1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Migren Tedavisinde Yeni Yöntem

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve yeşüLL tarafından 24 Ocak 2010 başlatılmıştır.

  1. yeşüLL

    yeşüLL limitsizsiniz...! Özel üye

    Katılım:
    21 Temmuz 2009
    Mesajlar:
    4.343
    Beğenileri:
    47
    Ödül Puanları:
    2.880
    Banka:
    46 ÇTL
    Travma sonrası stres bozukluklarının tedavisinde kullanılan EMDR yönteminin migrene de iyi geldiği tespit edildi. Davranış Bilimleri Enstitüsünden, yapılan açıklamada, psikolojik bir yöntem olan ve Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme yönteminin baş ağrısını azalttığı belirtildi...
    Geliştirilen yeni bir proje ile migren ve gerilim tipi gibi birincil baş ağrısı çekenlerin derdine çare bulunduğu belirtilen açıklamada, panik atak, fobiler, depresyon gibi pek çok psikolojik sorunun tedavisinde etkin bir şekilde kullanılan EMDR'nin klinik deneyim ve gözlemler sonucu baş ağrılarının tedavisinde de kullanıldığı bildirildi.

    EMDR yöntemi uygulanan kişilerin baş ağrılarının da anlamlı derecede azaldığını gören enstitü uzmanlarının özel bir protokol geliştirerek akademik bir çalışma başlattıkları aktarılan açıklamada, bu çerçevede özel bir hastanede nörolog Dr. Başak Gürpınar gözetiminde tedavi gören migren hastalarıyla bir çalışma yapıldığı ifade edildi. Çalışmada EMDR yöntemi ile hastaların baş ağrılarının şiddetinde, sıklığında, süresinde ve ağrı kesici kullanımlarında istatistiki olarak belirgin bir azalma gözlendiğine dikkat çekildi.

    ÇALIŞMA YURT DIŞINDA DA İLGİ GÖRDÜ
    DBE Kurucu Başkanı Emre Konuk, uygulamanın EMDR yönteminin yenilikçi bir tarzda yorumlanması olduğunu ve elde ettikleri başarının kısa bir süre içinde yurt dışında da ilgi gördüğünü belirtti. Konuk, Türkiye'de kronik baş ağrısının erkeklerin yüzde 10'unda, kadınların ise yüzde 22'sinde görüldüğüne, yarattığı iş gücü kaybının da aynı oranlarda olduğuna dikkat çekti.

    AYLIK AĞRI KESİCİ SAYISI 140'DAN 20'YE DÜŞTÜ
    Baş ağrılarının travmatik ya da stres verici bir yaşam olayının ardından başladığını ve sonrasında da tetiklendiğini vurgulayan Konuk, araştırmaya katılan migren hastalarıyla ortalama 8-12 EMDR seansı yapıldığını kaydetti. Konuk, EMDR uygulanan hastaların tedavi öncesi kullandıkları ağrı kesici sayısının ayda ortalama 140 olduğunu, bu rakamın üç ay sonra 20'ye, ağrı nedeniyle acil servislere başvurma sayısının ise ortalama 24'ten 3'e düştüğünü bildirdi.

    (ntvmsnbc)
     
  2. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    991 ÇTL
    Botox tedavisi ile migrenden kurtulun!



    Her yetişkin hayatı boyunca az veya çok aralıklarla baş ağrısı çeker. Bazı vakalarda baş ağrısı çabuk iyileşirken bazılarında ise kronikleşir ve yaşam kalitesini düşürür. Bu vakaların çoğunda migren görülür. Pek çok tedavi şeklinin yetersiz kaldığı migren şikayetinde artık yeni bir tedavi şekli var. Botox ile migren tedavisi ağrı ataklarını azaltırken, yaşam kalitesini de yükseltir. KadıköyŞifa Ataşehir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Hamit Toprak migren ve migrende Botox tedavisi ile ilgili en önemli soruları yanıtladı!

    Migren nedir, her baş ağrısı migren mi?


    Migren çoğunlukla başın bir tarafında, zonklamalı ve şiddetli ağrı biçiminde ortaya çıkan, belirgin bir nedeni bulunamayan bir hastalıktır ve diğer başın tümünü tutan baş ağrılarından farklı bir baş ağrısıdır. Migren baş ağrısına genellikle bulantı veya kusma eşlik eder ve bazı hastalar ayrıca ışık ve sese karşı duyarlılık da yaşayabilirler.

    Migren nedenleri nelerdir?


    Hastalar tarafından yaşanan ağrının zonklama tarzında olması nedeniyle ilk önceleri damarsal bir durum olduğu sanılan migren karmaşık bir beyin bozukluğudur. Modern görüntüleme tekniklerinin yardımıyla migrenin yalnızca beyin damarları ile ilgili değil, aynı zamanda beyni de doğrudan etkileyen bir hastalık olduğu anlaşılmıştır.

    Açlık ve uykusuzluk migreni tetikleyebilir!

    Hangi faktörler migreni tetikler?


    Migren genellikle kalıtsaldır ve açlık, uykusuzluk, fazla uyku, psikolojik nedenler ve hormonal değişiklikler veya sıcak hava, parlak ışık, ağır kokular ve hava değişimi gibi çevresel bazı tetikleyici faktörler tarafından başlatılabilen bir hastalıktır.

    Migrenin görülme sıklığı nedir?

    Baş ağrısı her yıl erişkinlerin yaklaşık %50’sini etkilemekte. Bu hastaların yaklaşık %11’inin migren olduğu bilinmektedir. Türkiye'de kronik migren görülme sıklığı %1,7‘dir. Kadınlarda erkeklere oranla yaklaşık 2 - 3 kez daha fazla görülen migren Dünya Sağlık Örgütü sıralamasında yaşamı olumsuz etkileyen hastalıklar arasında 19. sıradadır ve en yaygın hastalıklardan biri olan şeker hastalığının da önünde yer alır.

    Kaç tip migren vardır?

    Migren baş ağrısı atakların sıklığı ve yoğunluğuna bağlı olarak epizodik ve kronik migren olarak ikiye ayrılmıştır. Epizodik migren ayda en fazla 10 - 14 gün migren atakları olarak tanımlamıştır. Kronik migren 5 ve üzerinde migren atak hikayesi olan kişilerde ayda en az 8 gün migren atağı olmak üzere toplam 15 gün veya daha fazla ortaya çıkan, aşırı ilaç kullanımı olmadan 3 aydan uzun süren ve başka bir bozukluğa bağlanamayan baş ağrısı olarak tanımlantır. Bu iki migren baş ağrısı durumu arasındaki temel farklar duyarsızlaşma ve aşırı uyarılma ile ilişkilidir. Bu durum epizodik ve kronik migrenli hastaların ele alınması sürecinde önemlidir.

    Migrende çoğu tedavi şekli yetersizdir!

    Kronik migren tedavisi nasıl yapılır?


    Kronik migren hastaların ve ailelerinin hayatı üzerinde yıkıcı bir etkiye sahip olabilecek maliyetli ve engelleyici bir bozukluktur. Kronik migreni olan hastalar, acil servis veya uzman hekim muayenelerine, epizodlu migreni olan hastalara göre daha çok giderler. Buna rağmen kronik migren hastalarının yaklaşık %80’ine doğru tanı konulamamakta veya doğru tanı konulsa bile bu hastalar doğru ve etkin tedavi görmemektedirler. Eskiden kronik migren tedavisinde antidepresan ilaçlar, bir takım tansiyon veya epilepsi ilaçları kullanılmaktaydı. Bugüne kadar kronik migrenli hastalar için az sayıda önleyici tedavi uygulanmıştır, ancak bu ilaçların migren atağını önleyici etkileri yetersiz kalmıştır.

    Migrende Botox tedavisi nasıl uygulanır?

    Botox tedavisinin migren baş ağrısı sıklığını azalttığı kanıtlanmıştır ve bu durum hastalar için önemli faydalar sağlar. Botox çocuklar, gebelik ve emzirme döneminde olan kadınlar dışında tüm kronik migrenli hastalara uygulanabilir. Migren ataklarının önlenmesi amacıyla bazı baş, boyun ve omuz kaslarına çoklu enjeksiyondan sonra hastaların yaklaşık %70’i migrenli gün sayısında tedavi öncesine göre %50'den fazla azalma görmektedir. Ayrıca bu hastalarda aynı zamanda yaşam kalitesi ve baş ağrısına bağlı engellilik miktarında önemli iyileşmeler gözlenmektedir. Çalışmalar ve deneyimlerimiz Botox tedavisi sonucunda hastaların işlevlerinde, canlılığında, psikolojik durumunda ve genel yaşam kalitesinde önemli bir gelişme kaydedildiğini ortaya koymaktadır.
     
  3. arz-ı hal

    arz-ı hal Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    9.017
    Beğenileri:
    539
    Ödül Puanları:
    5.980
    Meslek:
    İşe başlamadan tatile giren hakime
    Yer:
    yüreğinden uzaklar da...
    Banka:
    199 ÇTL
    Travma Tedavisinde EMDR Yöntemi



    Son yıllarda geliştirilen özgül psikoterapi tekniklerinden biri de kısaca EMDR olarak adlandırılan ve travmatik yaşantılarla ilgili genellikle olumsuz duygu ve düşünceleri zihinde yeniden işlemden geçirmeye dayanan bir yöntemdir.

    Göz Hareketleri Eşliğinde Duyarsızlaştırma ve Yeniden Proses Etme adını taşıyan bu teknik kısaca Ingilizce adının baş harfleri (Eye Movement Desensitization and Reprocessing) ile anılmaktadır.

    Kaliforniyalı bir psikolog olan Francine Shapiro tafarından 1987 yılından bu yana geliştirilmiştir. Halen bir çok ülkede binlerce terapist tarafından başarı ile kullanılmakta fakat ülkemizde görece az bilinmektedir. Bu standart yöntem travmatik yaşantılara uğrama sonucunda genellikle bellekte dağınık bir biçimde kalan anıları birleştirme gözden geçirme ve kişinin kendine verdiği değer duygusundaki azalmayı yeniden zihin süzgeçinden geçirme olanağını veren bir yaklaşımdır. Bu teknik psikodinamik ve davranışsal yöntemleri özgün biçimde birlikte kullanmaktadır. Ancak tüm bu yöntemlerden daha hızlı biçimde olumlu sonuç alınabilmektedir.

    EMDR sırasında beynin bilateral olarak uyarılmasının niçin psikoterapiyi kolaylaştırdığı tam olarak bilinmemektedir. Ancak tedavide asıl etkiyi yapanın göz hareketlerinden çok uygulanan görüşme protokolü olduğu düşünülebilir. Bilateral uyartının işlemi kolaylaştırıcı inhibisyonları ve anksiyeteyi azaltıcı etkileri olduğu gözlenmektedir.

    Günümüze dek EMDR nin etkinliği konusunda 13 tane kontrollü çalışma yapılmış ve travma sonrası stres bozukluklarında etkili bir yöntem olduğu anlaşılmıştır. 61 kontrollü tedavi çalışmasının incelendiği bir metaanaliz çalışmasında (2) 6 değişik teknik arasında EMDR ve davranış tedavisi eşit derecede etkili bulunmuş fakat EMDR nin daha kısa sürede aynı tedavi sonucuna ulaştığı saptanmıştır.

    EMDR kimlere uygulanır?

    Travmatik yaşam deneyimlerine bağlı ruhsal bozukluklarda endikedir. Ancak bir ruhsal bozukluğun travmatik kökeni olup olmadığının saptanması konunun uzmanı olmayan için kolay değildir.

    Travma sonrası stres bozukluğu gibi açık ve tipik durumlar dışında bir çok kişi bu gibi yaşam deneyimlerini yol açtığı sıkıntı utanç suçluluk duygusu ve psikiyatristten çekinme gibi nedenlerle anlatmaktan kaçınır. Ya da onların travmatik deneyimler olarak iç dünyasında yarattığı etkinin tam olarak farkında değildir. Onun yerine klinik tabloya tedaviye dirençli depresyon sınırda kişilik bozukluğu belirtileri dissosiyatif bozuklukbsomatizasyon konversiyon bozukluğu fobik bozukluk panik nöbetleriyeme bozukluğumadde bağımlılığı narsistik kişilik özellikleri bağımlı kişilik özellikleri gibi çok çeşitli sendromlar egemen olur.


    Kimi zaman ise hipertansiyon deri hastalıkları kolit gibi psikosomatik hastalıklar ortaya çıkar. Ancak bu tabloların arkasında travma kökeninin belirlenmesi özgül psikoterapiyi olanaklı kılar. Travmatik etken uzun yıllar önce gerçekleşmiş olabileceği gibi EMDR son bir kaç ay içersinde gerçekleşmiş olaylar nedeni ile koruyucu olarak da kullanılabilir. Bazı durumlarda EMDR uygulanmaz.

    Psikotik bozukluklar organik beyin sendromu bunlar arasındadır. Hastanın travmatik olaylarla ilgili duygularına tahammül edemeyecek kadar zayıf ve instabil olması halinde de EMDR uygulanmaz. Heyecanlanmanın olumsuz etkisi nedeniyle instabil koroner kalb hastalığı dekompanse hipertansiyon gibi durumlar sorun yaratabilir. Dekolman tehdidi gibi bazı göz hastalıklarında ardısıra göz hareketleri yapılması sakıncalı olabilir; ancak bu gibi kişilerde EMDR dokunsal ya da işitsel uyartılar kullanılarak yürütülebilir.

    Travmatik yaşantılar nelerdir?

    Bu gibi durumlar erişkinlik yaşamında karşılaşılan tekil olaylar olabileceği gibi (koca dayağı aşağılanmatrafik kazası deprem fiziksel hastalık geçirme savaş koşullarında bulunma vb.) daha karmaşık travmatik olaylar da olabilir; çocukluk çağında dövülme aşağılanma cinsel tacize maruz kalma ana baba arası geçimsizliğe tanık olma anne ya da babanın hastalığına tanık olma gibi. Travmatik olayı kısa süre önce geçirmiş kişilerde de koruyucu amaçla kullanılabilir.

    Kişinin geçmişindeki travmatik olayların farkedilebilmesi için psikiyatristin bu gibi bilgileri dinlemeye açık olduğunu belli etmesi önemlidir. Çoğu kişi utanma psikiyatristin katı muamelesinden çekinme anlayış görmeyeceğini düşünme ya da yeniden travmatize olmaktan korkma gibi nedenlerle bu bilgileri ilk aşamada vermeyebilmektedir. Ancak psikiyatriste düzenli devam edildiğinde ve sabırla beklendiğinde hastanın güven duymaya başlamasına koşut olarak tedavide yararlı olabilecek bu gibi bilgiler paylaşılabilmektedir.

    Kim EMDR tedavisini uygulayabilir?

    EMDR psikoterapist olan kişilerce uygulanabilir. Ancak Uluslararası EMDR Enstitüsü denetiminde yetkili enstitülerce verilmiş uygulamalı ve kuramsal kurslara katılım ve diploma alma gereklidir. Ayrıcapsikoterapist tedaviyi uyguladığı kişideki psikiyatrik bozukluk konusunda bilgili ve deneyimli olmalıdır. Özellikle dissosiyatif bozukluklar konuyu bilmeyen profesyoneller için EMDR tedavisi sırasında sorunlara yol açar.

    Uygulama nasıl yapılmaktadır?

    Çalışma genellikle 5-10 görüşme sürmektedir. Ancak 1-2 görüşme ile çarpıcı derecede iyi sonuçlar alındığı dahi görülmektedir. Tedavi sekiz evreden oluşur: Anamnez alma ve tedavinin planlanması hastanın stabilize edilmesi ve hazırlanması travmanın değerlendirilmesi duyarsızlaştırma ve proses etme olumlu düşünceyi pekiştirme bedendeki duyuların gözden geçirilmesi kapanış ve kontrol muayeneleri. Bu sekiz evrenin hepsi yapılmadığında tedavi eksik kalabilir.

    Yöntemin işleme biçimi

    Her travmatik olay kişinin zihninde travmayla ilgili bir network oluşturur. Bu network anılar düşüncelerduygular ve çeşitli davranış eğilimlerinden oluştur. Psikoterapide bu networke nasıl nüfuz edileceği araştırılır. Bu network üzerinde EMDR tedavisi sırasında çalışılacak ve değişiklik yapılacaktır. Bu networke giriş için bir travmatik anı ele alınır. Bu anı kişinin gözönüne getirdiği bir sahne bu sahne ile ilgili olumsuz bir düşünce (genellikle kişinin kendine verdiği değeri azaltan nitelikte bir düşüncedir) ve bedende hissedilen bir duygudan oluşur.

    Duyarsızlaştırma ve proses etme evresinde böyle bir anı zihne getirilir ve onunla ilgili çeşitli duygu parçacıkları ve anı parçacıkları uyandırılır. Görüşme sırasında her kısa bölümden sonra kişinin terapistin parmağını izlemesi yolu ile 15-20 kez iki yana bakması istenir. Bu bilateral uyartı verme işlemidir.

    İşitsel veya taktil uyartılarla da aynı işlem yapılabilir. Bunu izleyen dakikalarda kişinin zihninde enformasyon işleme sistemi bazı tepkiler üretir. Travmatik anı silikleşebilir bir çağrışımlar dizisi ortaya çıkabilir (düşünce ya da imgeler üzerinden olabilir) bir duygu boşalması (abreaksiyon) oluşabilir.

    Anıların yoğun biçimde hücum etmesi ya da blokaj gibi süreci güçleştiren tepkiler de olabilir. Bütün bu süreçler sonrasında anının yol açtığı gerilim giderek zayıflar. Bu gerilim tamamen kalktıktan sonra anı ile ilgili olarak arzu edilen bir olumlu düşünce üzerinde çalışılır. Aynı prosedürü olumlu düşünce kalıbı üzerinde de tamamlanmasından sonra bedende hissedilen duygular taranır ve onlarla ilgili çağrışımlar da incelenir. Bu prosedür geçmişteki anılar şimdiki ve gelecekteki olası durumlar için de yapılabilir.

    Genellikle birkaç anı üzerinde çalışılması yeterli olmakta bu sırada elde edilen iyilik hali jeneralize olmaktadır. Her görüşmenin ilk ve son bölümlerinde o gün ele alınan materyalle ilgili olarak hastayla tartışma yapılması yararlıdır. Böylece o gün elde edilen bilginin unutulması ya da zihinden silinmesi önlenmiş olur.
     

Sayfayı Paylaş