1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Nafiz Yılmaz Şiirleri

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve Nafiz_Yılmaz tarafından 6 Eylül 2013 başlatılmıştır.

  1. Nafiz_Yılmaz

    Nafiz_Yılmaz Üye

    Katılım:
    3 Eylül 2013
    Mesajlar:
    98
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    620
    Meslek:
    Şair
    Yer:
    Nevşehir
    Banka:
    0 ÇTL
    Anne Yüreği

    Dokuz ay karında
    Kim gezdirdi
    Ak sütünü esirgemeden
    Helaliyle kim verdi
    Ben uyurdum derin derin
    O sıcaklığımı hissederdi

    Anne yüreği taş değil
    Annem bana muhtaç değil

    Dün gece yine
    Gördüm rüyamda
    Titredim uyandım
    Terledim bir anda
    Gözlerim dolu dolu oldu
    Şişti ağlamaktan

    Anne yüreği taş değil
    Annem bana muhtaç değil

    Ben yalnızlığımı düşündüm
    Onu aradım hep yanımda
    Hayali geldi gözlerime
    Aradım bulamadım yok idi
    Göçüp gitmişti fani alemden

    Anne yüreği taş değil
    Annem bana muhtaç değil

    Bir parçam canım kanım
    Topraklarla kuçaklaştı
    Ben varlığını arar durur iken
    Annem benden uzaklaştı
    Okuyorum kabrinde
    Vardığımda her zaman Fatiha
    Akıyor her damla göz yaşlarım
    Karışıyor kara toprağa

    Anne yüreği taç değil
    Annem bana muhtaç değil

    Nafiz Yılmaz
     
  2. Nafiz_Yılmaz

    Nafiz_Yılmaz Üye

    Katılım:
    3 Eylül 2013
    Mesajlar:
    98
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    620
    Meslek:
    Şair
    Yer:
    Nevşehir
    Banka:
    0 ÇTL
    Bu Dünya

    Doğruyu söylemek kâr etmiyor
    Hainin fesadın olmuş bu dünya
    Dost görünenler şeytan sıfatında

    Fitnenin kalleşin

    Olmuş bu dünya

    Maske ile saklıyorlar yüzünü
    Haram a dikmişler aç gözünü
    Kaybeden çok benliğini özünü

    Uğursuzun fetvazın

    Olmuş bu dünya

    Çalıp çırpıyorlar yetim hakkını
    Yalanla çeviriyorlar çarkını
    Anlamıyor kimse olanın
    Farkını

    Namussuzun vefasızın

    Olmuş bu dünya

    Yılmaz'ım yaşadım bire bir bunu
    Yoksulun evinde yok ekmeği unu
    Nasıl bitecek bozuk düzenin sonu

    Nağmerdin kahpenin

    Olmuş bu dünya

    Nafiz YILMAZ
     
  3. Nafiz_Yılmaz

    Nafiz_Yılmaz Üye

    Katılım:
    3 Eylül 2013
    Mesajlar:
    98
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    620
    Meslek:
    Şair
    Yer:
    Nevşehir
    Banka:
    0 ÇTL
    Bu Koca Şehir İstanbul

    İstanbul bu koca şehir
    Yutuyor insanı amansızca
    Direnmek istesende çaresiz
    Duramıyorsun ayakta

    Hiç bir güzelliği neşesi
    Saflığı kalmamış besbelli
    Bir sevgi bile bulamazsın
    Dolaşsan bu koca şehirde

    Hani o şâheser istanbul
    Derlerdi ya taşı toprağı altın
    Herkezi inadırırlar beni aldatamazlar
    Yaşanan günler koca bir çile kahır

    Şiirlerde romanlarda güzelliğinden bahsedilir
    Tasını tarağını toplayan çıkarda gelir
    Amaçları farklı yaşamaktır üstün olmaktır
    Umduğunu bulamayanlar çok kötü yanılır

    Hiç bir şeyin ağız tadını alamazsın
    Yaşadığın topraklardaki kadar
    Dert tükenmez hiç zulüm bitmez
    İstanbul'da çektiğin yaşadığın kadar

    Kurulmuş ihtişamlı yerlerde kutlar sofrası
    Safları garibanları içine çeker bekler tuzakları
    Vurduları zaman öyle bir vurularki acımaksızın
    Feleğin şaşar kalır hem vallahi hem billahi

    Bence dostlukların yaşaması candan önemli
    Ne görkemli olsun istemem nede fantazi
    Sen ben o öteki olursa korkmadan yürekli
    Hiç kimseyi ezmeler yıkamazlar inanki

    İstanbul şimdi bir beton yığını olmuş
    Görkemliliği güzelliği bitmiş yok olmuş
    İstanbul'da yaşamak çok büyük sabırmış
    Gelende gidende rezilliği görmüş şaşırmış

    Nafiz YILMAZ
     
  4. Nafiz_Yılmaz

    Nafiz_Yılmaz Üye

    Katılım:
    3 Eylül 2013
    Mesajlar:
    98
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    620
    Meslek:
    Şair
    Yer:
    Nevşehir
    Banka:
    0 ÇTL
    Değerimiz Bilinsin

    Ölüm nedirki
    Kaşla göz arasında
    Anlamsız bir duygu
    Kifayesiz bir anlatım
    Buslatın gülüşü
    Celladın başımızda
    Salladığı yağlı ilmek
    Yok korkumuz
    Bozulmaz direncimiz
    Kâbusmu?
    Vız gelir
    Asıl bizi korkutan
    Ölmek değil
    Ölmemekten korkmak
    İşte budur
    Sevgisizlik
    Karanlık vicdanların
    Ürpertisi
    Kızıl kıyametin
    Arş'a çıkan
    Zulmün yer yüzünü
    Nefretle kinle
    Kapladığı
    Korkunç sesi
    Rüyalarımızda
    Karabasan
    Cinnet fedayisi
    İblis maskesi
    Oldu
    Şafak vakti şahitti
    Bir avuç göz yaşı
    Emek kadar kutsal
    Ekmek kadar
    Namuslu
    Soğuk omuzlarımızdan
    Akan terler
    Şeref madalyası
    DENİZ'İM HÜSEYİN'İM YUSUF'UM
    Fark etmez
    Gocunmak biz'e
    İdam mangası
    Fırsat bekliyor
    Son sigaramızı içiyoruz
    Dünya'ya son gözle
    Bakıyoruz
    Suçumuz insanlık mücadelesi
    Çiyanların somurtan
    Yüzünde
    İğrençliği küstahlığı
    Görüyoruz
    Son kez babamızı anamızı
    Vatanımızı yoksul
    Halkımızı birde üzerlerimizdeki
    Kapşonlu yıpranmış
    Parkelerimizi uzamış
    Sakallarımızı düşünüyoruz
    Bir boşluğa sallıyoruz
    Üç arkadaş cesurca
    Kahramanca birbirimizi
    Değerimiz bilinsin
    Diye
    Susuyoruz haykırıyoruz
    Dört duvarlara
    Devrim andımızı
    Onurlu mücadelemizi
    Gözlerimiz dalıp giderken
    Veriyoruz son nefesimizi

    Nafiz YILMAZ
     
  5. Nafiz_Yılmaz

    Nafiz_Yılmaz Üye

    Katılım:
    3 Eylül 2013
    Mesajlar:
    98
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    620
    Meslek:
    Şair
    Yer:
    Nevşehir
    Banka:
    0 ÇTL
    Dilek Ağacı

    Yaşlı kurumaya yüz tutmuş
    Kaç asırlar geçirmiş bilinmez
    Kaç sevdalar eskitmiş
    Sözler verilmiş bezler çaputlar bağlanmış
    Kaç yağmurlarla fırtınalarla boğuşmuş
    Kaç yolcular kervanlar konmuş göçmüş
    Gölgesinde hayvanlar barınmış

    İşte sessiz bir tarih duruyor
    Dalları budakları kuru çalıya benzeyen
    Sanki durmaktan yorulmuş bıkmış
    Dünyanın gamını çilesini çekmekten
    Yıldırımlar vurmuş gölgesine
    Simsiyah kömür gibi yakmış
    Kurumaya yüz tutarken
    Gelen geçen sadece bakmış

    Vicdansızlığı sadece insana mahsus sanmayın
    Parçalanmış bir kayanın dağıldığı
    Gösterişli bir binanın dökülüp harap olduğu
    Bir sokak çeşmesinin kesildiği gibi
    Yılların asırların hengâmesine direnmek
    Zamanla yarışmak yenilmek boyun eğmek
    Kolay mı bir geçmişi yangına küle göndermek

    Çaresizsin biliyorum dilek ağacı
    Mümkün olsa çabalasam yerinmesem
    Ellerimle sana güç versem yeşertsem
    Al yeşil saçaklı dallarınla gürleşsen
    Sahipsizsin biliyorum dilek ağacı
    Bir sevdalı olsan coş sanda sevinsen

    Şu vefasızlık yeryüzünde hangi nesnede yok
    Hangi canlıda bir başlangıç gibi
    Ölümsüz bir hazin yok
    Bu belki de seninle son konuşma
    Son ayrılıktır son veda
    Gidiyorum belli olmaz dönmem bir daha
    Yaralı bezenmiş mazinle sana elveda

    Nafiz YILMAZ
     
  6. Nafiz_Yılmaz

    Nafiz_Yılmaz Üye

    Katılım:
    3 Eylül 2013
    Mesajlar:
    98
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    620
    Meslek:
    Şair
    Yer:
    Nevşehir
    Banka:
    0 ÇTL
    DİYETİNİ ÖDETTİLER

    Sefaletin diz boyu yaşandığı zamandayız
    İyiliklerin yok edilip kötülüklere yer açıldığı
    Sözün kıl kadar değerinin olmadığı
    Küfrün sevap doğruluğun mubah sayıldığı
    Başımızda dönen türlü belalar
    Yaşam boyu çekilen kahır işkenceleri
    Yok ki; eşim dostum can yoldaşım seninle düşmanlığım
    Bir alıp veremediğim nedir bu hiddet tavırları
    Nedir, aramıza sokulan kardeşlik kavgaları

    Diyetini ödettiler, hesabımızı bir kuruş'a kestiler
    İnsan varlığı gözüyle görmeden umursamazcasına
    Şöyle bir hatırlıyorum da, bundan yirmi yıl öncesinde
    Bir dilim ekmeği paylaşmak bir yudum suyu beraber içmek varken
    Zalimlerin katmerlice türediği cellâtların çoğalarak baş kestiği
    Daha düne kadar esamisi okunmayan varlığı bile hissedilmeyen
    Haydutlar eşkıyalar kan kusasıcalar
    Ömrü harap olasıcalar sürüneniceler kodoşlar sarmış dört bir yanı

    Diyetini ödettiler, çaresizliğimizin emeğimizin
    Arın teri döktüğümüz göz nuru ile işlediğimiz
    Gece gündüz çalışarak bir yavan kuru aş'a muhtaç
    Perişan ser sefil bir köşeye itilmiş
    Yoksulluğun duygularla karışan gözyaşı damlalarında
    Diyetini ödettiler, haklarımızı gasp ettiler çalarak yok sayarak
    Onlar, zevkle sefayla saltanatla utanmadan gezerlerken
    Lüks gazinolarda galeryalarda tatil köylerinde
    Onlar, fakir halk'a belini büken taşınmaz yükün bedelini ödettiler

    Nafiz YILMAZ
     
  7. Nafiz_Yılmaz

    Nafiz_Yılmaz Üye

    Katılım:
    3 Eylül 2013
    Mesajlar:
    98
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    620
    Meslek:
    Şair
    Yer:
    Nevşehir
    Banka:
    0 ÇTL
    KAYBOLURUM

    Yaralı yüreğimde
    Açan gelincik
    Tarlaları
    Tılsımlı durur
    Rüzgarlarla dertleşir
    Güneşle konuşur
    Uçsuz bucaksız
    Ormanların
    Başı mamur
    Kayaların
    Geçit vermeyen
    Irmakların
    Akan sesinde
    Yalnızlığım
    Çilekeş bedenimde
    Omuzlarıma vurulmuş
    Ağır yükün
    Taşıyamıyacağımı
    Bilsemde
    Sürüklenir giderim
    Bir bilinmeze
    Vakit akşam olur
    Kör karanlıklar
    Sızlatır içimi
    Kendimi salarım
    Ovaların sesizliğine
    Koyunların çıngırak
    Sesini duyarım
    Çobanların türkü
    Nağmelerini dinlerken
    Süzülerek avunurum
    Geceyi yırtan
    Uğursuz baykuşların
    Her defa ötüşünde
    Ürperir
    Korkuyla karışık
    Kaybolurum
    Kolay geçmek bilmez
    Saatler dakikalar
    Ay ışığında
    Parlayan yıldızlarla
    Sesizce konuşurum
    Karabasanlar sarar etrafımı
    Bedenim ruhumdan
    Ayrılır
    Bu işkence nöbetinde
    Sabahı zor bulurum
    Gün ışığı ile
    Aydınlanırım
    Bulutlarla hüzünlenir
    Kaybolurum

    Nafiz YILMAZ
     
  8. Nafiz_Yılmaz

    Nafiz_Yılmaz Üye

    Katılım:
    3 Eylül 2013
    Mesajlar:
    98
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    620
    Meslek:
    Şair
    Yer:
    Nevşehir
    Banka:
    0 ÇTL
    Nazım'ı Anlamak

    Devri devranlar kahpece sinsice dönüyor
    Sahip çıkacak yok yiğitler usturanın karşısında
    Namlunun ucunda kara topraklar a gömülmüşler
    Sürgülü demir parmaklıkların zindanların taş duvarların
    Yaren yoldaş dertlerine sırdaş yaşadığın günler
    Kolay geçmek bilmiyor saatler dakikalar saniyeler
    Memleketinin özlemine doyamayacağın belkide
    Bir daha göremeyeceğin şu kısa anı kim yaşamak ister
    Kim bu yedi bela zulmü üzerinde taşımak
    Yaralı bir ceylanın yürek atışlarında
    Senin sesizliğini çaresizliğini uğradığın hakarete
    Dayanarak yanlış bir hükümün kararını taşımak ister

    Yol karmaşık yol dikenli yol bilinmeyen bir sonsuz gidişte
    Yol ömrün sancısını kuşların kanadına takılmış
    Gök yüzünü süsleyen uçutmalar kadar
    Keyifsiz bulutlar misali hüzünlü yağmur kadar
    Islak bir ağaç kuytusuna sığınacak kadar
    Mesnetsiz her zerresini kıracak parçalayacak kadar
    Göğüsüne saplanan bir iğrenç sızıdan farksız
    Ama bu yol ki seni değerlerinle yüceltecek kadar
    Dünyayı sana hayran sevgiyi sana yakıştıracak kadar
    Doyumsuz eşdeğer olacak saf bem beyaz tertemiz

    Bırakıp gittiğin gibi olmayacak hayat tatsız ve tuzsuz
    AHMED ARİF'İN prangalar eskittiği hasretliğinde
    SEBAHATTİN ALİ'NİN kahır işkenceleriyle tükendiğinde
    Zerresi yok insafın insanlığın iğrençlik pazarında
    Katı bir bataklığa gömülmüş sülükler kan emer
    Yapış yapış sarılmış günahsız bedenlerde
    Çocukların sana el sallarken dinmeyen yaşlı gözlerinde
    Damla damla dökülürken öksüz kaldığını anlar
    Bir cevri cevher i kaybettiğini görür topraklar hışkırarak
    Matemli bir kara yasa bürünür bu sürgün sevdanda karalar bağlar

    Nafiz YILMAZ
     
  9. Nafiz_Yılmaz

    Nafiz_Yılmaz Üye

    Katılım:
    3 Eylül 2013
    Mesajlar:
    98
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    620
    Meslek:
    Şair
    Yer:
    Nevşehir
    Banka:
    0 ÇTL
    Öksüz Kaldık Atam

    Dağlar taşlar bile suskun
    Topraklar kara yas içinde
    Ülke bir baştan bir başa ağlıyor
    Millet perişan ahu figan içinde

    Altın saçların mavi gözlerin
    Kapanmış bir daha bakmazcasına
    Irmaklar suskun kalmış başı boş
    Direniyor sesiz duruyor akmazcasına

    Ölüm yakışmaz o heybetli bedenine
    Çanakkalede sakaryada dumlupınarda
    Destanlar yaratın arşa çıkacak unutulmayacak
    Bayraklar diktirdiğin kale burçlarında

    Seni arar mehmedin ayşen kara fatman
    Yokluğuna alışamaz saklamazlar isyanını
    Bir ulus seninle aradı seninle buldu
    Yitirdiği kaybolduğu heycanını

    Sisli puslu bir on kasım sabahı
    Dokuz'u beş geçe içimiz haykırır
    Tarih yazıldığı gibidir tekkerrür etmez
    ATAM seninle yazıldı seninle kalır

    Bir gemi yanaşır dolmabahçe rıhtımına
    Ağaçlar eğilip boynunu bükmüş
    Şanlı bir komutana saygıdır bu
    Bütün dünya önünde diz çökmüş

    Şehitler yatıyor koyun koyuna isimsiz kahramanlar
    Toprak uğurunda göz kıpmadan ölmekse vatan
    Bırakıp gittin çok çok erken ansızın bizleri
    Yokluğunda bi çareyiz ÖKSÜZ KALDIK ATAM

    Nafiz YILMAZ
     
  10. Nafiz_Yılmaz

    Nafiz_Yılmaz Üye

    Katılım:
    3 Eylül 2013
    Mesajlar:
    98
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    620
    Meslek:
    Şair
    Yer:
    Nevşehir
    Banka:
    0 ÇTL
    Ömrüm Kara Kış'a tutuldu

    Soğukmu öldürür insanı
    Kara kışlar geldi geçti sayamadım
    Saysamda ne farkederki;
    Hüzün efkar yan yana
    Ömrüm karakış'a tutuldu
    Kulluğum yaradana bahane
    Sevgi saygı dinlemez kış
    Gönül kafeste çırpınan kuş
    Feryadı figanı anlamsız
    Tariflerle mümkün olmayan
    Sabır cenderesinde
    Bin parçalansamda hoş
    Ömrüm kara kış'a tutuldu
    Bahar gelse yaz gelse farketmez
    Güz gelsede bitmez bu çile
    Yerin yedi kat dibi
    Yedi kat gökyüzü âla arşa
    Çıksada tahammülsüzüm
    İnsede yine sessizim
    Şu manasız hayatta
    Sersefil çaresizim
    Ömrüm kara kış'a tutuldu
    Bir sokak kedisi gibi titresemde
    Yada ıssız bir yerde kara çalı
    Yine gam yine keder
    Bitmez yüreğimin isyanı

    Nafiz YILMAZ
     

Sayfayı Paylaş