1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Muhtelif Hüzünler Geçidi..

Konusu 'Şiir' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 10 Eylül 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL





    her kentin bir delisi var
    her aşkın bir soytarısı
    sarhoş günaydınlar yol alıyor sabaha
    içerden yeni çıkmış bir hüzün
    bilmiyor nasıl yer bulacağını
    arta kalan kırıntıları topluyor güvercinler
    bu şehrin güvercinlerini acı kırıntıları doyuruyor
    kurtuluş sokaklarında rüzgâra karşı çıkan saçlarım
    dolapdere’ye düşen bir yalnızlığa dönüşüyor
    çıplak mankenler karşılıyor beni sabahları
    ve işçilerin mazot karası elleri
    ceplerinde şeker olmayan tulumları onların
    bakkalın karısı kaşarlı tost kokuyor
    iki paket sigara, bir küçük şişe su
    bir de sokak pohaçası
    her kentin bir köprüsü var
    her aşkın bir merdiveni
    annesiz çocukların mayısa isyanı bu
    kanatlanmış kelebek
    görmediğim gelincik
    sahi o zehir zakkum
    bir gün odayı ele geçirecek
    açık camlardan içeri girecek hayat
    kendimi taşıyorum bir hüzünden bir hüzne
    inanmak ne zaman lükse dönüştü
    neden taksim’de sıkışıp kaldı bakışlarım
    oysa galatasaray’dan sonra genişliyor herşey
    yolun sonu tünel
    ordan galata, köy karası
    sonra eminönü ve sarayburnu
    sonra yine o güvercinler
    beni aşıracaklar
    adım gibi biliyorum bunu
    muhtelif hüzünler geçidine katıyorum neyim varsa
    neyim varsa hepsini bölüyorum ikiye
    yaralandıkça yarım kalıyor yarımlar
    bu aşkın tamamlanma ihtimali yok
    herşey koşar adım ölüme gidiyor
    bu kentin de suçu var gözlerim mezarlık taşıyorsa
    bu gökyüzünün de
    senin de suçun var
    her gece bir çiğdemi eziyorsa ayaklarım
    hele cumartesiler nasıl saldırgan
    nasıl alıyor hırsını kalabalık cumaların
    sarılıyorum kederden kanayan sol göğsüme
    sol göğsüm yatağın
    uzun uykulara derin daldığın
    hiç ele vermiyor kendini
    hiçbir şeye benzemiyor ucundaki acı
    ben çarpım tablosuna denk düşmeyen
    bir sonucu taşıyorsam içimde
    feriköy mezarlığı’nda
    çoktan ölmüş bir kadın için ağlıyorsam
    ağzımda taze şarap kokusu
    bütün kanalizasyon çukurları
    bizi denize ulaştırır sanıyorsam
    casusu gibi görüyorsam
    cama yanaşan kumruyu
    sevmiyorsam artık
    her seferinde ah çektiren vapur yolculuklarını
    üsküdar’a gitmiyorsam
    beşiktaş’ta yaslanmıyorsam bir ağaca düşmemek için
    her çıkmazın sonunda uçuruma dönüşüyorsa sorular
    bu kentin de suçu var beni ölüme bağlıyorsa hayat
    sizin de arka sokaklar kadar
    bir saksıya neden yakışır saks mavisi
    ve niye ölür sonra bir çiçek
    bu cam neden bu kadar davetkâr
    herkes hangi yitirilmişin peşinde
    anlatmalıyım kaç zamandır benden kaçtığımı
    nerde yakalandığımı kendime
    teslim olmalıyım işlediğim suçlar için
    bir sandal gibi açılmalıyım sessizliğe
    tophane’den yürüyerek inmeliyim amerikan pazarı’na
    ama nargile için vakit yok
    yok artık vakit özür dilemek için
    ve yeniden yapmak için yıktıklarımızı
    ben bu şehirde soyumdaki soysuzluğu avuçlamışsam
    ellerimde dolar ellerimde mark
    karşılıksız çeklerle yargılanmışsa bir adam
    ve varsa bütün bunların karşılığı
    uzun zamandır ellerim çatlaksa
    ve yalandan okşuyorsa krem ellerimi
    her gece düştüğüm merdiven
    hâlâ musallat oluyorsa rüyalarıma
    suyun da suçu var her yere aktığı için
    ay’ın da saklandığı ay ışığında
    her kentin bir dilencisi var
    her semtin çarşı pazarı
    haraç mezat selamlar esirgendikçe üzerimden
    her gece bir tank çiğnedikçe yüreğimi
    gazi mahallesi’nde hoş geldin demeye hazır panzerler
    ve neden diyen pencereleri evlerin
    kanlı bir tabloyu anlatıyorlar
    çocukların suçunu alıyorum üzerime
    onlar masum
    onlar camları temizliyorlar
    oysa kirli olan camlar değil
    oysa kir, nasıl yakışıyor ellerime
    tırnaklarımın arasında sözcükler
    onlara da inanmıyorum artık
    her cümle hedefine kilitlenmiş bir roketatar
    yürek çoktan yitirmiş yörüngesini
    her kentin bir meydanı var
    her meydanın bir barikatı
    galatasaray’da çocuklarını arıyor anneler
    gül yerine dikenle karşılıyor onları
    çelik zırhlı bahçıvanlar
    ben annemi aramaktan geliyorum
    çocukları topluyorum başka bir meydanda
    hadi ‘geride kalan çocukluğumuzu istiyoruz’ diye bağıralım
    hadi pankart açalım
    menziline girmiş ayrılıkçı sevgililerimize
    içine sığmadığım öteki siz
    sizin de suçunuz olmalı
    buruşuk bir çarşaf gibi örtüyorsa yeryüzünü gökyüzü
    sigara üstüne sigara içiyorsam
    açıp bakıyorsam ciğerlerime bir kuytuda
    kuytuda bir kuyu oluşturmuşsa onca nikotin
    onca izmarit
    saçlarıma dokunuyorum da
    mısır püskülü sanıyorum elime geleni
    parmaklarımda hastalıklı bir renk
    renkler de hastalanır mıymış
    ilk defa duyuyorum
    evet şizofren oldu sarı
    ve nefret ediyor maviden
    yeşil yıllar önce yaralandı
    yıllar oldu yıllar
    yıllar yollardan daha uzaklara götürdü beni
    kimse getirmedi aldığı kitapları
    suçlusu bu kenttir biraz da
    ışıklar açık kalıyorsa
    musluklar bozulmuşsa
    aylardır ödenmediyse elektrik faturası
    bu kadar hazırsam karanlıkta kalmaya
    hayvanları sevmiyorum
    sevmiyorum iki ayaklı hayvanları
    çocukluğumun elma ağaçları
    ve çıplak ayakla tırmandığım dalları o ağaçların
    ki tırmandıkça
    gökyüzüne dokunacak sanırdım parmaklarım
    düşmek korkusu eskiden böyle değildi bende
    değil mi ki kendime gitmek için
    en az iki kat inmeliyim yerin dibine

    toprakta kaybolmuş bir patatesi yeryüzüne çıkarmanın
    ayçiçeğini dalından koparmanın
    ve kireni bilmenin mutluluğu
    utandırıyorsa yüzümü
    bir bit yeniği arıyorsa şüpheyle katmerlenmiş yüreğim her sevinçte
    biraz da suç ortağım değil mi bu kent
    ben miyim tek katili kendimin
    akrebin onuruna saygı duyan bir gölgeyim
    ölmek, öldürülmekten daha onurlu çünkü
    gitmem şimdi kim vurdulara, gitmem
    dinletilerde sağır kulaklarım
    gören gözüm diğerinden daha kör

    isterse sıkıştırsın bu kent beni sokaklarında
    yapsın, korkmuyorum olacaklardan
    size kalacak bize düşmeyen gökyüzü
    size kalacak kentlerin geniş meydanları
    en güzel koltukları sinemaların
    galalar, kokteyller, sergiler
    açılışlarda satın alınmış bir gülümseme
    yalanlayacak gerçek sandığınız hayatınızı
    sizin olsun
    bir araya gelmeyen iki yakasıyla bu kent
    köprüleri sizin olsun
    aylardır ayak basmadım ikisine de
    denizi sizin olsun
    sizin olsun istiklal caddesi ve beyoğlu şiir cumhuriyeti
    kız kulesi sizin olsun
    size kalsın efsanesi
    size kalsın kapılarıyla bu kent
    bütün tepelerine dikin zafer bayraklarınızı
    ey elden çıkarılmış dairenin
    çapı gittikçe daralan sahibi
    ey sahip yeni sahip
    biraz daha kalantor bir gelecek
    biraz daha vergi, boya badana
    biraz daha bahar temizliği çoğalıyor sana
    ben bu kenti artık sevmiyorsam
    kentin de parmağı olmalı bu işte
    bir yanı size dayanmalı nedenlerimin
    nedenler çoğalırken nedensizce
    büyümeyi hissediyorum

    susuz kaldığım akşamlarda
    menekşenin toprağından çekiyorum suyu
    sana anlatmıyorum hiçbir şeyi
    şiir yazmıyorum
    bu bir şiir değil
    bu bir ceza defteri
    kafka’nın ceza kolonisi’ni görmek istiyorum
    o şehre gitmek, orda ölmek, ölmek orda…
    ölmek… orda… istiyorum
    intiharın tereddütü
    ya ölemezsem sorusu
    bir tabuta omuz atmak istiyorum ölmeden
    ey eşyalarıma dokunan yabancı parmaklar
    ey imzasız azrailler
    can alıcı tırpanlar
    ey herşeyin düşünürü adorno
    ben bu kentte
    gökyüzünün altında eziliyorsam
    yoruluyorsam kendimi dinlemekten
    bir suçu olmalı çarpık kentleşmenin de
    izinsiz sevmelere sıcak bakmıyor devlet
    şenliklerle yıkıyor gece konanları
    ey benim yüreğine gecelerden konduğum
    ey bakışlarının kışında üşüdüğüm sevgilim
    ey tuzaklarına bilerek düştüğüm avcı
    ey benim ey demeyi marifet sanan dilim
    ağzımda acı bir küfür dolaşıp duruyor
    kendimi ne yapacağımı bilmiyorum
    her hayat sıfırlamalı kendini
    dışardan bakınca görünmüyor iç
    teslim ol çağrısı yapıyor ölümün erleri
    teslim ol! direnme!
    ya da gelip alırız
    alırız içinde büyüttüğün kır çiçeklerini
    kır mı kalmış kentlerin kara caddelerinde
    ama biz solduk
    ama biz solalı çok oldu
    suyumuzu değiştirmedi hayat
    gittikçe azalıyor derinlik
    sığ sulara gömülüyorum boğazıma kadar
    çekti bende yaşanan hayat
    boyu kısaldı
    ‘metresi kaça bu kumaşın
    pek güzelmiş pek de parlak
    üzerimde dikmeyin
    aklım sağlam kalsın’
    başımın üstünde dualar
    piknik tüpünde üzellik otu
    sinmiş kokusu yataklardaki sidiğin
    annemdi beni nazardan koruyan
    evet annemdi en büyük düşmanım
    annem: doğubeyazıt’lı kadın
    köşesinden buzlar sarkan bir odada
    soğuk suyla yıkarmış beni
    babamda ne doğdum diye sevinç
    ne ölsem diye beklenti
    babam koruyucusu devletin
    bıçakla sünnet ediliyor kızlığımız
    devlet bize sahip çıkmıyor sevgilim
    allah hüznümüze zeval vermesin
    cuma ertesi hep kanatır içimi
    acımasız bir kasap gibi yatırır beni masaya
    narkozsuz bir müdahale kalbime
    yüzümden anlaşılmayan bir kanama
    belki de bu baş dönmesinin nedeni
    sizdeki müteşebbis ruh
    sizin hali hazırda gidişleriniz
    giderken dönüp bakmayışınız
    bakıp da görmeyişiniz beni
    ötesi var mıydı sekizinci kattan atlamanın
    ‘bağışla sevgilim üzdüysem seni
    bak aylardan nisan, ayın on altısı
    kar yağıyor inanılır gibi değil
    hem aşağı inip alacağım seni
    özenle kazıyacağım bedenini kaldırımdan
    hadi sevgilim üzme beni
    bırak öldüreyim seni bu karlı gecede
    ikimiz için de iyiye işaret bu
    hadi direnme’
    sustum
    susmak kadar güzel değildi konuşmak
    nedense sevdim kahverengiyi
    gride olmayan bir şey vardı
    belki hiçbir renkte yoktu kahverengideki hüzün
    oysa daha dün yüzümü tarif ediyordu bir adam
    tanıdık geliyordu bu tarif bir yerden
    derken yüzüm düştü
    bin parça oldu yüzümden düşen
    seni anlatacaktım olmadı
    kapandı bir yara önceki gece
    kabuk koptu
    sen güldün
    nedense
    ılık bir şerbete benziyordu gülüşün
    yağmur yağıyor
    bunu sana anlatmalıyım
    yeni bir tanım getirmeliyim her sözcüğün varlığına
    nesnelerle kardeş olmalıyım
    anladım sonunda
    bırakmalıyım istediği gibi döksün içini musluk
    kapı istediğini alsın içeri
    istediğine evde olmasın
    zavallı balkon üşümüyor mu yaz kış
    onu da almalıyım odaya
    suyu yıkamalıyım
    evet yıkamalıyım suyu
    yıkamalıyım mutlaka
    ‘biraz sessizlik sana iyi gelecek
    bir yerlere mi gitsen
    dönmesen mi hâttâ’
    nasıl? olur, tabii… nasıl istersen…
    bak nasıl uysal oluyorum bazen
    “ama birtanem
    tabi ki mektuplar yazacağım sana gittiğim yerden
    mesela diyarbakır’ı anlatacağım dar sokaklarını
    yıkık surların önünde ayakta duruşumu
    sonra mardin, urfa gidebilirsem van’ı
    ve belki ağrı’ya kadar
    tabi seni anlatacağım tanıştığım insanlara
    istanbul’un içinde başka bir istanbul var diyeceğim”
    ah evet
    şiiri unutmam giderken
    ışıklarını da söndürürüm kalbimin
    dönebilirsem gelirim
    ama geç kalırsam
    bekleme
    yeri doldurulmaz hiçbir şeyimiz kalmadı artık


    ALINTI..
     
  2. Tuba

    Tuba Özel üye

    Katılım:
    30 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    2.587
    Beğenileri:
    194
    Ödül Puanları:
    2.230
    Meslek:
    okullu
    Yer:
    kumdan kaleler
    Banka:
    57 ÇTL
    yüreğine sağlık...teşekkürler
     
  3. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL
    Te$ekkür ederim..Okudunmu hepsini?
     
  4. Tuba

    Tuba Özel üye

    Katılım:
    30 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    2.587
    Beğenileri:
    194
    Ödül Puanları:
    2.230
    Meslek:
    okullu
    Yer:
    kumdan kaleler
    Banka:
    57 ÇTL
    yok:(okuyamadım acelem var yarın okurum ama söz:)biliyosun hiçbir şiiri okumadan geçmedim:9
     
  5. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL
    Tamam neyse bo$ver..Önemli degil..
     
  6. Tuba

    Tuba Özel üye

    Katılım:
    30 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    2.587
    Beğenileri:
    194
    Ödül Puanları:
    2.230
    Meslek:
    okullu
    Yer:
    kumdan kaleler
    Banka:
    57 ÇTL
    kızdınmı :(okurum şimdi:(
     
  7. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL
    Yok degil neden kizayimki olurmu öyle $ey.. Hata bende sanki okumak zorundaymi$sin gibi soruyorum birde..
     
  8. Tuba

    Tuba Özel üye

    Katılım:
    30 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    2.587
    Beğenileri:
    194
    Ödül Puanları:
    2.230
    Meslek:
    okullu
    Yer:
    kumdan kaleler
    Banka:
    57 ÇTL
    zorululuk değil severek okuyorum ben:)kendini suçlama lütfeeen :)olurmu
     
  9. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL
    Yok sen bakma bana sacmaladim i$te..
     
  10. Tuba

    Tuba Özel üye

    Katılım:
    30 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    2.587
    Beğenileri:
    194
    Ödül Puanları:
    2.230
    Meslek:
    okullu
    Yer:
    kumdan kaleler
    Banka:
    57 ÇTL
    olurmu öyle şey :(üzme beni:( hem okudum harikaydı:)
     

Sayfayı Paylaş