1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz
Notu Gizle
Yaklaşık 6 ay içinde forumda köklü değişimlerin olacağı bir sürümle karşınızda olacağız. Sistemi test etmek için aşağıdaki adresi kullanabilirsiniz.

http://www.degisim-sanat.com/_xf2/
Notu Gizle
Merhaba Ziyaretçi.

"KIRMIZI" konulu resimler için anketimiz açıldı. İlgili konuya BURADAN ulaşabilirsiniz.

Sizi de ankete katılmaya davet ediyoruz...

Minicik Sözlük (G)

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 9 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.589
    Beğenileri:
    5.889
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.568 ÇTL
    G

    gabâvet: anlayışsızlık, kalın kafalılık.
    gabî: anlayışı kıt.
    gabn: hileli alışveriş.
    gadab: öfke, gazap.
    gadabiye: öfkeyle ilgili.
    gaddâr: acımasız.
    gaddârâne: acımasızca.
    gadir: haksızlık etme.
    gadr: haksızlık.
    Gaffâr: günahları affeden ve bağışlayan Allah.
    gafil: habersiz, kul olduğunu hatırlamadan yaşayan.
    gafîr: kalabalık.
    gaflet: olup biteni sezmeme, kul olduğunu unutma hâli.
    gafletkârâne: gaflet edercesine.
    Gafûr: günahları daima ve pek çok affeden, Allah.
    gâh: arasıra, bazan.
    gâh: "yer" mânâsında son ek.
    gaib: görünmeyen.
    gaibâne: görünmeksizin.
    gaile: üzüntü veren belalı iş.
    gait: pislik.
    gaiyye: gayeye ait.
    galâ: pahalılık.
    galat: yanlış.
    galatât: yanlışlar.
    galebe: yenme, üstün gelme.
    galeri: sanat eserlerinin sergi yeri.
    galeyan: kaynama, coşma.
    galî: kıymetli.
    gâlib: galip, üstün, yenen.
    galibâ: sanılır ki.
    galibâne: galip şekilde.
    galiben: çok zaman, üstün olarak.
    galibiyet: üstünlük, yenme.
    galîz: çirkin.
    gam: tasa, kaygı.
    gamgama: haykırma.
    gamgîn: gamlı, kaygılı.
    gamız: derin ve gizli olan.
    gamıza: kolay anlaşılmayan, derin.
    gammaz: söz taşıyıcı.
    gamnâk: gamlı, tasalı.
    gamz: süzgün bakış.
    gamze: çene veya yanak çukuru.
    ganâim: savaşta elde edilen mallar.
    gangren: bulunduğu organı kullanılmaz hâle getiren bir hastalık.
    Ganî: sonsuz zengin olan Allah.
    ganîmet: savaşta elde edilen mal.
    gâr: "yapan, yapıcı" mânâsında son ek.
    gar: mağara.
    garâbet: gariplik.
    garâib: garip şeyler.
    garâibperest: garip şeylere pek düşkün.
    garâm: canlı duygu, arzu.
    gârât: yağmalar.
    garaz: gaye, kötü niyet.
    garazkâr: garazcı.
    garazkârane: garaz edercesine.
    garb: batı.
    gardiyan: hapistekileri bekleyen görevli.
    garet: yağma, talan, çapul.
    garetgîr: yağmacı.
    garetkâr: çapulcu.
    gareyn: alt ve üst çene, yani ağız.
    garib: batan.
    garîb: garip, yabancı, kimsesiz, yâd ellere düşmüş, yadırganan şey.
    garîbane: garipçe.
    garîbe: garip şey.
    garîbem: garibim.
    garîbüzzaman: zamanın garibi, yaşadığı zamanla uyumlu olmayan.
    garîk: batmış, boğulmuş.
    garîm: alacaklı.
    garîze: yaradılıştan olan.
    gark: batma, boğulma.
    garnizon: askerî birliklerin bulunduğu yer.
    garra: parlak.
    gars: fidan dikme.
    gasb: hakkı olmayanı zorla alma.
    gasıb: zorla alan.
    gasıbane: zorla alırcasına.
    gasl: yıkama, gusül.
    gaşiye: perde, kıyamet, bir sûre.
    gaşy: kendinden geçme.
    gavâmız: anlaşılması zor bilmeceler.
    gavî: çok azgın.
    gavr: çukurun dibi.
    Gavs: Abdülkadiri Geylanî hazretleri.
    gavs: büyük evliya.
    gavsiyet: büyük evliyalık.
    gâvur: kâfir, îmansız.
    gavvas: dalgıç.
    gâyât: gayeler.
    gayb: gizli, görünmeyen, belirsiz.
    gaybâşinâ: gaybı bilen.
    gaybbîn: gaybı gören.
    gaybet: orada bulunmama.
    0cm;margin-bottom:0cm; margin-left:1.0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-pagination:none'>gaybî: görünmeyenle ilgili.
    gaybîyâne: görünmeyenle ilgili olarak.
    gaybîyât: görünmeyenler.
    gaybîye: görünmeyen.
    gaybûbet: görünmeme, orada bulunmama.
    gaye: erişilmek istenen sonuç.
    gayet: pek çok.
    gayetsiz: sınırsız.
    gaylûle: sabah uykusu.
    gayr: diğer, başkası.
    gayret: çaba, çalışma arzusu, kıskanma duygusu.
    gayretullah: Allahın gayreti, hakkı koruma sıfatı.
    gayrimeşrû: helâl olmayan, yasak.
    gayrimüslim: müslüman olmayan.
    gayrimütenâhî: sonu olmayan.
    gayriresmî: resmî olmayan, sivil.
    gayrullah: Allahtan başkası, yaratılanlar.
    gayyâ: cehennem kuyusu.
    gayyur: gayretli, çalışkan.
    gayz: hınç, öfke.
    gazâ: din uğruna savaş.
    gazab: gazap, öfke, kızgınlık.
    Gazâlî: büyük bir islâm âlimi.
    gazanfer: kahraman, iri aslan.
    gâzât: gazlar.
    gazel: bir şiir türü.
    gazevât: gazalar.
    gazî: gaza eden.
    gazve: savaş.
    gedâ: fakir, kimsesiz.
    gem: idare etmek için atın ağzına takılan demir.
    genc: hazine, define.
    ger: eğer.
    ger: "yapan, yapıcı" mânâsında son ek.
    gerçi: her ne kadar.
    gerdân: boyunla göğüs arası.
    gerdendâde: boyun eğme.
    gergedan: vahşi bir hayvan.
    germ: sıcak, kızgın.
    geven: dikenli bir bitki.
    gevher: akıl, edep, asıl, cevher.
    Geylânî: kerametleriyle ünlü büyük bir velî.
    gıbta: imrenme.
    gıdâ: besin.
    gılâf: kılıf, kın.
    gıllugış: karar verememe, gönül sıkıntısı.
    gılman: cennet genci.
    gınâ: zenginlik.
    gıpta: imrenme.
    gıptakârâne: imrenircesine.
    gışâvet: göz perdesi.
    gıtâ: örtü, perde.
    gıyâb: göz önünde bulunmama.
    gıyâben: görmeyerek.
    gıyâbî: görmeziye.
    gıyâs: yardım isteyene yardım eden.
    gıybet: orada bulunmayan biri hakkında onun hoşuna gitmeyecek şeyler söyleyip ileri geri konuşma.
    gidişât: gidişler, işlerin yürüyüşü.
    gîr: "yapan, tutan" mânâsında son ek.
    gîrân: ağır, bıktırıcı.
    girdab: suların dönerek aktığı tehlikeli yer.
    girift: karışık, girişik, çapraşık.
    giriftâr: tutulmuş.
    girive: içinden çıkılmaz karışık durum.
    girizgâh: giriş yeri.
    giryân: ağlayan.
    girye: gözyaşı.
    Goethe: Almanların ünlü şairi.
    gonce: tomurcuk.
    görenek: görüp özenme.
    gramer: dilbilgisi.
    granit: bir çeşit sert taş.
    gubâr: toz.
    gudde: bez.
    gufrân: af.
    gulâm: genç, esir, çocuk.
    gulât: coşmalar, taşkınlıklar.
    gulûv: taşkınlık.
    gûlyabânî: masallarda sözü edilen hayâlî varlık, umacı, dev.
    gûnagûn: çeşit çeşit.
    gurbet: yabancı memleket, yâd el.
    gurbetzede: gurbete düşen.
    gurebâ: garipler.
    guremâ: alacaklılar.
    gurre: ışıldama.
    gurûb: batma.
    gurûr: kendini beğenme duygusu, böbürlenme.
    gurûrkârâne: gururlu bir biçimde.
    gusn: dal, budak.
    gusse: üzüntü, tasa, gam.
    gussedâr: gusseli, tasalı.
    gusül: bedenin her yerini yıkamak biçimindeki temizlik.
    gûyem: diyorum.
    guyûb: görünmeyenler, gizliler.
    guzât: gaziler, din için savaşanlar.
    güfte: şarkı sözü.
    güftügû: dedikodu.
    gülbank: toplulukça söylenen dua ve tekbir.
    güldeste: gül demeti, seçme.
    gülistân: gül bahçesi, güller ülkesi.
    gülle: top mermisi.
    gülşen: gül bahçesi.
    gülzâr: gül tarlası.
    güman: zan, şüphe.
    gümrah: günahkâr, gür, bol.
    günâh: dince suç olan şey.
    gürûh: topluluk.
    gürültühâne: gürültülü yer.
    güyâ: sanki.
    güz: sonbahar.
    güzâf: boş söz.
    güzerân: geçme, geçiş.
    güzergâh: geçilecek yer.
    güzeşte: geçen, geçmiş.
    güzîde: seçkin, seçilmiş.
     
Benzer Konular
  1. ZeyNoO
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    491
  2. ZeyNoO
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    400
  3. ZeyNoO
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    500
  4. ZeyNoO
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    337
  5. ZeyNoO
    Mesaj:
    2
    Görüntüleme:
    471
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş