1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

'Mühendisler Ustaların Yanında Çırak Olmasın'

Konusu 'Sadece Magazin Haberleri' forumundadır ve Papatya tarafından 25 Ağustos 2012 başlatılmıştır.

  1. Papatya
    Meşgul

    Papatya Sözlerimi Geri Alamam.* Süper Moderatör

    Katılım:
    6 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    16.309
    Beğenileri:
    5.866
    Ödül Puanları:
    10.980
    Yer:
    Seattle.
    Banka:
    5.572 ÇTL


    Pamukkale Üniversitesi (Paü) Teknoloji Fakültesi, pratik yapmadan mezun olan mühendislerin, ' fabrikalarda ustaların yanında çırak muamelesi' görmesini dikkate alarak, atölye uygulamasını başlattı. CNC makinelerin bulunduğu atölyede birçok işi pratik yaparak öğrenen öğrenciler, fakülteye de ek gelir sağlıyorlar. Paü Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Çetin Can, üniversiteden mezun olanların iş, sanayicininde yetişmiş eleman bulamadığını bir dönemin yaşandığını belirterek, "Bu kaostur. Bizim eğittiğimiz öğrenciler, piyasada kullanılan en son teknolojiyi öğrenerek mezun olacak. Mezun olduğunda da işini bulacak." dedi.

    Paü Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Çetin Can, piyasada diplomalı birçok kişi bulunmasına rağmen aralarında pratiği olan insan sayısının çok az olduğunu söyledi. Bunun sebebini öğrencilik döneminde uygulamalı eğitimin az olmasına bağlayan Prof. Dr. Can, "Öğrenciler staja gittiğinde işveren, eline anahtar vermiyor. İşveren haklı. Çünkü verse pratiğini bilmediği için makine bozulacak, birkaç bin lirada zarar edecek. Bu defa stajlar genellikle işe uzaktan bakmakla geçiyor. Bu nedenle stajda öğrenci beceri kazanamıyor." diye konuştu.

    Fakülte olarak en yeni teknolojileri kullanabilen ve geliştirebilen mühendisler yetiştirmeyi amaçladıklarını ifade eden Prof. Dr. Can, "Bunun için bölümler belirlenirken Denizli Sanayi ve Ticaret odaları ile sivil toplum örgütleriyle görüştük. Onların ihtiyaçları doğrultusunda; İmalat, Mekatronik, Otomotiv, Malzeme ve Biyomedikal Mühendisliği bölümlerini açtık. Öğrencilerimize pratik yaptırabilmek içinde kendi işletmemizi kurduk. Teknik Eğitim Fakültesi'nin varisiyiz, atölyeleri ve laboratuvarları bize kaldı. 5 yıl önce iki tane CNC makine alınmış, hiç kullanılmamış. Biz bunları çalıştırarak dışarıya iş yapar, para kazanır hale getirdik. Döner sermayeyle geçen yıla kadar sadece 80 liralık iş yapılırken, biz 200 bin lira kazandık. Kazandığımız paralarla devletten para almadan imkanlarımızı genişletmeye harcıyoruz. Öğrencimizin eline anahtarı kendimiz verdik. Otomotiv bölümünde araç bakımı yapıyoruz. Ekim ayında Otomotiv Araştırma Laboratuvarı (OTAV) kuruyoruz. Burada hem araştırma hem de bakım yapacağız." şeklinde konuştu.

    Teknoloji Fakültesi öğrencilerinin bir sömestr sanayi uygulaması olduğunu anlatan Can şu bilgileri verdi: "Bunu mümkün olduğunca atölyelerimizde yaptırıyoruz. Atölye işletmelerimizde öğrenciler bölüm bölüm çalışıyor. Başlarında usta ve öğretim üyesi hocamız oluyor. Amacımız para kazanmak değil, eğitim vermek. Makine bozulabilir, kırılabilir, ne olacaksa olacak, buna katlanacağız. Yarın iş hayatına atıldığında, işveren buna katlanamaz. Öğrencilerimiz, buradan her şeyi öğrenerek mezun olacak. Öğrencilik döneminde, çıraklık evresinin atlatılması gerekiyor. Atlatamazsak, ustanın yanında çıraklık yapmak zorunda kalırlar, bunu da her mühendis kendine yediremez. Ben ustanın yanında 2,5 yıl çıraklık yaptım, sanayiden geliyorum. Sonra işyeri kurdum. Sanayicimizin sıkıntılarını biliyoruz."

    İşletmede elde ettikleri geliri, yine son teknolojiyi üniversiteye getirmeye ve araştırmaya harcadıklarını anlatan Dekan Ahmet Çetin Can, "Sanayi, yetişmiş eleman arıyor fakat bulamıyor. Üniversiteler öğrenci mezun ediyor, iş bulamıyor. Bu kaostur. Bizim eğittiğimiz öğrenciler, piyasada kullanılan en son teknolojiyi öğrenerek mezun olacak. Ülkemizin bizden beklediği budur. Yoksa piyasada artık üretimi bile yapılmayan teknolojileri öğretip mezun ettiğimizde işe yaramayan diplomalı insanlar yetiştiririz." ifadelerini kullandı.

    Türkiye'deki eğitim sistemini, müşterinin ne yiyeceğini sormadan kendi bildiğine göre yemek hazırlayan lokantaya benzeten Prof. Dr. Can, şunları kaydetti: "Müşterinin yemediği lokanta çalışmaz ama eğitim sistemimiz bu şekilde gidiyor. Mühendis yetiştiriyoruz, sanayici beğenmiyor ama bana da gelip, 'Şu şekilde mühendis istiyorum.' demiyor. Üniversiteler kendi sırça köşklerinde mühendis yetiştiriyor, diploma veriyor. Sonra iş bulabilir mi, sanayici için yeterli mi diye bakmıyor. Bizse yemeğimizi müşterimizin isteğine göre hazırlıyoruz."

     

Sayfayı Paylaş