Murathan MUNGAN Şiirleri

Katılım
13 Hzr 2006
Mesajlar
3,979
Beğeniler
68
#1
YALNIZ BİR OPERA

ve bitti...

SonraYALNIZ BİR OPERA BAŞLADI

Ölü bir yılan gibi yatıyordu aramızda
yorgun, kirli ve umutsuz geçmişim
oysa bilmediğin bir şey vardı sevgilim
Ben sende bütün aşklarımı temize çektim.

İmrendiğin, öfkelendiğin
kızdığın, ya da kıskandığın diyelim
yani yasamışlık sandığın
Geçmişim
dile dökülmeyenin tenhalığında
kaçırılan bakışlarda
gündeliğin başıboş ayrıntılarında
zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu.
Sense kendini hala hayatımdaki herhangi biri sanıyordun, biraz daha
fazla sevdiğim, biraz daha önem verdiğim.

Baslangicta dogruydu belki. Siradan bir seruven, rastgele bir iliski
gibi baslayip, gün günden hayatıma yayılan, varligimi ele geciren,
buyuyup kok salan bir aska bedellendin.
Ve hala bilmiyordun sevgilim
Ben sende butun asklarimi temize cektim
Anladigindaysa yapacak tek sey kalmisti sana
Butun kazananlar gibi
Terk ettin

Yaz basiydi gittiginde, Ardindan, senin icin üc lirik parca yazmaya karar
vermistim.
Kimsesiz bir yazdi. Yoktun. Kimsesizdim. Cikilmis bir yolun ilk duraginda
bir mevsim
bekledim durdum.
Cunku ben askin butun caglarindan geliyordum.

Sanirim lirik sozcugu en cok yuzune yakisiyordu
yuzundeki kuskun kedere, gur kirpiklerinin altindan
kisik lambalar gibi isiyan gozlerine
cercevesine sigmayan
munis, sokulgan, huzunlu resimlerine
lirik sozcugu en cok yuzune yakisiyordu
Yaz basiydi gittiginde. Sersemletici bir ruzgar gibi gecmisti Mayis. Seni
bir siire dusunduke
kanat gibi, tüy gibi, dokunmak gibi ucucu ve yumusak seyler geliyordu
aklima. Onceki
siirlerimde hic kullanmadigim bu sozcuk usulca dusuyordu bir kagit akligina,
belkide ilk
kez giriyordu yazdiklarima, hayatima.

Yaz basiydi gittiginde. Bir askin ilk gunleriydi daha.
Ask miydi, degil miydi? Bunu o gunler kim bilebilirdi? "Eylul@de ayni yerde
ve ayni insan
olmami isteyen" notunu buldum kapimda. Altina saat:16.00 diye yazmistin, ve
16.04@tü
onu buldugumda.

Daha o gun anlamaliydim bu iliskinin yazgisini
Takvim tutmazligini
Aramizda bir dusman gibi duran
Zaman@i
Daha o gun anlamaliydim
Benim sana erken
Senin bana gec kaldigini

Gittin. Koca bir yaz girdi aramiza. Yaz ve getirdikleri.
Dondugunde eksik, noksan bir seyler baslamisti. Sanki yaz, birbirimizi
gormedigimiz o
uc ay, alip goturmustu bir seyleri hayatimizdan, olmamisti, eksik kalmisti.

Kirilmis bir seyi onarir gibi basladik yarim kalmis arkadasligimiza.
Adimlarimiz tutuk,
yuregimiz cekingen, korler gibi tutunuyor, dilsizler gibi bakisiyorduk.
Sanki ufacik bir sey olsa birbirimizden kacacaktik.

Fotoromansiz, truksuz, hilesiz, klisesiz bir beraberlikti bizimki. Zamanla
gozlerimiz acildi,
dilimiz cozuldu guvenle ilerledik birbirimize.
Gittin. Simdi bir mevsim degil, koca bir hayat girdi aramiza. Biliyorum ne
sen donebilirsin
artik, ne de ben kapiyi acabilirim sana.

Simdi biz neyiz biliyor musun?
Akip giden zamana goz kirpan yorgun yildizlar gibiyiz.
Birbirine uzanamayan
Boslukta iki yalniz yildiz gibi
Aci cekiyor ve kendimize gomuluyoruz
Bir zaman sonra batik bir asktan geriye kalan iki enkaz olacagiz yalnizca
Kendi denizlerimizde sessiz sedasiz bogulacagiz
Ne kalacak bizden?
bir mektup, bir kart, birkac satir ve benim su kirik dokuk siirim
Sessizce alacak yerini nesnelerin dunyasinda
Ne kalacak geriye savrulmus gunlerimizden
Bizden diyorum, ikimizden
Ne kalacak?

Simdi biz neyiz biliyor musun?
Yikintilar arasinda yakinlarini arayan oksuz savas cocuklari gibiyiz. Umut
ve korkunun
hicbir anlam tasimadigi bir dunyada bir sey buldugunda neyi, ne yapacagini
bilmeyen
cocuklar gibi
Ve elbet biz de bu askta buyuyecek
Her seyi bir baska aska erteleyecegiz

kis basliyor sevgilim
hosnutsuzlugumun kisi basliyor
bir yaz daha gecti hicbir sey anlamadan
oysa yapacak ne cok sey vardi
ve ne kadar az zaman
kis basliyor sevgilim
iyi bak kendine
gozlerindeki usul sefkati
teslim etme kimseye, hicbir seye
upuzun bir kis basliyor sevgilim
ayriligimizin kisi basliyor
Giriyoruz kara ve soguk bir mevsime.

Kitaplara sarilmak, dostlarla konusmak, yaziya oturup sonu gelmeyen cumleler
kurmak,
camdan disari bakip puslu sarkilar mirildanmak....
Böyle zamanlarda her sey birbirinin yerini alir
cunku her sey bir o kadar anlamsizdir
icimizdeki issizligi dolduramaz hicbir oyun
para etmez kendimizi avutmak icin buldugumuz numaralar
Bir aski yasatan ayrintilari nereye saklayacaginizi bilemezsiniz
ciplak bir yara gibi sizlar paylastigimiz anlar,
esyalar gozunuzun onunde durur birlikte yarattiginiz aliskanliklar
korkarsiniz sozcuklerden, sessizlikten de; bakamazsiniz aynalara,
cagrisimlarla odesemezsiniz

disarda hayat dusmandir size
iceride odalara sigamazken siz, kendiniz
Bir ayriligin ilk gunleridir daha
Her sey asili kalmistir bitkisel bir yalnizlikta

Gun boyu hicbir sey yapmadan oturup
kulak verdiginiz saat tiktaklari
kaplar tekin olmayan gogunuzu
gecici bir dinginlik, duzmece bir erinc
Suyu bosalmis bir havuz, fisten cekilmis bir alet kadar tehlikesiz
bakinip dururken duvarlara

bos bir cuval gibi, calmayan bir org gibi, plastik bir cicek, unutulmus bir
oyuncak, esik bir
cerceve gibi, hani, unutsam esyanin gürültüsünü, nesnelerin dunyasinda
kendime bir yer
bulsam, dedigimiz zamanlar gibi
kendimizin icinden yeni bir kendimiz cikarmaya zorlandigimiz anlar gibi
yeni bir iklime, yeni bir kente, bir tutkunluk haline, bir trafik kazasina,
basimiza gelmis bir
felakete, iskenceye cekilmeye, ameliyata alinmaya
kendimizi hazirlar gibi

yani dayanmak ve katlanmak icin silkelerken butun benligimizi
ama oyle sessiz baktigimiz duvarlar gibi olmaya calisirken,
ve kazanmis gorunurken derinligimizi
Ne zaman ki, yeniden canlanir bagislamasiz bellegimizde
bir anin, yalnizca bir anin bütün bir hayati kapladigi anlar
o tiktaklar kadar onemsiz kalir simdi
hayatimiza verdigimiz bütün anlamlar

denemeseniz de, bilirsiniz
hic yakin olmamisinizdir intihara bu kadar

Bana Zamandan soz ediyorlar
Gelip size Zamandan soz ederler
Yaralari nasil sardigindan, ya da her seye nasil iyi geldiginden. Zamanla
ilgili butun
atasozleri gundeme gelir yeniden. Hepsini bilirsiniz zaten, bir ise
yaramadigini bildiginiz gibi.
Dahasi onalar da bilirler. Ama yine de guc verir bazi sozler, sozcukler,
oyle dusunurler.
Bittigine kendini inandirmak, ayriligin gercegine katlanmak, sirtinizdaki
hanceri cikartmak,
yureginizin unuttugunuz yerleriyle yeniden karsilasmak kolay degildir elbet.
Kolay degildir
bunlarla bas etmek, ugruna icinizi oldurmek. Zaman alir.
Zaman
Alir sizden bunlarin yukunu
O bosluk dolar elbet, yaralar kabuk baglar, sizilar diner, acilar dibe
coker. Hayatta
sevinilecek seyler yeniden fark edilir. Bir yerlerden bulunup yeni
mutluluklar edinilir.
O bosluk doldu sanirsiniz
Oysa o boslugu dolduran eksilmenizdir

gun gelir bir gun
baska bir mevsim, baska bir takvim, baska bir iliskide
o eski agri
ansizin geri teper.
Dilerim geri teper. Yoksa gercekten
Bitmissinizdir.

Zamanla yerlesir yasadiklarin, yeniden konumlanir, cogalir anlamlari, onemi
kavranir. Bir
zamanlar anlamadan yasadigin sey, cok sonra degerini kazanir. Yoklugu derin
ve surekli
bir sizi halini alir.
Oysa yapacak hicbir sey kalmamistir artik
Mutluluk gecip gitmistir yaninizdan
Her seye iyi gelen zaman sizi kanatir

olmus saadeti karsilastir yasayan mutsuzlukla
gunlerin dokumunu yap
benim senden, senin benden habersiz alip verdiklerini
kim bilebilir ikimizden baska?
sozcuklerin ve sessizliklerin yeri iyi ayarlanmis
bir iliskiyi, duygularin birligini, bir aski beraberlik haline getiren
kendiligindenligi
yani gunlerimiz aydinlikken kacirdigimiz her seyi
bir dusun
emek ve askla guzellestirilmis bir dunya
simdi agir agir batiyor ve yokluga karisiyor orada
olmus saadeti karsilastir yasayan mutsuzlukla
Bunlar da bir ise yaramadiysa
Demek yangindan kurtarilacak hicbir sey kalmamis aramizda

Bu siire basladigimda nerde,
simdi nerdeyim?
solgun yollardan gectim. Bakisimli mevsimlerden
ikindi yagmurlarini bekleyen
yaz sonu huzunlerinden
gun gunden puslu pencerelere benzeyen gozlerim
gecti her cagin bitki ortusunden
oysa simdi icimin yikanmis tasligindan
bakarken dunyaya
yanginlarla bayindir kentler gibiyim:
cicek adlarini ezberlemekten geldim
eski sarkilari, sarhoslarin ve suclularin
unuttuklarini hatirlamaktan
uzun uzak yollari tarif etmekten
haydutluktan ve melankoliden
giderken ya da donerken atlanan esiklerden
Duyarligin gece mekteplerinden geldim
Butunlemeli cocuklyarla gecti
gencligimin ruzgara verdigim yillari
dokummalarin ve icdokmelerin vaktinden geldim.

Bu siire basladigimda nerde,
simdi nerdeyim?
yaram vardi. bir de sozcukler
sonra vaat edilmis topraklar gibi
sayfalar ve gunler
isik istiyordu yalnizligim
Kotulukler imparatorlugunda bir tek siir yazmayi biliyordum
ilerledikce...Kaybolup gittin bu siirin derinliklerinde
Ask ve Aci usul usul eriyen bir kandil gibi sondu
daha siir bitmeden. Karardi dizeler.
Ask...Bitti. Soldu siir.
Buyuk bir saskinlik kaldi o firtinali gunlerden

Daha once de baska siirlerde konaklamistim
Agir sinavlar vermistim degisen ruh iklimlerinde
Ask yalniz bir operadir, biliyordum: Operada bir gece
uyudum, hic uyanmadim.
barbarlarin seyrettigi tarapezlerden gectim
her adimda boynumdan bir fular dusuyordu
el kadar gokyuzu mendil kadar ufuk
birlikte cikalan yollarin yazgisidir:
eksiliyorduk
mataramda tuzlu suyla, oteller kentinden geldim
her otelde biraz eksilip, biraz artarak
yani cogalarak
tahvil ve senetlerini intiharlarla degistirenlerin
birahaneler ve bankalar uzerine kurulu hayatlarinda
agir ve aci tanikliklardan
gecerek geldim. Terli ve kirliydim.
Sonra timarhanelerde timar edilen ruhum
maskeler ve cicekler biriktiriyordu
linc edilerek oldurulenlerin hayat hikayelerini de...
korsan yazilari, kara siirleri, gizli kitaplari
ve acik hayatlari seviyordu.
Buraya gelirken
uzun uzak yollar icin her menzilde at degistirdim
atlarla birlikte terledim yollari ve geceleri
odunc almadim hic kimseden hicbir seyi
ciplak ve sahici yasayip ciplak ve sahici olmek icin
panayir yerleri...panayir yerleri...
olu kelebekler...olu kelebekler...
sonra dunyanin butun sinemalarinda butun filmleri seyrettim.
adim onlarin adinin yanina yazilmasin diye
aci cekecek yerlerimi yok etmeden
aciyla bas etmeyi ogrendim.
Yoksa bu kadar konusabilir miydim?

ipek yollarinda kuzey yildizi
askin kuzey yildizi
sanirsin durdugun yerde
ya da yol ustundedir
oysa cocukluktan kalma gokyuzunde hileli zar
olu yanardaglar, olu yildizlar
ve toy yasin bilmedigi hesap: isik hizi

askin bir yolu vardir
her yasta baska türlü gecilen
askin bir yolu vardir
her yasta biraz gecikilen
gokyuzunde yalniz bir yildiz arar gözler
gözlerim
askin kuzey yildizidir bu
yazlari daha iyi gorulen
Ben, oteki, bir digeri ona dogru ilerler
ilerlerim
zamanla anlarsin bu bir yanilsama
olu sairlerin imgelerinden kalma
Sen de degilsin. O da degil
Kuzey yildizi daha uzakta
yeniden yollara duserler
duserim
bir siir yasatir her seyi yasamin anlami soldugunda
ben yoluma devam ederim. Bitmemis bir siirin ortasinda
Darmadaginik imgeler, sozcukler ve kafiyeler
yasamsa yerli yerinde
yerli yerinde her sey


simdi her sey doludizgin ve cogul
simdi her sey kesintisiz ve surekli bir devrim gibi
simdi her sey yeniden
yuregim, o eski ask kalesi
yepyeni bir mazi yaratti sozcuklerin gucunden

Donup ardima bakiyorum
Yoksun sen
Ey Sanat! Her seyi Hayata donusturen


Murathan MUNGAN
 

TeBeSSüm

Pamuk Prenses 🌸
Süper Moderatör
Katılım
19 Eyl 2006
Mesajlar
6,508
Beğeniler
3,563
Yaş
30
Takım
BEŞİKTAŞ
#2
Daha az seviyorum seni..
Giderek daha az..
Unutur gibi seviyorum..
Azala azala..
Aramızdaki uzaklığın karanlığında..

Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..
Daha az seviyorum seni..
Kendini iyileştiren bir yara gibi..
Daha az..
Ve zamanla..

Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..
Uzak dağ kışlalarında..
Görmüyoruz birbirimizi..
Usul usul sis iniyor..
Kopmuş yollara..
Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..
Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
Sevgilim sevgilim
Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..

Artık daha az seviyorum seni..
Unutur gibi..ölür gibi daha az..
Yeniden ödetiyorum kendime
Onca aşkın öğretemediğini..
Kolay değildi..
Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
Kaç acı birden imtihan etti beni..
Bir tek gece vardır insanın hayatında..
Ömür boyu sürer nöbeti..
Bu da öyleydi..
İyi ol..
Sağ ol..
Uzak ol..
Ama bir daha görme beni..

Murathan Mungan​
 

kelebek

-ütopik-
V.I.P
Katılım
9 Hzr 2006
Mesajlar
9,859
Beğeniler
136
#4



Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum..
Ne tuhaf,
Vaktim olmazdı.
Yalnızlığı bunca bilirken kendimi hiç yalnız sanmazdım.
Çevremde hep birileri vardı, ben hep birilerinin yanındaydım.
Günler belirsiz bir gelecek için neredeyse kendiliğinden hazırlanırdı,
Aramızda habersiz gidip gelen gündelik armağanlarla
Kendi kendini taşıyan bir ırmağın akıntısında hayat bizi kendi sahillerimize ulaştırırdı ..
Bazı evlerden taşınırdık, bazı insanlar girip çıkardı hayatımıza,
Bazı mektuplar alırdık, bazı sözler, çiçek selamları..
Sonraları bazı tanıdıklarımızın ölümleriyle de karşılaştık,
Elde olmayan nedenlerle
Ssudaki halkalar gibi genişleyen;
Küçük alınganlıklardan büyük dargınlıklara..
Vazgeçişler, unutuşlar, kayıplar
Birbirimizi çok sevdik hep yıllarla azala azala..

Şimdi ne zaman yalnız kaldığımı düşünsem,
Yalnız olmadığımı kanıtlamak istiyorum kendime
Eskiden iki albüme sığdırdığım hayatım,
Şimdi sığmıyor eksilenlerle çoğalmış fotograflara.
Telefonun başına geçiyorum,
Alt alta dizilmiş onca ad arasında seken ömür parçası..
Gün ölüyor meşgul numaralarla.
Şimdi ne zaman yalnız olduğumu düşünsem,
Şimdi ne kadar yalnız...
Yalnız olduğumu anlamam için beni hiç yalnız bırakmadınız.

Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum
..........
..........

Murathan Mungan
 
Katılım
13 Hzr 2006
Mesajlar
3,979
Beğeniler
68
#8
bir uzak sabah denizidir gittiğin kapı
ellerinde rüzgârın taşınmaz çamurları var
köpürmüş soylarımı toplarken çürüyen yanlarımdan
inan batmış şehirler gibi onarılmaz anılar
gözlerinde unuttuğum o eski aciz miras
almaya gelsem soluğumda dalgın yosun kokusu
biliyorum artık hiçbir gemi beni taşımaz
ve yeniden büyür içimde mağrur bir zakkum gibi
terkedilmek korkusu


susarsın bir silâhsızlanma akşamı
susarsın dudaklarında ıslıklar kanar
öpülmez dudakların ıslık yarası
mavzerdir dokunmalarım kirvem bilirsin
öpemem, öpersem tekmil bir aşiret tragedyası


hüznünü ver bana yeter, gizli hüznünü

kolları bağlı hüzün olsun dört yanım
ırağına vurma beni kirvem, ağlarım, delirirsin
sonra derler haklıdır sevdası
geç olur ki artık onarmaz rakılar
geç olur bir yaraya rakının dağılması


sen denize sırtını dönen uykusuz dağlı
gemiler nerde (ki çoğu hüviyetidir melankolinin)
nerde aykırı mavzerler (onlara sığdıramazsın ki öfkelerini)
barut esmeri tenine sevdalarımı sürdüğüm
nasıl taşıdın bunca yıl delirmiş saçlarında
o eski şark yelini
biliyorum dokunsam parmaklarım kırılır
dokunmasam eşkîya uykusuzluğu çetin silâhlar gibi
zorundadır
hem ortadoğudayız hem viyana kapılarında
kuşe bir gravürde dağılıyor kimlikler değerler özsu; katil
hep başkası çıkıyor kara piyasada kapalı iktisat
her yıl geriye çalışıyor infilaka kadar körlük
infilaka kadar kötülük
herkes birbirine düşman olursa sistem mümkün oluyor ve
buna, hayat işte, deniyor
şairler biliyor sonuna geliyoruz büyük duvara
herkes bir manşet bulmalı parçalandığı fragmanlara
bugünlerden bir gün çıkacaksak eğer, çıkılacaksa,
gömdüğümüz şeyler olmalı bugünlere, bir gün başka gözler
bugünleri yeniden okuduğunda bizi görsünler diye, birkaç
manşetlik kaba cephane
ne yalnızca siper ne barikatta verdiğimiz ölüler
şiir gizimizi herkesin gözleri önünde kaçırır geleceğe
kolay kirlenmeyecek mecralar deltalara vurur akıntısı
çıkarız çıkmalıyız acemi şiirler büyür başkalarının okuduğu
olduğu yerde
bizi de oldurur derin teorisiyle
tekin olmayan şiirlerin kotuma altına aldığı yarınlar
saklar kendi çocuklarını da
eski ve kara bir şarkı yineler kendini başkalarının
kaderlerinde:
"kendini ele verdiğin yerde
başkasına ihanet etmiş olursun
yapma n'olursun!
bizi almazken bizim kurduğumuz şehirler
biz söyleriz başkalarına kalır kelimeler
varsın olsun sen gene de
yapma n'olursun!"


yarım bırakılmış bir fragman gibi,
parçalanmışlığın sunduğu acemilikler gibi
mükemmel olmaktan özellikle kaçınmış şiirler gibi
söylenebilecek binlerce sözden yalnızca birkaçı gibi
kirletilmiş kayıtsızlığın her vahşeti mümkün kıldığı bir
dünyada
hayatımızın başına çekin kendi manşetinizi

1991-1994 Ludwigshafen-İstanbul


Murathan Mungan
 
Katılım
13 Hzr 2006
Mesajlar
3,979
Beğeniler
68
#9
Anlat bana her şeyini!
Acılarını,sevinçlerini
ve içinde kalan her şeyini!
İstersen önce,
Acılarından bahset bana...
Bahset ki
Ortağın olayım bir dost gibi.
Belki nasıl davranmam gerektiğini söylerim sana,
Belki de ağlarız birlikte
sessiz ve derinden...
Belki de sana sıkıca sarılırım
sözcüklerin bittiği her yerde.
Tıpkı bir sevgili gibi,
Uzanırım koynuna
ve sıcaklığımla eritirim dertlerini.
İstersen sevinçlerinden de bahset
Bahset ki;
Anlayayım acıların seni yıkmadığını
Nasıl direndiğini ve nasıl yok ettiğini...
İstersen aşklarından da bahset bana...
Bahset ki;
Birlikte analım tüm anıları.
Yeter ki anlat bana her şeyini!
Arzularını,hislerini
Ve tüm tutkularını...
Birde seni anlat bana.
Anlat ki... anlayayım içindeki beni
Anlayayım ki... anlatayım seni nasıl sevdiğimi.


Murathan Mungan
 

kelebek

-ütopik-
V.I.P
Katılım
9 Hzr 2006
Mesajlar
9,859
Beğeniler
136
#10



GECE NÖBETİ-MURATHAN MUNGAN

Daha az seviyorum seni..
Giderek daha az..
Unutur gibi seviyorum..
Azala azala..
Aramızdaki uzaklığın karanlığında..

Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..
Daha az seviyorum seni..
Kendini iyileştiren bir yara gibi..
Daha az..
Ve zamanla..

Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..
Uzak dağ kışlalarında..
Görmüyoruz birbirimizi..
Usul usul sis iniyor..
Kopmuş yollara..
Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda
üzerini örtüyorum senin..
Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
Sevgilim sevgilim
Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..



Artık daha az seviyorum seni..
Unutur gibi..ölür gibi daha az..
Yeniden ödetiyorum kendime
Onca aşkın öğretemediğini..
Kolay değildi..
Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
Kaç acı birden imtihan etti beni..
Bir tek gece vardır insanın hayatında..
Ömür boyu sürer nöbeti..
Bu da öyleydi..
İyi ol..
Sağ ol..
Uzak ol..
Ama bir daha görme beni..
 

Benzer konular

Top