1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Müsait Olunca Beni Severmisin?

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve İLkİm* tarafından 25 Mayıs 2010 başlatılmıştır.

  1. İLkİm*
    Avare

    İLkİm* MaviKuş ~ Özel üye

    Katılım:
    22 Kasım 2009
    Mesajlar:
    3.474
    Beğenileri:
    153
    Ödül Puanları:
    3.480
    Banka:
    136 ÇTL
    Müsait Olunca Beni Severmisin?


    [​IMG]


    İçeri girer girmez neşeyle bağırdı:
    -Anne biliyor musun bugün yuvada ne oldu?
    - Görmüyor musun ? Telefonla konuşuyorum.
    Herkesin sevdiği şey birbirine benzemiyordu. Annesi telefonu, babası arabayı seviyordu.
    Herşey erteleniyordu, telefon ve araba söz konusu olduğunda... Bir de eve misafir gelecek oldu mu kendisine hiç yer kalmıyordu.
    Nerelere gitseydi? Annesi kapattı telefonu.
    Mutfaktan tencere sesleri geliyordu. Koşarak yanına gitti:
    -Sana yardım edeyim mi ? dedi, en sevimli halini takınarak. Annesi manalı manalı baktı:
    -Hayırdır? Bir yaramazlık mı var? Bak bir de seninle uğrasmayayım. Çok yorgunum zaten.
    Yorgunluk nasıl bir şeydi ? Bazen elinde oyuncağıyla uykuya daldığında anneannesi oyuncağı yavaşça elinden alır :
    -'Nasıl yorulmuş yavrucak. Uykunun gül kokulu kolları sarsın seni..'
    diyerek alnına bir öpücük konduruverirdi.
    Yorgunluk gül kokulu bir uykuya dalmaksa eğer, neden annesi kendisiyle böyle kızgın kızgın konuşuyordu.
    —Anneciğim yorulduğun zaman gül kokulu uykulara dalarsın. Anneannem öyle söylüyor.
    —Uykuya dalayım da, gül kokuları kusur kalsın. Yorgunluktan ölüyorum.
    Bu kelimeden nefret ediyordu.'Yorgunum, yorgun olduğumdan, böyle yorgunken'....
    —Anneciğim sen yorulma, diye...
    —Yemekte konuşuruz çocuğum. Bankada işler yetişmedi. Baban gelene kadar bunları bitirmem lazım. Hadi sen oyna biraz.
    Hani siz yoruluyorsunuz ya...Eeee....Bende oynamaktan yoruluyorum. Ne yapayım bilmem?
    Yapılmaması gerekenleri biliyordu da büyükler, yapılması gerekenleri hiç bilmiyorlardı.
    Işıklar söndü birden.
    Annesi öfkeyle söylenmeye başladı.
    —Mum da yok! diye diye karıştırdı dolapları el yordamıyla.
    Çocuk sırtüstü yatıp, anneannesinin köyünü düşündü. Gaz lambasının ışığında deli tavşan masalını anlatışını.
    Deli tavsanın duvardaki aksini getirdi gözlerinin önüne. Anneannesi gibi iki ellerini birleştirip işaret parmaklarını yukarı kaldırarak
    tavşan kafası yaptı.
    ''Bak deli tavşan'' diyerek parmaklarını oynattı. Yoldan geçen arabaların farları duvardaki tavşana yol açtı. Tavşan alabildiğine hür
    dolaştı sağda solda. Otlarla kuşlarla konuştu. Sonra yorgun düştü. Duvardaki görüntü minik avuçların açılmasıyla kayboldu. Kolu yavaşça
    kanepeden aşağı sarktı.
    Sonra ışıklar geldi.
    Kadın çocuğun hiç konuşmadığını akıl etti. Birden kanepeye koştu. Küçücük dizlerini karnına doğru çekerek uykuya dalmıştı.
    Masanın üstündeki dosyalara baktı iğrenerek. Dindirilmez bir pişmanlık doldurdu içini.
    Uyandırmaktan korka korka küçük alnına bir öpücük kondurdu.
    Çocuk sanki bir ipucu bekliyormuşcasına aralanan gözleriyle mırıldandı;
    — İşin bitince beni sever misin anne? dedi.
    Kadın, sevilmek için randevu alan çocuğuna bakarak sabaha kadar ağladı...
     

Sayfayı Paylaş