1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Mevlânâ’da Edebî Zevk

Konusu 'Edebiyat / Kitap' forumundadır ve Suskun tarafından 25 Kasım 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    Mevlânâ'da Edebî Zevk
    Mevlânâ, tasavvufî düşüncelerinin yanı sıra edebî kişiliği ve şiirleriyle Doğu edebiyatında ve özellikle Türk edebiyatında “Mevlevî edebiyatı” isimlendirmesini gerektirecek kadar etkili olmuştur. Onun adıyla özdeşleşen bu edebî anlayışın ve üslûbun takipçileri için kaleme alınan eserler ve bunların şiirlerinden oluşturulan mecmualar, bu yönde tatmin edici bilgiler vermektedir.

    Burada önce Hz. Mevlânâ'nın dinî ve tasavvufî düşüncelerinin gönüllere daha etkili bir şekilde tesir etmesini sağlayan şiir bilgisi ve dehâsı hakkında bir değerlendirme yapmaya çalışılacak, manzum eserlerine değinilecek, şairliğine ve şairleri etkileyen üslûbuna işaret edilerek örnekler sunulacaktır.

    Onun manzum eserlerinin şiir sanatı açısından birer şaheser olduğu hususu, asırlar boyu tasdik edilmiştir. Böyle bir şahsın şairliğinin güçlü dayanakları olduğu aşikârdır. O küçük yaşlardan itibaren şiirle yüz yüze gelmiş, çeşitli şairlerin şiirleriyle meşgul olmuş ve hatta şiir eğitimi almış olmalıdır.

    İslâm dünyasında şiir, uzun asırlar önemli bir yere sahipti. Medreselerde, tekkelerde ve saraylarda alaka görmekteydi. Öğrenim çağındaki çocuklar dilbilgisi, sözlük ve akaid gibi bilgi dallarında ezberlenebilir özellikte küçük manzum eserlerle karşılaşıyordu. Birçok âlim ve müderris her ne kadar ilmin ve ilmî ciddiyetin yanında önem vermeseler de bazen öğretim amacıyla bazen de edebî zevk alma gayesiyle şiire gündelik hayatlarında yer vermekteydiler. Tekkelerde sûfîlerin nezdinde ise şiir, bilhassa Baba Tâhir, Senâî ve Attâr'ın diliyle sözleri süslüyor, gönülleri mesrûr ediyordu. Dünyevî güç ve saltanat makamlarında ise şiir, zâten geleneksel hükümrânlığını asırlar boyu sürdürdü.

    Bu derecede toplumun bütün kesimlerinin hayatında yer alan şiir, ilgi odağı olduğu dönemlerden birinde; milâdî XIII. asırda hayatını sürdüren Mevlânâ için de hayatının ilk yıllarından itibaren mutlaka bir anlam ifade etmiştir. Devlet adamlarının hürmet duyduğu büyük bir ailenin evladı olarak yetişen âlim ve sûfî Mevlânâ'nın değişik zamanlarda ve mekanlarda, hayatının her döneminde şiirle barışık olduğunu düşünmek yanlış olmasa gerekir. Zaten eserlerinde Horasan ve Mâverâünnehir şairlerinin özellikleri görülürken, kendisinin de işaretleri bu düşünceyi teyit etmektedir. Bu nedenle otuz sekiz yaşında Şems-i Tebrîzî ile karşılaşmasından sonra şiirle ilgilendiği, bilhassa onu kısa zamanda kaybettikten sonra şiir söylemeye başladığı fikri uygun görünmemektedir. Elbette Tebrizli Şems onu etkiledi, ona ateş oldu. Aldığı dinî ve tasavvufî eğitimden sonra âlim, müderris, müftü ve sûfî vasıflarıyla yaşarken onda meydana gelen değişikliği efsanevî ve kavranılamaz bir şekilde ortaya koymak, nâkıs düşüncemize göre günümüz insanlarına bir haksızlıktır. Bu etkilenmeye izah arayanlar bizleri farklı istikametlere götürmektedirler. Zira yorum ve değerlendirmelerde kişisel anlayış ve zevkler etkili olmaktadır.

    Mevlânâ'nın elimizde bulunan eserleri, onu anlamada bizlere en önemli rehberdir. Hayatıyla ilgili bilgiler, eksik veya menkıbelerle örülüdür. İnancı, düşüncesi ve yolu ise eserlerinde açık bir şekilde yer almaktadır. Onun şiir dünyası hakkındaki değerlendirmelerde bu imkân, belirleyici olmaktadır. Manzum eserleri, aruz, kafiye, lafzî ve manevî sanatlar, konu, mazmun ve tahkiye unsurları açısından incelenmektedir. 26 bine yakın beyti ihtiva eden Mesnevî'sini 54 yaşlarında iken söylemeye başlamış ve son yıllarına doğru tamamlamıştır. İki yıllık bir fasıla ile birlikte ömrünün son 13-14 yılını dolduran bu eseri, tasavvufî mesnevîlerin en önemlisidir. Bu eser, bilim adamı özelliğini de taşıyan bir mutasavvıfın, tasavvufî neşe ve edebî zevkle meydana getirdiği bilgi, fikir ve çözüm kitabıdır. Mevlânâ bu eserde diğer şiirlerine nazaran daha sakin ve vakûrdur. Binlerce âyet, hadis ve atasözüyle, kıssa ve hikâyelerle insanları bilgilendirmekte, uyarmakta ve çözüm yolu göstermektedir. O, dinî, ilmî ve tarihî ifade ve bilgilere, konuların gereği birçok terim ve az kullanılır kelimeye yer vermesine rağmen, Mesnevî'yi sade ve anlaşılır nadide bir edebî eser olarak dünya edebiyatına armağan etmiştir.

     

Sayfayı Paylaş