1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Müzikaller Tarihi

Konusu 'Müzik' forumundadır ve Suskun tarafından 26 Mart 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Müzikaller Tarihi​


    Müzikaller, bir hikayeyi (yazili müzikaller) anlatan ve/veya bir gösteriyi icra eden, farkli yetenekteki sanatçilarin yer aldigi (revü), popüler stilde müzigi ve diyaloglari isleyerek kullanan; sahne, televizyon ya da film yapimlaridir.
    Yazili müzikallere pek çok isim verilmistir: mizahi opera, operetta, opera bouffe (bofey), burlesque (borlesk), burletta, ekstravaganza, müzikal komedi... Revüler ise köklerini: varyete, vodvil, müzikli sahne ve minstrel sovlara (ask temali) dayamaktadir. Shakespeare'in "gülün adi farkli olsada yine o tatli kokusu hissedilir" cümlesi bu farkliliklarin ortak noktasini en güzel sekilde tanimlar.
    En iyi müzikaller asagidaki üç özellige sahiptir:
    ·Beyin: Zeka ve stil
    · Kalp: Kendine özlük ve inanilir duygu
    · Cesaret: Yaratici ve heyecanli birsey ortaya cikarma dürtüsü


    Elbette kalite ve bu özelliklerin bulunurlugu ticari basariyi garantilemez ama en azindan bu özellikler zamana karsi koyma anlaminda cok büyük sans getirir.

    Beyaz perde ya da televizyon için yazilan müzikaller, sahne için yazilanlardan daha az ilginç ya da etkileyicidir diyemeyiz. Dolayisiyla, Astaire ile Rogers veya Rodgers ile Hammerstein karsilastirmalarinda, müzikallerin yine de en güzellerini ele aliyoruz demektir.

    MÜZIKALLER NE ZAMANDIR VAR?

    Sözlü hikaye anlatim sanatinin (müzikli ya da degil) baslangici, kayitli tarihten cok daha öncelere dayanmaktadir. Antik Yunan'da, M.Ö. 5. yy döneminde sahne komedilerine ve trajedilerine müzigin ve dansin dahil edildigini ve yogun biçimde kullanildigini biliyoruz. Atinali bazi oyunyazarlarinin mevcut müziklere oyun yazdigini, öte yandan Aeschylus ve Sophocles gibilerinin kendi bestelerini kullandiklarinin kayitlari var. Açik hava amfitiyatrolarda sahnelenen bu tip oyunlarda ****üel mizah, politik ve sosyal igneleme, janglörler ve oradaki kitleyi eglendirecek her türlü tema kullanilirdi. Söylenen koro parçalari, genelde oyun içinde olan olaylara yorum veren, durum bildiren sarkilar olurdu ve sololar tarafindan duyulmazdi. O zamanlarda yazilan kimi oyunlarin senaryolari ve sarki sözleri günümüze kadar ulasabilse de, antik müzikal notasyonlarla ilgili herhangi bir bulgu bulunamadigi icin melodiler çok uzun zaman önce kaybolmustur. Bu oyunlarin varligi bildigimiz anlamda müzikal tiyatronun gelisimine direkt bir etki saglamasa da, oyun müziklerinin varliginin 2500 yil öncesine dayandigini kanitlamaktadir.
    Romalilar, Antik Yunan tiyatrosu geleneklerini ve formlarini aldilar ve genisletip, gelistirdiler. M.Ö. 3. yy’da Plautus’un komedileri sarki ve dans rutinleri içeriyor ve tam orkestrasyonla sahneleniyordu. Romali aktörler, dans adimlarinin büyük, açik hava sahnelerde daha iyi duyulabilmesi için sahne ayakkabilarina ****l parçaciklar (sabilla) tutturuyorlardi – ilk tab ayakkabilari. Buna ek olarak, Roma tiyatrolari binlerce kisiye ev sahipligi yapabildigi için, etkileyicilik ve özel efekt kullanimi konularinda da oldukça ilerleme kaydetmislerdi. Bunun yankilari da günümüzde halen duyulmaktdir.


    Orta çagda, Avrupa’nin kültürel sahne anlayisi, turne yapan minstreller ve zamanin popüler sarkilariyla basit komedilerini sergileyen gezgin sanatçilarin performanslarini izlemekle kalmisti. 12. ve 13. yy’da, dinsel dramalar çok revaçtaydi. Bunlardan bazilari, The Play of Herod (Herod’un Oyunu) ve The Play of Daniel (Daniel’in Oyunu) günümüze kadar ulasabilmistir. Bu tip oyunlar, kilise koro ve sahnelerinde sergilenmek üzere daha çok dinsel edebiyatin ögretilmesi amaciyla kullanilmis ve müzikal tiyatronun otonom bir formu içinde gelisimine devam etmistir.
    Bu tarz ve anlayis, Rönesans döneminde yerini bir Italyan geleneksel oyunu olan ve “kopuk” palyaçolarin benzer hikayeler içinde dogaçlama olarak oynadiklari commedia dell’arte akimina birakmistir. Harlequin, Pulcinella ve Scaramouche gibi karakterlerin oynadigi bu oyunlar, Bati sahne komedisine yepyeni bir anlayis getirmis ve yüzyil boyunca popüleritesini kaybetmemistir. Rönesans dönemi boyunca resmi “müzikal tiyatro” anlayisi cok nadir görülse de, 1600’lerin sonlarinda Kral XIV. Louis ve meclisi tarafindan sarkili ve dansli eglencelerin talep edilmesi karsisinda Moliere, kendi birçok oyununu sarkili komedilere çevirmistir. (Müzikleri Jean Baptiste Lully tarafindan yazilmistir)
    1700’lerle birlikte, Britanya, Fransa ve Almanya gibi dönemin en büyük kralliklari tarafindan ortaklasa kabul gören iki müzikal tiyatro formu olusmaya basladi – zamanin popüler sarkilarinin alinip üzerine yeni sözlerin yazildigi, John Gay’in The Beggars Opera (1728) isimli oyununu örnek gösterebilecegimiz ballad opera ve orijinal söz ve bestelerin yer aldigi, çogunlukla romantik altyapili, Michael Balfe’nin The Bohemian Girl (1845) isimli oyununu örnek gösterebilecegimiz comic opera (kurgu opera). O dönem ikiye ayrilan bu yol, bizi en kilit soruyu sormaya yöneltmektedir.
     

Sayfayı Paylaş