1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Minicik Sözlük (T)

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 10 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    T

    taabbüd: ibadet etmek.
    taabbüdî: ibadet etmekle ilgili.
    taaccüb: şaşma.
    taaddüd: adetlenme, sayıca artma.
    taaddüdüzevcât: birden fazla evlilik.
    taaffün: kokuşma.
    taaffünât: kokuşmalar.
    taahhüd: yüklenme, söz verme.
    taakkul: akıl erdirme.
    taalluk: ilgili olma, münasebet.
    taallukât: ilgililer, yakınlar, akrabalar.
    taallül: bahane arayarak işten kaçınma.
    taallüm: ilim öğrenme.
    taam: yemek, gıda.
    taammüd: bilerek yapma.
    taammül: amel etme, çalışma.
    taammüm: umumileşme, genelleşme.
    taannüd: inat etme, direnme.
    taarruz: saldırma, sataşma.
    taarrüf: tanışma, tanıma.
    taarrüfât: tanıtmalar, tanımalar.
    taassub: şiddetli taraftarlık.
    taassubât: taassuplar.
    taaşşuk: âşık olma.
    taat: söz dinleme, ibadet.
    taattuf: acıma, esirgeme.
    taavvüz: sığınma.
    taayyün: belirme, görünme.
    taayyünât: belirmeler.
    taayyüş: geçinme, beslenme, yaşama.
    taazzum: büyüklenme.
    tab: basma, baskı.
    tâb: güç, tâkat.
    tab: huy, yaradılış.
    tabâbet: doktorluk.
    tabaka: kat, katman.
    tabakât: tabakalar.
    tâbân: ışıklı.
    tabân: yaradılıştan, yaradılış bakımından.
    tabasbus: yaltaklanma.
    tabasbusât: yaltaklanmalar.
    tabayi: tabiatlar, temel özellikler.
    tâbi: boyun eğen, uyan.
    tâbî: kitap basan.
    tabiat: yaradılıştan gelen temel özellik, yaradılış, huy, ilâhî kanunlar.
    tabiatperest: tabiatı yaratıcı zanneden kimse.
    tabib: doktor, hekim.
    tabiî: tabiatla ilgili, kendiliğinden.
    Tabiîn: sahabeleri görenler.
    tabiiyet: uyma.
    tabiiyyun: Allahın kanunu ve sanatı olan tabiatı ilâh sananlar.
    tâbir: deyim, söz, yorum, ifade, anlatım.
    tâbirât: tabirler.
    tâbiûn: sahabeleri görenler.
    tabla: kap, yiyecek sunulan kap.
    tabu: uğursuz, hakkında konuşmaktan korkulan.
    tabur: bölüklerden oluşan askerî birlik.
    taburmisâl: tabur gibi.
    tâbut: ölü konan sandık.
    tâbutiyet: tabut gibi olma hâli.
    tâc: taç.
    tâcil: çabuklaştırma, acele ettirme.
    tâcir: ticaret yapan.
    tâciz: rahatsız etme, âciz hâle getirme.
    tâdâd: sayma.
    tâdil: yumuşatma, düzeltme, ılımanlaştırma.
    tâdilât: düzeltmeler.
    tâdilierkân: namazı dikkat ederek ve hakkını vererek kılmak.
    tadlil: "azdı ve saptı" diye verilen hüküm, azdırma, saptırma.
    tafaddul: üstünlük iddiası.
    tafdil: üstün tutma.
    tafra: sıçrama, atlama, yukarıdan atıp tutma.
    tafsil: uzun uzadıya anlatma.
    tafsilât: geniş açıklamalar.
    tafsilen: ayrıntılı olarak, genişçe.
    tafsilî: ayrıntılı, geniş açıklamalı.
    Taftazanî: büyük bir kelâm âlimi.
    tagaddi: gıdalanma, beslenme.
    tagallüb: üstün gelme, zorbalık, baskı.
    taganni: zenginleşme.
    tagayyür: başkalaşma, dönüşme.
    taği: azgın, haktan sapan, saptıran.
    tağiyane: azgınca.
    tağlib: galip getirme.
    tağlit: yanıltma, bulandırma.
    tağşiş: karıştırma.
    tağut: azgın, sapkın, îmansız, ilâh gibi saygı gören, heykellerine bile saygı duyulan, sapan ve saptıran.
    tağutî: tağutla ilgili.
    tağyir: başkalaştırma, değiştirme, bozma.
    tağyirât: tağyirler.
    tahabbüb: sevgi gösterme.
    tahaccür: taşlaşma.
    tahaddi: meydan okuma.
    tahaddüs: var olma.
    tahaffuz: korunma.
    tahakkuk: gerçekleşme.
    tahakküm: hükmetme, zorbalık.
    tahakkümî: delilsiz dâvâ.
    tahalluk: ahlâklanma.
    tahallüf: geride bırakılma.
    tahallül: ayrışma.
    tahallüs: kurtulma.
    tahammuk: ahmaklaşma.
    tahammül: sabretme, dayanma.
    tahammülsûz: dayanma gücünü kıran.
    tahammür: ekşime, fermentasyon.
    tahannun: fazlaca acıma.
    tahannün: inleme.
    taharet: temizlik.
    taharrî: arama.
    taharriyât: aramalar.
    taharrüf: sapma.
    taharrük: hareketlenme.
    tahassul: üreme.
    tahassus: hususîleşme.
    tahassün: sığınma.
    tahassüngâh: sığınak.
    tahassür: özleme.
    tahassüs: duygulanma.
    tahattur: hatırlama.
    tahavvüf: korkma.
    tahavvül: değişme.
    tahavvülât: değişmeler.
    tahayyül: hayâl etme.
    tahayyür: şaşakalma.
    tahayyüz: yer tutma.
    tahazzün: birikme.
    tahdid: sınırlama.
    tahdîs: şükürle söyleme.
    tahdîsinîmet: şükür için kendine verilen nimeti söyleme.
    tahdiş: kurcalama.
    tahfif: hafifleştirme.
    tâhir: temiz.
    tâhirât: temiz olanlar.
    tahiyyât: hediyeler.
    tahiyye: hediye.
    tahkik: araştırma.
    tahkikât: araştırmalar.
    tahkikî: araştırmalı.
    tahkim: hakem tayin etme, kuvvetlendirme.
    tahkimât: tahkimler.
    tahkimen: tahkim ile.
    tahkir: aşağılama.
    tahkirât: aşağılamalar.
    tahkirkârâne: aşağılarcasına.
    tahkiye: hikâye etme.
    tahlil: çözümleme.
    tahlilî: çözümlemeli.
    tahlis: kurtarma.
    tahliye: boşaltma, bırakma.
    tahmid: hamdetme.
    tahmidât: hamdetmeler.
    tahmidnâme: medih ve şükür yazısı.
    tahmik: ahmaklaştırma.
    tahmil: yükleme.
    tahmin: aşağı yukarı belirleme.
    tahminî: tahminle ilgili.
    tahrib: yıkma, yıkım.
    tahribât: tahripler, yıkmalar.
    tahribkâr: tahrip edici, yıkıcı.
    tahribkârâne: tahrip edercesine.
    tahric: çıkarma.
    tahrif: bozma, harflerle oynayarak aslını değiştirme.
    tahrifât: tahrifler, bozmalar.
    tahrifkârane: tahrif ederek, bozarak.
    tahrifdârâne: bozarak, bozarcasına.
    tahrik: hareketlendirme, kışkırtma.
    tahrikât: tahrikler.
    tahrim: haram kılma.
    tahrir: yazma.
    tahriş: tırmalama, azdırma.
    tahsil: edinme, derleme.
    tahsilât: edinmeler, derlemeler.
    tahsildâr: vergi derleyen.
    tahsin: beğenme, güzel görme.
    tahsinât: tahsinler, beğenmeler.
    tahsinkârâne: beğenerek.
    tahsis: biri için ayırma.
    tahsisât: biri için ayırmalar.
    tahsisen: birine ayırmakla.
    tahşid: yığma, biriktirme, destekleme, kuvvetlendirme.
    tahşidât: tahşidler.
    taht: alt, aşağı.
    taht: hükümdar koltuğu.
    tahtelarz: yeraltı.
    tahtelbahir: denizaltı.
    tahtessıfır: sıfırın altı, eksi.
    tahteşşuûr: şuuraltı.
    tahtie: hatalı görme.
    tahtiyet: alt oluş.
    tahtnişin: tahta oturan.
    tahvif: korkutma.
    tahvil: değiştirme.
    tahvilât: değiştirmeler.
    tahzir: sakındırma.
    tâib: tövbe eden.
    tâife: bölük, gurup.
    tâk: bina kemeri.
    takaddüm: öncelik, öne geçme.
    takaddüs: pek temiz olma.
    takallüb: çevrilme, dönüşme.
    takallüs: kasılma.
    takarrüb: yaklaşma, yakınlaşma.
    takarrür: kararlaşma, yerleşme.
    takas: karşılıklı değişme.
    tâkat: güç, kuvvet.
    takattur: damlama.
    takavvüs: yay gibi kavislenme.
    takayyüd: bağlanma.
    takazâ: başa kakma.
    takbih: çirkin görme.
    takbihât: çirkin görmeler.
    takbil: öpme.
    takdim: sunma, öne geçirme.
    takdir: belirleme, ölçüleme, beğenme.
    takdirât: takdirler.
    takdirkâr: takdir eden.
    takdirkârâne: takdir edercesine.
    takdis: mukaddes tanıma.
    takdisât: takdisler.
    takdiskâr: takdisci.
    takıyye: sakınma, çekinme.
    takî: sakınan.
    tâkib: izleme.
    tâkibât: takipler, izlemeler.
    taklid: benzemeye çalışma, öykünme.
    takliden: taklit ederek.
    taklidî: taklide dayalı.
    taklidkârane: taklit ederek.
    taklil: azaltma.
    takrî: azarlama, telaşlandırma.
    takrib: yaklaştırma, yaklaşık.
    takriben: yaklaşık olarak.
    takribî: yaklaşık.
    takrir: anlatma, kararlaştırma.
    takriz: bir eserin medih yazısı.
    takriznâme: bir eseri metheden yazı.
    taksim: bölme.
    taksimât: bölmeler.
    taksimülâmâl: iş bölümü.
    taksir: kısaltma, kusur, günah.
    taksirat: kusurlar, günahlar.
    taktaka: tıktıka, taş sesi.
    takti: kesme, kesik kesik okuma.
    taktik: plânlı hareket.
    takvâ: günahlardan sakınma.
    takvâdârâne: günahlardan sakınırcasına.
    takvim: düzeltme, şekillendirme.
    takviye: kuvvetlendirme, destekleme.
    takyid: sınırlama, bağlama.
    takyidâd: sınırlamalar, bağlamalar.
    talâk: boşama.
    talâkat: düzgün sözlülük.
    tâlân: çapul, yağma.
    taleb: talep, isteme, istek.
    talebe: isteyen, öğrenci.
    tâlî: ikinci derecede.
    tâli: kısmet, talih.
    tâlia: öncü, kılavuz.
    tâlib: isteyen, istekli.
    thalik: asma, geciktirme.
    tâlikan: askıya alarak, bekleterek.
    tâlikât: kitap okurken hatıra gelen mânâları not ederek yazılan eser.
    tâlil: sebeplendirme, sebep gösterme.
    tâlim: öğretme, alıştırma.
    tâlimât: talimler, öğretmeler, idmanlar, emirler.
    tâlimgâh: talim yeri.
    tâlimhâne: öğrenme evi.
    tâlimiesma: isimleri öğretme.
    taltif: gönül okşama, lütuf etme.
    taltifat: gönül okşamalar.
    tamâ: açgözlülük, aşırı istek.
    tamah: açgözlülük.
    tamâkâr: tamahkâr, açgözlü.
    tamâkârane: açgözlü biri gibi.
    tamam: eksiksiz, bütün.
    tamamiyet: tam olma.
    tamik: derinleştirme, iyice inceleme.
    tâmim: genelleştirme, genelge.
    tamir: onarım.
    tamirât: onarımlar.
    tâmme: tam, bütün.
    tâmmen: tam olarak.
    tamsetmek: belirsiz kılma, silme.
    tân: yerme, ayıplama.
    tango: şarkılı bir dans.
    tânif: şiddetle azarlama.
    tanîn: tınlama, arı vız vızı.
    tanînendâz: tınlayan.
    tansif: yarı yarıya bölme.
    tansis: dinî temellere dayandırarak hüküm verme.
    tansiyon: kan basıncı.
    tantana: gösteriş, gürültü.
    tanzif: temizleme.
    tanzifât: temizlemeler.
    tanzim: düzenleme.
    tanzimât: düzenlemeler.
    tanzir: benzerini yapma.
    tarab: sevinçlilik.
    taraf: yan, yön.
    tarafdar: taraf tutan.
    tarafdarane: taraf tutarcasına.
    tarafeyn: iki taraf.
    tarafgîr: taraf tutan.
    tarafgîrâne: taraf tutar gibi.
    tarassud: gözetleme.
    tarassudât: gözetlemeler.
    tarâvet: tazelik.
    tarâvetdâr: taze.
    tard: reddetme, kovma.
    tardetmek: kovmak.
    tarf: göz, nazar, bakış.
    tarfetülayn: göz açıp kapayıncaya kadar.
    târık: belâ, yıldız.
    tarif: tanım, tanıtma.
    tarifat: tarifler, tanımlar.
    tarife: tanıtma yazısı.
    tarifename: tanıtma yazısı.
    tarifname: tanım yazısı.
    tarihçeihayat: hayat tarihi.
    tarihvari: tarih gibi.
    târik: terkeden.
    tarîk: yol, tarz, metod.
    tarîkât: ibadet ve zikirlerle kalben ilerleme yolları.
    târiküddünya: dünyayı terkeden.
    târiküssalât: namazı terkeden.
    târiz: dokundurma.
    târizen: dokundurarak.
    tarraka: gümbürtü.
    tarrar: yankesici.
    tarsin: sağlamlaştırma.
    târümâr: darmadağın.
    tarz: biçim, yol, metod.
    tarziye: özür dileme.
    tasadduk: sadaka verme.
    tasaffi: saflaşma, durulma.
    tasallub: katılaşma.
    tasallut: sataşma.
    tasannu: yapmacık.
    tasannuât: yapmacıklar.
    tasannuen: yapmacık olarak.
    tasannuf: yapmacık sınıflandırma.
    tasannukârane: yapmacıklı.
    tasarruf: kullanma, artırma.
    tasarrufât: tasarruflar.
    tasavvuf: kalbi dünyadan arındırma yolu, tarikat.
    tasavvufî: tasavvufla ilgili.
    tasavvur: tasarlama.
    tasavvurât: tasarlamalar.
    tasavvuren: tasarlayarak.
    tasaykul: cilâlanma.
    tasdî: sıkma, rahatsız etme.
    tasdîk: onaylama, doğrulama.
    tasdîkan: onaylayarak.
    tasdîkât: tasdikler, onaylamalar.
    tasdîkgerde: tasdik edilen.
    tasdîkkârâne: tasdik edercesine.
    tasfiye: saflaştırma, arındırma.
    tasgir: küçültme.
    tashih: düzeltme.
    tashihât: tashihler, düzeltmeler.
    tâsian: dokuzuncusu.
    taskil: cilâlama.
    taslit: musallat etme, sataştırma.
    tasnî: düzme, uydurma.
    tasnîât: düzmeler, uydurmalar.
    tasnif: sınıflandırma.
    tasnifât: sınıflandırmalar.
    tasrif: çekip çevirme, çekim.
    tasrih: açıkça anlatma.
    tasrihât: açıkça anlatmalar.
    tasrihen: açıkça belirterek.
    tastir: yazı yazıp satırlar oluşturma.
    tasvib: uygun görme.
    tasvir: resmini yapma, resim, zihinde canlandırma.
    tasvirât: tasvirler.
    Taşnak: Ermenilerin kurduğu bir örgüt.
    taşra: istanbul dışındaki yerler.
    Tatar: bir Müslüman Türk kabilesi.
    tatbik: uygulama.
    tathir: temizleme.
    tatil: çalışmaya ara verme.
    tâtil: inkâr, îmansızlık.
    tatilieşgal: işi bir yana bırakma, dinlenme.
    tatlik: boşama.
    tatmin: ikna etme, manen doyurma.
    tatminkâr: tatmin edici.
    tatvil: uzatma.
    tatyib: hoş etme.
    tâun: veba, salgın hastalık.
    tavaf: etrafını dolaşmak, ziyaret.
    tavaggul: bir işe kendini tamamen verme.
    tavâif: guruplar, bölükler.
    tavân: isteyerek.
    tavassut: aracılık, vasıtalık.
    tavattun: vatan edinme.
    tavazzu: su hâline getirme.
    tavazzuh: açıklanma, aydınlanma.
    tavır: hâl, sûret, davranış.
    tâvik: geciktirme, ilerletmeme.
    tavîl: uzun.
    tâviz: karşılık, bedel.
    tavk: güç, tâkat.
    tavla: ahır.
    tavr: tavır, davranış.
    tavren: tavırla, davranış olarak.
    tavsif: niteleme, özelliklerini söyleme.
    tavsifât: nitelemeler.
    tavsifnâme: özellikleri belirten yazı.
    tavus: süslü bir kuş.
    tavzif: görevlendirme.
    tavzifât: görevlendirmeler.
    tavzih: açıklama.
    tayerân: uçma.
    tayf: hayâlî görüntü.
    tayın: gıda, ekmek, yiyecek.
    tayınat: tayınlar, gıdalar.
    tâyib: ayıplama.
    tâyin: yerini belirleme, atama.
    tayinât: tayinler, belirlemeler.
    tayr: kuş.
    tayy: atlama, kaldırma.
    tayyar: uçucu.
    tayyare: uçak.
    tayyetmek: geçmek, atlamak, kaldırmak.
    tayyımekân: bir yerdeyken birdenbire başka yerde olmak.
    tayyızaman: bir zamandan birdenbire başka zamana geçmek.
    tayyib: iyi, hoş, güzel.
    tayyibât: tayyibler.
    tayyibe: iyi, güzel, hoş.
    tazammun: içine alma.
    tazarrû: yalvarmak, yakarış.
    tazarrûât: yalvarmalar.
    tâzib: azap etme.
    tâzif: artırma.
    tâzim: büyük tanıma.
    tâzimkârane: büyük tanıyarak.
    tâzir: azarlama.
    tâziyâne: eziyet edercesine.
    taziye: yakını ölen üzgün birini teselli etme.
    taziyenâme: taziye mektubu.
    tâziz: şereflendirme.
    tazmin: zararı ödeme.
    tazminât: zarara karşılık verilen para.
    class=MsoNormal style='margin-top:0cm;margin-right:1.0cm;margin-bottom:0cm; margin-left:1.0cm;margin-bottom:.0001pt;mso-pagination:none'>tazyîk: baskı, sıkıştırma.
    tazyîkât: tazyikler, baskılar, sıkıştırmalar.
    teahhur: geri kalma.
    teakub: birbirini izleme.
    teâlâ: namı büyük.
    teâlî: yücelme.
    teâmî: anlamaz gibi görünme.
    teâmül: alışılmış biçim.
    teânuk: sarılma.
    teanüd: inatlaşma.
    tearrüf: araştırarak öğrenme.
    teâruz: zıtlık, zıtlaşma.
    teâruzan: zıtlaşarak.
    tearüf: bilinme, tanınma.
    teâti: alıp verme.
    teâvün: yardımlaşma.
    tebâ: uyma.
    tebaa: uyruk, uyanlar.
    tebâdül: değişme.
    tebâdür: birdenbire aklına gelme.
    tebah: mahvolmuş, yıkılmış.
    tebahhur: buharlaşma.
    tebâiyyet: uyma.
    tebân: ikinci derecede.
    tebârek: mübarek etsin!
    tebârüd: soğuma.
    tebârüz: belirme, görünme.
    tebâud: uzaklaşma.
    tebâyün: uymazlık, zıtlık.
    tebcil: ağırlama, yüceltme.
    tebdil: değiştirme.
    tebe: tabi olanlar, uyanlar.
    tebean: uyarak.
    tebeddül: değişme, değişim.
    tebeddülât: değişmeler.
    tebeî: asıl olmayan, dolaylı.
    tebelbül: dil karmaşası.
    tebellüğ: anlayıp almak.
    tebellür: billurlaşma.
    teberri: arınma, uzaklaşma.
    teberrû: bağış.
    teberrûât: bağışlar.
    teberrük: bereket umma.
    teberrüken: bereket umarak.
    tebessüm: gülümseme.
    tebessümkârane: gülümsercesine.
    tebeyyün: belli olma, belirme.
    tebîd: uzaklaştırma.
    tebîz: ayırma, bölme.
    tebkit: azarlama, susturma.
    tebligât: tebliğler, bildiriler.
    tebliğ: ulaştırma, bildirme, ilâhî emirleri insanlara anlatma.
    tebliğnâme: tebliğ yazısı.
    tebrie: arındırma.
    tebrik: bereket dileme, kutlama.
    tebrikât: tebrikler.
    tebriknâme: tebrik mektubu.
    tebşir: müjdeleme.
    tebşirât: müjdelemeler.
    tebtil: hakka yönelme.
    tebyin: belirtme.
    tebyiz: temize çekme.
    tebzir: malı saçıp savurma.
    tecâhül: bilmezlikten gelme.
    tecânüb: sakınma.
    tecânüs: aynı türden olma.
    tecârüb: tecrübeler.
    tecâvüb: cevaplaşma.
    tecâvüz: sınırı aşma, saldırma.
    tecâvüzât: tecavüzler, saldırmalar.
    tecâzüb: karşılıklı çekicilik.
    tecdîd: yenileme, tazeleme.
    tecebbür: zorbalaşma.
    teceddüd: yenilenme.
    teceddüdî: yenilenmekle ilgili.
    teceddüdperver: yeniliksever.
    tecellî: görünme, belirme.
    tecellîdâr: görünen, beliren.
    tecellîgâh: belirme yeri.
    tecellîyât: görünmeler, belirmeler.
    tecellüd: cesur görünmeye çalışma.
    tecemmû: toplanma.
    tecemmüd: donma, katılaşma.
    tecemmül: güzelleşme.
    tecennüb: sakınma, uzak durma.
    tecennün: delirme.
    tecerrüd: soyutlanma, ayrılma.
    tecessüd: cesetlenme.
    tecessüdiyet: cesetlenme hâli.
    tecessüm: cisimleşme, cisim hâlinde görünme.
    tecessüs: gizlice araştırma.
    tecevvüf: içi boş olma.
    tecezzî: ayrışma, ufalanma.
    techil: cahil sayma.
    techiz: donatma, cihazlandırma.
    techizat: techizler, donatmalar.
    têcil: erteleme.
    teclid: ciltleme.
    tecrîd: soyutlama, yalnız bırakma.
    tecrîdât: tecritler, ayınmalar.
    tecrîdhâne: tek kişilik yer.
    tecrübât: tecrübeler.
    tecrübe: deneyim, deney.
    tecrübeten: tecrübeyle.
    tecrübevârî: tecrübe eder gibi.
    tecsim: cisimlendirme.
    tecvid: usûlüne uygun okuma.
    tecviz: caiz görme, izin verme.
    tecziye: cezalandırma.
    tedâbir: tedbirler, önlemler.
    tedâfü: savunma.
    tedâfüî: savunmayla ilgili.
    tedâhül: birbirine girme.
    tedâi: çağrışım.
    tedârik: edinme, ele geçirme.
    tedârikât: edinmeler.
    tedâvi: iyileştirmeye çalışma.
    tedâvül: dolaşım, sürüm.
    tedbir: önlem.
    tedebbür: sonunu düşünme.
    tedehhüş: korkma, ürperme.
    tedellî: inme, eğilme.
    tedenni: alçalma, inme.
    tedenniyât: alçalmalar.
    tederrüc: adım adım ilerleme.
    tederrüs: ders alma.
    tedhiş: korkutma.
    têdib: edeplendirme.
    têdiye: ödeme.
    tedkik: inceleme.
    tedkikat: tedkikler, incelemeler.
    tedlis: sattığı malın ayıbını gizleyerek aldatma.
    tedric: derece derece ilerleme.
    tedricen: derece derece.
    tedricî: derece derece olan.
    tedrîs: ders verme, öğretme.
    tedrîsât: ders vermeler.
    tedvîn: derleyip düzenleme.
    tedvîr: döndürme, yönetme.
    teehhül: evlenme.
    teehhür: gecikme, geriye kalma.
    teellüm: acı hissetme.
    teellümât: acı hissetmeler.
    teemmel: iyice düşün!
    teemmül: iyice düşünme.
    teennî: düşüne düşüne iş yapma.
    teennuk: kusursuz yapılış.
    teessüf: eseflenme, üzülme.
    teessür: etkilenme, üzülme.
    teessürât: etkilenmeler, üzülmeler.
    teessüs: kurulme, yerleşme.
    teeyyüd: desteklenme.
    teezzi: incitme.
    tefaddul: üstünlük taslama.
    tefâhur: iftihar etme.
    tefâni: birbirinde fani olma.
    tefârık: güzel bir koku.
    tefârik: ayırmalar, ufak şeyler.
    tefârikulasâ: bir olmakla beraber türlü faydaları bulunan.
    tefâsir: tefsirler, yorumlar.
    tefâul: birbirinin fiilinden etkilenme.
    tefâvüt: farklılık.
    tefehhüm: fehmetme, anlama.
    tefekküh: meyve.
    tefekkür: fikretme, düşünme.
    tefekkürât: tefekkürler, düşünmeler.
    tefekkürî: düşünmekle ilgili.
    tefekkürnâme: tefekkür yazısı.
    tefelsüf: filozoflaşma.
    tefennün: fen öğrenme.
    teferru: dallanma, ayrılma.
    teferruât: ayrıntılar.
    teferrüc: rahatlama, gezme.
    teferrüh: ferahlanma.
    teferrüs: iyice anlama.
    teferûn: firavunlaşma.
    tefessüh: bozulma, çürüme.
    tefeül: fal açma, uğur sayma.
    tefevvuk: üstünlük.
    tefeyyüz: feyizlenme.
    tefhim: anlatma.
    tefîl: fiilleri etken hâle getiren kalıp.
    tefrî: kısım kısım ayırma.
    tefrigat: kısım kısım boşaltıp yer açma.
    tefrîh: ferahlandırma.
    tefriî: ayrıntılamakla ilgili.
    tefrik: ayırma, seçme.
    tefrika: ayrılık, dizi yazı.
    tefriş: döşeme, yayma.
    tefrit: normalin altı.
    tefsik: günaha sürükleme.
    tefsir: yorum, açıklama, âyetlerin izahı.
    teftiş: kontrol etme.
    tefviz: işi birine bırakma.

     
  2. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    tegaddi: gıdalanma, beslenme.
    tegafül: bilmez görünme.
    tegalgul: çetinlik, güçlük.
    tegallüb: galip olma, zorbalık, kuvvete dayalı baskı.
    teganni: şarkı söyleme, bir metni müzik eserini andırır biçimde okuma.
    tegayür: uymazlık.
    tegayyür: başkalaşma, dönüşme.
    tegayyürat: başkalaşmalar.
    tehacüm: saldırma.
    tehacümât: saldırmalar.
    tehalüf: uymama, zıtlık.
    tehannün: merhametle nimetlendirme.
    teharrük: hareketlenme.
    tehâsüm: düşmanlık.
    tehattüm: pek gerekli olarak.
    tehavün: ağırdan alma.
    tehcir: zorla göç ettirme.
    tehdid: gözdağı varma.
    tehdidane: tehdit ederek.
    tehdidât: gözdağı vermeler.
    tehdidkâr: tehdit edici.
    tehditkârâne: tehdit edercesine.
    teheccüd: gece namazı.
    tehekküm: alay, azarlama.
    tehevvün: aşağılanma.
    tehevvür: düşüncesizce hareket.
    tehevvüs: heveslenme.
    teheyyüc: coşma.
    têhir: erteleme.
    tehlike: korkulan durum.
    tehlil: "lâilâhe illallah" demek.
    tehvil: korkutma.
    tehvin: kolaylaştırma.
    tehyic: coşturma, heyecanlandırma.
    tehzib: temizleme, düzeltme.
    tekabbel: kabul etsin.
    tekabül: karşılıklı olma.
    tekaddüm: öne geçme.
    tekâlif: teklifler, yükler.
    tekallüd: kuşanma, üzerine alma.
    tekallüs: kasılma.
    tekâmül: olgunlaşma.
    tekarüb: yakınlaşma.
    tekâsüf: yoğunlaşma.
    tekâsül: üşenme, tembellik.
    tekâsülî: üşenmekle ilgili.
    tekâsür: çoğalma.
    tekatû: kesişme.
    tekaüd: emeklilik.
    tekavvüs: eğilme, bükülme.
    tekbir: "Allahüekber" demek.
    tekbirat: tekbirler.
    tekdir: uyarma, azarlama.
    tekebbür: büyüklenme.
    tekebküp: köpekleşme.
    tekeddür: bulanıklık, kederlenme.
    tekeffül: kefil olma.
    tekellüf: zorlanma, özenme.
    tekellüfât: zorlanmalar, özentiler.
    tekellüfkârâne: gösterişe kapılırcasına.
    tekellüm: konuşma.
    tekellümât: konuşmalar.
    tekellümen: konuşarak.
    tekemmül: olgunlaşma.
    tekemmülât: olgunlaşmalar.
    tekerrür: tekrarlanma.
    tekessür: çoğalma.
    tekevvün: var olma.
    tekeyyüf: nitelik kazanma.
    tekfir: birine kâfir demek.
    tekid: kuvvetlendirme.
    tekke: zikir yeri, tarikat evi.
    teklif: görev yükleme, önerme.
    teklifât: teklifler.
    tekmil: olgunlaştırma, bitirme.
    teknik: maddî ilimlerin uygulaması.
    teknoloji: teknik bilgiler.
    tekrarât: tekrarlar.
    tekrim: ikram etme.
    tekrimât: ikram etmeler.
    tekrir: tekrarlama.
    teksif: koyulaştırma, yığma.
    teksir: çoğaltma.
    tekvin: var etme.
    tekvinen: var etmekle.
    tekvinî: yaratmakla ilgili.
    tekvir: sarma, toplama.
    tekye: zikir evi, tekke.
    tekzib: yalanlama.
    telâffuz: söyleyiş, diksiyon.
    telâfi: eksiği giderme.
    telâfif: lif lif olma, kıvrımlar.
    telâhuk: katılma, eklenme.
    telâkî: kavuşma.
    telâkkî: anlayış, anlama.
    telâkkîyât: anlayışlar, anlamalar.
    telâtum: vuruşma, çarpışma.
    telâzum: gerekirlik.
    telbis: giydirme.
    telbiye: lebbeyk demek.
    telebbüs: giyinme.
    telef: zayi olma, ölüm.
    telehhüf: ah etme.
    telêlü: parıldama.
    telemmû: ışıldama.
    telemmüz: talebelik.
    telepati: gelecekte veya uzaktaki bir hâdiseyi hissetme hâli.
    teleskop: gök dürbünü.
    televvün: renkten renge girme.
    televvüs: kirlenme, pislenme.
    telezzüz: lezzet alma.
    telezzüzat: lezzet almalar.
    telhis: özetleme.
    têlif: kaynaştırma, eser yazma.
    têlifât: telifler.
    telîn: lânetleme.
    telkib: lâkap takma.
    telkih: dölleme, aşılama.
    telkin: aşılama.
    telkinat: aşılamalar.
    telmih: metinde sözü edilmeyen bir şeye işaret etmek.
    telmihen: telmihle.
    telvih: açıklama, kinayeli söyleyiş.
    telvihât: telvihler, kinayeli söyleyişler.
    telvihen: açıklayarak.
    telvihî: açıklamalı.
    telvis: kirletme, pisletme.
    telyin: yumuşatma.
    telziz: lezzetlendirme.
    temâdi: sürüp gitme.
    temanü: çatışma.
    temas: dokunma, değme.
    temâsil: timsaller, semboller.
    temâsül: misil olma, benzeyiş.
    temâşâ: seyretme.
    temâşâgâh: seyir yeri.
    temâşâger: seyirci.
    temâyül: meyletme, eğilim.
    temâyülât: meyletmeler, eğilimler.
    temayüz: kendini gösterme.
    temazüc: kaynaşma.
    temcid: Allahın büyüklüğünü bildirme.
    temdid: devam ettirme.
    temdidâd: devamlar, uzatmalar.
    temeddüh: kendini övme.
    temeddühkârâne: kendini övercesine.
    temeddün: medenîleşme.
    temehhuz: bir şeyin safileşip olgunlaşması.
    temekkün: yerleşme.
    temelluk: yaltaklanma.
    temellukkârâne: yaltaklanırcasına.
    temellük: mal edinme, sahiplenme.
    temennâ: el selâmı.
    temennî: dileme, isteme.
    temerküz: merkezleşme.
    temerrüd: direnme.
    temessük: tutunma, yapışma.
    temessül: yansıma, görünme.
    temessülât: yansımalar.
    temevvüc: dalgalanma.
    temevvücât: dalgalanmalar.
    temevvücsâz: dalgalandıran.
    temeyyü: sıvılaşma, sulanma.
    temeyyüz: kendini gösterme.
    temhid: hazırlama, döşeme.
    temhir: mühürleme.
    têmin: edinme, güvenlik.
    têminât: güvence.
    temkin: ölçülü hareket.
    temlik: mülk edindirme.
    temme: bitti.
    temrin: alıştırma.
    temsil: misal verme.
    temsilât: temsiller.
    temsilî: temsile dair.
    temyiz: ayırma, seçme.
    temyizen: ayırarak, seçerek.
    temzic: kaynaştırma.
    tenâfür: karşılıklı nefret.
    tenaggum: nağme yapma.
    tenâhi: bitme, tükenme.
    tenâkus: eksilme.
    tenâkuz: çelişki.
    tenâkür: inkâr etme.
    tenâsi: unutma.
    tenâsüb: uygunluk.
    tenâsüh: ruhun bedenden bedene geçmesi, sapık bir inanç.
    tenâsühvârî: tenasüh gibi.
    tenâsül: türeme, üreme.
    tenâtüc: neticelenme.
    tenâum: nimetlenme.
    tenâvül: beslenme olayı.
    tenâzu: niza etme, çekişme.
    tenâzur: bakışma, simetri.
    tenbelkârâne: tembelce.
    tenbih: uyarma, nasihat.
    tenbihât: tenbihler, uyarmalar.
    tenebbüh: uyanış.
    tenebbüt: büyüme, yetişme.
    teneffür: nefret etme.
    teneffüs: soluk alma, dinlenme.
    tenevvü: çeşitlenme.
    tenevvüât: çeşitlenmeler.
    tenevvüm: uyuklama.
    tenevvür: nurlanma, parlama.
    tenezzüh: temizlik, gezinme.
    tenezzühgâh: gezinti yeri.
    tenezzül: isteyerek inme.
    tenezzülât: tenezzüller.
    tenezzülen: tenezzül ederek.
    tenfir: nefret ettirme.
    tenfiz: uygulama, etkileme.
    tenha: ıssız yer.
    tênis: ısındırma, okşama.
    tenkıs: noksanlaştırma.
    tenkid: eleştiri, değerlendirme.
    tenkidât: eleştiriler.
    tenkidkâr: eleştirici.
    tenkidkârâne: eleştirircesine.
    tenkil: tepeleme, sindirme.
    tenkir: belirsizleme, yadırgama.
    tenkirât: yadırgamalar.
    tenmiye: büyütme, yetiştirme.
    tenperver: rahatına düşkün, tembel.
    tensib: uygun görme.
    tensik: düzenli dizme.
    tentene: dantela, delikli örgü.
    tenvim: uyutma.
    tenvin: kelime sonunu "nun" ile bitiren işaret.
    tenvir: nurlandırma, aydınlatma.
    tenvirât: nurlandırmalar.
    tenzih: kusur kondurmama.
    tenzil: indirme.
    teradüf: eş anlamlılık.
    terahhum: merhamet etme.
    terahhumât: merhamet etmeler.
    terâhî: gevşeklik.
    terâkib: tamlamalar.
    terakki: ilerleme, yükselme.
    terakkivârî: terakki eder gibi.
    terakkiyât: ilerlemeler.
    teraküm: birikme.
    terâne: nağme.
    terâvih: oruç namazı.
    terbiye: eğitim, öğretim.
    terbiyegâh: terbiye yeri.
    terbiyegerde: terbiye eden.
    terbiyehane: terbiye evi.
    terbiyekârane: terbiye edercesine.
    terbiyename: terbiye yazısı.
    terbiyet: terbiye.
    terbiyevî: terbiye ile ilgili.
    terceman: tercüme eden.
    terceme: tercüme, çevirme.
    tercih: üstün tutma, seçme.
    tercihan: üstün tutarak, seçerek.
    tercihat: tercihler, seçmeler.
    tercüman: tercüme eden.
    tercüme: bir sözü bir dilden başka dile çevirme.
    terdâd: tekrar.
    tereccüh: üstün gelme.
    tereddi: gerileme, soysuzlaşma.
    tereddüd: kararsızlık.
    tereffu: yükselme.
    tereke: ölen kişinin bıraktıkları.
    terekküb: birleşme, karışma.
    terekküben: birleşmekle.
    terennüm: ötme, şarkı söyleme.
    terennümât: terennümler.
    teres: pezevenk.
    teressüb: süzülme, dibe inip birikme.
    teressüm: resimlenme.
    tereşşuh: sızıntı.
    tereşşuhât: sızıntılar, belirtiler.
    terettüb: sıralanma, gerekme.
    terfî: yükselme.
    terfîan: yükselerek.
    terfik: arkadaş etme.
    tergib: isteklendirme.
    tergibât: isteklendirmeler.
    terhib: korkutma.
    terhis: izin verme, salıverme.
    terhisât: terhisler.
    terim: özel anlamlı kelime.
    terk: bırakma, vazgeçme.
    terkib: birleştirme, tamlama.
    terkibât: terkibler, birleştirmeler.
    terkim: rakamlandırma.
    terör: yıldırma, korkutma.
    tersâne: gemi yapılan yer.
    tersib: tortulaştırma.
    tersim: resimleme.
    tersimât: resimlemeler.
    tertib: dizme, düzenleme.
    tertil: tane tane ve düşünerek okuma veya konuşma.
    tervic: revaç verme, değerini artırma, geçerli kılma.
    terzik: rızıklandırma.
    terzil: rezil etme.
    tesadüf: rast gelme.
    tesadüfî: tesadüfle ilgili, rast gele.
    tesadüm: çarpışma.
    tesâhub: sahiplenme.
    tesakutan: birbiri ardına düşerek.
    tesallüb: katılaşma.
    tesâmuh: hoş görme.
    tesânüd: dayanışma.
    tesavir: tasvirler.
    tesbih: "sübhanallah" demek.
    tesbihât: tesbihler, namazdan sonra okunanlar.
    tesbihhân: tesbih eden.
    tesbihî: tesbihle ilgili.
    tesbihkârâne: tesbih edercesine.
    tesbit: yerleştirme, görüp göstermek.
    tescil: sicile geçirme.
    teselli: avunma, avutma.
    tesellibahş: teselli bahşeden.
    tesellidar: teselli edici.
    tesellidârâne: teselli edercesine.
    tesellikâr: tesellici.
    tesellikârâne: teselli olurcasına.
    teselliyâtdârâne: teselli edercesine.
    tesellüm: verileni geri almak.
    teselsül: zincirleme, ard arda gelme.
    teselsülen: zincirleme olarak.
    tesemmüm: zehirlenme.
    tesettür: örtünme.
    tesêül: dilenme.
    teseyyüb: üşenme.
    tesfih: sefih görme, kıt akıllı sayma, eğlence düşkünü olarak tanıma.
    teshil: kolaylaştırma.
    teshilât: kolaylaştırmalar.
    teshîr: büyüleme, esir etme, emir altına alma.
    teshîrât: teshirler.
    tesid: kutlama.
    têsir: etki, iz bırakma.
    têsirât: tesirler, etkiler.
    têsis: kurma, kuruluş.
    teskin: sakinleştirme, yatıştırma.
    teslih: silahlandırma.
    teslim: tamamen verme.
    teslimat: teslimler, vermeler.
    teslimiyet: teslim olma.
    teslimkârâne: teslim olarak.
    teslis: Hıristiyanların üç ilâh inancı.
    teslisiyet: Hıristiyanların üç ilâha inanmaları.
    tesmim: zehirleme.
    tesmiye: isimlendirme, adlandırma.
    tesrî: hızlandırma.
    tesvi: genişletme, yayma.
    tesvid: müsvedde yazma.
    tesviye: düzleme, dengeleme.
    teşâbüh: birbirine benzeme, benzerlik.
    teşahhus: şahıslanma, belirme.
    teşahhusat: teşahhuslar.
    teşâub: şube şube olma.
    teşâur: şairlik taslama.
    teşbih: benzetme.
    teşbihât: benzetmeler.
    teşbihperest: benzetme düşkünü.
    teşcî: şecaatlandırma, cesaret verme.
    teşdid: şiddetlendirme.
    teşebbüh: benzeme.
    teşebbüs: bir işe girişme.
    teşebbüskârâne: işe girişircesine.
    teşeddüt: şiddetlenme.
    teşeffi: intikam alma, kalbi buz gibi olma.
    teşehhi: iştahla isteme.
    teşehhüd: şehadet getirme, namazda oturma.
    teşekki: şikayet etme.
    teşekkiyat: şikayet etmeler.
    teşekkük: kuşkulanma.
    teşekkül: şekillenme, oluşma.
    teşekkülât: şekillenmeler, oluşmalar.
    teşekkür: şükretme.
    teşekkürât: teşekkürler.
    teşekkürnâme: teşekkür yazısı.
    teşerrüb: içme.
    teşerrüf: şereflenme.
    teşettüt: dağınıklık, çatallaşma.
    teşêüm: kötüye yorma.
    teşevvüş: karışıklık, bulanıklık.
    teşevvüşât: bulanıklıklar.
    teşeyyû: şiîleşen.
    teşhir: serme, gösterme.
    teşhirgâh: sergi yeri.
    teşhis: şahıslandırma, tanıma.
    teşkik: kuşkulandırma.
    teşkikât: kuşkulandırmalar.
    teşkil: biçimlendirme, oluşturma.
    teşkilât: teşkiller, örgüt.
    teşmil: genelleştirme, kaplama.
    teşmiyet: aksırana dua etmek.
    teşne: susamış, pek istekli.
    teşniat: ayıplamalar, çirkin bulmalar.
    teşrî: kanun yapma.
    teşrif: şereflendirme.
    teşrifat: şereflendirmeler.
    teşrih: açma, açıklama.
    teşrihat: açıklamalar.
    teşriî: şeriatla ilgili.
    teşrik: ortak etme.
    teşrikimesâî: iş birliği.
    Teşrînievvel: Ekim ayı.
    Teşrînisani: Kasım ayı.
    teşt: büyük su kabı.
    teşvik: isteklendirme.
    teşvikhat: isteklendirmeler.
    teşvikkârâne: isteklendirircesine.
    teşviş: karıştırma, bulandırma.
    teşyî: uğurlama, yolcu etme.
    teşyid: sağlamlaştırma.
    tetâbuk: uygunluk.
    tetâbukât: uygunluklar.
    tetahhur: temizlenmiş olma.
    tetâvül: uzama.
    tetebbû: araştırma, inceleme.
    tetebbuât: araştırıp incelemeler.
    tetimmât: tamamlayan ekler.
    tetimme: tamamlama, tamamlayan ek.
    tevâbî: bağlı olanlar, uyanlar.
    tevâfuk: uygunluk.
    tevâfukât: uygunluklar.
    tevaggul: çokca meşgul olma.
    tevahhud: teklik, birlik.
    tevahhuş: korkma, ürkme.
    tevaif: taifeler, guruplar.
    tevâkki: çekinme, korunma.
    tevakkuf: durma, duraklama.
    tevâli: uzama, devam.
    tevârih: tarihler.
    tevârüs: miras intikali.
    tevâtür: yalan söylemez kimselerin ittifakla verdikleri kuvvetli haber.
    tevâzu: alçakgönüllülük, isteyerek mertebesinin altında görünme.
    tevâzukârâne: tevazu edercesine.
    tevâzün: dengelilik, tartılılık.
    tevbe: günahı için af dileyip bir daha işlememeye niyetlenme.
    tevbegâh: tevbe yeri.
    tevbekâr: tevbe eden.
    tevbih: azarlama.
    tevcih: yöneltme.
    tevcihât: yöneltmeler.
    tevdî: bırakma, emanet verme.
    teveccüh: yönelme, ilgi gösterme.
    teveddüd: kendini sevdirme.
    teveddüdât: kendini sevdirmeler.
    tevehhüm: kuruntu etme.
    tevehhümkârâne: kuruntu edercesine.
    tevehhün: gevşeme.
    tevekkelnâalallah: Allaha tevekkül ettik.
    tevekkeltüalallah: Allaha tevekkül ettim.
    tevekkül: vekil etme, gerekeni yaptıktan sonra neticeyi Allaha bırakma.
    tevekkülvârî: tevekkül ederek.
    tevellüd: doğum, doğma.
    tevellüdât: doğumlar, doğmalar.
    tevêm: ikiz.
    tevessü: genişleme, yayılma.
    tevessül: başvurma, sarılma.
    tevessüm: iyice anlatma.
    tevesvüs: vesvese etme.
    tevfîk: insan iradesiyle ilâhî iradenin birbirine uygunluğu.
    tevfîkan: uymakla.
    tevfiz: işi başkasına bırakma.
    tevhid: birleme, Allahın birliğine inanma.
    tevhidî: tevhidle ilgili.
    tevhidkârâne: birleyerek.
    tevhîş: ürkütme, korkutma.
    têvil: sözü çevirme, ayrı mânâ verme.
    têvilât: teviller.
    tevkif: alıkoyma, durdurma.
    tevkifhane: hapishane, tutukevi.
    tevkifname: tutuklama yazısı.
    tevkil: vekil tayin etme.
    tevlid: doğurma, ürün verme.
    Tevrat: Musa aleyhisselâma inen ilâhî kitap.
    tevsî: genişletme.
    tevsik: belgeleme.
    tevsim: adlandırma, mühürleme.
    tevsit: birini araya koyma.
    Tevvab: tevbeyi kabul eden, Allah.
    tevzî: dağıtma, paylaştırma.
    tevziat: tevziler, dağıtmalar.
    tevzin: dengeleme.
    tevziniyet: dengelilik.
    teyakkun: tam bilme.
    teyakkuz: uyanıklık.
    teyemmüm: su yoksa toprakla temizlenme.
    teyemmün: uğur sayma.
    têyid: destekleme, kuvvetlendirme.
    têyiden: desteklemekle.
    tezâd: zıtlık, aykırılık.
    tezâdî: tezatla ilgili.
    tezâhüm: sıkışma, yığılma.
    tezâhür: belirme, görünme.
    tezâhürât: görünmeler, gösterişler.
    tezâuf: kat kat oluş.
    tezâyüd: ziyadeleşme, artma.
    tezebzüb: kararsızlık.
    tezehhüd: dünyadan elini eteğini çeker görünme.
    tezekki: manen temizlenme.
    tezekkür: zikretme, anma.
    tezellül: zillete düşme, alçalma.
    tezelzül: sarsılma.
    tezevvüc: evlenme.
    tezevvücât: evlenmeler.
    tezeyyüd: çoğalma.
    tezeyyün: zinetlenme, süslenme.
    tezgâh: dokuma aleti, işyeri.
    tezhib: yaldızlama, süsleme.
    tezkâr: anma, zikretme.
    tezkere: pusula, izin belgesi.
    tezkir: hatırlatma.
    tezkire: hatırlatma yazısı, not.
    tezkiye: temize çıkarma.
    tezlil: zillete düşürme, aşağılama.
    teznib: ek, ilave.
    tezvic: evlendirme.
    tezvir: söze yalan karıştırma.
    tezvirât: söze yalan karıştırmalar.
    tezyid: arttırma.
    tezyif: çürütme, küçük düşürme.
    tezyifât: çürütmeler, küçük düşürmeler.
    tezyifkârâne: küçük düşürürcesine.
    tezyin: süsleme.
    tezyinât: süsler, süslemeler.
    tıbb: tıp, doktorluk.
    tıfl: tıfıl, çocuk.
    tılsım: gizli sır, şifre.
    tımar: bakım, hizmet.
    tıynet: huy, yaradılış.
    tibyan: beyan etme, açıklama.
    ticâret: alım satım işi.
    ticâretgâh: alım satım yeri.
    Tiflis: Gürcistanda bir şehir.
    tilâvet: okuma.
    tilka: yön, taraf.
    tilmiz: öğrenci.
    timsâl: sembol, model.
    tîn: incir.
    tinnîn: büyük yılan.
    tinnîneyn: iki büyük yılan.
    tip: örnek, nümune.
    tiryak: tesirli ilaç, panzehir.
    tiryaki: alışmış, tutkun.
    tiryakmisal: tiryak gibi.
    tisâ: dokuz.
    töhmet: birine isnat edilen suç.
    traj: baskı sayısı, tiraj.
    tûbâ: güzellik, cennet ağacı.
    tûfân: şiddetli yağmur, büyük su baskını.
    tufeylâne: asalakça.
    tufeylî: asalak.
    tufûliyyet: çocukluk.
    tuğra: padişaha has mühür, damga.
    tuğyan: azgınlık, sapkınlık.
    tuhfe: yeni şey, armağan.
    tuhr: temizlik, paklık.
    tûl: uzunluk, meridyen.
    tûlâ: çok uzun.
    tûliemel: bitmeyen istek.
    tullâb: talebeler.
    tulû: doğma, doğuş.
    tulûât: doğuşlar, kalbe doğan mânâlar.
    tuluk: deriden yapılmış su kabı.
    tulumba: su basma aleti.
    tûr: dağ.
    turâb: toprak.
    turâbî: toprakla ilgili.
    turra: tuğra, padişah imzası.
    turûk: tarikler, yollar, usuller.
    tûti: papağan.
    tuvâ: övülmüş.
    tuvan: güç, kuvvet.
    tuyûr: kuşlar.
    tüflî: posa.
    tünelvârî: tünel gibi.
    türbe: mezar.
    türbedâr: türbe bekleyen.
     

Sayfayı Paylaş