1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Mesnevi Masalları

Konusu 'Edebiyat / Kitap' forumundadır ve Suskun tarafından 6 Nisan 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    [​IMG]

    Mesnevi Masalları

    Şaşı çırak

    Bir zamanlar bir yerde iyi bir usta vardı.Yanında bir de çırak, gözleri biraz şaşı.Şaşılık bir özürdür, ne bir suç, ne de kusur,Noksanını bilmemek, işte kabahat budur.Usta bir gün çırağa, dedi “içeriye gir,Orda bir şişe vardı, al onu bana getir”.Çırak içeri gitti ve sesi geldi derin:“Burda iki şişe var, hangisini istersin ?”Usta dedi : “iyi bak; şişe çift değil, bir tek;
    Yanlış görmeyi bırak, gözünden perdeyi çek!”“Beni aşağılama” diye seslendi çırak;
    “Burda iki şişe var, inanmazsan gel de bak!”“Öyleyse” dedi usta, “kır şişenin birini,”
    “Sonra getir bakalım buraya diğerini.”Bir şişe kırılınca ikinci de kayboldu,
    Çırak bu işe şaştı, anlamadı ne oldu.Bazı yanlış duygular insanı şaşı eder;
    Sonu gelmez arzular, kızgınlık ve öfkeler.Bir tek olan şişeyi çırak görmüştü iki,
    Birinciyi kırınca ikinci uçup gitti .Şaşı eder insanı aşırılık ve öfke
    Ruhu dönemez olur gerçeğe, doğru yöne.Garaz öne çıkınca altlarda kalır hüner,
    Perdeler yer değişir, gönülden göze iner.Vicdanını karartıp rüşvet alırsa hakim
    Farkedemez kim mazlum, göremez kimdir zalim.Kırmak istemiyorsan içerdeki şişeyi,
    İyi anlamalısın çok önemli bir şeyi :İki tane gözün var biri semaya bakar
    İkincinin bakışı hep yere doğru akar.Kapat iştah ve istek, eleştiri gözünü.
    İbret ve şükürle bak, iyi tanı özünü.Nasihata kulak ver, iyi görürüm sanma,
    Hep gönül gözüyle bak, toprak gözüne kanma. Madde gözü tembeldir, hep kolayını arar
    Yanlış yöne ***ürür insanı kolay yollar.Üşenme, kaynağı bul, zor gelse de nefsine
    Doğru yollarda ara, yokuş ve dik gelse de.Bırak zannı, şüpheyi, hedefin olsun gerçek.
    Varınca göreceksin her zahmete değecek.Asıl şaşılık budur, budur gözdeki mertek :
    Zannetmekle bilmenin farkını görememek.Bulanıktan uzak dur, her işin olsun berrak;
    Ancak temiz bir kalptir, yüzü ak çıkaracakHele de vesveseye aman sakın kapılma
    Güvenilmez bilgiyi kendine rehber kılma.Vehimden de uzak dur doğru bilgi zannetme,
    Hele de evhamları ona buna iletme.Doğru olsun her işin, doğrudan uzaklaşma,
    Doğru bil, doğru düşün, doğrudan asla şaşma.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Akrep ile Kurbağa


    [​IMG]


    Bir gün kara bir akrep yolculuğa çıkmıştı.Yolu epeyce uzundu, yorgundu ve acıkmıştı.Bir dereye rastladı; uzun, geniş bir dere Bir yerlerden geliyor, gidiyor başka yerlere.Karşıya geçmek için uygun bir geçit gerek Aradı, bulamadı; boydan boya gezerek.Şöyle büyük bir ağaç olsa dalları uzun Çıkar, yürür, geçerdi; varsın yorucu olsun.Ama yoktu ne yazık ne geçit, ne de köprü.Derken derede yüzen birkaç kurbağa gördü.Seslendi : “Arkadaşlar ! bakar mısınız lütfen ?”Dönüp onu görünce suya daldılar hemen.”Korkmayın, hiç bir zarar vermem hiçbirinize,Ne olur, bir dinleyin, diyeceğim var size.”O böyle yalvarınca içlerinden genç biriKafasını çıkardı, gözleri iri iri:”Akrep kardeş buyurun, diyeceğiniz nedir ?Yalnız çabuk söyleyin, işimiz aceledir.”"Ne olursun kurbağa, çok zor bir durumdayım,İnan ki haftalardır bu uzun yolumdayım.Çok acele işim var, koşup ulaşmam gerek,Beni bekleyenlerle hemen buluşmam gerek.Beni sırtına al da karşıya geçiriver,Bu yorulmuş yolcuya bir iyilik ediver.”"Ama Sayın Bay Akrep, çok korkarız biz sizden;Çıkıverirse sonra bir kaza iğnenizden ? “”Hiç olurmu a canım, ben öyle beter miyim ?Bana yardım edene kötülük eder miyim ?Hem sonra öyle bir şey yapacak olsam bileGitmez miyim seninle ben de suyun dibine ?”Böyle tatlı sözlerle kurbağayı kandırdı,Güvende olduğuna iyice inandırdı.Yüze yüze gelince suyun derin yerineKurbağanın ensesi takıldı gözlerine:Öyle parlak ve semiz, öyle iştah açıcı,Böyle av bulunur mu, bu kadar kışkırtıcı ?Sonunda duramadı, yaptı yapacağınıİğnesiyle felç etti kolunu bacağını.”Ne yaptın akrep kardeş ? Hem kalleş hem döneksin,Ama sen de benimle birlikte öleceksin.”"Ne yapayım kurbağa, kötüler hep aldatır;Hem sen işitmedin mi ? «Huy canın altındadır»”.Sen de canım Oğuzhan, sakın kötüye kanma;Huyu kötü olanın sözlerinde aldanma…
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Eyaz (Ayaz)ın marifeti[Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]


    Bir gün beyleri Gazneli Mahmuta
    “Ayaz denilen bu kölenin ne marifeti var ki sen ona otuz kişinin maaşı kadar maaş ödüyorsun?” dediler.
    Sultan Mahmut bu soruya o anda cevap vermedi. Birkaç gün sonra beylerini alarak ava çıktı.
    Yolda bir kervan gördüler. Sultan Mahmut beylerden birine:
    “Git sor bakalım, bu kervan nereden geliyor?” dedi.
    Bey atını sürerek gitti, birkaç dakika içinde geriye döndü.
    “Efendim kervan Rey şehrinden geliyor.” dedi. Sultan Mahmut:
    “Peki, nereye gidiyormuş?” diye sorunca bey susup kaldı. Bunun üzerine Sultan Mahmut başka birini gönderdi. O da gidip geldi.
    “Efendim, Yemen’e gidiyormuş.” dedi.
    Padişah:
    “Yükü neymiş?” deyince o da sustu kaldı. Bu defa padişah başka bir beye:
    “ Sen de git yükünü öğren” dedi.
    Bey gitti geldi.
    “ Her cins mal var, fakat çoğu Rey kâseleri.” dedi.
    Padişah:
    “Peki, kervan ne zaman yola çıkmış?” diye sorunca bey cevap veremedi. Padişah böyle tam otuz beyi gönderdi, otuzu da istenen bilgileri tam olarak getiremediler. Padişah son olarak Ayaz’ı çağırdı:
    “Ayaz, git bak bakalım, şu kervan nereden geliyor?” dedi.
    Ayaz:
    “Efendim, kervan görünür görünmez sizin merak edeceğinizi tahmin ederek gidip gerekenleri öğrendim. Kervan Rey’den gelip Yemen’e gidiyor, yükü şudur, şu kadar at, şu kadar deveden oluşuyor, şu kadar insan var” diye kervan hakkında ayrıntılı bilgi verir. Bütün bunları beyler ağzı açık dinliyorlardı. Ayaz tek başına 30 beyin edinemediği bilgiyi edinmişti. Padişah beylerine döndü:
    “Ayaz’a neden otuz kişinin ücretine denk ücret verdiğimi anladınız mı? Görüyorsunuz ki bu bile onun hizmetine karşılık az geliyor.” Dedi.
    Böylece Ayaz’ı çekemeyerek aleyhinde konuşan beyler utanıp yaptıklarına pişman oldular
     
  4. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Tavşancık ile Aslan[Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    OrmanTavşancık ile Aslanlar kralı dehşetle kükrüyor, karnını doyurmak için kendinden güçsüz hayvanları avlamaya devam ediyordu. Ondan kaçıp kurtulmak çok zordu.
    Günlerden bir gün ceylanlar, tavşanlar, dağ keçileri, zürafalar ve diğer hayvanlar toplanıp bu kötü gidişin önüne geçmek istediler.
    Topluca Arslanın huzuruna çıkıp:
    -Efendimiz dediler… Biz aramızda anlaştık. Hergün ölüm korkusu çekmektense içimizden birinin gönüllü olarak kurban olmasına razı olduk. Böylece siz hiç yorulmayacaksınız, avınız ayağınıza kadar gelecek, bizde sıra kendimize gelinceye kadar korkudan uzak yaşayacağız.
    Kral Arslan bu teklife razı oldu.
    Nihayet aradan günler geçti ve kurban olma sırası tavşana geldi. Zavallı uzun kulak ölümden çok korkuyor, kendi ayağıyla gidip arslanın pençeleri arasında can vermeye bir türlü razı olmuyordu. Birden aklına parlak bir fikir geldi. Ormanda oyalanıp gidişini geciktirdikten sonra huzura çıktı. Arslanın karnı acıkmış, sinirleri gerilmişti.
    -Niçin bu kadar geç kaldın? diye bağırdı.
    Tavşancık boynunu büküp:
    -Hiç sormayın efendim dedi, yolda gelirken başka bir arslan gördüm, Kral’ın kendisi olduğunu söyleyip size olmadık hakaretler savurdu, elinden güçlükle kurtuldum…
    Kral arslan daha çok sinirlenmişti.
    -Kim bu küstah! diye kükredi. Galiba kanına susamış…Gideyim ve cezasını vereyim onun…
    Tavşan önde, Arslan arkada yola düştüler. Bir süre gittikten sonra derince bir kuyu başına ulaştılar.
    Tavşan:
    -İşte size hakaret eden yalancı Kral bu kuyu içinde efendimiz!… dedi.
    Arslan kuyuya eğilip bakınca su üzerine akseden kendi şeklini gördü. Bağırıp çağırmaya başladı. Sudaki akside aynı şekilde bağırıp çağırınca kendinden geçip hırsla atıldı ve bir anda kendini buz gibi suların içinde buldu… Küçücük bir tavşan tarafından aldatıldığını farkettiğinde iş işten geçmişti.
     

Sayfayı Paylaş