1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Metinlerin Sınıflandırılması Nedir?

Konusu 'Türkçe & Dilbilgisi & İmla Kuralları' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 8 Ocak 2011 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.785
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    387 ÇTL
    Metinlerin Sınıflandırılması Nedir?

    Metinler gerçeklikle ilişkileri işlevleri ve yazılış amaçları bakımından sınıflandırılırlar. Bu açıdan netinler sanat metinleri ve öğretici metinler olmak üzere işlevleri bakımından ikiye ayrılır.
    Sanat metinlerinde yan anlam değeri taşıyan ve okuyucunun anlayışına sezgisine bırakılan ifadelere yer verildiğini mecazlı ifadeler kullanıldığını böylece anlatıma çağrışım ve duygu değeri kazandırarak okuyucunun yeni ve farklı anlamlar çıkarabildiğini görüyoruz. Sanat metinlerinde gerçekliğin dönüştürülmesi söz konusudur.
    Öğretici metinler ise bilgi vermek amacıyla yazılırlar. Öğretici metinler günlük hayatın gerçeklerini tarihi olayları felsefi düşünceleri ve bilimsel gerçekleri anlatan metinlerdir. Öğretici metinler genelde kelimelerin ilk anlamlarıyla oluşturulduklarından bu metinler okuyucuda aynı izlenimi bırakırlar. Not: Tablo içerisinde yer alan konulara konu başlıklarından ulaşabilirsiniz.
    Sınıflama ve sınıflandırma felsefede “bilgide ilk ve en önemli adım olarak belirli şeylerin birliğini ve çeşitli şey türleri arasındaki ilişkiyi kavramanın yolu; doğada düzen keşfetmenin ilk ve en basit yöntemi. Konu ve nesneleri cins tür ilişkisine göre sıralama” olarak tanımlanır. Sınıflandırma öğrenmeyi öğretmeyi araştırmayı kolaylaştırmak İçin yapılır.
    Canlıların çevrelerinde bulunan unsurların sınıflandırılması insanın yeryüzünde ortaya çıkışından daha eskidir. Zira hayvanlar bile çevrelerinde bulunan objeleri besinler besin olmayanlar düşmanlar rakipler eşler vs. şeklinde bir gruplandırma yaparak tanırlar. Sınıflandırmanın tarihi Eski Yunan‘a kadar uzanır. Eski Yunan bilginlerinden Hippocrates (M.Ö. 460-377) ilk olarak hayvan türlerini saymıştır. Ancak sınıflandırmaya ait bilinen en eski çalışma Yunan filozof Aristoteles(M.Ö.354-291) tarafından yapılmıştır. Aristoteles yapmış olduğu sınıflandırmada “hava kara ve su” gibi canlıların yaşam ortamlarını temel olarak almıştır.
    Bilim adamları canlı ve cansız varlıklar hakkında sistemli ve yeterli bir bilgiye sahip olmak ve dolayısıyla canlı ve cansız varlıklar hakkındaki karışıklığı gidermek için sınıflandırmaya ihtiyaç duymuşlardır. İşte sınıflandırma yapılmamış olsaydı birçok canlı ile İlgili bilginin gelecek kuşaklara aktarılması da söz konusu olmayabilirdi. Günümüzde bilimin her kolunda ilerleme kaydedilmesinin nedeni işte bu sınıflandırma yönteminin oldukça gelişmiş olması ve daha da geliştirilmesine yoğun bir şekilde devam edilmesidir. Çünkü sınıflandırılamayan şeyler anlamsızdır; tanımlanması değerlendirilmesi yargılanması ve diğerlerine iletilmesi mümkün değildir. Bu nedenle sınıflandırılamayan ve adlandırılamayan şeyler sosyal gerçekliğimizin bir parçası olmaz. Sınıflandırma ve adlandırma ‘şeyleri’ tanıdık hale sokar ve anlam ve önem kazandırır.
    Sınıflandırmada dikkate alınacak belli başlı kurallar şu şekilde sıralanabilir:
    a. Sınıfları ayıklamak ya da öbeklemek için her adımda yalnızca tek bir ilke kullanılabilir.
    b. Sınıflama ya da bölmenin adımlarında hiçbir grup ya da sınıfın atlanmamış olmasına dikkat edilmelidir.
    c. Hiçbir ara adım unutulmamalıdır.
     

Sayfayı Paylaş