1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Mitlerin Yapısı

Konusu 'Mitoloji' forumundadır ve Kassandra tarafından 1 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. Kassandra

    Kassandra Usta

    Katılım:
    11 Eylül 2007
    Mesajlar:
    645
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    620
    Meslek:
    sıfatsız zamirsiz zarfsız....
    Yer:
    kendimi arıyorken olmaktan korktuğum yerdeyim evde
    Banka:
    25 ÇTL
    YAŞAYAN MİT'İN ÖNEMİ:



    Yarım yüzyıldan daha uzun bir süredir, Batılı bilginler mitlerin incelemesini, sözgelimi XIX.yy'inkiyle açıkça çelişen bir bakış açısı içine yerleştirmişlerdir. Tıpkı kendilerinden öncekilerin yaptığı gibi, terimin yaygın anlamıyla miti "fabl"(1), "uydurmaca", "kurmaca" olarak ele almak yerine, onu arkaik toplumlarda anlaşıldığı biçimiyle benimsemişlerdir;gerçekten de bu gibi toplumlarda mit, tersine, "gerçek bir öykü" yü belirtir, üstelik de kutsal sayıldığı, örnek oluşturduğu ve anlamlı olduğu için son derece değerlidir.

    Ancak "mit" sözcüğüne yüklenen bu yeni anlamsal değer, onun gündelik dildeki kullanımını oldukça anlaşılmaz kılar. Nitekim bu sözcük günümüzde "kurmaca" ya da "hayal" anlamında olduğu kadar, özellikle etnologlar, toplumbilimciler ve din tarihçileri arasında yaygın olan "kutsal gelenek, en eski vahiy, örnek gösterilecek model" anlamında da kullanılır.
    Ksenophanes'ten bu yana, Yunanlıların, mythos'u yavaş yavaş, metafiziğe ilişkin ve dinsel her türlü değerden arındırdıkları herkesçe bilinir. Homeros ve Hesiodos'un Tanrı ile ilgili olarak kullandığı mitsel anlatımları ilk eleştiren ve reddeden Ksenophanes'tir. Logos'a karşıt olduğu kadar zamanla historia'ya da ters düşen mythos en sonunda "gerçek olarak varolmayan" herşeyi belirtmeye başlamıştır. Öte yandan, Yahudi-Hristiyan anlayışı da, iki Ahit'ten biri tarafından doğrulanmayan ya da geçerli sayılmayan herşeyi "yalan" ya da" hayal" alanına itmiştir.
    Oysa biz "mit" i bu anlamda ele almıyoruz(zaten bu anlam gündelik dildeki en yaygın olanıdır). Daha kesin konuşmak gerekirse, mitin bir "kurmaca" durumuna geldiği akıl evresi ya da tarihsel an bizi ilgilendirmiyor. Bizim araştırmamız, öncelikle mitin "yaşayan" mit olduğu-ya da son zamana kadar bu özelliğini koruduğu- toplumlarla ilgili olacak; yaşayan mit deyişinden insan davranışı için model oluşturması ve bu yolla yaşama anlam ve değer kazandırması olgusunu anlıyoruz. Söz konusu geleneksel toplumlarda mitlerin yapısını ve işlevini anlamak, insanın düşünce tarihinin bir evresine yalnızca ışık tutmak değil ama aynı zamanda çağdaşlarımız arasından bir kategoriyi de daha iyi anlamaktır.
    Burada bir örnek vermekle yetinip sözgelimi Okyanusya'daki "kargo kült"leri(2) ele alalım; bütün bir dizi garip davranışı, mit içindeki doğrulamalarına başvurmadan açıklamak güçtür. Kehanete inanan ve binyılcılığı(3) benimsemiş olan bu kültler, masallara özgü bir bolluk ve sonsuz mutluluk çağının pek yakın olduğunu açıkça söylerler. İnanışa göre yerliler, yeniden adalarının efendisi olacak ve artıkhiç çalışmayacaklardır; çünkü, ölüler, tıpkı Beyazların kendi limanlarında karşıladıkları yük gemilerine benzer, mal dolu görkemli gemilerde geri döneceklerdir. İşte bu nedenle de söz konusu "kargo kültler" in pek çoğu, bir yandan evcil hayvanlarla alet edavatın yokedilmesini buyururken öte yandan da ölülerin getirdiği yiyecek ve araç gerecin konacağı geniş ambarların yapılmasını ister.
    Anlayışın biri İsa'nın bir yük gemisi ile gelişini vahiy yolu ile bilir; bir başkası"Amerika"nın gelişini bekler. Cennettekini andıran yeni bir çağ başlıyacak, kültün de üyeleri ölümsüzlüğe kavuşacaklardır.
    Bazı kültlerde cinsel zevk ve eğlenceye dayalı eylemlerin de yeri vardır; çünkü geleneğin benimsediği yasak ve adetler , varoluş nedenlerini yitirecekler ve yerlerini mutlak özgürlüğe bırakacaklardır.
    Oysa, bütün bu eylem ve davranışlar;
    " Dünyanın yok olması, bunu yeni bir Yaratılış'ın izlemesi ve ardından Altın Çağ'ın kuruluşunun gelmesini anlatan mitle açıklanır."
    Bizim için önemli olan, herşeyden önce, bu garip davranışların anlamını kavramak, bu aşırılıkların nedenini ve açıklamasını anlamaktır. Çünkü bunların anlaşılması, yine bunların-içgüdülerin patolojik bir yoğunlaşması, hayvanlara özgü ya da çocuksu davranışlar olarak değil de-insana özgü olgular , kültür olguları, düşünceden doğan yaratı olarak kabul edilmesi gerekir.
    Bir anlamda da kültürün bilinçaltına, tarihe bakmak demektir. Tarihte bütün bu akıl, bilim, inanç, sanat gibi kültür elemanlarıyla bize aktarılan mistik ve mistik öncesi efsanevi, yani mit, "mithos'larla ilgili bazı bilgiler var. Bu bilgiler daha çok insanın varoluş ve eğitimleri ile ilgilidir.
    Mithos, bireyde, algı simgeleriyle, tarihte de fetişler yani eşyaya yansıtılmış simgeler ve daha sonra da sanat temelli bazı anlatımlarla kendini ifade eder. Mithosa indirilmemiş ve mithosdan kendini yeniden türetmemiş bir bilinç, kendi üzerine katlanıp, kendinin farkında olamaz. Bu tür bir bilinç ancak kendisine sunulanla yetinen, kendi kendinin bilincine , özbilincine varamamış bir bilinç türüdür.
    Biz, tarihe baktığımızda; bilimin kavramlarını geriye doğru götürdüğümüzde felsefenin kavramlarını;felsefenin kavramlarını geriye götürdüğümüzde dinin kavramlarını, dinin kavramlarını geriye götürdüğümüzde Efsanelerin kavramlarını ya da Mithos dediğimiz kavramları buluyoruz.
    Mithos alanlarının, mitolojinin önemi burda açıkça ortaya çıkmaktadır.
    "Bizler şimdi ölüye eşlik edeceğiz ve acıyı yeniden tadacağız.
    Bizler yeniden dans edeceğiz ve iblisleri alt edeceğiz.
    Sözünü bile etmemeliyiz,
    Bilmiyorsak eğer dansın kökenini dans edemeyiz".
    (Na-khi şamanı dto-mba'nın ölü için dua ederken söylediği şiirden alıntı.)
    "Bir ritüel, eğer "köken" i, yani ilk olarak nasıl gerçekleştiği bilinmiyorsa, yerine getirilemez."..
    1-Fabl: Bu terim burada hayvan masalı anlamında değil de "masal türünden anlatı" anlamında kullanılmıştır.
    2-Kargokültler: Fransızca metin içinde İngilizce cargo cults olarak verilen bu terim, özellikle Yeni Gine'de ve Melanezya'nın büyük bir kesiminde rastlanan bir kültür olgusunu belirtir.İkinci Dünya savaşı sırasında ve daha sonra pek çok biçimi ortaya çıkmış olan bü kültlere göre, genel olarak Avrupa kökenlilerin ortadan kalkacağı ve onlara ait kargoların yani zenginliklerin yerli halkın eline geçeceği bir öngerçek olarak kabul edilir.
    3-Binyılcılık: Mesihin Son Yargı gününden önce yeryüzüne inip bin yıl hüküm süreceğini savunan öğreti.
     

Sayfayı Paylaş