1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Müzik ve İnsan

Konusu 'Eğitim İçerikli Makaleler' forumundadır ve YoRuMSuZ tarafından 25 Mayıs 2013 başlatılmıştır.

  1. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.430
    Beğenileri:
    7.357
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.819 ÇTL
    MÜZİĞİN İNSAN YAŞAMINDAKİ YERİ VE ÖNEMİ

    Müzik, her yerde, hayatın her döneminde ve her alanında insanı saran onsuz yaşayamayacağı bir olgudur.
    Evde, sokakta, alışverişte, radyoda, televizyonda, konserde, birçok yerde müziksiz yapamayız.

    Müziğin birçok tanımı yapılmıştır. Ama yine de hemen hemen bütün tanımlar aynı yerde toplanmıştır. Müzik denince genellikle ilk akla gelen sanatsal yönüdür. Bu tanımlara göre sanat olarak müzik, “duygu, düşünce, tasarım ve izlenimleri düzenli/uyuşumlu seslerle estetik bir yapıda anlatan bir bütündür.”denilebilir. Genel anlamda ise müzik insanların duygu ve düşüncelerini seslerle anlattıkları sanat dalıdır.

    Prof. Dr. Ali UÇAN’ a göre insan doğmadan önce anne karnında müzikle ilişkisi dolaylı olarak başlar, doğumdan sonrada doğrudan (dolaysız) olarak ilişki biçimine dönüşür ve zenginleşerek güçlenir. İnsan hayatı boyunca da sürüp gider.

    Anne karnında bebeğin annesinin kalp atışlarından etkilendiği ve doğduktan sonra bu bildik sesi yeniden bulmanın bebek üzerinde rahatlatıcı etki yaptığı ve belki bu yüzden de annelerin bebeklerini rahatlatıp uyutmak için genellikle kalpleri üzerine yasladıkları öne sürülür. Bu durum insan yavrusunun daha doğmadan önce müziksel öğelere karşı duyarlılık kazanmaya başladığının bir kanıtı olarak kabul edilebilir.

    Doğumdan önce dolaylı olarak müzikle tanışan birey, doğumdan sonra bebeklik döneminde ninni ve benzeri müziklerle uyur. Çocukluk yıllarında saymaca, tekerleme ve müzikli oyunlarla oynar. Gençlik yıllarında çeşitli müziklerle ilgilenmeye başlar.Yetişkinlik yıllarında da yoğun, kapsamlı ve derin ilişkilerini sürdürür.

    İnsanoğlu her an müzikle iç içe olduğu için çeşitli davranışlar kazanır. Bunlardan; “Dinlenme”, “oynama”, “mırıldanma”, “söyleme”, “tıngırdatma”, “çalma”, “yaratma” başlıcalar sayılabilir Bu davranışlar kazanıldıkça birey çevresiyle daha bilinçli ve etkili bir iletişim içine girer. Bu davranışlarla beraber “müzikle uyuma”, “müzikle oynama”, “müzikle dinlenme”, “müzikle çalışma”, “müzikle yürüme”, “müzikle kendini gerçekleştirme” gibi daha da kapsamlı davranışlar geliştirilir.

    İnsanın doğduğu çevrede yer alan öğeler arasında ses, çok önemli bir yer tutar sanki etrafımız seslerle örülmüş bir ağ ile çevrili gibidir. İnsanlar bu seslere algılar, çözümler, yorumlar..Bu süreç insan yaşamının ayrılmaz bir parçasını oluşturur.

    İnsanın içinde yaşadığı çevrede kaynağı, türü, işlevi değişik çeşitli müzikler vardır. Çeşitli öğelerden oluşan müziksel çevre, içinde yaşayan insanlarla birlikte sürekli olarak bir değişim ve gelişim halindedir.

    Her insan, hayatının her evresinde müziğin türlerini bulur yaşar ve yaşatır. İnsanın kendini bulduğu bir müzik türü mutlaka vardır.

    Kimi slow, kimi rock, kimi halk müziği ve kimi sanat…

    Alıntıdır...
     

Sayfayı Paylaş