1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Milli Edebiyat Akımını Hazırlayan Koşullar

Konusu 'Edebiyat / Kitap' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 3 Mart 2014 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Milli Edebiyat Akımını Hazırlayan Koşullar

    II. Meşrutiyet dönemi Osmanlı toplumunda Batıcılık, Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük olmak üzere dört ana siyasal görüş vardı. Bunlardan Batıcılık, Osmanlı İmparatorluğunu kurtarmak için her alanda Doğu uygarlığından çıkıp Batılı değerleri benimseme çabası idi. Osmanlıcılık, imparatorluk sınırları içinde yaşayan Türk, Arap, Yunan, Ermeni, Arnavut, Sırp, Bulgar... uluslarını Osmanlılık ruhu içinde eritmeyi amaçlıyordu. İslamcılık ise İslam dinine mensup olan her ulusu bir araya toplayarak büyük bir İslam devleti kurmayı öngörüyordu.


    II. Meşrutiyet'in ilanıyla (1908) birlikte, Osmanlı devleti sınırlan içinde yaşayan çeşitli ulusların bağımsızlık istekleri çoğaldı. Bulgaristan'ın bağımsızlığını ilan etmesi. Girit'in Yunanistan'a katılması, Yemen'in ayaklanması ve Aravutluk'un başkaldırması gibi olaylar birbirini izledi. Avrupalıların kışkırtmalarıyla doruk noktasına ulaşan bu isyanlar ve milliyetçilik hareketleri, Osmanlı devletinin dağılması sürecini hızlandırdı. Osmanlıcılık ve İslamcılık görüşleri böylece geçersiz duruma geldi. Batıcılık düşüncesi de artık pek ilgi görmüyordu; çünkü her alanda Batı'yı taklit eden Osmanlı devleti Batı'nın sömürgesi durumuna düşmüştü. İşte bütün bu gelişmelere tepki olarak Türkçülük ya da Türk milliyetçiliği düşüncesi güç kazandı ve bu durum edebiyat alanında Milli Edebiyat akımının doğmasını sağladı.

    Milli Edebiyat akımının kökleri aslında Tanzimat dönemine kadar götürülebilir. Ahmet Vefik Paşa, Şemsettin Sami, Ahmet Cevdet Paşa... gibi sanatçılar tarafından başlatılan dil ve tarih çalışmaları 20. yüzyılın başlarından itibaren siyasal bir akım niteliği kazanmış ve Türkçülük düşüncesinin doğmasına yol açmıştı.

    Milli Edebiyat akımının doğusundaki etkenlerden biri de Mehmet Emin Yurdakul'un şiirleridir. 1876'da Sırpların ayaklanmasıyla başlayan ve 1897'deki Osmanlı - Yunan savaşına kadar meydana gelen olaylar bir dizi tepkiyi doğurur. Mehmet Emin Yurdakul, bu savaşla ilgili olarak Selanik'teki Asır gazetesinde "Cenge Giderken" başlıklı şiirini yayımlar:

    "Ben bir Türk'üm; dinim, cinsim uludur
    Sinem, özüm ateş ile doldur
    İnsan olan vatanın kuludur
    Türk evladı evde durmaz giderim..."

    dizeleri hem milliyetçilik düşüncesini hem de dil konusundaki bir anlayışı dile getirmektedir. Üstelik halkın konuştuğu dille yazılan bu şiirde hece ölçüsü kullanılmıştır. Bütün bunlar Fecr-i Âti'nin o ağdalı, sanatlı diline ve aruz ölçüsüne bir karşı çıkıştır.

    Mehmet Emin Yurdakul'un şiiri Meşrutiyet'in ilanından sora bilinçli bir çizgiye oturur ve bir akım niteliği kazanır. Milli Edebiyat adıyla anılan bu akımı asıl başlatanlarsa, Selanik'te çıkardıkları Genç Kalemler dergisiyle Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem ve Ziya Gökalp'tir. Nisan 1911'de yayımlanan Genç Kalemler'in ilk sayısında yer alan ve Ömer Seyfettin tarafından yazıldığı belli olan -aslında imzasız- "Yeni Lisan" başlıklı yazı. bu edebiyatın bildirgesi gibidir.
     

Sayfayı Paylaş