1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Minicik Sözlük (R)

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 10 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    R

    raad: gök gürültüsü.
    Rabb: varlıkları eksik bir hâlden mükemmel bir hâle doğru götürürken bütün ihtiyaçlarını veren Allah.
    Rabbanî: Rabbimize ait.
    Rabbenâ: ey bizim Rabbimiz.
    Rabbülâlemîn: âlemlerin Rabbi.
    râbıta: bağ, ilgi, irtibat.
    râbıtaimevt: ölümü düşünmek.
    rabian: dördüncüsü.
    rabt: bağlama.
    râci: geri dönen.
    râcî: rica eden, ümit eden.
    râcih: üstün, seçilen.
    râcihane: üstün olurcasına.
    râd: gökgürültüsü.
    râdde: derece, sıra.
    radıyallahuanh: Allah ondan razı olsun!
    râdmisâl: gökgürültüsü gibi.
    radyumvârî: ışık saçan radyum elementi gibi.
    Râfızî: hak mezheblerden ayrılıp sapan kimse.
    râfi: yükseltici, kaldırıcı.
    rağabât: rağbetler, istekler.
    rağbet: istek, ilgi.
    râğıb: istekli.
    rağm: tersi, aksi.
    rağmen: inadına, zıddına.
    râh: yol.
    rahat: sıkıntısız, üzüntüsüzlük.
    râhib: Hıristiyan din adamı.
    râhibe: kadın rahip.
    Rahîm: merhametli, acıyan.
    rahim: döl yatağı, akrabalık.
    rahîmane: acıyarak.
    rahîmehullah: Allah merhamet eylesin.
    rahîmiyet: merhamet edicilik.
    rahle: küçük masa.
    rahm: acıma, esirgeme.
    Rahmân: sonsuz merhametli, Allah.
    Rahmânî: Rahmanla ilgili.
    Rahmânirrahîmîn: Rahman ve Rahîm olan Allah.
    rahmâniyet: Allahın kullarına merhamet etmesi.
    Rahmânürrahîm: dünyada da âhirette de âcizlere merhamet eden Allah.
    rahmet: acıma, esirgeme, şefkat.
    Rahmetenlilâlemîn: âlemler için rahmet olan Peygamberimiz.
    rahmetfeşân: merhamet saçan.
    rahmetullahialeyh: Allahın rahmeti üzerine olsun!
    rahmımâder: ana rahmi.
    rahne: yara.
    rahnedâr: yaralı.
    rahve: harf cezimli olarak söylenirken sesin akması hâli.
    râic: sürümlü, revaçta olan.
    râif: merhametli.
    râik: sade.
    raiyyet: idare edilenler, halk.
    raiyyetperver: halkını seven.
    râkım: kod, denizden yükseklik.
    rakîb: gözetleyen, denetleyici.
    râkib: rakip, rekabet eden, yarışan.
    rakîbane: denetlercesine.
    râkibane: rakip gibi.
    râkid: durgun.
    rakik: ince, duygulu.
    rakkas: dans eden, sarkaç.
    rakkasane: dansöz gibi.
    rakraka: suyun akması.
    raks: dans, oyun.
    râm: boyun eğme.
    ramâd: kül.
    ramak: az şey.
    Ramazan: oruç ayı.
    rân: "süren, sürücü" mânâsında son ek.
    rânâ: güzel, hoş.
    rapor: inceleme sonucunu bildiren yazı.
    rasad: gözetleme, bakma.
    rasânet: sağlamlık.
    rasâs: kurşun.
    rasathâne: gözlem evi.
    râsih: iyice oturmuş, yerleşmiş, sağlam.
    râsihane: derinlemesine, sağlamca.
    rasin: sağlam.
    rasyonalizm: aklı tek ölçü kabul eden sapkın felsefe.
    rasyonel: akla uygun.
    râşe: titreme.
    râşet: titreme, ürperme.
    râşid: erişkin, doğru yola erişen.
    raşidin: raşidler, erenler, ermişler.
    ratb: rutubetli, yaş.
    Rauf: acıyan ve esirgeyen, Allah.
    ravh: rahatlık.
    râvî: rivayet eden, söz nakleden,
    ravza: bahçe.
    Ravzaimutahhara: Peygamberimizin pak ve mübarek kabri.
    rayb: şüphe.
    rayiha: koku.
    râz: sır.
    râzı: hoşnud, memnun.
    Râzık: rızık veren, Allah.
    realist: gerçekçi.
    realite: gerçek.
    realizm: gerçekçilik felsefesi.
    reâyâ: idare edilenler.
    reca: dönüş.
    recâ: ümit.
    Receb: Arabî ayların yedincisi.
    recez: bir nevi şiir.
    recm: taşa tutma, taşlama.
    recûliyet: erkeklik.
    recül: erkek.
    recülifâcir: günahkâr adam.
    red: kabul etmeme.
    redâ: süt emme.
    reddiye: red için yazılan yazı.
    ree: akciğer.
    reel: gerçek.
    ref: kaldırma.
    refah: bolluk, rahatlık.
    refakat: eşlik etme, arkadaşlık.
    refet: merhamet, acıma.
    refetkârane: merhamet edercesine.
    refetmek: kaldırmak.
    refik: arkadaş, eş.
    refika: eş, arkadaş.
    refikaihayat: hayat arkadaşı, eş.
    reform: düzeltme, ıslah.
    Refref: Peygamberimizi Mîraçta en yüksek makama götüren binek.
    reftâr: gidiş.
    regaib: rağbet edilenler, mübarek bir gece.
    reha: kurtuluş.
    rehâ: gevşeklik, kurtuluş.
    rehâvet: tembellik, gevşeklik.
    rehber: yol gösteren.
    rehgüzâr: yol üstü.
    rehin: bir şeyin yerine garanti olarak tutulan.
    rehnüma: yol gösteren.
    reis: başkan.
    reisiâlem: âlemin reisi, Peygamberimiz.
    reisicumhur: cumhurbaşkanı.
    rejim: bir devletin yönetim biçimi.
    rekabet: yarışma.
    rekabetkârâne: yarışırcasına.
    rekât: namazın bir bölümü.
    rekz: dikme, saplanıp kalma.
    remâd: kül.
    remil: bir fal türü.
    remiz: kapalı söyleyiş, işaretle anlatma.
    remz: remiz.
    remzen: remizle.
    remzî: remizle ilgili.
    remzünâz: remiz ve naz.
    rencide: kırılmış, incinmiş.
    rençber: tarım işi yapan kimse.
    rende: düzeltme aleti.
    rendeçlenme: rendelenme, düzeltilme.
    rendeleme: düzgün hâle getirme.
    rengârenk: renk renk, güzel renklerle bezenmiş.
    rengin: süslü, güzel, parlak.
    rês: baş, kafa.
    resail: risaleler, küçük kitaplar, mektuplar.
    resan: "yetişen, getiren" mânâsında son ek.
    rêsen: kendi başına.
    resm: resim.
    resmigeçit: özel günlerde yapılan geçit töreni.
    resmiküşâd: açılış töreni.
    resmiyet: resmîlik.
    resûl: yeni bir kitapla gönderilen peygamber.
    Resûliekrem: "en kerim peygamber" mânâsında Peygamberimiz.
    Resûlullah: Allahın resulü, Peygamberimiz.
    rêsülmal: sermaye, ana para.
    reşad: doğru yolda olma.
    reşadetpenah: doğru sığınak.
    reşahat: sızıntılar.
    reşha: sızıntı.
    reşid: hak yolda giden, ergin, olgun.
    revâ: uygun, lâyık.
    revâbıt: rabıtalar, bağlılıklar.
    revac: geçerlik, değer, sürüm.
    revak: sundurma, çardak.
    revan: giden, akan.
    revâtib: vazifeler, maaşlar.
    revâyih: rayihalar, kokular.
    revh: rahat.
    revnak: parlaklık, tazelik, süs.
    revnakdâr: parlak, taze, hoş.
    rey: oy, görüş, fikir.
    reyhan: güzel bir koku, hoş kokulu bir bitki.
    reyyan: suya kanmış, tatmin olmuş.
    rez: üzüm, asma.
    rezâil: rezillikler, utanılacak şeyler.
    rezâlet: utanılacak hâl ve iş.
    rezil: utanmaz, alçak.
    rezilürüsva: ayıpları meydana çıkmakla alçalıp kötü hâle düşmek.
    Rezzak: bütün yaratıkların rızkını veren, Allah.
    Rezzakane: rızık verircesine.
    Rezzakıyet: Allahın rızık vermesi.
    rıbh: kâr, kazanç.
    rıdvan: memnunluk.
    rıfk: yumuşaklık, tatlılık.
    rıhlet: yolculuk, göç.
    rızâ: memnunluk, hoşnutluk.
    rızâdâde: hoşnut olmuş.
    rızâenlillah: Allah rızası için.
    rızık: Allahın ihsanı olan maddî ve mânevî nimetler.
    rızk: maddî ve mânevî nimetler.
    rızkıfıtrî: yaşamak için gereken normal rızık.
    rızkımecazî: alışkanlık sebebiyle ihtiyaç hâline gelen anormal rızık.
    riayet: uyma, uygunluk.
    riayetkâr: riayet eden, uyan.
    ribâ: faiz, haram para.
    ribh: kazanç.
    rica: ümid etme, isteme.
    ricakârâne: rica edercesine.
    ricâl: erkekler.
    ricâlen: erkek olarak.
    ricânâme: rica yazısı, ümit ifade eden yazı.
    ricat: geri dönme, kaçma.
    ridâ: örtü.
    rifât: yükseklik.
    rîhireyhan: hoş kokulu rüzgâr.
    rikkat: acıma, yumuşaklık, yufka yüreklilik, kalb inceliği.
    rind: aldırışsız, kalender.
    Risale-i Nur: Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin îman ve islâmiyet hakikatlarını izah ve ispat eden çok değerli kitaplarının umumî adı.
    risale: küçük kitap, mektup.
    risalet: resullük, peygamberlik.
    Risaletpenahi: peygamberlik kendisinde noktalanan Peygamberimiz.
    riş: kabuk, yara.
    ritm: ahenk.
    rivâyât: rivayetler.
    rivâyet: hikâye edilen, anlatılan, hadîs nakli.
    riyâ: gösteriş, ihlassızlık.
    riyâkâr: gösterişçi.
    riyâkârâne: gösteriş yaparcasına.
    riyaset: başkanlık.
    riyâzât: riyazetler.
    riyâzet: nefsi ıslah için az gıda ile yaşama.
    riyâzetkârâne: az gıda ile yaşayıp nefsi terbiye edercesine.
    riyazî: matematikle ilgili.
    riyaziyat: matematik ilmi.
    riyaziye: matematik.
    romanvârî: roman gibi.
    rovelver: tabanca.
    röntgen: ışın, ışın aleti.
    rub: dörtte bir.
    Rubûbiyet: ilâhî terbiye, Allahın bütün varlıkları eksik bir hâlden mükemmel bir hâle doğru götürmesi, bu esnada her nevi ihtiyaçlarını vermesi ve onları emrine itaat ettirmesi.
    rubûbiyetperver: terbiye etmeyi seven Allah.
    Rufaî: Rufailik diye bilinen bir tarikatı kuran, bu tarikattan olan.
    rûh: can, his, öz.
    rûhanî: ruh ile ilgili, görünmez varlık, ruh, melek, cin.
    rûhaniyat: ruhanîler.
    rûhaniyet: ruh hâli, ölen insanın devam eden ruhî kuvveti.
    rûhaniyyûn: ruhlar âleminden olanlar.
    rûhban: Hıristiyan din adamı.
    rûhefzâ: ruhu okşayan.
    rûhen: ruh bakımından, ruhça.
    rûhî: ruhla ilgili.
    rûhiyat: ruh ilmi.
    ruhsat: izin, müsaade.
    Rumî: bir nevi takvim.
    rumûz: gizli anlamlar.
    rumûzât: remizler, gizli mânâlar.
    runümâ: yüzünü gösteren.
    rusül: resuller, peygamberler.
    rûşen: parlak, aydın.
    rutubet: nem, ıslaklık.
    ruyizemin: yeryüzü.
    rûz: gün.
    rûznâme: günleri gösteren yazı, takvim, günlük yazı.
    rûzumahşer: öldükten sonra dirilip toplanma günü.
    rübâ: "alan, çalan, kapan" mânâsında son ek.
    rübai: dörtlük.
    rüchan: üstünlük.
    rüchaniyet: üstünlük.
    rücû: geri dönme.
    rüesa: reisler, başkanlar.
    rüfeka: refikler, arkadaşlar.
    rükn: rükün, direk, sütun.
    rükû: namazda eğilme.
    rükün: direk, sütun.
    Rüstem: kuvvetiyle meşhur bir efsane kahramanı.
    rüsûb: tortu.
    rüsûbât: tortular.
    rüsûh: ustalık, sağlamlık, maharet.
    rüsva: rezil, maskara.
    rüşd: doğru yolu bilme, olgunluk.
    rüşeym: oğulcuk, embriyon.
    rüşvet: bir işin yapılması için haksız alınan veya verilen haram para.
    rütbe: derece, basamak.
    rütbeten: rütbece.
    rütebî: rütbelerle ilgili.
    rüûs: başlar, kafalar.
    rüyâ: uykudayken girilen misalî bir âlemde görülenler.
    rüyâyısâdıka: doğru rüya.
    rüyet: görme.
    rüyetullah: Allahı görme.
    rüzgâr: yel, zaman, dünya.
     

Sayfayı Paylaş