1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz
Notu Gizle
Merhaba Ziyaretçi.

"Kısa Film Yarışması" konulu yarışma açıldı. İlgili konuya BURADAN ulaşabilirsiniz.

Sizi de katılıma davet ediyoruz...

Minicik Sözlük (R)

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 10 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.633
    Beğenileri:
    6.004
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Kadın
    Meslek:
    Muhasebe
    Banka:
    4.660 ÇTL
    R

    raad: gök gürültüsü.
    Rabb: varlıkları eksik bir hâlden mükemmel bir hâle doğru götürürken bütün ihtiyaçlarını veren Allah.
    Rabbanî: Rabbimize ait.
    Rabbenâ: ey bizim Rabbimiz.
    Rabbülâlemîn: âlemlerin Rabbi.
    râbıta: bağ, ilgi, irtibat.
    râbıtaimevt: ölümü düşünmek.
    rabian: dördüncüsü.
    rabt: bağlama.
    râci: geri dönen.
    râcî: rica eden, ümit eden.
    râcih: üstün, seçilen.
    râcihane: üstün olurcasına.
    râd: gökgürültüsü.
    râdde: derece, sıra.
    radıyallahuanh: Allah ondan razı olsun!
    râdmisâl: gökgürültüsü gibi.
    radyumvârî: ışık saçan radyum elementi gibi.
    Râfızî: hak mezheblerden ayrılıp sapan kimse.
    râfi: yükseltici, kaldırıcı.
    rağabât: rağbetler, istekler.
    rağbet: istek, ilgi.
    râğıb: istekli.
    rağm: tersi, aksi.
    rağmen: inadına, zıddına.
    râh: yol.
    rahat: sıkıntısız, üzüntüsüzlük.
    râhib: Hıristiyan din adamı.
    râhibe: kadın rahip.
    Rahîm: merhametli, acıyan.
    rahim: döl yatağı, akrabalık.
    rahîmane: acıyarak.
    rahîmehullah: Allah merhamet eylesin.
    rahîmiyet: merhamet edicilik.
    rahle: küçük masa.
    rahm: acıma, esirgeme.
    Rahmân: sonsuz merhametli, Allah.
    Rahmânî: Rahmanla ilgili.
    Rahmânirrahîmîn: Rahman ve Rahîm olan Allah.
    rahmâniyet: Allahın kullarına merhamet etmesi.
    Rahmânürrahîm: dünyada da âhirette de âcizlere merhamet eden Allah.
    rahmet: acıma, esirgeme, şefkat.
    Rahmetenlilâlemîn: âlemler için rahmet olan Peygamberimiz.
    rahmetfeşân: merhamet saçan.
    rahmetullahialeyh: Allahın rahmeti üzerine olsun!
    rahmımâder: ana rahmi.
    rahne: yara.
    rahnedâr: yaralı.
    rahve: harf cezimli olarak söylenirken sesin akması hâli.
    râic: sürümlü, revaçta olan.
    râif: merhametli.
    râik: sade.
    raiyyet: idare edilenler, halk.
    raiyyetperver: halkını seven.
    râkım: kod, denizden yükseklik.
    rakîb: gözetleyen, denetleyici.
    râkib: rakip, rekabet eden, yarışan.
    rakîbane: denetlercesine.
    râkibane: rakip gibi.
    râkid: durgun.
    rakik: ince, duygulu.
    rakkas: dans eden, sarkaç.
    rakkasane: dansöz gibi.
    rakraka: suyun akması.
    raks: dans, oyun.
    râm: boyun eğme.
    ramâd: kül.
    ramak: az şey.
    Ramazan: oruç ayı.
    rân: "süren, sürücü" mânâsında son ek.
    rânâ: güzel, hoş.
    rapor: inceleme sonucunu bildiren yazı.
    rasad: gözetleme, bakma.
    rasânet: sağlamlık.
    rasâs: kurşun.
    rasathâne: gözlem evi.
    râsih: iyice oturmuş, yerleşmiş, sağlam.
    râsihane: derinlemesine, sağlamca.
    rasin: sağlam.
    rasyonalizm: aklı tek ölçü kabul eden sapkın felsefe.
    rasyonel: akla uygun.
    râşe: titreme.
    râşet: titreme, ürperme.
    râşid: erişkin, doğru yola erişen.
    raşidin: raşidler, erenler, ermişler.
    ratb: rutubetli, yaş.
    Rauf: acıyan ve esirgeyen, Allah.
    ravh: rahatlık.
    râvî: rivayet eden, söz nakleden,
    ravza: bahçe.
    Ravzaimutahhara: Peygamberimizin pak ve mübarek kabri.
    rayb: şüphe.
    rayiha: koku.
    râz: sır.
    râzı: hoşnud, memnun.
    Râzık: rızık veren, Allah.
    realist: gerçekçi.
    realite: gerçek.
    realizm: gerçekçilik felsefesi.
    reâyâ: idare edilenler.
    reca: dönüş.
    recâ: ümit.
    Receb: Arabî ayların yedincisi.
    recez: bir nevi şiir.
    recm: taşa tutma, taşlama.
    recûliyet: erkeklik.
    recül: erkek.
    recülifâcir: günahkâr adam.
    red: kabul etmeme.
    redâ: süt emme.
    reddiye: red için yazılan yazı.
    ree: akciğer.
    reel: gerçek.
    ref: kaldırma.
    refah: bolluk, rahatlık.
    refakat: eşlik etme, arkadaşlık.
    refet: merhamet, acıma.
    refetkârane: merhamet edercesine.
    refetmek: kaldırmak.
    refik: arkadaş, eş.
    refika: eş, arkadaş.
    refikaihayat: hayat arkadaşı, eş.
    reform: düzeltme, ıslah.
    Refref: Peygamberimizi Mîraçta en yüksek makama götüren binek.
    reftâr: gidiş.
    regaib: rağbet edilenler, mübarek bir gece.
    reha: kurtuluş.
    rehâ: gevşeklik, kurtuluş.
    rehâvet: tembellik, gevşeklik.
    rehber: yol gösteren.
    rehgüzâr: yol üstü.
    rehin: bir şeyin yerine garanti olarak tutulan.
    rehnüma: yol gösteren.
    reis: başkan.
    reisiâlem: âlemin reisi, Peygamberimiz.
    reisicumhur: cumhurbaşkanı.
    rejim: bir devletin yönetim biçimi.
    rekabet: yarışma.
    rekabetkârâne: yarışırcasına.
    rekât: namazın bir bölümü.
    rekz: dikme, saplanıp kalma.
    remâd: kül.
    remil: bir fal türü.
    remiz: kapalı söyleyiş, işaretle anlatma.
    remz: remiz.
    remzen: remizle.
    remzî: remizle ilgili.
    remzünâz: remiz ve naz.
    rencide: kırılmış, incinmiş.
    rençber: tarım işi yapan kimse.
    rende: düzeltme aleti.
    rendeçlenme: rendelenme, düzeltilme.
    rendeleme: düzgün hâle getirme.
    rengârenk: renk renk, güzel renklerle bezenmiş.
    rengin: süslü, güzel, parlak.
    rês: baş, kafa.
    resail: risaleler, küçük kitaplar, mektuplar.
    resan: "yetişen, getiren" mânâsında son ek.
    rêsen: kendi başına.
    resm: resim.
    resmigeçit: özel günlerde yapılan geçit töreni.
    resmiküşâd: açılış töreni.
    resmiyet: resmîlik.
    resûl: yeni bir kitapla gönderilen peygamber.
    Resûliekrem: "en kerim peygamber" mânâsında Peygamberimiz.
    Resûlullah: Allahın resulü, Peygamberimiz.
    rêsülmal: sermaye, ana para.
    reşad: doğru yolda olma.
    reşadetpenah: doğru sığınak.
    reşahat: sızıntılar.
    reşha: sızıntı.
    reşid: hak yolda giden, ergin, olgun.
    revâ: uygun, lâyık.
    revâbıt: rabıtalar, bağlılıklar.
    revac: geçerlik, değer, sürüm.
    revak: sundurma, çardak.
    revan: giden, akan.
    revâtib: vazifeler, maaşlar.
    revâyih: rayihalar, kokular.
    revh: rahat.
    revnak: parlaklık, tazelik, süs.
    revnakdâr: parlak, taze, hoş.
    rey: oy, görüş, fikir.
    reyhan: güzel bir koku, hoş kokulu bir bitki.
    reyyan: suya kanmış, tatmin olmuş.
    rez: üzüm, asma.
    rezâil: rezillikler, utanılacak şeyler.
    rezâlet: utanılacak hâl ve iş.
    rezil: utanmaz, alçak.
    rezilürüsva: ayıpları meydana çıkmakla alçalıp kötü hâle düşmek.
    Rezzak: bütün yaratıkların rızkını veren, Allah.
    Rezzakane: rızık verircesine.
    Rezzakıyet: Allahın rızık vermesi.
    rıbh: kâr, kazanç.
    rıdvan: memnunluk.
    rıfk: yumuşaklık, tatlılık.
    rıhlet: yolculuk, göç.
    rızâ: memnunluk, hoşnutluk.
    rızâdâde: hoşnut olmuş.
    rızâenlillah: Allah rızası için.
    rızık: Allahın ihsanı olan maddî ve mânevî nimetler.
    rızk: maddî ve mânevî nimetler.
    rızkıfıtrî: yaşamak için gereken normal rızık.
    rızkımecazî: alışkanlık sebebiyle ihtiyaç hâline gelen anormal rızık.
    riayet: uyma, uygunluk.
    riayetkâr: riayet eden, uyan.
    ribâ: faiz, haram para.
    ribh: kazanç.
    rica: ümid etme, isteme.
    ricakârâne: rica edercesine.
    ricâl: erkekler.
    ricâlen: erkek olarak.
    ricânâme: rica yazısı, ümit ifade eden yazı.
    ricat: geri dönme, kaçma.
    ridâ: örtü.
    rifât: yükseklik.
    rîhireyhan: hoş kokulu rüzgâr.
    rikkat: acıma, yumuşaklık, yufka yüreklilik, kalb inceliği.
    rind: aldırışsız, kalender.
    Risale-i Nur: Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin îman ve islâmiyet hakikatlarını izah ve ispat eden çok değerli kitaplarının umumî adı.
    risale: küçük kitap, mektup.
    risalet: resullük, peygamberlik.
    Risaletpenahi: peygamberlik kendisinde noktalanan Peygamberimiz.
    riş: kabuk, yara.
    ritm: ahenk.
    rivâyât: rivayetler.
    rivâyet: hikâye edilen, anlatılan, hadîs nakli.
    riyâ: gösteriş, ihlassızlık.
    riyâkâr: gösterişçi.
    riyâkârâne: gösteriş yaparcasına.
    riyaset: başkanlık.
    riyâzât: riyazetler.
    riyâzet: nefsi ıslah için az gıda ile yaşama.
    riyâzetkârâne: az gıda ile yaşayıp nefsi terbiye edercesine.
    riyazî: matematikle ilgili.
    riyaziyat: matematik ilmi.
    riyaziye: matematik.
    romanvârî: roman gibi.
    rovelver: tabanca.
    röntgen: ışın, ışın aleti.
    rub: dörtte bir.
    Rubûbiyet: ilâhî terbiye, Allahın bütün varlıkları eksik bir hâlden mükemmel bir hâle doğru götürmesi, bu esnada her nevi ihtiyaçlarını vermesi ve onları emrine itaat ettirmesi.
    rubûbiyetperver: terbiye etmeyi seven Allah.
    Rufaî: Rufailik diye bilinen bir tarikatı kuran, bu tarikattan olan.
    rûh: can, his, öz.
    rûhanî: ruh ile ilgili, görünmez varlık, ruh, melek, cin.
    rûhaniyat: ruhanîler.
    rûhaniyet: ruh hâli, ölen insanın devam eden ruhî kuvveti.
    rûhaniyyûn: ruhlar âleminden olanlar.
    rûhban: Hıristiyan din adamı.
    rûhefzâ: ruhu okşayan.
    rûhen: ruh bakımından, ruhça.
    rûhî: ruhla ilgili.
    rûhiyat: ruh ilmi.
    ruhsat: izin, müsaade.
    Rumî: bir nevi takvim.
    rumûz: gizli anlamlar.
    rumûzât: remizler, gizli mânâlar.
    runümâ: yüzünü gösteren.
    rusül: resuller, peygamberler.
    rûşen: parlak, aydın.
    rutubet: nem, ıslaklık.
    ruyizemin: yeryüzü.
    rûz: gün.
    rûznâme: günleri gösteren yazı, takvim, günlük yazı.
    rûzumahşer: öldükten sonra dirilip toplanma günü.
    rübâ: "alan, çalan, kapan" mânâsında son ek.
    rübai: dörtlük.
    rüchan: üstünlük.
    rüchaniyet: üstünlük.
    rücû: geri dönme.
    rüesa: reisler, başkanlar.
    rüfeka: refikler, arkadaşlar.
    rükn: rükün, direk, sütun.
    rükû: namazda eğilme.
    rükün: direk, sütun.
    Rüstem: kuvvetiyle meşhur bir efsane kahramanı.
    rüsûb: tortu.
    rüsûbât: tortular.
    rüsûh: ustalık, sağlamlık, maharet.
    rüsva: rezil, maskara.
    rüşd: doğru yolu bilme, olgunluk.
    rüşeym: oğulcuk, embriyon.
    rüşvet: bir işin yapılması için haksız alınan veya verilen haram para.
    rütbe: derece, basamak.
    rütbeten: rütbece.
    rütebî: rütbelerle ilgili.
    rüûs: başlar, kafalar.
    rüyâ: uykudayken girilen misalî bir âlemde görülenler.
    rüyâyısâdıka: doğru rüya.
    rüyet: görme.
    rüyetullah: Allahı görme.
    rüzgâr: yel, zaman, dünya.
     
Benzer Konular
  1. ZeyNoO
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    549
  2. ZeyNoO
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    445
  3. ZeyNoO
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    573
  4. ZeyNoO
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    426
  5. ZeyNoO
    Mesaj:
    2
    Görüntüleme:
    522
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş