1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Namaz kılanın Allah katında değeri ne?

Konusu 'Sadece Magazin Haberleri' forumundadır ve gizemce tarafından 5 Eylül 2007 başlatılmıştır.

  1. gizemce

    gizemce Katılımcı

    Katılım:
    31 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    173
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    student
    Yer:
    istanbul
    Banka:
    0 ÇTL
    [​IMG]

    Namaz kılanın Allah katındaki değeri nedir?

    Namaz, insanı yeryüzü üniversitesinde talebe yapar. Sabah ne zaman kalkacak, akşam ne zaman yatacak, bunları insan namazla ayarlar. Namaz insanı Allah'a gerçek manada kul eder. Hac'da tavaf yaparken "Lebbeyk Allahümme Lebbeyk" (Emret Allah'ım, emret) diye bağırırız. Bu ses hayatımızı doldurur, doldurmalı.
    Kur'an'ı hayatına tatbik etmek isteyenler görecekler ki hayatımızın en önemli meselesi namazdır. İnsanlar, patrona, öğretmene, polise, kumandana itaat ediyor. O zaman düşünmeliyiz; biz amirlere itaat ettiğimiz kadar Allah'a itaat ediyor muyuz?

    Namaz, Müslüman'ı sıkı sıkı bağlar, götürür mihraba teslim eder.

    Bu hayatta en önemli mesele Nuh'un (as) gemisine, yani sefine-i Kur'aniye'ye binebilmektir. Çünkü o geminin dışındakiler helak olacak.

    Bu hayatta en önemli mesele İbrahim Aleyhisselam gibi maddi manevi putları kırıp, mihraba yönelebilmektir.

    Aslında namazın zorluğu olmaz. O zorluğun sebebi, namaz kılanların işlediği günahlardır. Aslında adam namaz kılmaya uğraşıyordur, fakat televizyonun karşısından kalkıp da namaza duramaz. Televizyon onu çeker götürür başka âlemlere...

    Namaz kılmanın zorluğu olmaz, günahların ağırlığı var üstümüzde. Günahlar, kalbe oturuyor, kalp nefes alamaz duruma geliyor. Böylece mü'mine namaz kılmak zor geliyor. "Namaz kılmak neden zoruma gidiyor!" Sor kendine bu soruyu; alacağın cevap şu: "SUÇ BENDE!"

    Şu yaz gününde, bir genç, "Ben, Sultanahmet Camii'ne gidip namaz kılacağım." diyor. Böylece namaz o genci belki plajlardan, belki boş eğlencelerden geri çekiyor, camiye götürüyor.

    Ahmet Kutsi Tecer'in şu şiirini dinî hayata uydurup o duyguyla okuyorum:

    "Geceleyin bir ses böler uykumu,

    İçim ürpermeyle dolar; nerdesin?

    Arıyorum yıllar var ki ben onu,

    Âşıkıyım beni çağıran bu sesin.

    Gün olur sürüyüp beni derbeder,

    Bu ses rüzgâra karışır gider,

    Gün olur peşimden yürür beraber,

    Ansızın haykırır bana; Nerdesin?

    Bütün sevgileri atıp içimden,

    Varlığımı yalnız ona verdim ben,

    Elverir ki bir gün bana derinden,

    Tâ derinden bir gün bana "gel" desin...

    Namaz sevdası ilahi bir sevda...

    Müdürün odasına gireceğimiz zaman kendimize çekidüzen veririz. Söyleyeceğimiz cümleleri odaya girmeden, dışarıda tekrarlarız. Sonra büyük bir ciddiyetle kapıya vurur içeri gireriz. Kelimeleri seçerek, ses tonumuza dikkat ederek konuşuruz. Aynı ciddiyetle odadan çıkar, işimize bakarız.

    Müdüre gösterdiğimiz saygıyı, namazda Allah'a gösteriyor muyuz?

    Namazı ciddiye almak lazım.

    Namazdan lezzet almanın sırlarından biri de, namaz sûrelerinin manalarını bilmektir...

    Namaz sûreleri ne diyor?

    Sadece besmele çekerken "Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla" derken bile, başka ilahların adıyla iş yapanlar var demek ki, biz o ilahların tümünü silip atıyoruz.

    Rab ne demektir? Hamd ne demektir? Allah din gününün sahibidir, ne demek? Müslüman namazda okuduklarının manalarını araştıracak, okuyacak ve yazacak. Böylece engin bir kültürün kapısı açılmış olacak.

    Fatiha Sûresi, Müslüman'ı her türlü yanlış inançtan geriye çekip Allah inancına sevk ediyor. "Rahman" kelimesini Elmalılı iki sayfada anlatmış.

    Bir Fatiha Sûresi hakkında onlarca kitap yazılmış...

    Kur'an'ı anlamak lazım. Yaşayabildiğimiz kadarını Kur'an'dan almak lazım.

    Ezan Müslümanları namaza çağırdığı gibi "hayya alel felah" diyerek felaha ve kurtuluşa da çağırıyor. Demek ki İslamiyet'i öğrenen, anlayan, yaşayan felaha erer. Yani kurtulur. Demek ki sadece ezanı anlayanlar bile İslamiyet'i büyük ölçüde anlarlar.

    Aklınıza "Namaz kılanın Allah katındaki değeri nedir?" diye bir soru geliyorsa bilin ki, namaz kılan Müslüman'dır... Gerçek değer budur...
     
  2. ahbeabi

    ahbeabi Uzman

    Katılım:
    7 Şubat 2007
    Mesajlar:
    1.000
    Beğenileri:
    19
    Ödül Puanları:
    1.130
    Meslek:
    Memur
    Yer:
    VAN
    Banka:
    7 ÇTL
    Yüreğinize sağlık kardeş Paylaşım için Teşekkür ederim.

    Namaz, Rabbimizle kurduğumuz en güçlü sevgi iletişimidir. Huzurunda
    huzur bulduğumuz, Yüceler Yücesi’ni ancak namazda bütün varlığımızla hissederiz; varlığında varlık buluruz.

    Başlangıç tekbiriyle ellerimizi kaldırıp her şeyi geriye, arkaya, ikinci plana atarız. Birliğinde dirlik ve dirilik buluruz. Güzel isim ve sıfatlarıyla kuşatılırız; üzerinde durduğumuz seccade kanatlanır ve bizi ötelere, ötelerin ötesine götürür. Bir nur ve huzur iklimine taşınırız. İmanımız güçlenir, derinleşir, mânevî lezzetini ruhumuza daha çok tattırır. Miraç hediyesi namaz, böylece bizim de miracımız olur.

    Namaz, kulluk davetine icabette sorumluluğumuzu hissetmektir,

    “ Sözümde duruyorum, Sen benim Rabbimsin ve huzurundayım.” diyerek isbât-ı vücut etmektir. Bu sebeple, en derin ve anlamlı kulluktur namaz. Kimin huzurunda durduğumuzu bilerek varılır hakikatine. Hiç kimseye yapılmayanlar yapılır Cenâb-ı Hakk’a. Böylece O’nun eşsizliği, tekliği, birliği, beş vakit namazla fiilen ilan edilmiş olur.

    İnsan zayıf, sonlu ve sınırlı bir varlıktır. Kudreti sonsuz olanın huzurunda, O’ndan başka her şeyi unutarak durur, en derin saygıyla eğilir ve sonra da, koyar varlığının en kıymetli uzvunu yerlere. Böylece, kime secde ettiğini bilerek gerçek namaza ulaşmaya çalışır. Bu, sadece bedenin değil, rûhun da secdesidir. Böyle olduğu içindir ki, nefsâniyet bütünüyle serilir yerlere, benliğin burnu sürtülür, gurur sürgün edilir. Bu hâli yaşayan kul, kendi kişiliğinin farkına varır, sahibine, mâlikine, yaratıcısına teslim olmanın, varlığında ebedî bir varlık bulmanın saadetine erer.

    Namaz bu sebeple rûhun zaferi, nefsin hezîmetidir. Ancak bu zafer, bir seferlik değildir. Çünkü nefs, her hezimetten sonra, yeniden ve bir daha serildiği ve devrildiği yerden kalkmak ve intikamını almak için harekete geçecektir. Bu sebeple, dünya imtihanında mü’mini başarıya götüren en temel güç namazdır. Namazsız insan, nefse ve şeytana karşı çok önemli bir korunma, beslenme ve güçlenme unsurundan mahrum kalmış demektir. Namaz, imanların teyidi ve sınanmasıdır. Mü’min namazda sudaki balık gibidir, namazla hayat bulur. Kanatlanır İlahi huzura ve tabii ki bu âlemden hiç çıkmak istemez. Büyüklüğü önünde yokluğa varan küçüklüğünü, gücü önünde acizliğini, sınırsız zenginliği karşısında fakirliğini iyice anlar. Kendi adına ne kadar yoklaştığını, Rabbi namına ne kadar çoklaştığını hisseder, O’na güvenip dayanmanın ve ancak O’ndan yardım dilemenin doyumsuz zevkini yaşar.

    Necip Fazıl rahmetli, “Namaz kılabildiğiniz için de namaz kılın, secde edebildiğiniz için de şükür secdesi yapın.” derdi.

    Rahmetli Hacı Annemiz, gençliğinde hocasına, “Bu aralar namaz kılamıyorum.” diye dertlenir. Mürşidinin cevabı sarsıcıdır…

    “ – Sen, bu vakte kadar hiç namaz kıldın mı ki!” Namazın hakîkati, bir çınar tohumunun ağaçlaşıncaya kadar yaşadığı merhalelerce çokluk ve çeşitlilik arzeder. Yani her namaz aynı değildir. Ancak namazın hakikisi, kılanı en güzel ahlâka yüceltir. Namazı bize öğretenin ahlâkına getirir.

    Namaz günaha giden yollarda en etkili frendir. Efendimiz (sav)in ifadesiyle, mümini beş vakit yıkayan ve arıtan bir ırmaktır.

    Namaz, bittikten sonra da devam eder. Hz. Mevlana, bu manaya işareten der ki:

    “ – Öyle bir abdest al ki, hiç bozulmasın.

    Öyle bir namaz kıl ki hiç bitmesin. Âşıka beş vakit yetmez, beş yüz bin vakit arzu eder. Zira namaz, Sevgililer Sevgilisi olan yüce Yaratıcıya vuslattır.

    Gerçek âşık, vuslatın bitmesini ister mi?”


    Gerçek namazdan sonra camideki saflar dışarıda da gönül safları olarak devam eder. Namaz, Efendimiz (sav)’in tâlimiyle hayat buldu, hayatı hayatlandırdı. Bu sebeple namazsız hayat, bayattır. Namaz hem rûhun rahatı hem de vücûdun sıhhati oldu. Nasıl maddî organlarımız hareketsizlikten kireçlenirse, mânevî organlarımız da tembellikten durağanlaşır, cansızlaşır ve nihayet ölür. Yaratılış çizgisinde çalışmayan her organın kireçlenip romatizmaya yol açması gibi mânevî organların tembelliği de daha beter bir hastalığa, rahatizmaya yol açar, sonra hisler iptal olur.

    Namaz, bütün ibadetlerin özetidir. Cenâb-ı Hakk’a saygının, varlık ve birliğini tasdîkin, nimetlerine şükrün hasıdır. Önceden ve peşinen alınmış sayısız nimete teşekkür, bilemediğimiz nice İlâhi iyilik ve yardıma derin bir hamddır.

    Namaz, ibadetlerin temsilcisidir. İnsan, namazla bütün mahlûkatın ibadetlerini Cenâb-ı Hakk’a takdim eden bir sözcü konumuna yükselir.

    Namaz, kulluğun özü, özeti, fihristi ve kulluk bilincinin zirvesi.

    İnsanın yüce Yaratıcı önünde eğilerek yücelişi ve bütün yaratıklardan üstte ve öte oluşu. Secdeden arşa açılan pencere ile rûhun rahatı ve gönlün nefes alışı…

    Namaz, kalbin gıdası,

    Benlik ve ruhun imhası,

    Güzel ahlakın duası,

    Ve Rab ile kurulan muhteşem bir sevgi iletişimi,

    “Mü’minin miracı”

    En çetin kulluk imtihanı,

    Kapımızı günde beş kez çalan Hakk misafiri,

    Nefs ile yapılan büyük savaşın ağır topu,

    Efendimiz (sav)’e yollanan Hakk hediyesi,

    Mü’minleri kullukta eşitleyen birlik ve beraberlik kaynağı,

    Namaz, ebediyen varolmak isteyenlerin vefalı yari,

    Namaz, Rabbimizle aramızda dostluk bağı,

    Namaz, birlik ve dirlik bereketi,

    Rabbe yaklaştıran vesile,

    Sevginin Sahibi’ne kavuşturan vuslat,

    Yeryüzü varlığı olan insanı gökyüzüne kanatlandıran Burak, Manâ dilinde tad,

    Cennetten ödünç alınmış zaman dilimleridir namaz. Namaz kimliğimizin göstergesi,

    Gemilerin hangi milletlere âit olduğunu gösteren bayraklar gibi

    Belirler bizi…

    Yüce Yaratıcıya bağlılığımızı ilan eder.

    Namazı bir kere hakikatiyle kılanı,

    Namaz bin kere kulluk sırrına erdirir.

    Bu sebeple, “Her gün beş defa çok değil mi, diyene, Haklısın, deriz.
    Ömürde bir kere de kılsak, olur aslında…

    Ama biz, günde beş kere,

    O bir namazı ararız.

    Yine de bulduğumuzdan emin olamayız.”


    ***** Namazlarımız namaz ola!

    Ömrümüz namazın gerektirdiği ahlâk ile,

    Baştan sona namazlaşa…

    kaynak: yenidünya dergisi
     

Sayfayı Paylaş