1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz
Notu Gizle
Yaklaşık 6 ay içinde forumda köklü değişimlerin olacağı bir sürümle karşınızda olacağız. Sistemi test etmek için aşağıdaki adresi kullanabilirsiniz.

http://www.degisim-sanat.com/_xf2/
Notu Gizle
Merhaba Ziyaretçi.

"KIRMIZI" konulu resimler için anketimiz açıldı. İlgili konuya BURADAN ulaşabilirsiniz.

Sizi de ankete katılmaya davet ediyoruz...

Minicik Sözlük (B)

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 9 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.589
    Beğenileri:
    5.889
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.568 ÇTL
    B

    bââsâm: günahlarla.
    bâb: kapı, bölüm.
    bâd: rüzgâr, nefes.
    bâde: şarap, içki.
    bâdehû: bundan sonra.
    bâdelmemât: ölümünden sonra.
    bâdelmevt: ölümden sonra.
    bâdemâ: bundan sonra.
    bâdıhevâ: boşu boşuna, bedava.
    bâdî: sebep, geçici.
    bâdire: anî felâket, zor geçit.
    bâdiye: çöl, kır.
    bâğî: azgın, yoldan çıkmış.
    bağistân: bağlık bahçelik yerler.
    bâğiyâne: azgınca.
    bağy: azgınlık.
    bahâ: paha.
    bahâdar: pahalı.
    bahâdır: kahraman, yiğit.
    bahâne: vesile, sebep, özür.
    bâhem: birlikte, beraber.
    bahîl: cimri, eli sıkı.
    bâhir: belli, açık.
    bahir: deniz, derya.
    Bahîra: Peygamberimizi çocukken tanıyan mübarek bir rahip.
    bâhire: belli ve açık olan.
    bahis: konu.
    bahr: deniz.
    bahrî: denizle ilgili.
    bahrimuhît: okyanus.
    bahriumman: okyanus.
    bahriye: denizci.
    bahs: bahis, konu
    bahş: bağış, verme.
    baht: talih, kısmet.
    bahtiyâr: talihli, kutlu, mutlu.
    bahusus: özellikle.
    baîd: uzak, ırak.
    Bâis: ölüleri diriltecek olan ve peygamber gönderen.
    bais: sebep.
    bakar: sığır, inek.
    bakarperest: ineğe tapan.
    bakayâ: kalıntılar.
    bâkî: sonsuz, kalıcı.
    bâkir: kullanılmamış, bozulmamış.
    bâkire: el değmemiş, kız.
    bâkiyâne: bakice, sonsuzca.
    bâkiyât: baki olanlar, kalıcılar.
    bâkiye: kalıcı olan, kalan.
    bakteri: tek hücreli bir canlı.
    bâlâ: yüksek, yüce.
    bâlâpervazâne: yüksekten uçarcasına.
    bâliğ: ulaşan, olgunlaşmış, yetişmiş, erişmiş.
    bânî: bina eden, kuran, yapan.
    banknot: lira mânâsında para birimi.
    bâr: yük, pas.
    bârân: yağmur.
    bârekallah: Allah hayırlı ve mübarek etsin.
    bârekte: sen mübarek eyledin.
    bârgâh: izinle girilebilecek yüce makam.
    bârık: yıldırım, parıltı.
    Bârî: düzgün ve güzel yaratan Allah.
    bâri: hiç olmazsa, hele.
    bârid: soğuk.
    bâridâne: soğukça.
    bârigâh: izinle girilebilecek yüce makam.
    bârika: şimşek.
    bârikaâsâ: şimşek gibi.
    bâriz: meydanda, açık.
    Barla: Nur Risalelerinin yazıldığı belde.
    bâs: gönderme. yeniden dirilme.
    basar: göz, görme hissi.
    bâsır: gören.
    bâsıra: görme duyusu.
    bâsıt: açan, yayan, genişleten.
    Basîr: her şeyi gören Allah.
    basîrâne: görerek.
    bâsire: görme duyusu.
    basîret: ileri görüş, kuvvetli seziş.
    basit: sade, düz, bölünmez.
    basitâne: basitçe.
    bast: yayma, açma.
    bastızaman: zamanın genişlemesi, az zamanda normalden fazla yaşama.
    basübadelmevt: ölemden sonra diriliş.
    Bâşid: Van ilinde bir dağ.
    başkitâbet: başyazıcılık.
    başmurahhas: baştemsilci.
    başvekâlet: başbakanlık.
    başvekil: başbakan.
    batâlet: işsizlik, durgunluk.
    batarya: enerji kaynağı.
    Bathâ: Mekkenin eski bir adı.
    bâtıl: boş, yalan, çürük.
    Bâtın: bütün varlıkların içini yaratan ve dahiline hükmeden Allah.
    batın: iç, iç yüz, gizli, sır.
    bâtınen: içten, iç bakımından.
    bâtınî: içe ait, içle ilgili.
    Bâtıniyye: Kurânın apaçık mânâlarına itibar etmeyip gizli mânalar bulduklarına inanan sapık bir anlayış.
    Bâtıniyyûn: Kurânın açık mânâlarını bir yana bırakıp gizli mânalar bulduklarına inanarak sapıtan kimseler.
    batman: iki ile sekiz kilo arasında değişen ağırlık ölçüsü.
    batn: karın, nesil.
    battal: işsiz, çürük, kullanılmaz.
    baûda: sivrisinek.
    bâvehim: vehimle, kuruntuyla.
    bay: zengin.
    bâyi: satıcı.
    bâyin: aralayıcı, ayırıcı.
    bayrakdâr: bayrak taşıyan, lider.
    baytar: veteriner.
    bâz: oynayan, yapan.
    bâzîçe: oyuncak, eğlence.
    bâziyet: bazenlik, bazılık.
    be: "de, den" mânâsında ön ek.
    becâyiş: birini verip ötekini alma, değişme.
    becû: iste.
    bed: kötü, çirkin.
    bedâat: güzellik, yenilik, özgünlük.
    bedâhet: apaçıklık.
    bedâheten: apaçık biçimde.
    bedâva: beleş, parasız.
    bedâvet: bedevilik, göçerlik.
    bedâyî: görülmedik güzellikte şeyler.
    bedbaht: bahtı kara, talihsiz.
    bedbîn: kötümser, karamsar, ümitsiz.
    bedduâ: birinin kötü olması için edilen dua.
    bedel: karşılık.
    beden: gövde.
    bedestân: çarşı.
    bedevî: göçebe, çölde yaşayan.
    bedeviyâne: göçebe gibi.
    bedeviyet: bedevilik, medeniyetten uzaklık.
    bedhah: kötülük isteyen.
    bedhal: kötü huylu.
    bedî: benzersiz güzel, üstün, özgün.
    bedîa: benzersiz güzel olan.
    bedîhî: delilsiz bilinen şey, apaçık.
    bedîhiyyât: delil ile ispatı gerekmeyen apaçık şeyler.
    bedîî: eşsiz güzellikte olan.
    bedir: dolunay.
    bedîülbeyân: görülmedik derecedeki güzel söz.
    Bedîüzzaman: "zamanın harikası ve en mükemmeli" mânâsında Said Nursî Hazretlerinin ünvanı.
    bedmâye: mayası kötü, soysuz.
    bedr: bedir, dolunay.
    bedraka: yol gösterici, kılavuz.
    begün: et!
    behâim: hayvanlar.
    behcet: güleryüzlülük, şenlik, güzellik.
    behemehâl: her halde, ister istemez.
    beher: her bir.
    behîc: güleryüzlü, şen, güzel.
    behimât: hayvanlar.
    behimî: hayvanca.
    behimiyât: hayvansı varlıklar.
    behişt: cennet.
    behiye: güzel.
    behre: pay, kısmet, nasip.
    behreyâb: nasibi olan, payı bulunan.
    beht: şaşkınlık, hayranlık.
    beis: zarar, fenalık.
    bekâ: devamlılık, kalıcılık, sonsuzluk.
    bekââlûd: kalıcılıkla karışık.
    bekâya: geriye kalanlar.
    bektâş: arkadaş.
    Bektâşî: Bektâşîlik tarikatından olan kimse.
    Bektâşîlik: Hacı Bektaşı velînin kurduğu tarikat.
    bel': yutma, ortadan kaldırma.
    belâ: gam, tasa. musibet, afet.
    belâbil: belâlar, tasalar, musibetler.
    belâgat: sözün güzel ve yerinde söylenmesi, bunu öğreten ilim.
    belâğbaşı: kaynak, pınar.
    belâhet: ahmaklık, budalalık, düşüncesizlik.
    belâyâ: belâlar.
    belde: memleket, büyük köy.
    belî: evet.
    belîğ: düzgün ve adamına göre söylenmiş söz.
    belîğâne: beliğ biçimde.
    beliyyât: belâlar.
    beliyye: belâ.
    Belkıs: bir kadın hükümdar.
    belki: şüphesiz, kesinlikle.
    benâm: namlı, ünlü, seçkin.
    benât: kızlar.
    bend: bent, bağlanmış.
    bende: bağlı, esir, köle, hizmetçi, kul.
    benî: oğullar.
    benîâdem: ademoğulları, insanlar.
    Benîisrâil: israiloğulları, Yakub aleyhisselâmın neslinden gelenler.
    ber: "alan, dinleyen, yeden, götüren" mânâsında son ek.
    ber: "üzeri, üzerine, yukarı" mânâsında ön ek.
    berâ: için, dolayı.
    berâat: güzellik, parlaklık, üstünlük.
    berâatülistihlâl: güzel bir başlangıç.
    berâet: arınma, kurtulma.
    Berâhime: berehmenler, bazı batıl dinlerin önderleri.
    berâhin: bürhanlar, kuvvetli deliller.
    berât: nişan, ayrıcalık fermanı.
    berâyımâlûmât: bilgi için.
    berbâd: harap, pis, fena, kirli.
    berceste: seçme, iyi mısra.
    berd: soğuk.
    berdevam: devam eden, sürüp giden.
    berekât: bereketler.
    bereket: bolluk, çokluk, feyiz.
    berendâz: kaldırıp atan.
    bergüzâr: hatırlanmak için hediye verme.
    bergüzîde: seçkin, seçilmiş.
    Berham: Yahudi ismi.
    berhava: boşa gitme.
    berhayat: yaşayan.
    berhudâr: saadete erişen.
    berî: temiz, arınmış, kurtulmuş.
    berk: şimşek.
    berkarar: kararlı.
    berkâsâ: şimşek gibi.
    berr: yer, toprak, kara.
    berrak: duru, safi, arı.
    berrî: karacı, karada olan.
    berrîye: karalara ait olan.
    bertaraf: çıkarılıp bir yana atılan.
    bervech: şeklinde, biçiminde.
    berzah: dünya ile âhiret arasındaki âlem.
    berzahî: kabirle ilgili.
    bes: yeter, kâfi.
    besâit: basit şeyler.
    besâtet: basitlik, sadelik, yalınlık.
    besâtin: bostanlar.
    besmele: Bismillahirrahmanirrahim.
    besmelekeş: besmele çeken.
    beste: bağlanmış, şarkı ahengi.
    beşârât: beşaretler, müjdeler.
    beşâret: müjde.
    beşâretkâr: müjdeci.
    beşâretkârâne: müjdelercesine.
    beşâşet: güleryüzlülük.
    beşer: insan.
    beşerî: insanî, insanla ilgili.
    beşeriyet: insanlık.
    beşîr: müjdeci.
    beşûş: güleryüzlü.
    betâlet: işsizlik, durgunluk.
    betül: erkekten sakınan namuslu kadın.
    bevl: sidik.
    bevvâb: kapıcı, men edici.
    bey': satma, satış.
    beyâbân: çöl, kır.
    beyân: açıklayıp bildirme.
    beyânât: açıklayıp bildirmeler.
    beyânî: açıklanıp bildirilen.
    beyannâme: açıklama yazısı, bildiri.
    beyder: harman.
    beyhûde: boşuna, faydasız.
    beyn: ara, arasında.
    beynelenbiya: peygamberler arasında.
    beynelevliya: evliyalar arasında.
    beynelislâm: müslümanlar arasında.
    beynelmilel: milletlerarası.
    beynelulema: âlimler arasında.
    beynennâs: insanlar arasında.
    beyt: beyit, şiirde iki mısra.
    beyt: ev, bina.
    Beytülharam: Kâbenin etrafı.
    Beytülmakdis: Kudüsteki büyük mabet.
    beytülmal: devletin hazinesi.
    beyyin: apaçık, kesin delil.
    beyyinât: apaçık olanlar.
    beyyine: apaçık, kesin delil.
    beyzâ: beyaz, parlak.
    bezirgân: tüccar.
    bezletme: esirgemeden bol bol verme.
    bezm: sohbet meclisi.
    Bezmielest: Allahın, "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" diye sorduğu, ruhların da "Evet," diye cevap verdikleri hâdise.
    bî: "siz, sız" mânâsında ön ek.
    bi: "ile" mânâsında ön ek.
    bîaman: amansız.
    biat: kabul etme, seçme.
    biaynelyakîn: gözle görürcesine kesin bilerek.
    bîbahâ: pahasız.
    bîbehre: nasipsiz.
    bibliyografya: kitaplar hakkında bilgi.
    bîçâre: çaresiz.
    bidâ: bidatlar, sonradan çıkan şeyler.
    bidâkârâne: dinde olmayanı dine sokarcasına.
    bidât: dinde olmayıp da dine sonradan giren âdetler.
    bidâtkâr: bidatçı, dinde olmayanı dine sokan bozguncu.
    bidâtüzzaman: zamanın görülmemiş ve harika olanı.
    bidâyet: başlangıç.
    bidâyeten: başlangıçta.
    bidîyât: bidatlar, dine sonradan sokulanlar.
    bîfütûr: fütursuz, gevşemeyen, çekinmeyen.
    bîgâne: ilgisiz.
    bîgünah: günahsız.
    bîhaber: habersiz.
    bihakkalyakîn: yaşayıp bizzat tecrübe edercesine bir kesinlikle.
    bihakkın: hakkıyle, tam olarak.
    bihâr: denizler.
    bîhemta: benzersiz.
    bîhicap: perdesiz, gizlemeksizin.
    bîhûş: şaşkın, sersem.
    biilmelyakîn: şüphesiz ve kesin bir ilimle.
    bîiştibah: şüphesiz.
    biiznillah: Allahın izniyle.
    bîkarar: kararsız, rahatsız.
    bîkes: kimsesiz.
    bikr: bozulmamış, temiz.
    bil: "ile" mânâsına ön ek.
    bilâ: "sız, siz" mânâsında ön ek.
    bilâbedel: bedelsiz.
    bilâd: beldeler, memleketler.
    bilâfasıla: aralıksız.
    bilâhare: sonra, sonradan.
    bilâihtiyar: elinde olmayarak.
    bilâistisna: istisnasız.
    bilâkaydüşart: kayıtsız şartsız.
    bilakis: aksine, tersine.
    bilâmübalâğa: mübalağasız, abartmasız.
    bilâmüreccih: tercih edici biri olmaksızın.
    bilânço: toplam, özet.
    bilâperva: korkusuz.
    bilasâle: aracısız, vasıtasız.
    bilâsebeb: sebepsiz.
    bilâşek: şeksiz.
    bilâşüphe: şüphesiz.
    bilâtefrik: ayırmaksızın.
    bilâtereddüt: tereddütsüz.
    bilâteşbih: benzetmesiz.
    bilâtevakkuf: duraksamadan.
    bilbedâhe: açık seçik.
    bilcümle: bütün, toptan.
    bilfarz: varsaymakla.
    bilfiil: fiilen, çalışarak.
    bilhads: hızlı bir kavrayışla.
    bilhadsissâdık: doğru bir sezgi ile.
    bilhassa: özellikle.
    bilicma: üstünde birleşmekle, topluca.
    bilihtiyar: istemekle.
    bililtizam: taraftar olmakla.
    bilîman: îman ile.
    bilintikal: intikal etmekle, naklederek.
    bilirâde: iradeyle, istemekle.
    bilistidad: yetenekle.
    bilistihkak: hak etmekle.
    biliştiyak: iştiyakla, arzu etmekle.
    bilittifak: ittifakla, hep birlikte.
    bilkabul: kabul etmekle.
    bilkasd: kasıt ile, gaye edinerek.
    bilkuvve: düşünce halinde.
    bilkülliye: büsbütün.
    billah: billahi, Allah için.
    billur: pırıl pırıl cam.
    bilmecburiye: mecburen.
    bilmukabele: karşılık vermekle.
    bilmüşâhede: şahit olmakla.
    bilumum: genel olarak, bütün, hep.
    bilvasıta: vasıta ile.
    bilyakîn: kesin bir bilişle.
    bimüdânî: eşsiz, benzersiz.
    bin: "e, de, ile" mânâsında ön ek.
    bîn: "gören" mânâsında son ek.
    bin: oğul, oğlu.
    binâ: ev, yapı.
    binâen: dayanarak, bu sebeple.
    binâenalâhâzâ: bunun üzerine, bundan dolayı.
    binaenaleyh: bundan dolayı, bunun üzerine.
    binâimechûl: öznesi belirsiz fiil.
    bînamaz: namazsız.
    bînaz: nazsız.
    bînazîr: benzersiz.
    binefsihi: kendisiyle.
    bînisyan: unutmazlık.
    binnefs: nefsiyle.
    binnetice: neticeyle.
    binnisbe: oranla.
    binniyet: niyetle.
    binniyye: niyetle.
    bint: kız.
    bîpâyan: tükenmez.
    bîperva: korkusuz.
    bîr: kuyu.
    birâder: kardeş.
    birâderzâde: kardeş oğlu.
    birr: temizlik, iyilik.
    biryân: kebap.
    bîset: gönderme, peygamberliğin başlangıcı.
    Bismark: ünlü bir devlet adamı.
    Bismillah: Allahın adıyla.
    bissavab: doğru olarak.
    bittâb: tabiatıyla.
    bitamâm: büsbütün.
    bitamâmiha: tamamıyle.
    bîtaraf: tarafsız.
    bîtarafâne: tarafsızca.
    bittabî: tabiatıyle.
    bittakdir: takdirle.
    bittecrübe: tecrübeyle.
    bîvefa: vefasız.
    biyedî: elimi.
    biyografi: bir kimsenin hayatını anlatan eser.
    bîzâr: bıkmış.
    bizâtihi: kendiliğinden.
    bîzeval: sona ermez.
    bizzarure: zaruri olarak.
    bizzât: kendisi.
    bolşevik: Rus komünisti, dinsiz.
    bolşevizm: Rus komünizmi, dinsizlik.
    bostân: sebze bahçesi.
    boşboğaz: yerli yersiz konuşan.
    boykotaj: boykot.
    bûd: uzaklık.
    Buda: Budizmin kurucusu.
    Budeî: Buda dininden olan.
    bûdiyet: uzaklık.
    buğz: sevmeme, nefret.
    buhâr: buğu.
    Buharî: en önemli hadîs kitabının yazarı.
    buhl: cimrilik.
    buhrân: bunalım.
    buhûr: bahirler, denizler.
    bukalemun: bulunduğu yerin rengine giren bir hayvan.
    Burak: Peygamberimizin miraçta bindiği binek.
    burc: güneşle dünya arasındaki hayâlî dilimlerin her biri.
    burjuva: hayatını emek vererek kazanmayan zengin kimse.
    bûse: öpücük.
    butlân: batıllık, temelsizlik, çürüklük.
    bûy: koku.
    bühtân: iftira.
    bükâ: ağlama.
    bülegâ: adamına göre güzel söz söyleyenler.
    bülend: yüksek, yüce.
    bülûğ: erginlik.
    bünyân: yapı.
    bünye: yapı.
    bürde: hırka.
    bürhan: kuvvetli delil.
    bürhanî: delil cinsinden.
    bürûc: burçlar.
    bürûdet: soğukluk.
    büşrâ: müjde.
    büzr: tohum.
    büzûr: tohumlar.
     
Benzer Konular
  1. ZeyNoO
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    491
  2. ZeyNoO
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    399
  3. ZeyNoO
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    500
  4. ZeyNoO
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    336
  5. ZeyNoO
    Mesaj:
    2
    Görüntüleme:
    470
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş