1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Namaz ve Zikir

Konusu 'Namazlar' forumundadır ve Tuba tarafından 3 Şubat 2014 başlatılmıştır.

  1. Tuba

    Tuba Özel üye

    Katılım:
    30 Ağustos 2012
    Mesajlar:
    2.587
    Beğenileri:
    198
    Ödül Puanları:
    2.230
    Meslek:
    okullu
    Yer:
    kumdan kaleler
    Banka:
    61 ÇTL
    Namazın da esası ve özü Allah'ı zikirdir. Cenab-ı Hak âyet-i kerimede, “Beni anmak için namaz kıl.” buyurmak suretiyle namazdan maksadın zikir olduğunu ifade ediyor. Yine Cuma Suresi'nin 9. âyetinde “Cuma günü namaz için ezan okunup nida edildiği vakit Allah'ın zikrine koşun.” buyrulması namazın zikir mânâsında kullanıldığını beyan etmektedir.

    Esasen namaz, zikrin bütün mânâlarını kâmil olarak ifade eden bir ibadettir.

    Namaza iftitah tekbiri ile girilir. Hemen ardından içinde tesbih, tahmid, tenzih ve tevhid bulunan Sübhaneke okunur: “Allah'ım seni her türlü eksiklikten tenzih ederim. Hamd sanadır. İsmin ve şanın yücedir. Senden başka ilah yoktur.”

    Rükûda, “Sübhane Rabbiyel Azim - Pek büyük olan Rabbim, her türlü eksiklikten münezzehsin.” diyoruz. Bu, Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih manasında pek büyük bir zikirdir.

    Secdede, “Sübhane Rabbiyel Ala - Pek yüce olan Rabbimi her türlü eksiklikten tenzih ederim.” demekteyiz. En açık mânâsıyla Allah'ı zikir secde halinde kendini göstermektedir. Yine aynı şekilde, rükûdan secdeye, secdeden kıyama giderken hep “Allah-u Ekber” diye tekbir getirilir ki, tekbir Allah'ın yüceliğini, azametini ifade eden en güzel bir zikirdir.

    Her rekatta okunması vacip olan Fatiha Suresi de Allah'a hamd ile, “Hamd Âlemlerin Rabbi olan Allah'adır.” diye başlamaktadır. Hamd hem bir zikirdir, hem de şükrün ifadesidir.

    Rükûdan sonra, “Semiallahu limen hamideh.” “Allah kendisine hamdedeni duydu. Rabbimiz, hamd senindir.” denir. Bu noktada Allah'a yakınlığın bir ifadesi olan ihsan gerçeği karşımıza çıkmaktadır. Namazda, zikirle birlikte Allah'a yakınlık hali de en bariz şekilde yaşanır.

    Namazın içinde salat ü selam da getirmekteyiz. Bu bizzat Rabbimizin bir emridir. Tahiyyatta, “Ey Peygamber, selam sana, Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerine olsun, Allah'ım Muhammed ve âline salat kıl (merhamet et).” demekteyiz.

    Selam verdikten sonra okunan, “Allahümme entes selamü...” ibaresi zikir kelimelerinden başka bir şey değildir. Namazdan sonra otuz üçer defa “Sübhanellah”, “Elhamdülillah”, “Allahu Ekber” demek hem sünnettir ve hem de zikrin açık bir ifadesidir.

    Ayrıca kıyamdayken okunması farz olan Kurân Kerim âyetleri de başlı başına bir zikirdir. Namazın şekli de zikri sembolize eder. Varlık dünyasına göz atıldığında görülür ki, dağlar kıyam halinde, bitkiler kökleriyle secde halinde, hayvanlar rükû halinde Allah'ı zikretmektedirler. Namaz bütün mahlukatın zikrini cem etmesi sebebiyle, Allah'ı zikrin bariz bir ifadesidir. Bu noktada “Beni hatırlamak için namaz kıl.” emrini daha iyi kavramaktayız.

    Namazdaki huşu, huzur, şuur ve kalbin uyanıklığı zikri ifade eder. Zikir şuuruna ermeden, gaflet içinde kılınan namaz, ağzından çıkanı kulağı duymayan insanın haline benzer. Bu gibiler hakkında Resûlullah Efendimiz, “Nice namaz kılanlar vardır ki, onların namazlarından nasipleri yorgunluk ve zahmetten başka bir şey değildir.” buyurmuştur. Allah bu halden hepimizi muhafaza buyursun.





    ALINTI
     
    ZeyNoO ve Çağlayağmur bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş