1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Nar-ı aşk..

Konusu 'Şiir' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 12 Ekim 2011 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL




    gözlerinin yeşilini bıraktığın son yaprak da düştü döne döne
    sanki yüreğime bir gramofon iğnesi batar
    içimde düne dair…
    derin bir veda acısı,
    hicran sancısı, mahşeri bir özlem ve koskoca bir boşluk var
    seninle yaşamak bahardı…
    yokluğun hazan…eylül buram buram hüzün kokar

    gi t t i n g i d e l i…;

    boncuk boncuk terlemiş…
    saçları dağınık bulutlar düşer irem bahçelerinden
    kapımı çalar seninle birlikte yitip giden mavilikler ve
    uçurumun kenarındaki evrenin gözyaşları
    uçurtma rüzgâr…
    rüzgâr uçurtma ister benden
    .
    oysa…
    kara görmüş deniz gibi terk etti aklım beni
    onlarca martı ölüyor her gün ömrümden
    .
    sensiz…
    -haritası olmayan dünya mıyım…yoksa dünyası olmayan harita mıyım ben-

    galiba…
    biraz hava…biraz da suyum
    sevmek ıslaktı…oysa şimdi kuruyum
    “aşk işi de olsa her canlı”
    henüz çözülememiş gizemli bir soruyum

    meselâ…
    -gittiğin gün mü öldüm…yoksa öldüğüm gün mü gittin-

    her aynada senin yüzün…her duvarda resmin
    bense üçgen dairelerde hapisim
    -herkes mi ben…yoksa ben mi herkesim-

    elbet bir bildiği vardır diye…gönlümün peşine düştüm
    çiçek oldum…güneşinin muhabbetine dayanamayıp zemheride açtım
    öyleyse…
    -ben miyimdim seni seven…yoksa sen miydin kendini sevdiren-

    artık…!
    ne bahar ne yazım
    ne kadar yoksun…o kadar ayazım
    .
    içtikçe dolan boş bir rakı şişesi kadar susuz
    bin yıldır hiç durmadan akan ırmak kadar uykusuzum
    öyleyse…
    - geceler mi sarhoş…yoksa ben mi ayığım-

    Amin’i eksik dua…
    sahili dövmekten yorulmuş dalga gibiyim
    bakımsız bahçeye…
    yuvasından kovulmuş serçeye döndüm
    .
    sanki dünyadan elini ayağını çekmiş istiridyeyim
    anılarımızı saklıyorum annemin akide kavanozunda
    yüzümdeki hüzün girdaplarını çizen uçurum perileri…
    suzinak şarkılar terennüm ediyor…
    düş kurduğumuz mevleviler tapınağının pervazında
    .
    çıkmaz sokakta kaçak…
    yeniden yakılmayı bekleyen sönmüş ocak gibiyim
    .
    bilmiyorum…!
    aşkın meşalesi tekrar ne zaman yanacak
    -geçmişim mi daha kısa…yoksa geleceğim mi daha uzun olacak-

    neyse ki…
    elâ bir gökkuşağı demleniyordu iğde dalında…
    yakaladım umudun kıvırcık saçlarından
    ve esmer bir kuğu kondurdum dudağıma
    .
    gölgemden uçurtma…
    bezden bebekler yaptım…yokluğunda eş olsun diye serçe parmağıma
    kilim desenlerinde düşlerini buldum senin gibi taşralı bir güzelin
    ve
    şarabın öyküsünü sordum…göğümde uçuşan asma yaprağına

    dedi ki…
    /…-her insan bir boşluğa tutunur
    ki o boşluk…tanrısal bir yontudur-
    ve
    her aşk...kül rengi bir zamandan sonra soğur ve unutulur
    .
    kim bilir...!
    bakarsın gün gelir…
    bir cemre gibi düşer nar-ı aşk
    ve o boşluğu doldurur…/



    1990
    Tahsin özmen..
     

Sayfayı Paylaş