1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Minicik Sözlük (L)

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 10 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    L

    lâ: yoktur, hayır.
    lâakal: en azından.
    lâalettâyin: gelişigüzel.
    lâbis: giyinmiş.
    lâbüd: şüphesiz, kesin.
    lâdinî: din dışı, dinsiz.
    lâedrî: kendi varlığından bile şüphe eden felsefeci.
    lâfıgüzâf: boş söz.
    lâfız: söz.
    lâfz: söz.
    Lâfzaicelâl: "Allah" lafzı.
    lâfzen: sözle.
    lâfzî: sözle ilgili.
    lâfziye: sözle ilgili olan.
    lâfzullah: "Allah" lafzı.
    lağv: geçersiz, boş.
    lahd: mezar.
    lâhık: ulaşan, eklenen.
    lâhika: eklenen, katılan.
    lahm: et.
    lahn: güzel ses, kuralsız okuyuş.
    lâhut: ilâhî âlem.
    lâhutî: ilâhî âlemle ilgili.
    lahza: an, en kısa zaman.
    lâik: dini olmayan, din dışı.
    laîn: lânetli.
    lâin: lânet eden.
    lâkab: lâkap, takma ad.
    lâkayd: kayıtsız, ilgisiz.
    lâkaydane: kayıtsızca, ilgisizce.
    lâkin: ama, fakat.
    lâkita: buluntu.
    lâl: dilsiz.
    lâlezâr: lâle bahçesi.
    lâmeşrû: yasak.
    lâmise: dokunma duyusu.
    lânet: nefret, öfke.
    lâsiyyema: özellikle.
    lâşe: leş.
    lâşek: şüphesiz.
    lâşey: bir şey değil.
    lâtaknetû: kesmeyiniz.
    lâtenâhî: sonsuz.
    lâteşbih: benzetmek gibi olmasın!
    Lâtif: lütfedici.
    lâtif: yumuşak, güzel, şirin, ince.
    lâtifane: lâtifçe.
    lâtife: ince duygu, hoş söz, nazik şaka.
    Latin: eski bir kavim.
    lâubâlî: senli benli, saygısız, ilgisiz, umursamaz.
    lâubâlîyâne: saygısızca, ilgisizce.
    lâyemût: ölümsüz.
    lâyemûtâne: ölümsüz gibi.
    lâyenkatı: kesilmeksizin, aralıksız.
    lâyetecezzâ: bölünmez.
    lâyetefellel: kırılmaz, körelmez.
    lâyetenahî: sonsuz.
    lâyetezelzel: sarsılmaz.
    lâyezâl: yok olmaz.
    lâyezâlî: yok olmayan.
    lâyıha: tasarı.
    lâyık: uygun, yaraşır.
    lâyuad: sayısız.
    lâyuhsâ: hesapsız.
    lâyuhtî: hatasız.
    lâyutak: güç yetmez.
    lâyüsel: sorumsuz.
    lâzım: gerekli.
    lâzımâmed: lâzım gelir.
    lâzıme: gerekli olan.
    leb: dudak.
    lebâleb: dopdolu.
    lebbeyk: buyurunuz.
    lebbeykzen: "buyurunuz" diyen.
    Lebîd: ünlü bir şair.
    ledün: gizli ilim, marifetullah.
    ledünniyât: Allah vergisi olan gizli ilimler.
    leffen: ekli, bitişik.
    lehce: bir beldenin konuşma tarzı.
    leheb: ateş alevi.
    lehine: onun faydasına.
    lehiv: günahlı eğlence.
    lehülhamd: Allaha hamdolsun.
    lehviyât: günahlı eğlenceler.
    leim: alçak, kötü.
    lekedâr: lekeli.
    lema: parıltı.
    lemeân: parıldama.
    lemeât: parıltılar.
    lemha: göz atma.
    lemyezel: yok olmaz, devamlı.
    lenf: beyaz kan.
    lenfisâm: asla kırılmaz ve kopmaz.
    lenger: demir çapa.
    lengerendâz: demir atan gemi.
    lenterânî: beni asla göremezsin!
    lerzân: titrek.
    lerze: titreme.
    leşker: asker.
    letâfet: hoşluk, güzellik, incelik, yumuşaklık.
    letâif: ince duygular, incelikler, güzellikler.
    levâzım: gerekli olanlar.
    levâzımât: gerekli şeyler.
    levent: denizci asker, yakışıklı.
    levh: levha, yazı, resim, manzara.
    levha: manzara, yazı, resim.
    Levhimahfûz: olmuş ve olacaklarla ilgili bütün bilgilerin yazılı bulunduğu kader levhası.
    Levhimahv: varlıkların yazılıp silindiği levha.
    levm: kınama.
    levn: renk.
    levs: pislik.
    levvâme: kınayan.
    leyâl: geceler.
    leyl: gece.
    leylî: gececi.
    leys: yokluk.
    leyse: olmadı.
    leyte: keşke.
    leyyin: yumuşak.
    lezâiz: lezzetler.
    lezîz: lezzetli.
    lezîzâne: lezzetlice.
    lezzât: lezzetler.
    lezzet: tad.
    liân: lânetleşme.
    liaynihî: kendisiyle.
    libas: elbise.
    liberal: kişi hürriyetine önem veren.
    lieclillah: yalnız Allah için.
    ligayrihi: başkalarıyla.
    lihye: sakal.
    lika: kavuşma.
    lillah: Allah için.
    lillâhî: Allah için.
    lillâhilhamd: hamd Allaha mahsustur.
    lime: parça.
    limmî: açıklık.
    limmî: eser sahibinden eserlerine götüren delil, ateşin dumana delil olması gibi.
    limmîyet: açıklık.
    lisan: dil.
    lisanen: dil ile.
    lisanıhâl: hâl dili, meramını durum ve görünümüyle anlatma.
    livâ: sancak.
    livechillah: Allah namına.
    liyâkat: layıklık, uygunluk.
    lizatihî: kendisiyle.
    lohusa: yeni doum yapan kadın.
    Lokman: Kurânda adı geçen tıp bilgisiyle ünlü bir zat.
    lûb: oyun eğlence.
    lûgat: lügat, sözlük, kelimelerin anlamlarını kısaca bildiren kitap.
    Lût: Sodom halkına gönderilen bir peygamber.
    lüb: iç, öz.
    lüks: şatafat, aşırı süs.
    lülü: inci.
    lümeyâ: parıltıcık.
    lümme: vesvese, nokta.
    lütf: lütuf.
    lütfen: lütuf ile.
    lütuf: iyilik.
    lütufkâr: lütuf eden.
    lütufkârane: lütuf edercesine.
    lütufnâme: lütuf mektubu.
    lüzum: gereklilik.
     

Sayfayı Paylaş