1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Meniere hastalığı

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve Suskun tarafından 26 Şubat 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Meniere hastalığın

    Meniere hastalığı, Fransız doktor Prosper Meniere tarafından 1861 yılında ilk
    kez tanımlanmıştır. Vertigo (baş dönmesi), kulakta dolgunluk hissi, çınlama ve
    işitme kayıpları ile ortaya çıkan bir iç kulak hastalığıdır. İç kulağın endolenfatik
    sistemde oluşan sıvı basıncı nedeniyle oluşan hastalık; sadece kulak kemiğinin
    kadavra üzerindeki bulguları ile ispatlanabilmektedir. Toplumda rastlanma sıklığı
    %0,2'dir. Hastaların yaklaşık üçte ikisinde patoloji tek kulakta sınırlı kalsa da,
    üçte birinde iki taraflıdır. En sık 30-60 yaşlarda görülür. Genetik olarak
    devamlılığı görülebilir. Erkeklerde görülme sıklığı daha fazladır.

    Meniere hastalığının belirtileri:

    En rahatsızlık veren şikayet baş dönmesidir. Episodik (tekrarlayan) rotasyonel
    vertigo atakları (dairesel ya da savrulma şeklinde bir hareket), işitme kaybı
    (hastalığın ileriki dönemlerinde giderek işitmenin azalır), kulakta çoğu zaman
    sabit bir ses şeklinde duyulan çınlama oluşur. Ataklar süresi değişmekle
    beraber yarım ile bir saat devam eder. O dönemde hastada bir panik hali,
    soğuk terleme, çarpıntı, bulantı ve kusma, yattığı yerden kalkamama, başını
    sabit hale getirme ihtiyacı belirir. Herhangi bir hareket yokken hastanın
    çevrenin döndüğü ile ilgili duyumu oluşur. Hasta uykudan baş dönmesi ile
    kalktığını ifade edebilir. Çınlamanın şiddetindeki artma atağın ilk belirtisi olabilir.
    Erken dönemde gelip geçicidir. Ancak ileri dönemde kalıcıdır. Hastaların büyük
    kısmı gürültüye karşı toleransını kaybetmiş haldedirler.

    Meniere hastalığının teşhisi:

    Bu hastalığın teşhisi konusundaki zorluk hastaların yaşadıklarını tam ifade
    edememesinden, hastalığın çok fazla varyasyonu olmasından, yapılacak olan
    testlerin rutin testler olmamasından kaynaklanmaktadır. Teşhis için en değerli
    araç hasta ile doktor arasında, semptomlar hakkında ortak bir dilin kullanılması
    ve çok detaylı bir hastalık hikayesi alınmasıdır. Teşhis yollarında elimizde son
    dönemlerde son derece komplike ancak bir o kadar da kesin neticeler veren
    testler bulunmaktadır. Bunların başında işitme testleri gelmektedir. Diğer
    test "ecog" (elektrokokleografi) ise iç kulak sıvındaki basıncı gösterebilir.
    Büyük bir oranda kişinin ileride bir meniere hastası olup olamayacağı ile ilgili
    tahmin yapmamızı sağlar. En değerli test "eng" (elektronistagmografi) ise
    denge fonksiyonlarını araştırır. Karanlık bir odada ya da bir video-maske ile
    yapılan bir test olup, kulakların hem pozisyonel olarak hem de hava ya da sıvı
    ile uyarılıp gözde oluşan istemsiz hareketleri kaydetme (vestibülo-oküler
    refleks) prensibine dayanır. Bu test sayesinde, hastalığın değişik evrelerinde iç
    kulağın denge rezervleri konusunda bilgi ediniriz. Bu testler haricinde teşhis
    yollarında kullandığımız ancak spesifik çalışan dünyada belli merkezlerde olan
    teknik olanaklardan da yararlanabiliriz.

    Meniere hastalığının tedavisi:

    Meniere hastalığı ilaç tedavisi ve belli yaşam tarzı değişiklikleri ile yaşamın
    sonuna kadar %90 kontrol altında tutulur. Hastalar, fiziksel ya da emosyonel
    stresi en az bir yaşam tarzının yanında düşük tuz diyeti ile beslenmelidirler.
    Hayvansal yağ içeriği az olan besinleri tüketmek, kafein, alkol ve sigara türü iç
    kulakta sıvı basıncını arttırdığı düşünülen içeceklerden uzak durmak gerekir.
    İlaç tedavisi olarak anti-vertijinöz ilaçlar, diüretikler, benzodiazepin türü ilaçlar
    kullanılmaktadır. Bulantı ve kusma olduğunda bunlara ait ilaçların alınması
    yeterli olabilir. Hastalığın cerrahi tedaviye ihtiyaç gösteren kısmı sadace %5-9
    luk hasta grubunda olup, çeşitli tedavi protokoleri mevcuttur.

    Meniere hastası olan kişilerin bir kısmı, atak gelmeden önce kafa basıncının
    artışından, çınlamanın şiddetinden, işitmedeki dalgalanmalardan krizin
    geleceğini hissedebilir. Ve nispeten kontrollü bir atak geçirir. Ancak geri kalan
    hasta grubunda vertigo (baş dönmesi) atağı ani geldiğinden, bu tür hastaların
    özellikle taşıt kullanmaları sakıncalıdır. Aksi taktirde kişi hem kendi, hem de
    diğerleri için tehlikeli ve hasar verici olabilir.
     

Sayfayı Paylaş