1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Montreux (montrö) Boğazlar Sözleşmesi

Konusu 'Cumhuriyet Tarihi' forumundadır ve wien06 tarafından 17 Şubat 2008 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazı, genel olarak "Türk Boğazları" diye anılır. Boğazlar, Karadeniz'i Akdeniz'e bağlaması bakımından tarihi ve siyasi önemi olan bir su geçididir. Avrupa ile Asya'yı ayıran deniz sınırı olmakla beraber, aynı zamanda iki kıtayı birbirine yaklaştırması bakımından coğrafi ve stratejik değer de taşırlar. 18. yüzyılda Doğu Meselesinin büyük önemle kendisini hissettirmesiyle, Boğazlar üzerinde daha çok durulmuş ve o zamandan itibaren hukuki ve siyasi bir sorun olarak inceleme konusu olmuştur. Karadeniz'i Akdeniz'e ve dolayısıyla Karadeniz'i diğer açık denizlere bağlayan Boğazların, tek deniz geçidi olmaları nedeniyle, hukuki statüsü düzenlenirken Türkiye'nin hayati haklarını ve savunmasını göz önünde bulundurmak mutlak bir zorunluluktur. Çünkü Boğazlar, Türkiye'nin hayat damarıdır. Kalbidir ve varlığı ile yakından ilgilidir.
    Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşması'ndan farklı hükümler taşıyan ve hakimiyeti daha az sınırlayan Lozan Barış Antlaşması'na ek Boğazlar Sözleşmesi üç ilkeye dayanıyordu. Önce Boğazlar askersiz hale getiriliyordu. Ayrıca, Boğazlarda geçişi kontrol etmek ve Milletler Cemiyeti'ne geçişle ilgili bilgiler vermekle yetkili bir Boğazlar Komisyonu kuruluyordu. Bunun dışında, askeri bakımdan Türkiye için tehlike teşkil edecek bir duruma engel olmak üzere Milletler Cemiyeti'nin, özellikle Büyük Britanya, Fransa, İtalya ve Japonya'nın garantisi sağlanıyordu. Boğazlar konusunda Lozan'ın arz ettiği en büyük sakınca, Türkiye'nin boğazlar üzerinde tam denetiminin sağlanamamış olması idi.

    Türkiye uluslararası barış ve güvenliğin korunması yolundaki güçlüğü belirterek, 23 Mayıs 1933 Londra Silahsızlanma Konferansı'ndan itibaren, barışçı yollarla ilgili devletlere başvurarak Boğaz Sözleşmesini imzalandığı zaman siyasi ve askeri durumun farklı olması, Türkiye'de Milletler Cemiyeti'nin verdiği garantinin işleyememesi sebeplerinden ötürü, ilgili devletlerce uygun görülerek Boğazların statüsünü yeniden düzenlenmesini istedi. Bu istek üzerine 22 Haziran 1936'da Montreux'de bir konferans toplandı.

    20 Temmuz 1936'da imzalanan Montreux Boğazlar Sözleşmesi, Lozan Boğazlar Sözleşmesi'nin yerini almıştır. Montreux ile Boğazlar Komisyonu, askersiz bölge üzerindeki sınırlamalar kaldırılarak bu bölgelerin de askerli hale getirilmesi kabul edilmiştir. Milletler Cemiyeti'nin yetersiz garantisi yerine, Türkiye kendi gücüne dayanabilmek ve Boğazlar üzerinde de savunmasını yapabilmek imkanına kavuşmuştur. Ayrıca, Boğazlardan geçiş ve ulaşım, hem Türkiye'nin hem de Karadeniz devletlerinin Karadeniz'deki güvenliğini koruyacak biçimde düzenlenmiştir. Türkiye'nin, Boğazlar Sorununu, barışçı çözüm yollarıyla sonuçlandırması, büyük takdir uyandırmıştır.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    MONTREUX ( MONTRÖ) BOĞAZLAR SÖZLEŞMESİ
    Lozan sisteminin getirdiği rejimin, dönemin siyasi koşulları karşısında uygulanamaz olduğu gerçeğiyle değiştirilmesini isteyen ve Montrö Konferansı’nın toplanmasını sağlayan Türkiye’nin temel amacını, Boğazlar üzerinde kesin egemenliğin elde edilmesi ile askersizleştirmenin ve Lozan sistemiyle getirilen Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılması şeklinde özetleyebiliriz. Bu amaçla Türk Hükümeti, Boğazlardan geçiş rejimi hakkındaki görüş ve düşüncelerini 13 maddelik yeni bir sözleşme tasarısı şeklinde Konferans sekreterliğine bildirmiştir.

    Görüşmeler sırasında İngiltere ve Sovyetler Birliği başta olmak üzere Boğazlar üzerinde çıkarı olan devletler farklı tezler ileri sürmüşlerdir.

    Bunlardan biricisi, görüşlerini Türkiye gibi bir tasarı halinde sunan İngiltere’ye aittir. İngiltere baş temsilcisi Lord Stanley; ticaret gemilerinin Boğazlardan, Türkiye’nin katıldığı savaş dönemleri dışında kalan zamanlarda, Lozan rejimi ile getirilen esaslar içinde geçmesini kabul ederken, Türkiye’nin savaşa girdiği zaman, Boğazlardan geçişler sadece gündüz saatlerinde olmalıydı görüşünü ileri sürüyordu. Karadeniz’in Boğazlardan geçilerek girilebildiği için denizlerin serbestliğini kabul eden uluslar arası hukuk rejiminden ayrılamayacağını ve dünya devletlerine açık olması gerektirdiğini belirtmişti. İngiltere’nin ileri sürdüğü tezde Boğazların askerden arındırılmış statülerine hiç değinilmemiş, savaş gemileri için getirilen sınırlamalara ilave olarak Karadeniz’de kıyısı bulunmayan devletlerin gemilerinin bu denizlerde kalış süresinin bir ay olması önerilmiştir. İkinci görüşse; Sovyetler Birliği Baş temsilcisi Maxim Litvinoff tarafından savunulmuştur. Rusya Boğazlardan geçerek Karadeniz’e çıkacak savaş gemileri için bir tonaj sınırlaması getirilmesinden yana tavır almıştır. Boğazların askerden arındırılmış statüsüne son verilmesinin ve dolayısıyla Türkiye’nin bu bölgelerde asker bulundurma hakkını kabul etmiştir. Yabancı devletlerin savaş gemilerinin Boğazlardan geçişlerine ilişkin getirilen sınırlamaların, yalnızca Karadeniz’de sahili olmayan devlet veya devletlerin savaş gemileri için uygulanmasını savunan Rusya, Boğazların denizaltıların yanında uçak hava sahasına da kapatılmasını önermiştir. Sovyetlere göre Karadeniz bir transit deniz değildi ve uluslar arası hukuk kurallarının dışında kalıyordu. Bundan dolayı Karadeniz’de kıyısı olmayan ülkelerin savaş gemilerinin Boğazlardan geçip Karadeniz’de serbestçe dolaşmasına karşı çıkıyordu. Türkiye ise bir yandan ülkesinin Lozan’da açık bırakılmış olan güvenliğini ve Boğazlardaki egemenlik hakkını sağlamakla birlikte, diğer taraftan bölge ve dünya barışını koruyabilmek için ilgili ülkelerce ileri sürülen farklı görüşlerin bağdaştırılabilmesinde bir denge unsuru olmak için çaba gösterdi.Türkiye’nin konferansa sunduğu 13 maddelik sözleşme tasarısında, genel hatları ile Boğazlar bölgesinin askerden arındırılmış statüsüne son verilmesi ve Lozan sistemi ile getirilen Boğazlar Komisyonu’nun kaldırılması isteniyordu. Belirlenecek koşullar çerçevesinde ticaret ve savaş gemilerinin Boğazlardan geçiş serbestliği kabul edilirken, barış ve savaş zamanında Türkiye’nin kendisini yakın bir savaş tehlikesinde hissettiği dönem gibi bir durumda bazı özel şartların eklenmesini istenmekteydi.
    Konferans sonucunda imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi 20 Temmuz 1936’da kabul edildi. Bu antlaşmada kabul edilen hükümler ana hatlarıyla kısaca şöyledir:

    ¨Lozan antlaşması ile kurulmuş olan Boğazlar Komisyonu Kaldırıldı. Bu komisyonun görevleri ve yetkileri bütünüyle Türkiye’ye bırakıldı.

    ¨Lozan Barış Antlaşması ile Boğazların iki yanında askersiz duruma getirilmiş olan bölgeye Türkiye’nin asker bulundurması kabul edildi.

    ¨Yabancı ticaret gemilerinin Boğazlardan her iki yönde geçişi serbest bırakıldı.

    ¨Yabancı devletlerin savaş gemilerinin Boğazlardan geçişi ile ilgili sınırlamalar kabul edildi.

    ¨Herhangi bir anda Karadeniz’de bulunabilecek ve Karadeniz’de kıyısı olmayan devletlerin donanmalarına ait savaş gemileri, zaman ve ağırlıkları bakımından sınırlandırıldı. Ayrıca, Boğazlardan geçecek savaş gemileri için önceden Türk Devletinden izin alınacaktı.

    ¨Türkiye, savaşa girerse veya savaş tehlikesi ile karşı karşıya kalırsa, Boğazları istediği gibi açıp kapatabilecekti.



    SONUÇ

    Antlaşma imzalandıktan sonra Montrö’nün yürürlükte kalma süresi, uzun tartışmalara yol açmıştır. İngiltere, 50 yıl geçerli olmasını isteyerek en uzun süreli öneriyi getirmiştir. Sovyetler Birliği, uluslar arası ilişkilerin hızlı gelişmesini ve koşullarında ona uygun olarak hızla değişmekte olduğunu ileri sürerek sözleşmenin 10-12 yıl geçerli olmasını istemiştir. Bu çeşitli isteklere rağmen Montrö hala yürürlükte olup Türkiye’nin tam bağımsızlığını kanıtlayan antlaşmalardan biri olma özelliğini korumuştur.
    Montrö Sözleşmesi ile Boğazlar üzerindeki Türk egemenliği kesin olarak kabul edilmiştir. 20 Temmuz 1936 gece yarısı Türk ordusu, Boğazların Lozan Barış Antlaşması ile askersiz alan olarak kabul edilen bölgesine girmiş, Türk donanması da denizden bu harekete katılmıştır. Böylece Osmanlı Devletinin son yüzyıllarından beri süregelen en büyük problemlerden biri olan Boğazlar meselesi halledilerek, Türk Boğazları üzerinde kesin olarak Türk egemenliği tekrar kurulmuştur.
    Montrö, Lozan’ın Boğazlar bölgesinde Türkiye adına açık bıraktığı boşluğu doldurmuş ve Türkiye Cumhuriyeti’ne büyük bir güvenlik getirmiştir.
    Montrö Sözleşmesi, Türkiye için büyük bir siyasi zaferdir. Çünkü Boğazlar bölgesinde asker bulundurması ve Boğazların denetimi ile Türkiye’nin Karadeniz’den Akdeniz’e uzanan geniş alanda durumu güçlenmiştir. Ayrıca, uluslar arası dengede önemi artmış ve dünya devletleri arasında önemli bir yer almıştır.
     

Sayfayı Paylaş