1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

MÜGE SENÖZ - Biraz Cinai Bir Kokusu Var Saçlarımın..

Konusu 'Aşk' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 25 Nisan 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL






    [​IMG]


    Derin bir soluk aldı şehir; vakit gelmişti.
    Ölüme beş kala yalana dört nala gitmeliydi.
    Siyah atların sırtında hızını ayarlayamamış sevişmeler davet edilmemişti cenazeye.
    Oysa fesleğen kokusunu bir tek onlar unutmamıştı…

    Bir kadının sigara tutuşuna âşık olan erkekler tanıdım
    Ki adları ayyaş bir tenin gölgeliğiydi
    Sessiz film oynarken ağlayan erkekler tanıdım
    Ki boyları derin bir uçurum rengiydi
    Serseri bir zamanın ziyaretçisi kafiye takıntıları vardı sonra
    Sonrası iyilik güzellikti…
    Sanrılı odalarda soğuk sevişmeler büyürdü
    Göğüs altında saklanan mektuplar yalnızlık kokardı
    Gün geçtikçe sarardı soluklar
    Ve gece töre cinayetlerine kurban verirdi karanlığını
    Oysa hatırı sayılır bir kadındı şehir arsızlık imtihanında
    Arz-ı endam ederdi mengene bakışlı saat yosması

    Bir kadının sigara tutuşuna âşık olan erkekler tanıdım
    Ki adları tutkulu bir ihanetin yeminiydi
    Sessiz film oynarken ağlayan erkekler tanıdım
    Ki boyları ahşap bir yalnızlığın bedeliydi
    Gösteri sonrası makyajını silerken eşcinsel falcı Tarot kartları yepyeni yollar çizerdi keten atlaslara
    Divan örtülerinin düzen tutmayan kenarına iliştirilirdi Çocuk özlemi
    Oysa hazır değildi yıllar evlat edinmeye sarı gözlü esmer çocukları-
    Ki onlar hayatın üvey yalanları -

    Bir kadının sigara tutuşuna sadece şairler âşık olurdu
    Ve şair bir adam her daim zencefil kokulu sade kahve telvesiydi
    Şehir en çok bu yüzden intihar etti……..

    Gereksiz bir kavganın sonunda duvardaki gölgelerin alnını öpecek kadar sağır hayata;
    kimsenin anlamaya meyil vermeyeceği kadar karışık bir tamlama…
    Ruh hastasıyım kabul ediyorum dedi kadın.
    Oysa saniyeler önce dingin bir hayatı olduğunu ilan ediyordu şehrin köpek suratlı ağır abilerine.
    Selamını aldım diye başladı adam sesinin şiddetini ayarlayamadığı konuşmasına.
    Noktaya varana dek çok badire atlatacaktı cümleleri; biliyordu.
    Umursamadı. Gerçi ne vakit umursamıştı ki bir kadının uzun boyunu.
    Evet dedi kadın kısa bir iç çekiş arasında. Evet dedi adam.
    Yaklaşıyordu gece sevişmenin kıyısına.
    Bu kadar kolaydı işte bazıları için bir kadının içine akmak.
    Bu kadar zamansızdı bazı kadınlar için bir adamı tüm çıplaklığı ile kabul etmek.
    Oysa büyük sözler verilirdi başka kıtalarda aşk için.
    Ve aşk her daim sevişmenin ön koşulu kabul edilirdi.

    Bunları yazmak istedim sana sıhhatsiz satırlarımda.
    Biraz eylül güneşinin şeytan tırnaklarına yararından,
    biraz tarçın kokulu reçel kaynatmanın öneminden söz edecektim.
    Yazacak gücüm olursa eski giysilerden ikinci el hayatlar kurmayı da anlatacaktım.
    Hesaplamıştım yani; satır satır ezberlemiştim gülüşünü.
    Ama ani bir yağmur yağdı şehre.
    Eylül saçlarını savura savura gitti.
    Ben en çok ekimi severim gerçi.
    Doğum günümü çok az insan hatırladı.
    Doğum günümü hatırlayan çok az insana minnet duydum.
    Yaşlanınca böyle oluyormuş zahir insan hatırlanmak istiyormuş.

    Gülme; yaşlanıyorum işte. Saçlarımda beyaz teller gününü gün ediyor.
    Vazgeçmedim ama ben tehlikeli bir renk kıvamında yürümekten.
    Dağınıklığını toparlayamadım odamın.
    Cam kenarına yerleştirdim fesleğenleri.
    Kimse bilmez ne kadar severim ben ıhlamur kokusunu.
    Bir sen belki? Sahi …
    Kış yaklaşıyor; yalnızlık mevsimi değildir kış.
    Hep buna inandım bilirsin.
    Ama ben ne zaman sahiden yalnız oldum ki?
    Korktum yalnızlığımla yüzleşmekten…
    Aynada gördüğüm sureti affetmek çok zamanımı aldı.
    Tehirli bir zehirim belki de şehrin en taşlıklı geçidinde.

    Basit kafiyeler bunlar; bin üç kişilik tenzih listesi yazmalıyım.
    Ardından kuru temizlemeciye göndermeliyim yakaları düzene iliklenmeyen gömleklerimi.
    Ruhun çamurlu seslerini temizleyecek bir şarkı sipariş etmeliyim bir de.
    Yüksek ökçeli ayakkabılar almalıyım cazibeli ayrılıklar için.

    Biraz uyumalıyım; mutlaka güneşin doğuşunu izlemeliyim.
    Fotoğraf çekmeyi özledim.
    Ah ben bu imgeyi ne kadar çok kullandım susuşlarımda.
    Siyah beyaz kareler insana yalan söylemez sandım.
    Garip değil mi yalana meyilli gözlerin doğru heceler peşinde koşması?
    Vatansız bir sanrı gibi adımlıyorum adımın alnıma düşürdüğü yazgıyı.
    Karanlıktan korkuyorum artık. Kendimden korkmayı öğrensem iyi mi olurdu?
    Sorular itina ile kaldırıldıkları sandıklardan çıkıyor bir bir.
    Naftalin kokusu alerji yapıyor avuçlarımda.
    Seni özlüyorum. Hepsi bu…

    Bir şarkının hayatın akışını bozacağına inanıyorum…
    Hiç dinlemiyorum ağır aksak kadınlık durumlarını.
    Biraz cinai bir kokusu var saçlarımın.
    Bunun için özür diliyorum çocukluğumdan.
    Geç kalıyorum tüm görüşmelere.
    Özgeçmişime işliyorum yaralarımın dökümünü.
    Bileşik fiiller her durumda bitişik mi yazılır sorusuna yanıt veriyorum üşenmeden.
    Seni özlüyorum. Hepsi bu…

    Anlamak zor belki cümlelerimden.
    Yetenek istiyor işte erkeklik.
    Ağzı bozuk kadınlığım da buradayım dediğine göre vakti geldi son cümlenin…
    Hepsi bu…



    MÜGE SENÖZ
     

Sayfayı Paylaş