önemli olan yazıcaklarım.Kalemimden :him, şey pardon KLAVYEMDEN dökülenler. :v
    Evet yazmaya başlıyorum....

    Ben Megan.
    Çerez Forum Ailesi'ne daha bu gece katıldım. Buna rağmen yeni, sanal ailemi çoook sevdim, benimsedim.
    Evet, Çerez Forum Ailesi'ni bulana kadar epey efor harcadım. Saçma sapan, pasif ve sıkıcı forumlarda vakit harcarken gerçekten çok şey kaybetmişim.
    Ama önemli değil, artık bende ailenin bir üyesiyim.
     
  2. Megan

    Megan Üye

    Katılım:
    7 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    48
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    180
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    Her An Her Yerde :)
    Banka:
    0 ÇTL
    Selam G.
    Günlük yazmak erken bir saat ama yapacak bir şey bulamadım. Bari günlük yazayım dedim.
    Bu gün söz verdiğim üzere Buğçe ve Zelihayla buluşmak yerine babamla beraber aksaraydaki turizm ofisine geldim. Beylikdüzü-Aksaray bir buçuk saat sürmesi gerekirken pazartesi trafiğiyle 2 satt 40 dakika sürdü. Perişan olduk yollarda. 6. kattaki ofisimize çıktığımda küçüklük resmimi hala duvardan kaldırmamış olduklarını farkettim. Allah aşkına bunlar ne zaman beni dinleyecekler. Ofisin yeni açılmış olduğu zamandan bir fotoğraf... Üzerimde krem rengi bir balıkçı yaka kazak ve altımda kahverengi deri bir etek. Saçlarım perişan üstelik gözlüklerimin camı kirli. Nefret ediyorum bu resimden. Ve şuan ben bu satırları yazarken bile bana bakıyor.... Her neyse gidip bir şeyler yesem iyi olacak. Akşam devam ederim :D.
     
  3. Megan

    Megan Üye

    Katılım:
    7 Ağustos 2011
    Mesajlar:
    48
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    180
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    Her An Her Yerde :)
    Banka:
    0 ÇTL
    Bu gün evimizin bahçesine indim ve bir deneme yzısı yazdım :)
    Baktım hava güzel, ev sıkıcı ve netbook’umun şarjı full, dedim ,kalk kızım. Oturma evde. Bilgisayarı kaptığım gibi soluğu aşağıda aldım. Ve bu okuduğunuz satırları yazmaya başladım. İstanbul’un en güzeli denizi. Gel gör ki Beylikdüzünde deniz yok. E, annemde tek başıma sahile, büyük çekmeceye inmeme izin vermez. Kankam da evde yok, yalnızım. Denizi boş verdim ve doğayı izlemeye karar verdim. Şimdi size izlenimlerimi yazacağım…

    Doğa, diyorum, canım doğa. ‘Yeşil’ Bursa’da, doğup büyüdüğüm, büyürken bol bol ağaca tırmandığım, ve her defasında inmeyi beceremeyip düştüğüm, o ağaçlarla dolu, o yemyeşil Bursa’da bile sadece bir alışveriş merkezi büyüklüğünde kalan doğa. Canım doğa. Neyse ki, diyorum, neyse ki İstanbul Belediyesi değer veriyor doğaya. Alışveriş merkezinin olduğu yeri yıkıp koru yapıyorlar. Bu benim içimde bir şeyleri yakıyor, ama bu iyi bir yanma. Mutluluk ateşini alevlendiren bir yanma. Bundan iki yıl evvel Beylikdüzü’ndeki tek tiyatro ve piyano eğitimi veren salonu düğün salonuna çevirdiklerinde oluşan yanmadan değil… Evet, evet bende orada eğitim alıyordum. Tiyatro ve piyano. Ayşen İnci’nin oğlu Kerem Bey’di öğretmenimiz. Ç ok güzel oyunlar çıkarmıştık. Ama yıktılar. Ve ben hayatımda ilk kez bir yer yıkılıyor diye ağladım… Konuya dönüyorum. Bahçemizdeki çardağa indim. Oturdum, bir yandan nasıl bir yazı taslağı oluşturabilirim diye düşünüyor, bir yandan gökyüzünü seyrediyorum. A aaa, o da nesi? Bir kuş, yok yok, bir uçurtma… Ama uçurtmanın kuyruğu olur diyorum kendi kendime. Tam hayal gücümün doruklarındayken beyaz şey ayaklarımın dibine iniş yapıyor. Bir POŞET. Sinirden gülüyor ve bunu atan insanın nasıl bir insan olduğunu düşünüyorum. Hem annem, hem de babam bana ve kız kardeşime büyük bir doğa sevgisi aşıladılar. Defter sayfalarını dikkatli kullanmakla başladı bu aşk , sonra yerdeki çöpleri çöp kutusuna atmaya kadar gitti. Aslında bu, hepimizin yapması gereken bir şey. Ben aynı zamanda bir kitap kurduyumdur, okuduğum bir kitaptan alıntı yaparak değerlendireceğim bu çöp meselesini ‘’Herkes kendi evinin önünü süpürse sokaklar tertemiz olurdu diye bir söz var. Ne yazık ki bizim ülkemizde bu geçerli değil. Kalkın ve bütün sokağı süpürün. Sokaklar tertemiz olsun. Bırakın insanların ne düşündüğünü. Sokaktan geçenler şunu söylesin ‘burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyor.’ Çöpçü olmak suç değildir;belki süper havalı bir mesleğiniz vardır, yine kendi mesleğinizi yapın, mesleğinizi yaparken de dünyanın en süper çöp toplayıcısı olabilirsiniz. Bir tane dünyamız var; onu temiz tutalım.’’ . Ve bu satırlar daha önce hiçbir şekilde okumadığım bir yazarın kitabıydı. Gittim ve bütün kitaplarını aldım yazarın. Hatta birer tanede çok yakın arkadaşıma aldım.
    Bu düşüncelerin ardından devam ettim doğayı seyretmeye, demek isterdim ama sinirlerim bozuldu. Bende bari yazımı yazayım eve gidince forum sayfasına da koyarım diye düşünüp yazmaya başladım.
    Doğanızın çöpsüz olması dileğiyle ;;)
     

Sayfayı Paylaş