1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Mehmet Çoskundeniz

Konusu 'Yazar / Şair' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 13 Eylül 2009 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.785
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    387 ÇTL
    Mehmet Çoskundeniz'in kaleminden


    Mersin’de doğdum. Bu yüzden portakal çiçeklerinin nasıl koktuğunu bilirim. İlk çocukluk aşkına tutulduğumda yedi yaşındaydım. Adı Melek’ti, melek gibiydi. Ya da bana öyle gelirdi. Yaramazdım. Habire ayağıma çivi batardı, tetanos aşısı olurdum. Bahçelere girer, meyve çalardım. Yakalanır, bahçe sahibinden dayak yerdim. Uslanır mıydım? Tabii ki hayır... Ertesi gün bu kez bir başka bahçede bulurdum kendimi.

    Yüzmeyi ne zaman öğrendiğimi hatırlamam. Kendimi bildim bileli hep denizle haşır neşir oldum. Bu yüzden tutkunumdur maviye. Bu yüzden aşkın da mutluluğun da rengi mavidir benim için. En çok baharları severdim Mersin’i. Okuldan kaçar, bisikletlerimize atlar, kilometrelerce pedal çevirirdik. Nereye gittiğimizin hiçbir önemi yoktu. Bütün yollar denize çıkardı ve biz sonunda bir kıyıda durup soluklanır, oltaları çıkarır o güzelim çipuraları, lagosları tutup sonra da çalı çırpı yakar, bir güzel ziyafet çekerdik kendimize. Ne kadar kaygısızdık... Kızlara uzaktan bakardık... Hele ben... Dışarıdan bakıldığında ağzı lâf yapan, arsız çocuk, bir kızın karşısına geçtiğimde konuşmayı yeni öğrenen bir bebeğe benzerdim, içimde beslerdim duygularımı da bir türlü söyleyemezdim... İlk gerçek aşkı tattığımda onyedi yaşındaydım. Ay parçası kadar güzeldi ve hep gülümserdi. Herkesin herkesi tanıdığı Mersin’de onun elini bile tutamazdım; ama, bu bile bana yeterdi. Sonra üniversite ve İstanbul... Bu kentte öğrendim hayatta hiçbir şeye şaşırmamayı. Bu kentte öğrendim, insanların nasıl ikiyüzlü olduklarını. Bazen oyunu kuralına göre oynadım, bazen içimdeki o saf, o çekingen, o Mersinli çocuğu ortaya çıkardım. Aşka düştüm, terk edildim, ağladım, aldatıldım. Ama en büyük heyecanları, en büyük mutlulukları yine aşkla yaşadım. Bu yüzden aşktan hiç şikayetçi olmadım. Aşktan, balıktan, rakıdan, denizden ve maviden hiç vazgeçmedim. En kötü alışkanlığım sigara, onunla da çok zor günlerimi paylaştım. Şimdi, şairin dediği gibi “Dante gibi ortasındayım ömrün...” Geriye dönüp baktığımda pişman olduğum çok az şey var. Ama ben pişman olduğum şeyler için de “İyi ki yapmışım,” diyorum. Çünkü asıl pişmanlığın yapılmayan şeyler için duyulduğunu çok iyi biliyorum. Yıllar yüzüme birçok çizgi ekledi; ama, bir tek şey eksilmedi... Aydınlığın izi...
     

Sayfayı Paylaş