Meslek Seçimi ve Toplumsal Gelişim

Suskun

V.I.P
V.I.P
Katılım
16 Mrt 2009
Mesajlar
23,140
Beğeniler
322
Şehir
Türkiye
#1
Meslek Seçimi ve Toplumsal Gelişim

Eğitimin en önemli hedeflerinden biri de, bireye kendi potansiyeli ve yeteneği doğrultusunda çalışma ve gelişme fırsatı sağlamaktır. Bunun için de öncelikle bireyin küçük yaştan itibaren kendi yeteneklerini tanımasına yardımcı olunmalıdır. Kendi yeteneklerini tanıması için de eğitsel fırsatlar yaratılmalıdır.

Türk eğitim sisteminde meslek seçimi ya da alan seçimi birey dışında tezahür etmekte, ailesi veya mesleğin ekonomik getirilerinin en planda tutulması bireyin yaşama bakış açısını önemli ölçüde etkilemektedir.Küçük yaşlardan itibaren bu konuda dikkatli araştırmalar yapılmalı(Bireyi tanıma teknikleri), bireyin yetenekleri göz önüne alınmalı ve bu doğrultuda bir yönlendirme yapılmalıdır.

Ülkemizde bakın nasıl bir eğitim sistemi işliyor. Alt tabaka ya da orta tabaka ailelerin çocukları(Ülkenin büyük çoğunluğu) küçük yaşlardan itibaren Matematik ve Türkçe alanlarında yoğunlaşmakla birlikte diğer yetenek alanları göz ardı ediliyor. Bu da bireyin en kısa yoldan ekonomik getirisi en sağlam olan(Memurluk) meslek seçimine sebep oluyor. Kendini geliştirmeyen, yaratıcılık becerisi körelmiş ve sağlıklı düşünce yapısına sahip olmayan bireylerin yetişmesine sebep oluyor. Çoğu zaman herhangi sıradan bir insanın yapabileceği bir işe yetenekli birisinin yerleştirilmesi hem o kişinin, kişisel gelişimini etkiliyor hem de yetiştiği topluma yeni değerler kazandırmasında başarısızlığa sebep oluyor. İnsan için en önemli kavramlardan birisi de güdülenmedir. Güdülenme, bireyin bir işe veya konuya karşı istek derecesidir.

Bir işi veya konuyu isteyerek ve severek yapmayan kişiler, o alanda sadece her gün monoton vida sıkan bir işçi görünümü sergilerler. Yani toplum için yeni bilimsel değerler üretmezler. Toplumların üretim gücü sekteye uğrar. Kendisine ve çevresine yabancılaşmış, toplumun dinamiği olmayan bireyler toplumun gelişimine bir fayda sağlayamaz. Bir memur ya da çiftçi çocuğunu ele alalım. Çocuğun küçük yaşlardan itibaren Matematiğe bir ilgisinin olduğunu varsayalım. Fakat ailesinin ve çevresinin baskısı ile ekonomik şartlar dikkate alındığında, Polislik sınavından aldığı yüksek puanla ekonomik getirisi daha sağlam olan bu meslek tercih ettiriliyor. Bu şartlar altında istemediği bölümde okumak zorunda kalan, kendi yetenekleri ve ilgileri dışında bir meslekte çalışmak zorunda kalan binlerce birey var. Kendi yeteneği ve potansiyeli dışında çalışmak zorunda kalan bireyler, ne kendine ne de topluma yararlı olabilirler. En fazla fiziksel ihtiyaçları peşinde koşan(Yemek, Su, Barınma vb.) sıradan bir birey olur. Oysa belki de bu birey Matematik alanında büyük başarılara imza atacaktı. Ancak yetersiz koşullardan dolayı bilimsel macerası başlamadan bitmek zorunda kalıyor. Bu da toplumun yetenekli beyinlerinin erimesine sebep oluyor.

Bu söylediklerimiz orta ve alt tabakadaki bireyler için geçerli oysa üst tabaka bireyleri istedikleri bölümde istedikleri şartlarda okuyabilmektedir. Bu durum aynı zamanda Türkiyede, eğitimde Fırsat ve İmkân eşitliği ilkesinin tam olarak hayat geçirilemediğinin bir göstergesidir.

ahmet yamaç​

 
Top