1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz
Notu Gizle
Merhaba Ziyaretçi.

Forumda "YAZ" konulu resim yarışması düzenledik. İlgili konuya BURADAN ulaşabilirsiniz.

Sizi de yarışmaya katılıma davet ediyoruz...

Minicik Sözlük (E)

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 9 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.618
    Beğenileri:
    5.953
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Banka:
    4.362 ÇTL
    E

    eâmm: pek umumi, en genel.
    eâzım: büyükler.
    eb: baba.
    ebâbil: bir kuş türü.
    ebâd: boyutlar, uzaklıklar.
    ebâtıl: boş inanışlar.
    ebced: Arap harflerinin diziliş sırası, bu harflerin rakam olarak değerlerinden yola çıkılarak yapılan hesap.
    ebcedî: ebcedle ilgili.
    ebdâ: en güzel, en bedi.
    ebed: sonsuz gelecek zaman.
    ebeden: sonsuza dek.
    ebedî: sonsuzla ilgili.
    ebediyet: sonsuzluk.
    ebediyyen: sonsuza kadar.
    ebedperest: sonsuzluğu sevip arzulayan.
    ebedülâbâd: sonsuzlar sonsuzu.
    ebeveyn: ana ile baba.
    ebkem: dilsiz.
    eblağ: yerinde adamına göre güzel söz söylemenin en üstünü.
    ebleh: alık, budala.
    eblehâne: alıkça, budalaca.
    ebnâ: oğullar.
    ebnâyıcins: aynı türden olanlar.
    ebrâr: hayırlılar, iyiler.
    Ebrehe: Kâbeyi yıkmak isteyen kumandan.
    ebrû: kaş, dalga dalga kırmızı yanak, bir süsleme sanatı.
    ebsâr: gözler.
    ebter: güdük, kesik.
    ebû: baba, ata.
    ebulâşey: hiçbir şeyi olmayan.
    ebvâb: kapılar, bölümler.
    ebyât: beyitler.
    ebyâz: en beyaz, parlak.
    ecânib: yabancılar.
    ecdâd: atalar, dedeler.
    ecel: ömrün sonu, vade.
    ecell: en büyük.
    echel: en cahil.
    echeliyet: aşırı bilgisizlik.
    ecinnî: tek cin.
    ecir: ücret, karşılık.
    ecîr: ücretle çalışan.
    ecirnâ: bizi koru.
    ecirnî: beni koru.
    eclâ: en parlak.
    ecliyet: sebeplik.
    ecmâ: en toplu.
    ecmâin: hepsi, cümlesi.
    ecmel: en güzel.
    ecnâs: cinsler, türler.
    ecnebî: yabancı.
    ecr: ücret, karşılık.
    ecrâm: cansız varlıklar.
    ecsâd: cesetler.
    ecsâm: cisimler.
    ecvibe: cevaplar.
    eczâ: cüzler, parçalar, kimyevi madde.
    eczâhâne: ilaç yapılıp satılan işyeri.
    edâ: yapma, ödeme, davranış, anlatım yolu.
    edat: "hem, için" gibi kendi başına mânâsı olmayan yardımcı kelime.
    eddâî: belli bir duacı, duacınız.
    edeb: terbiye, güzel ahlak, haya.
    edebî: edeple ilgili, güzel söz ve yazı.
    edebiyat: güzel ve etkili biçimde konuşma ve yazma sanatı.
    edebiyyûn: edebiyatçılar.
    edevât: âletler.
    edîb: edebiyatçı, edepli, terbiyeli.
    edîbâne: edebiyatçı gibi, edeplice, terbiyelice.
    edille: deliller, kanıtlar.
    ednâ: pek aşağı.
    edvâr: devirler, dönemler.
    edviye: devalar, ilaçlar.
    edyân: dinler.
    efâdıl: üstün nitelikli kimseler.
    efâl: fiiller, işler.
    efdal: daha üstün.
    efendi: sahip, saygın, terbiyeli.
    efgan: figanlar, inlemeler.
    efhâm: anlamalar, en iyi anlayan.
    efkâr: fikirler.
    efkârıâmme: umumun fikirleri, halkın düşünceleri.
    eflâk: gökler.
    Eflâtun: eski bir filozof
    efrâd: bireyler, insan tekleri.
    efsah: daha düzgün anlatım.
    efsâne: uydurulmuş hikâye, mitoloji.
    efsûn: sihir, büyü.
    efşan: "saçan" mânâsında son ek.
    efzâ: "artıran" mânâsında son ek.
    efzûn: fazla, çok.
    ego: ben, ene.
    eğerçi: gerçi.
    eğlenceperest: eğlenceye pek düşkün.
    Ehad: "bir, tek, benzersiz" olan Allah.
    ehâdîs: Peygamberimizin sözleri.
    ehadiyet: Allahın her bir eserindeki birlik tecellisi.
    ehaff: pek hafif.
    ehak: en hak, daha gerçek.
    ehass: en has.
    ehbâr: âlimler.
    ehemm: en önemli.
    ehemmiyet: önem.
    ehemmiyetkârâne: önem verircesine.
    ehevât: kardeşler.
    ehibbâ: ahbaplar, sevilenler.
    ehil: dost, sahip, usta.
    ehlen-sehlen: hoş geldiniz.
    ehlî: alışık olan, evcil.
    Ehlibeyt: Peygamberimizin neslinden olan.
    ehlibidâ: dine aykırı olanı dine sokanlar.
    ehlidalalet: islâmdan sapanlar, sapkınlar.
    ehlidünyâ: dünya adamı, âhireti düşünmeyen.
    ehlifelsefe: felsefeciler, felsefeye önem veren kimseler.
    ehlifen: fen ilimleriyle uğraşanlar.
    ehligaflet: gaflette olanlar, kul olduğunu hatırlamadan yaşayanlar.
    ehlihak: hak yolda olan.
    ehlihakîkat: hakikatı bulan kimseler.
    ehlihâl: inandıkları mânâları hâlleriyle yaşayanlar.
    ehlihidâyet: îman yoluna erenler, müminler.
    ehliîman: îmanlılar.
    ehliinsaf: insaflılar.
    ehliislâm: müslümanlar.
    ehlikalb: kalben ileri gidenler.
    ehlikeşif: perdeli olanı bilen velî.
    ehlikitab: ilâhî kitaplardan birine inanan.
    ehlikubûr: kabirdeki ölüler.
    ehliküfür: kâfirler.
    ehlinecat: kurtulanlar.
    ehlisefâhet: günahlara dalanlar.
    ehlisuffa: Peygamberimizin mescidinde kalan sahabeler.
    ehlisünnet: Peygamberimizin hak yolunda yürüyenler.
    ehlişirk: Allaha ortak koşanlar.
    ehlitakva: Allahtan korkup günahtan sakınan kimseler.
    ehlitarik: tarikat adamı.
    ehlitarikat: tarikata bağlı olan.
    ehlitevhid: Allahın birliğine inananlar.
    ehlivelâyet: velîler, erenler, kalbi nurlanmış müminler.
    ehlivukuf: iyi bilenler, bilirkişiler.
    ehliyyet: yeterlik, ustalık, yetki.
    ehlullah: Allah adamı, evliya, ermiş.
    ehram: firavun mezarı.
    Ehriman: ateşe tapanların kötülük tanrısı.
    ehülacâib: acayip şeylerin kardeşi.
    ehva: nefis arzuları, boş istekler.
    ehvâl: korkular.
    ehven: en zararsız, pek ucuz.
    ehvenüşşerreyn: iki şerden daha az zararlı olanı.
    ehya: ucuzluk, bolluk.
    eimme: imamlar, öncüler.
    ejder: büyük yılan.
    ejderha: iri yılan.
    ekâbir: büyükler.
    ekall: en az.
    ekalliyet: azlık, azınlık.
    ekânim: asıllar, rükünler.
    ekber: en büyük.
    ekdâr: kederler, üzüntüler.
    ekl: yeme.
    ekmel: en mükemmel.
    ekol: bir fikir üzerine kurulu okul, meslek.
    Ekrad: Kürtler.
    ekrem: daha kerim, en iyi.
    ekser: daha çok.
    ekserî: çoğunlukla.
    ekseriya: ekseriyetle, çoğunlukla.
    ekseriyet: çoğunluk.
    ekseriyetle: çoğunlukla.
    ekva: daha kuvvetli.
    ekvan: yaratılanlar.
    ekvanî: yaratılanlarla ilgili.
    ekvator: dünyayı ikiye ayıran hayâlî çizgi.
    el-amân: aman diliyorum!
    elân: şimdi, hâlâ.
    elâstik: esnek.
    elbette: kesinlikle.
    elcevab: cevabı şu.
    elem: acı.
    eleman: bir bütünün parçaları.
    elemkârâne: acılı bir biçimde.
    elemnâk: acı verici, acılı.
    elf: bin sayısı.
    elfâtiha: Fatiha sûresi.
    elfaz: lafızlar, sözler.
    elhak: hakikaten, doğrusu.
    elhamdülillâh: Allaha hamdolsun.
    elhannas: sinsice aldatan şeytan.
    elhâsıl: kısacası, özetle.
    elhubbulillâh: sevgi Allah içindir.
    elhükmülilekser: hüküm eksere göre verilir.
    elîf: alışan, alışkın.
    elîm: acı veren, acılı.
    elîmâne: acılı biçimde.
    elîme: acılı hâl.
    elîyâzübillâh: Allaha sığınırız.
    elkab: lâkaplar.
    elmas: değerli bir taş.
    elsine: lisanlar, diller.
    eltâf: lütuflar, en latîf, en hoş.
    elvah: levhalar, tablolar.
    elvan: renkler.
    elvanıseba: yedi renk.
    elvedâ: şu ayrılık!
    elyak: daha lâyık.
    elyevm: bugün.
    elzem: daha gerekli.
    elzemiyet: daha gereklilik.
    emam: ön taraf.
    eman: güven, güvenlik.
    emânât: emanetler.
    emânet: sonra alınmak üzere verilen şey.
    emâneten: emanet olarak.
    emâni: güvenlik.
    emârât: emareler, belirtiler.
    emâre: iz, belirti, bellik.
    emâret: beylik.
    emel: ümit, arzu.
    Emevîler: bir islâm devleti.
    emîn: güvenilir.
    emîr: bey, başkan.
    emirber: emir dinleyen.
    emirnâme: emir yazısı.
    emlâk: taşınmaz mallar.
    emmâbâdü: bundan sonra.
    emmâre: emreden, zorlayan.
    emn: eminlik, güvenlik.
    emniyet: güven, güvenlik.
    emperyalizm: bir ülkenin sınırlarını genişletme politikası.
    emr: emir, buyruk.
    emrâz: marazlar, hastalıklar.
    emsâl: misaller, eşler, benzerler.
    emsile: misaller, örnekler.
    emşac: nutfe, dağınık.
    emtar: yağmurlar.
    emvâc: dalgalar.
    emvâl: mallar.
    emvât: ölüler.
    emzice: mizaçlar, huylar.
    enam: yaratıklar, varlıklar.
    enâniyet: benlik, gurur.
    enbiyâ: nebîler, peygamberler.
    encam: son.
    encümen: meclis, komisyon.
    endad: benzerler, misiller.
    endâm: beden, boy.
    endaz: "atan, atıcı" mânâsında son ek.
    ender: içinde.
    ender: pek az bulunan.
    endîşe: kaygı.
    Endülüs: bir islâm devleti.
    ene: ben, benlik.
    enerji: güç.
    enfâ: daha faydalı.
    enfâs: nefesler.
    enfes: pek nefis, çok hoş.
    enfûs: nefisler, ruhlar.
    enfüsî: nefisle ilgili, insanlarının kendi iç âlemlerine ait.
    engiz: "koparan, veren" mânâsında son ek.
    engizisyon: kiliselerin işkenceci mahkemeleri.
    enhâr: nehirler, ırmaklar.
    enîn: inilti.
    enîndâr: inleyen.
    enîs: dost, arkadaş.
    enkaz: yıkıntı.
    enmûzec: nümune, örnek, model.
    ensâb: soylar, nesepler.
    ensac: dokumalar.
    ensâf: yarımlar.
    ensâl: nesiller, kuşaklar.
    ensâr: yardımcılar, Medineli sahabeler.
    enseb: en uygun.
    ente: sen.
    entrika: hile, düzen.
    envâ: neviler, türler.
    envâen: türler olarak.
    envâr: nurlar.
    enver: pek nurlu.
    enzâr: nazarlar, bakışlar.
    erâcif: uydurma sözler.
    erakk: pek ince.
    erbaa: dört.
    erbâb: sahipler, becerikliler, terbiyeciler.
    erbâin: kırk.
    erbâiyyet: dört olmak.
    Ercûze: Hazreti Alinin meşhur bir kasidesi.
    erhâm: döl yatakları, rahimler.
    erham: en merhametli.
    Erhamürrahimîn: merhamet edenlerin en merhametlisi olan Allah.
    erîke: koltuk, taht.
    erkân: esaslar, rükünler.
    ervâh: ruhlar, canlar.
    erzâil: reziller, alçaklar.
    erzâk: rızıklar, yiyecekler.
    erzan: pek ucuz.
    erzâl: reziller.
    erzel: daha rezil.
    esâbi: parmaklar.
    esâd: daha mutlu.
    esâdekümullah: Allah saadet versin.
    esahh: daha doğru.
    esâlib: üslûplar, tarzlar.
    esamî: isimler.
    esâret: esirlik, tutsaklık.
    esas: temel, kök.
    esasât: temeller, esaslar.
    esâtir: uydurulmuş hikâyeler, mitoloji.
    esbâb: sebepler, vasıtalar, vesileler, araçlar.
    esbâbperest: sebepleri yaratıcı sanan.
    esbak: daha önceki.
    esbât: torunlar.
    esdâf: sadefler, inci kabukları.
    esdikâ: sadıklar.
    esed: aslan.
    Esedullah: Allahın aslanı.
    esef: tasa, üzüntü, gam.
    esefâ: yazık!
    eser: yapı, iz, kitap.
    esfel: en aşağı.
    esfelisâfilîn: aşağıların en aşağısı.
    eshâb: sahipler.
    esham: hisseler, paylar.
    eshel: daha kolay.
    esîle: sorular, sualler.
    esîr: alemi kaplayan incecik madde.
    esir: savaşta teslim alınan kimse.
    Eski Said: Bediüzaman Hazretlerinin hayatında birinci dönem ismi.
    eslâf: selefler, öncekiler.
    eslâh: en iyi, en sâlih.
    eslem: en sağlam, en emin.
    esliha: silahlar.
    esmâ: isimler.
    esmaî: isimlerle ilgili.
    Esmaülhüsnâ: Allahın güzel isimleri.
    esmar: meyveler.
    esmer: rengi karaya çalan.
    esnâ: ara, vakit, sıra.
    esnâf: sınıflar, alım satımcı.
    esnam: sanemler, putlar.
    esrâ: pek çabuk.
    esrâr: sırlar, gizli mânâlar.
    esrârengiz: gizli ve sırlı olan.
    esrarkeş: esrar çeken.
    essebebükelfâil: sebep olan yapan gibidir.
    estağfirullah: Allah kusurumu affetsin.
    ester: katır.
    esvâb: giyecekler.
    esvât: sesler.
    esved: siyah, kara.
    eşâr: şiirler.
    Eşârî: itikadî bir hak mezhep kuran âlimin namı.
    eşbah: benzeyenler.
    eşcâ: daha yiğit.
    eşcâr: ağaçlar.
    eşedd: pek şiddetli.
    eşeff: en saydam.
    eşekk: pek şüpheci.
    eşfa: en çok şefaat eden.
    eşfâ: pek şifalı.
    eşfak: çok şefkatli.
    eşgal: işler, meşguliyetler.
    eşhas: şahıslar, kişiler.
    eşhûr: aylar.
    eşirrâ: şerliler, kötüler.
    Eşîya: bir peygamber.
    eşk: gözyaşı.
    eşkâl: şekiller.
    eşkıyâ: yol kesenler.
    eşmel: çok kaplayıcı.
    eşnê: en kötü.
    eşrâf: şerefliler, ileri gelenler.
    eşrâr: şerliler, kötüler.
    eşrât: şartlar, belirtiler.
    eşrâtısaat: kıyamet alâmetleri.
    eşref: en şerefli.
    eşrefimahlûkât: yaratılanların en şereflisi.
    eşşehîr: meşhur, ünlü, tanınmış.
    eşşükrülillah: şükür Allahadır.
    eşvâk: şevkler, aşırı istekler.
    eşya: nesneler, şeyler.
    etbâ: tâbî olanlar, bağlılar.
    etemm: en tam, noksansız.
    etfâl: tıfıllar, çocuklar.
    etıbbâ: tabipler, doktorlar.
    etîme: yemekler.
    etka: günah işlemekten çok çekinen.
    etkıyâ: çok takvalılar.
    etrâf: yanlar, taraflar.
    Etrâk: Türkler.
    etvâr: tavırlar, davranışlar.
    evâhir: âhirler, sonlar.
    evâil: başlangıçlar.
    evâmir: emirler.
    evânî: kaplar.
    evâsıt: vasatlar, orta hâlli olanlar.
    evc: doruk, yüce.
    evfak: en uygun.
    evhâm: vehimler, kuruntular.
    evkaf: vakıflar.
    evkat: vakitler.
    evkemâkal: söylendiği gibi.
    evlâ: daha iyi.
    evlâd: veledler, çocuklar.
    evleviyet: öncelik.
    evliyâ: kalbi nurlu müminler, erenler, velîler.
    evliyâullah: Allahın velîleri, sevgili kulları.
    evrâd: devamlı okunan dualar, zikirler.
    evrak: yapraklar, kağıtlar, belgeler.
    evride: toplardamar.
    evsâf: vasıflar, özellikler.
    evsat: orta, orta hâl.
    evtâd: direkler, kazıklar.
    evtâr: tek, eşsiz.
    evvâbin: tevbe edip günahtan dönenler.
    Evvel: herşeyden önce var olan ve yaratıkların önceki hâllerine de hükmeden Allah.
    evvel: ilk, önce, birinci.
    evvelâ: birincisi, önce.
    evvelbaba: ilk baba, her türün bir anda yaratılan ilk ferdi.
    evvelen: ilk olarak.
    evvelîn: öncekiler.
    evzâh: daha açık.
    ey: hitap sözü.
    eyâdi: eller.
    eyne: nereye, nerede?
    eynelmefer: nereye kaçmalı?
    eynesserâminessüreyya: yer nerede, Süreyya nerede?
    eytam: yetimler, babaları ölmüş çocuklar.
    eyvallah: peki, öyle olsun.
    eyvan: köşk, saray.
    eyyâm: günler.
    Eyyûb: hastalığına sabretmesiyle meşhur bir peygamber.
    eyyü: "ya, ey" mânâsında hitap edatı.
    eyyühelmünâfık: ey münafık, ey mümin görünen kâfir!
    eyzan: önceki gibi.
    ez: "den, dan" mânâsında ön ek.
    ezâ: üzme, incitme.
    ezahir: çiçekler.
    ezan: namaza davet için edilen nida.
    ezber: zihinde tutma.
    ezcümle: meselâ, bunun gibi.
    ezdâd: zıtlar.
    ezel: başlangıcı olmama, öncesizlik.
    ezelî: başlangıcı olmayan.
    ezeliyet: varlığının başlangıcı olmama.
    ezhân: zihinler.
    ezhâr: çiçekler.
    Ezher: Mısırda bulunan büyük bir üniversite.
    ezher: pek parlak.
    eziyet: büyük sıkıntı, incinme.
    ezkâr: zikirler, Allahı anmalar.
    ezkaza: kaza olarak.
    ezkiyâ: temiz ve iyi insanlar.
    ezkiya: zekiler.
    ezlem: en zâlim.
    ezman: zamanlar.
    ezmine: zamanlar.
    ezost: ondan.
    ezvâc: eşler.
    ezvâcıtâhirât: Peygamberimizin iffetli hanımları.
    ezvak: zevkler.
    ezyâl: zeyiller, ekler.


     
Benzer Konular
  1. ZeyNoO
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    537
  2. ZeyNoO
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    437
  3. ZeyNoO
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    556
  4. ZeyNoO
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    411
  5. ZeyNoO
    Mesaj:
    2
    Görüntüleme:
    518
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş