1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Milet (Miletos) Okulu ve Arkhe Sorunu

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve dderya tarafından 18 Mart 2014 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.333
    Beğenileri:
    7.519
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    102 ÇTL
    Miletos Okulu, bugün Manisa ili sınırları içinde bulunan Miletos şehrinde etkinlik göstermiş bir felsefe okuludur. Bu okulun temsilcileri olan Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes, gösterdikleri düşünsel etkinlikle ve yöneldikleri sorunlarla felsefe tarihinin ilk filozofları olmuşlardır. Milet Okulu ile beraber ortaya çıkan bu yeni düşünme anlayışının en temel kavramı kuşkusuz arkhe idi. Yunancada başlangıç, ilk, ana kaynak gibi anlamlara gelen arkhe kavramı Aristoteles’in "Metafizik" adlı eserinde de söz konusu edilmekte ve iki ana düzeyde değerlendirilmektedir. Bunlardan birincisi her şeyin kendisinden meydana geldiği, türediği şey (arkhe) nedir? İkincisi ise bu tek bir arkheden evrendeki bütün bu görünür çokluk, yani bileşik olan şeyler (suntheta) nasıl olup da meydana gelmişlerdir (genesis). Aristoteles’in Metafizik isimli eserinde ele aldığı arkhe kavramına ilişkin (bkz. Metafizik, 983-985b) iki farklı yaklaşım sergilenmiştir. Bunlardan birincisi, doğada bulunan varlıkların arkhe olduğuna yönelik yaklaşımdır. Bu yaklaşım uyarınca arkhe; toprak, su, hava ve ateşten herhangi biri veya bunların hepsi olarak düşünülmekteydi. Burada dikkate değer nokta, arkhe olarak değerlendirilen unsurun doğada bulunuyor olmasıdır. Bu gelenek Thales’in suyu, Anaksimenes’in havası ve Empedokles’in dört element (toprak, su, hava ve ateş) anlayışıyla sürdürülmüştür.

    İkinci yaklaşıma göre ise arkhe, duyularla kavranamayan, doğada bulunmayan soyut varlıklardır. Bunların örnekleri; Anaksimandros’un apeironu (belirsiz olan), Parmenides’in küre şeklindeki Bir’i, Pythagoras’ın geometrik nesneleri ya da sayıları, Demokritos’un duyularla algılanamayan atoma kavramıdır. Eski Yunan düşüncesini temsil eden düşünürlerin ele alınmasında ve değerlendirilmesinde, bu düşünürler şu soruların birkaçı veya hepsine verdikleri yanıtlar doğrultusunda değerlendirilebilir ve sınıflandırılabilirler:

    a. Her şeyin kaynağı (arkhe) nedir?
    b. Bu kaynaktan diğer tüm şeyler nasıl meydana gelmişlerdir (genesis)?
    c. Yerin (yani Dünya'nın) şekli ve evrendeki konumu nedir?
    d. Gökteki varlıkların konumu ve evrendeki konumu nedir?
    e. Doğa olayları ne şekilde açıklanmaktadır?
    f. Dinî ve tanrısal konularla ilgili görüşleri nelerdir?

    Mitostan logosa doğru gerçekleşen dönüşüm Aristoteles tarafından (bkz. Metafizik, 1091b4-10) şöyle anlatılmaktadır: “Ama gerçekte onların dünya kuralları-dünya yöneticisi değişiyor: Her şeyi mitsel bir damar içinde değil, kendi aralarındaki karışımdan ilk çıkan kuşak en iyi şeyleri yaptı diyor kimileri, yani Perecydes ve diğerleri” (Barnes, 1982: 60).

    Miletos Okuluyla birlikte Eski Yunan dünyasında mitos temelli düşünme biçimlerinden logos temelli, yani felsefe temelli düşünme biçimlerine doğru bir dönüşüm başlamıştır. Bu anlayış, doğanın doğa dışı unsurlarla değil, doğanın kendisinden hareketle açıklanması anlayışının filizlenmesi anlamına gelmektedir.

    Milet Okulu Filozofları

    - thales
    - anaksimandros
    - anaksimenes

    Milet Okulunu özetlersek karşımıza şu içerik çıkacaktır:

    Eski Yunan Düşüncesini temsil eden düşünürlerin her şeyin kaynağı (arkhe) nedir sorusuna verdikleri yanıtlar:

    Miletos okuluyla beraber ortaya çıkan düşünme anlayışının temel kavramlarından biri Arkhe’dir. Arkhe, Aristoteles’in Metafizik adlı eserinde söz konusu edilmekte ve iki ana düzeyde değerlendirilmektedir. Bunlardan birincisi her şeyin kendisinden meydana geldiği, türediği şey (arkhe) nedir? ‹kincisi ise bu Arkhe’den tüm bir çokluk yani bileşik olanlar (suntheta) nasıl olup da meydana (genesis) gelmişlerdir. Arkhenin ne olduğuna ilişkin iki farklı yaklaşım sergilenmiştir. Bunlardan birincisi, doğada bulunan varlıkların arkhe olduğuna yönelik yaklaşımdır. Bu yaklaşım uyarınca arkhe; su, hava veya toprak, hava, su veya ateş’ten biri veya hepsi birlikte olarak düşünülmekteydi. Burada dikkate değer nokta, arkhe olarak değerlendirilen unsurun doğada bulunuyor olmasıdır. Bu gelenek Thales’in Su’yu, Anaksimenes’in Hava’sı ve Empedokles’in Dört Element anlayışıyla sürdürülmüştür. İkinci yaklaşıma göre ise arkhe, duyularla kavranamayan, doğada bulunmayan soyut varlıklardır. Bunların örnekleri; Anaksimandros’un apeironu (belirsiz olan), Parmenides’in küre şeklindeki Bir’i, Pythagoras’ı n geometrik nesneleri-sayıları, Demokritos’un duyularla algılanamayan Atoma’sıdır.

    İlk filozof olan Thales’in felsefi görüşlerinin ana noktaları

    Eskiçağ Ege Medeniyetinde arkhe sorununun felsefe bakımından ilk ele alınışının örneğini Milet okulunun mensubu ve bu okulun kurucusu kabul edilen Thales’te görmekteyiz. ‹lk filozof Thales, evrendeki tüm şeylerin sudan meydana geldiğini düşünmekte, suyu arkhe olarak belirlemekteydi. Böylece evrendeki görünür çokluğu, tek bir ortak kökene indirgeyen ilk düşünür odur. Üstelik evrendeki her şeyin kökeni olarak ortaya konan bu başlangıç (arkhe), mitoslarda olduğu gibi doğaüstü bir yapı değil, bizzat doğanın kendisinde bulunan bir unsurdur. Öte yandan Thales, suya bir tür tanrısallık, canlılık, ruhsallık atfederek aslında mitoslardakinden daha rasyonel bir tanrısallık anlayışı önermiştir. Bu düşünceye, canlı-maddecilik (hylozoizm) denmektedir.

    Anaksimandros’un felsefi görüşleri

    Thales’in öğrencisi Anaksimandros su gibi maddi bir yapı yerine, apeiron adı verilen, nicelik bakımından sınırsız/sonsuz, nitelik bakımından belirsiz bir yapıyı arkhe olarak belirlemiş, her şeyin ondan gelip ona döneceğini savunmuştur. Anaksimandros’un, apeiron kavramıyla maddi özelliklerden arınmış, bu yüzden duyulara hitap etmeyen metafizik bir soyutlamaya eriştiği açıktır. Belki de her şeyin kendisinden meydana geldiği ilk kökenin, maddi özelliklerden bağışık olması gerektiğini düşünmekteydi. Apeiron, sadece bir ilke olarak değil, aynı zamanda evrende hüküm süren zıtlar arası mücadelenin genel yasası gibi de düşünülmüştür. Anaksimandros, evrende tek bir yasanın hüküm sürdüğünü ilk kez dile getirmiştir. Yasa, bir anlamda mitoslardaki kör kaderin (moira) yerini almıştır.

    Anaksimenes’in felsefi görüşleri

    Anaksimenes, apeiron gibi belirsiz bir yapının maddi evreni açıklamada güçlükler doğuracağını düşünmüş ama yine de apeiron kavramının içerdiği sonsuzluk düşüncesinden etkilenmiştir. Bu yüzden hem maddi ve belirli bir yapı olarak gördüğü hem de sınırsız/sonsuz olarak düşündüğü havayı, şeylerin arkhesi olarak belirlemiştir. Thales suyu, Anaksimandros apeironu arkhe olarak belirlemiş ama her şeyin sudan ya da apeirondan nasıl meydana geldiklerini açıkça ortaya koymamışlardı. Oysa Anaksimenes, havaya, genleşme ve yoğuşma şeklinde iki tür hareket atfederek diğer şeylerin arkheden nasıl meydana geldiklerini ilk kez açıklama çalışmış, böylece oluş sorununa ilk çözümü açıkça önermiştir. Buna göre hava genleştikçe ateşe yoğuştukça ateşe, toprağa, suya dönüşmektedir. Thales, Anaksimandros ve Anaksimenes, sonraki Yunan düşünürlerinin büyük bir kısmını meşgul edecek olan bu iki temel sorunu, arkhe ve oluş sorununu ilk kez ortaya koymuş ve bu sorunlara ilk çözümleri önermiş olmaları bakımından son derece önemlidirler.
     
    ZeyNoO bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş