1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Mora İsyanı-Yunan İsyanı

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 23 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Yunan İsyanı, Rum İsyanı​

    (Osmanlıca: يونان عصياني, Yunanca: Ελληνική Επανάσταση του 1821/1821 Yunanistan İhtilali)
    Yunanların Osmanlı egemenliğine karşı başlattığı, 1821-1829 yılları arası süren ve Avrupa'nın büyük güçlerinin müdahelesi sonucu Yunanistan'ın Osmanlı Devleti'den bağımsızlığını kazanmasıyla sonuçlanan ayaklanmadır.



    Arka plan

    Yunanların bağımsız bir ülke olarak varlıkları 1453'deki İstanbul'un fethi ve Bizans İmparatırluğu'nun ardılları olan devletlerin de yıkılmasıyla son bulmuştur. Böylece Yanya Adaları, Agrafa Dağları, İsfakiye, Suli ve Mani bölgelerinde bağımsız yaşayan az sayıda Yunanların dışındaki bütün Yunan halkları Osmanlı Devleti'nin egemenliği altına girmiştir. Yunanlar, ya da Osmanlıların daha çok tercih ettiği terimle Rumlar, Osmanlı İmparatorluğunun hemen hemen her tarafına yayılmışlardı. Ancak yoğun olarak Mora, Teselya ve Ege adalarında bulunuyorlardı. Osmanlıların dine dayalı millet sisteminde yerlerini alarak ülkedeki milletlerden biri haline gelmişlerdi. Bu sisteme göre Osmanlı Devleti'nde yaşayan Yunanlar Rum Ortodoks Kilisesi'ne bağlı büyük ölçüde özerklik sahibi bir toplumdu. Dinsel, ekonomik ve kültürel açıdan geniş özgürlüklere sahip olmalarına karşılık, diğer bütün gayrimüslim milletler gibi ordu ve devlet memurluğu gibi mesleklerde görev almalarına bazı istisnalar hariç izin verilmiyordu.

    18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa ülkelerinin ekonomik ve askeri gücünün artması ve Avrupa'da milliyetçilik akımlarının yayılmasıyla (büyük bir nedeni Fransız İhtilali Balkanlardaki Hıristiyan milletleri derinden etkilemiş, Osmanlı Devleti'nin gücü azalmış, Yunan milliyetçiliği önem kazanmıştır. Avrupa'daki liberal çevrelerin Yunan bağımsızlığına gösterdiği sempati ve güçlü bir Yunan orta sınıfının ortaya çıkışı milliyetçi harekete geniş bir temel kazandırırken, Osmanlı merkezi yönetiminin giderek zayıflaması Yunan siyasi çevrelerine belirli bir hareket serbestliği kazandırdı.

    İsyanın kaynakları

    18. yüzyılın sonlarına doğru Rusya'nın daha çok geleneksel din bağlarını kullanarak yürüttüğü propagandalar, bölge halkına yönelttiği ayaklanma çağrılarına kadar varan çabaları, özellikle yoksulluk ve topraksızlığın ciddi boyutlara ulaştığı Mora'da geniş destek buldu. Osmanlı karşıtı varlıklı Yunanların yönlendirmesi altında 1770 yılında başlayan bir ayaklanma, Rusya'dan yeterli yardım göremeyince Müslüman Arnavut birliklerince kısa sürede bastırıldı. Ama başka cephelerde Rus orduları karşısında güç duruma düşen Osmanlı Devleti'nin 1774'te imzaladığı Küçük Kaynarca Antlaşması, Rusya'ya Rum Ortodokslarının koruyuculuğunu vererek yeni müdahalelere açık bir kapı bıraktı.

    Küçük Kaynarca Antlaşmasına Rusların koydurduğu "Yunanlar, Karadenizde Rus bayrağı altında ticaret yapabilir" maddesinin sonucu olarak güçlü bir ticaret burjivazisi Yunanistanda gelişmiş oldu. Osmanlı İmparatorluğundaki ayrıcalıklı durumları sonucu varlıklı bir duruma gelmiş olan Rum aydınları Avrupa ile sürekli ilişkide olup, milliyetçilik ve bağımsızlık gibi düşünce akımlarınıda öğrenmişlerdi. Rumlar, Osmanlı Devletine karşı başlatacakları isyanı yönetmek amacıyla Filiki Eterya adlı gizli cemiyeti kurdular. Rumların 1820'de Eflâk'ta başlattıkları ilk isyan bastırılınca ikinci isyan, 1821'de Mora'da çıkarıldı. Papazlar tarafından yönetilen isyan çabucak yayıldı. Rumlara yardım için, Avrupa'dan Moraya birçok gönüllü geldi. İngiliz bankaları, Rumlara büyük miktarlarda borçlar verdi.

    Çatışmalar

    Aynı dönemde milliyetçi hareketi içinde sınıflara ve bölgelere dayalı farklı eğilimler de belirmeye başladi. Soylular ve Rusya'ya bağlı güç odakları dışında, din adamlarının etkin olarak katıldığı köylü hareketi ve adalardaki varlıklı tüccarların desteklediği bağımsızlık hareketi de siyasi sahneye çıktı. Bu farklı eğilimleri biçimlendiren bir etken de büyük devletlerin Yunan milliyetçilerini yanlarına çekme girişimleriydi. Rusya'daki tüccarlarca 1814'te kurulan Filiki Eterya adlı örgüt, Rus ordusunda subay olan Aleksandros İpsilantis'in önderliğinde silahlı bir ayaklanma hazırlığına yöneldi. Venedik yönetiminin ardından birkaç kez el değiştirdikten sonra İngiliz korumasına girmiş olan İon Adaları da anakaradaki siyasi örgütlenmenin bir sığınağı durumuna geldi. Balkanlar'daki Rus nüfuzundan rahatsızlık duyan Avusturya doğuya yayılma politikasının bir parçası olarak Yunan milliyetçiliğine destek veren bir başka güç konumuna girdi. Yunanların bağımsız bir devlet kurma hedefiyle ayaklanmasını sağlayan asıl etken ise, bölgede fiili bir özerkilk elde etmiş olan Tepedelenli Ali Paşa ile Osmanlı kuvvetleri arasında Mart 1820'de başlayan çatışma oldu. Yunan ayaklanmasına Arnavut komutanlar ve Arnavut Kleftler önderlik edip osmanlıya karşı savaşmıştır. Theodoros Kolokotronis,Georgios Karaiskakis,Markos Botzaris gibi ayaklanma kahramanları Arnavut kökenlidir. Bağımsızlık ayaklanmasının 100 kahramanından 90 tanesi Arnavuttur.

    Bu çatışma sürerken 1821 ilkbaharında Mora'da patlak veren Yunan ayaklanması[9] kısa sürede Orta Yunanistan ve Girit'e de sıçradı. Ayaklanmacılar önemli mevziler elde ettiler. Ele geçirilen yerlerde Türklere karşı kitlesel katliamlar yapıldı. Tripolis şehrinde 30.000, Navarin'de de 3.000 Türk, kadın-çocuk ve erkek katledildi. İsyancıların sağladığı ilerleme, 1822 yazında Osmanlı kuvvetlerinin karşı saldırısıyla durdu. Tesalya ve Makedonya Osmanlı denetimine girerken, Yunanlar arasında baş gösteren iç çekişmelerle başını Theodoros Kolokotronis ile Georgios Kunturiotis ve Aleksandros Mavrokordatos'un çektiği iki ayrı merkez ortaya çıktı. Bu çatışmaya karşın Osmanlı Devleti'ne karşı sürdürülen direniş, Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa 'nın oğlu İbrahim Paşa'nın komutasındaki ordunun Mora'ya çıkması ve Dramalı Mahmut Paşa komutasında Osmanlı askerlerinin kuzeyden gelerek Mora'ya yerleşmesiyle kırılmaya yüz tuttu.

    Avrupa'nın müdahelesi

    Ama duruma müdahale eden İngiltere, Fransa ve Rusya Ekim 1827'de Navarin Deniz Muharebesi'nde Osmanlı-Mısır donanmasını yok edince denge yeniden Yunan ayaklanmacıların lehine döndü. Yunan kuvvetleri İngiliz ve Fransız askeri desteğiyle anakaranın iki yanında kuzeye doğru yayılmaya başladı. Bu sırada Osmanlı Devleti'ne savaş açan Rusya'nın baskısıyla Eylül 1829'da imzalanan Edirne Antlaşması Yunanistan'ın bağımsızlığını kazanmasına yol açtı.
     

Sayfayı Paylaş