1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Narsistik Kişilik Bozukluğu

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve Suskun tarafından 20 Ağustos 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Narsistik Kişilik Bozukluğu​


    Aşağıdakilerden en az besinin varlığı ile erişkinliğin erken dönemleri de başlayan , üstünlük hisleri, beğenilme ihtiyacı ve kendini başkasının yerine koyamayıp, insanlara uygun yaklaşımlarda bulunamama ile seyreden bir rahatsızlıktır.

    1-Kendisinin başkalarından çok daha önemli olduğu duygusu içindedir. ( gösterdiği başarıları , sahip olduğu becerilerini çok daha olağanüstü olarak görüp, yeterli bir temeli olmamasına karsın çok değerli ve yüksek bir şahsiyet olarak bilinmeyi bekler.)

    2- Düşünceleri ,hayalleri büyük bir güç, engin bir deha, kusursuz bir güzellik ve mükemmel , sonsuz sevgi üzerinedir.

    3-Özel, benzeri olmayan biri olup, kendisini ancak çok zeki ve ustun nitelikli kişilerin anlayabileceğini düşünür ve sadece bu kişilerle ilişki kurup, dostlarını bu kişilerden seçmeyi düşünür.

    4-Çevresindekiler tarafından çok beğenilmeyi bekler.

    5-Hak ettiği duygusu içindedir. Sahsına özel, başvuran diğer kişilerden farklı bir tedavi uygulanacağı düşünceleri ve davranışları içindedir.

    6-Diğer insanlarla karşılıklı ilişkilerinde bencilce, çıkar düşünerek hareket eder. Başkalarının zaaflarından yararlanıp, hedeflerine ulaşmayı gözetir.

    7-Kendini diğer kişilerin yerine koyup, onların hissettikleri , düşündükleri ya da ihtiyaçları konularını anlamaya ve bunlara saygı duymaya isteksizdir.

    8-Genellikle başkalarının başarıları, yaptıkları , değerleri ve onların genel olarak varlıklarını kıskanabilirler. Diğerlerinin de kendilerini kıskandığını düşünürler.

    9-Kendini beğenmiş, ukala ve küstahça tutumlar içine girerler.

    Kendilerinin çok önemli , vazgeçilemez oldukları seklinde bir düşünce içerikleri vardır. Halk arasında"Büyük dağları ben yarattım" denen tavırlar içindedirler, gösterişçi ve kendini metheden konuşma ve davranışlar içindedirler. Bunların karşılığında bekledikleri ilgi, övgü , hayranlık ifadeleri ile karsılaşmadıklarında hayrete düşüp, hayal kırıklığı ve mutsuzluk dönemleri yasayabilirler. Başkalarının da kendi başarılarındaki katkısını gözardı edip, onları hesaba katmazlar. Otorite ya da üst düzey kişilerle ilesin kurmak için çabalayıp, bağlantı kurdukları bu kişilere abartılı nitelikler atfederler. Bu şekilde kendilerini de bu kişilerden varsayarlar. Daima bir kurumun en yetkilisi ( başhekim, profesör, mudur, komutan, işveren vs.) gibi en yetkili ile iletişime geçip, diğerlerinin fikirlerine aldırmazlar.

    Devamlı olarak birselde ne kadar iyi oldukları, oradakilerin kendilerini nasıl el üstünde tutup, değer verdiği, sevgi ve saygıyla karşılandığı üzerinde düşünürler. Çevrelerinden sürekli övgü, alkış beklerler. Sıra beklemek, izin istemek, yol vermek onların sözlüğünde olmayan kavramlardır. Çünkü kendilerine göre hersele hakları vardır ve daima bir öncelikleri olduğu düşüncesi içindedirler. Başkalarından bu konularda destek ve yardim göremediklerinde öfkelenirler. Başkalarını kendi isleri ve keyfi için köle gibi kullanabilir, yakın çevrelerini üst düzey ya da kendilerini pohpohlayacak kişilerden seçerler (en güzel ,en tanınmış kişiyle görünmek, arkadaşlık etmek, bu amaçla o tur kişilerin bulunduğu sosyal klüp, derneklere girip,faaliyetlerde bulunmak gibi).

    Diğer kişilerin içinde bulundukları durumlar konusunda aşağılayıcı, eleştirici, ilgisiz ve hafife alır bir tavır sergilerken, kendinin karsılaştıklarını derinlemesine aktarmaya çalışarak cifte standart uygulayabilirler.
    Herkesin başarısına haset edip, onların hiç birsele layık olmadıkları, kendilerinin de isterlerse kolayca onu yapabileceklerini düşünürler.

    Kendilerine yapılan en ufak yapıcı eleştiri ya da düzeltme,ekleme ve öneri bu kişileri ağır bir şekilde yaralayabilir. Bu durumda küçük duşmuş, mahvolmuş ,ortada bırakılmış hissedebilirler. Bu durumda aniden hiddetlenip, kırıcı olabilirler. Bunlardan ötürü sosyal ilişkileri bozuk olup başarıları devamlı olamaz. Başkaları ile yarışma gerektiren islerde yenilme riski nedeniyle ,bu islere karsı isteksizlikleri is ve sosyal hayatta beklenen düzeyin altına düşmelerine yol açabilir.

    Birlikte bulunabilen rahatsızlıklar:
    -Majör depresyon
    -Distimi
    -Anoreksia nervosa
    -Madde kullanım bozukluğu
    -Kişilik bozuklukları ( histrionik, borderline,
    antisosyal, paranoid k.b.)

    Kimlerde görülebilmektedir:
    Vakaların yarıdan çoğunu erkekler oluşturmaktadır. Toplumda % 1 den daha az oranda görülmektedir.

    Tedavi:

    Bireysel psikoterapi uygulanmalıdır. Tedavide kişiliğe ait abartılı beklentiler, düşünceler ve davranışların uygun ve gerçekçi olanlarla değişimi, kişiler arası yaklaşımların düzeltilmesi ve kırılgan yapı üzerinde çalışılır.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Narsisizmi Kendine Güvenle Karıştırmayın

    Narsisizm pskiyatride kendini aşırı sevme ile eş anlamlı kullanılmıştır
    Narsistler kendilerini, zekalarını, güzelliklerini diğer insanlardan üstün tutarlar. Bir psikiyatrın karşısına oturmaya yanaşmayan narsistler, bunun bedelini sadece kendileri değil, kendilerini sevenlere de ödetirler.

    Çevremizde değişik karakterlerde birçok insanla etkileşim halindeyiz. İlişki kurulması ve sürdürülmesinde en fazla zorluk çekilen kişilik yapılarından birisinin narsisistik kişilikler olduğunu düşünüyorum. Narsisizm terimi pek çoğunuzun gayet iyi bildiği gibi; eski Yunandaki kendisinin bir su birikintisindeki yansımasına aşık oL*n Narcissus, adındaki genç bir adamdan esinlenerek psikiyatri literatürüne girmiş ve kendini aşırı sevme ile eş anlamlı olarak kulL*nıL*n bir terimdir. Bu kendini aşırı sevme durumunu sakın kendine aşırı güvenle karıştırmayın, çünkü çevrelerine verdikleri o çok güven dolu ve karizmatik duruş ve davranış görüntüsünün altında ciddi bir güvensizlik yatmaktadır. Onları toplum içinde lafa “ben” diye başlayan, başkalarını tanımadan kendini tanıtmak uğraşında oL*n insanlar olarak görürsünüz.

    Gelin ilk önce narsisistik kişilik ile neyi ifade ediyoruz onu biraz açalım. Bu kişiler kendileri ile ilgili ciddi bir üstünlük duygusuna sahiptirler. Kendilerinin çok önemli olduğuna inanırlar. Kendi yetenek ve başarılarını abartma eğilimine sahiptirler. Çevrelerindeki herkesin de kendi içlerindeki o müthiş cevherin farkında olacağını varsayar ve kendilerine buna göre yaklaşılmasını beklerler. Hatta beklentilerinin dışında bir davranış ve hareketle karşılaşınca şaşkınlığa uğrarlar. Başardıkları işlerde nedense başkalarının katkısını pek görmeye yanaşmayıp, olayı kendi zaferleri olarak nitelemeyi severler. Ulaştıkları noktalarla ilgili birilerine pay biçiyor olsalar bile, bunu öyle bir yolla yaparlar ki, başkalarının kendisine “Yok canım, hiç tevazu gösterme sen olmasan bunların hiç biri olamazdı” demesini içten içe bekler ve bunu hak ettiklerini düşünürler.

    GÜVENLERİ KIRILGANDIR

    Onların başarıları sınırsız, güçleri üstündür. Kimisi zekasına, kimisi güzelliğine aşırı anlam yükler. Yaşadıkları ve yaşatacakları sevgi bile ideal ve kusursuzdur. Nedense “özel ve üstün” olduklarına ve ancak “özel” insanlarla anlaşabileceklerine inanırlar. Hayatlarında paylaşım yaşadıkları insanları “en iyi ve en tepedekiler”den seçmeye gayret ederek aslında kendi değerlerini şişirme uğraşları vardır. Onlar en iyi avukata, en iyi doktora, en iyi kuaföre giderler, gittikleri yerlerde özel muameleyi hak ettiklerine inanırlar, hayal kırıklığına uğradıkları anda bu insanlara karşı birden aşağılayıcı ve olumsuz tavır takınırlar.

    Beğenilmeyi çok isterler. Kendilerine güvenleri aslında çok kırılgandır. Sürekli dikkati ve ilgiyi kendi üzerlerinde tutma uğraşlarının kendi ruhlarına ne büyük bir yük getirdiğinin ne yazık ki farkına varmazlar.

    Sıra beklemeyi sevmezler. Her yerde ayrıcalıklı davranış beklentileri vardır. Başkalarının duygularını ve gereksinimlerini anlamaya çalışmak konusunda isteksizdirler. Çünkü başkaları onları anlamak zorundadır! Onların yaptığı iş “çok önemli”dir, diğerlerinin ki o kadar da önemli değildir. Arkadaşlık ilişkileri, hatta duygusal ilişkileri kendisine güvenini besleyecek ve artıracak şekilde devam ettiği sürece vardır. Eleştiriye karşı çok hassastırlar. İlk anda tepki veremeseler bile kendilerini eleştirenleri pek unutmaz ve mutlaka bir karşı atak zamanını kollarlar. Pek çoğu ya başkalarını kıskanır veya başkalarının kendilerini kıskandığına inanırlar.

    Her insanın kişiliğinde olumlu ve olumsuz yönlerin bir arada bulunduğunu kabul etmemiz gerekir. Normal budur. Yani benim içimdeki becerikli, güçlü ve olumlu parçayı, gene kendi içimde yüzleşebildiğim kişisel zaaflarım ve olumsuzluklarımla bütünleştirebildiğim takdirde ben sağlıklı ve normal bir birey haline gelirim.

    KENDİLERİNİ SEVERLER

    Narsisistik kişilikte ise bir paradoks vardır. Bir yandan kendilerini çok sever ve güçlü hissederken, diğer yandan üstünü örtmeye çalıştıkları, değersizleştirdikleri ve sevgi açlığı çektikleri bir bölüm vardır. Bu bölümden uzak durmak ve onun kendi hayatlarındaki eziciliği ile yüzleşmek istememelerinin yolunu diğer yönlerini abartarak kapama uğraşında olurlar. Özellikle çocukluk yıllarında engellenmeler, aşağıL*nmalar ve yoksunluklar yaşayan kimseler, bir savunma olarak narsisistik kişilik geliştirebilirler. Kendi iyi yönlerini herkesin hayran olması için sergilerken, olumsuz taraflarını kendileri de dahil olmak üzere herkesten gizleme uğraşı içinde olurlar.

    Narsisistik kişiler genelde bir psikiyatrın karşısına oturmaya pek yanaşmazlar. Bu durumun bedelini de sadece kendileri hayat boyu ödemekle kalmaz, kendilerini sevenlere de ödetirler.
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Narsistleri Utandırmak Saldırganlaştırabilir.

    Yapılan çalışmalarda narsist gençlerin utandırıldıklarında diğerlerinden daha agresif oldukları tespit edildi.

    Utandırıldıklarında öz saygıları yüksek olan ergenler daha fazla agresifleşme eğilimi gösteriyorlar. Düşük öz saygısı olan ergenlerse zedelenmiş egolarını savunma ihtiyacı bile duymuyorlar.

    Narsistler büyüklemeci bir benlik anlayışı oluşturma ve idame ettirme gayreti içindeler. Gerektiğinde öz-saygılarını korumak adına öz-düzenleme stratejilerine yöneliyorlar. Utanç verici olaylar üstünlük duygularını tehdit ettiği için, utançla indüklenen agresyon benlik değerlerini korumak için başvurdukları savunmacı bir tutum olarak değerlendiriliyor.

    Araştırmacılar agresyonun altında düşük öz saygının yattığı geleneksel görüşü destekleyen her hangi bir bulgu saptamadılar.

    Araştırmacılar narsist gençlerin utanç verici olaylara daha duyarlı olduklarını belirtiyorlar ve ebeveyn ve öğretmenleri özellikle kendisine saygısı yüksek olan gençleri utandırmamaya çağırıyorlar.







    Narsistlerle nasıl yaşanır?



    Egosu yüksek olan kişiler nasıl bir duygu dünyasına sahiptirler? Bu kişiler dünyada neden kendilerini tek ve biricik olarak görürler? Çok çalışkan ama rekabetçi, sürekli övgüyle beslenen, eleştirilere karşı aşırı duyarlı olan bu kişiler dünyada dost bulamayan insanlardır. Başkalarına empati yapamayan, acıyamayan, yardımdan nefret eden, karşısındaki kişileri her zaman ezen ve küçük düşüren bu kişileri ve özelliklerini tanımak ister misiniz? Evet diyorsanız Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi'nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Oğuz Tan'ın konuyla ilgili açılımlarını sunuyoruz..

    -Narsisistik nedir?

    Narsisist kendisini fazla beğenen, üstün gören, hep takdir ve ilgi bekleyen, imtiyazlı olduğuna inanan, özel muamele bekleyen kişidir.

    -Kişinin narsisist davranışlar göstermesi neye bağlıdır?

    Narsisist kişiliğin altında, paradoksal olarak, derin bir kendine güvensizlik yatar. Nitekim bu kişiler çok alıngan, eleştiriye oldukça tahammülsüz insanlardır. Şuuraltı bu kendine güvensizliği bir nevî bastırarak kendini aşırı beğenen insanı üretir. Narsisistler ayrıca empati kuramayan, başkalarının duygularını anlayamayan kişilerdir. Kendine güvensizlikle başkalarını anlayamama birleşince, narsisistik kişilik gelişir.

    -Narsisist davranışların eğitim ile bağlantısı var mıdır?

    Narsisistler övgüyle beslendikleri için, çok çalışırlar. Dolayısıyla hayatta başarı kazanma, iyi bir yere gelme ihtimalleri yüksektir. Başarı, kendini beğenmişliklerini iyice besler, böylece narsisistin yakın çevresiyle ilişkisi iyice bozulur. Parlak bir statüsü olan, ama yalnız bir insan vardır tepelerde bir yerde. Çalışkan olmayan, başarı kazanamayan narsisistlerin de hayatları kötüdür, çünkü çok ihtiyaç duydukları övgüyü bir türlü elde edemezler.

    -Elitist davranışların narsistik kişilik ile bağlantısı var mı?

    Narsisistler elitist davranışa eğilimlidirler. Statüsü yüksek arkadaşlar edinmek, iyi yerlere gitmek, iyi arabalara binmek isterler. İnsanları ezmekten çekinmezler, kendileri en üstün oldukları için, başkalarını ezmek doğal davranışlarıdır.

    -Narsisist eğilimler ilk olarak kişide ne zaman fark edilir?

    İzleri ergenlik, hatta çocukluk yıllarına kadar uzanabilir, ama asıl 18 yaşından sonra belirgin hale gelir.

    -Narsistik eğilimleri fark edilenler kendini bundan alıkoyabilirler mi?

    Narsisistler, genellikle narsisist olduklarını fark etmezler; söyleseniz de kabul etmezler; kabul etseler bile kolay kolay değiştiremezler.

    -Gösteri sanatlarıyla ilgili olan kişilerin egolarının gelişmişlikleri ile narsisizmin ne gibi bir bağlantısı vardır?

    Beğenilmek, övülmek, alkış almak, en parlak-en güzel-en yakışıklı-en başarılı olmak isterler, zaten böyle olduklarına da inanırlar. Bu yüzden seçtikleri mesleklerin göz önünde olması normaldir. Zaten narsisizm, zeka ve çalışkanlık ile birleştiğinde çok çarpıcı eserler çıkabilir.

    -Peki ego yüksek olmazsa sanat olur muydu?

    Her sanatçı narsisist değildir. Ama narsisistler alkışnı bol olduğu sanatlara eğilimlidirler. Başarı da narsisizmi besler.

    -Narsisist duyguların yüksek olduğu diğer meslek dalları hangileridir?


    Narsisistler genellikle göz önünde olacakları meslekleri seçerler. Meslekleri ne olursa olsun, göz önüne çıkmaya, sıyrılmaya, başkalarından üstün olmaya çalışırlar.

    -Politikacıların da narsisist olduklarını söyleyebilir miyiz?


    Her politikacı elbette narsisist değildir. Fakat politikanın narsisistler için cazip bir alan olduğunu söyleyebiliriz. ABD'de yaşayan politik psikiyatri uzmanı Kıbrıslı Vamık Volkan, vaktiyle Türkiye'de yasaklanan Atatürk biyografisinde, Cumhuriyet'in kurucusunun 'yapıcı narsisist' olduğunu söylemiştir.

    -Narsisismi yüksek bir politikacının ülkesine vereceği zarar neler olabilir?


    Yapıcı narsisistin örneği Atatürk ise, yıkıcı narsisistin örneği Hitler'dir.

    -Narsisist kişiler duygularını nasıl beslerler?


    Övgü bekleyerek ve başkalarını ezerek...

    -Narsisist kişiler çevresine zarar verirler mi?

    Önemli özelliklerinden biri empati eksikliğidir. Başkalarının duygularını anlayamazlar. Zaten başkalarını önemsemezler. Başkaları, ancak kendilerini övmek, onaylamak için vardır. Bu yüzden yakın ilişkileri; evlilik ve yakın dostlukları sürdüremezler. Fedakarlığı hep başkalarından beklerler, çünkü onlar uğruna her türlü fedakarlığın yapılacağı insanlardır. Vermezler, alırlar. Aşkta bile, beğenilmek için vardırlar. Başkalarının hakkını çiğnemekten çekinmezler, hatta hak çiğnediklerinin farkına bile varmazlar, zaten her şeyin kendi hakları olduğuna inanırlar. Çıkarcıdırlar.

    -Narsisist kişilerin içlerinde doyuramadıkları bir boşluktan söz edebilir miyiz?


    Hayatta sürekli onaylanmak, sürekli beğenilmek mümkün değildir. Bu yüzden narsisistin beklentileri, hayatla bağdaşmaz. Ne kadar yükseğe çıksalar, daha yüksektekini kıskanırlar. Evet, doyurulamayan bir boşluk vardır içlerinde.

    -Narsisistlerin gerçek dostları var mıdır?

    Narsisistleri terk etmeyen insanlar, sadece bağımlı kişilerdir. Bağımlı bir eş veya arkadaş, siz ona ne yaparsanız yapın sizi terk edemez, hatta kızmayasınız diye size fikrini bile söyleyemez. Bir narsisist ile bir bağımlı arkadaş veya karı-koca olduklarında, narsisist bağımlıyı o kadar ezer ki ve bağımlı o kadar kendini ezdirir ki, ortaya utanç verici manzaralar çıkabilir. İnsanları sömürürler, kendi çıkarları için kullanırlar.

    -Narsisistler neden ikinci adam olmaya razı olamazlar?

    Hep en üstün, en kabiliyetli, en başarılı, en güzel, en parlak olarak kendilerini gördükleri için.

    -Narsisistik bir kişilik bozukluğu mudur?

    Evet, bir kişilik bozukluğudur.

    -Narsisistik davranışlarda öğrenilmişliğin hiç payı yok mudur?

    Genetik etkenlerin de, çocukluk ve ergenlikte yaşanan olayların da, anne-baba tutumlarının da, kardeş ve sosyal çevre ilişkilerinin de payı vardır.

    -Narsisistler savunmacı kişilikler midir?


    Tenkit kabul etmeyen, tenkit etmeseniz bile sizi yanlış anlayıp kırılan, küsen insanlardır. Bu anlamda savunmacıdırlar.

    -Narsisist olmayan kişilerde de narsisistik savunmalar yapmazlar mı?


    Hepimiz narsisistik savunmalar yaparız. Çünkü hepimiz kendimizi iyi görmek isteriz. Ama narsisistlerin problemi kendilerini iyiden de öte imtiyazlı görmek ve başkalarına değer vermemektir.

    -Narsisistik savunmalar nelerdir?

    'Boyum kısa, ama aklım uzun' narsisistik savunmalara tipik bir örnektir. Veya 'Kıroyum, ama para bende.'

    -Narsisistler kendilerini sanırım iyi sunuyorlar, anlatımları, satışları iyi değil mi?

    Çoğunun sahnesi iyidir.

    -Narsisistlerde vefa duygusu görülür mü?

    Vefa, narsisist için İstanbul'da bir semt adıdır.

    -Acıma hissi ne kadardır bu kişilerde?

    Empati kuramadıkları için, acıma duyguları zayıftır. Acıma gösterseler bile, yüzeyseldir, derin değildir.

    -Yardım etmeyi, sosyal sorumluluklarda yer almayı pek tercih etmiyorlar herhalde?

    Yardım ve sosyal sorumluluk, narsisist için, iyi bir gösteri alanıdır. 'Sağ elin verdiğini sol el bilmesin' türü yardım anlayışı narsisistin kitabında yazmaz.

    -Yaptırdığı her hayır işine kendi ismi ve ailesinin ismini verenlerde bu duygu azda olsa var galiba?


    Yad edilmeyi istemek, mutlaka narsisist olmak anlamına gelmez. Ama narsisistler her türlü hayır işini hayran edinmek için yaparlar.

    -Size göre dünyanın gördüğü en büyük narsisistler kimlerdir?


    Dünyadaki herkesi tanımadığım için bu soruya cevap veremem. Ama kendi kendini imparator ilan eden Napoleon, kendisine müthiş inancı olan Hitler gibiler sayılabilir.

    -Hangi durumlarda narsisistik davranışlar hoş görülebilir?


    Çalışkan ve zeki narsisistler, çok önemli işler başarırlar. Siyaset, sanat ve bilimde değerli eserler verirler. Ama bunların bile yakın çevreleriyle ilişkileri pek iyi değildir.

    -Narsisistlerin evlilikleri nasıldır?

    Almak, ama vermemek esasına dayalıdır. Eşlerini sömürürler. Anlamazlar, ama anlaşılmadıklarını düşünürler.

    -Narsisistlerin etkin olduğu iş yerlerinde kişileri neler bekler?

    Narsistlerin yetenekli gösterileri yüzünden kendine güven kaybı, değersizlik duygusu. Eleştirilmek, aşağılanmak, ağzıyla kuş tutsa yaranamamak…

    -Kendisinin narsisit olduğunu fark eden kişi ne yapmalıdır?

    Narsisist olduğunu fark eden kişi genellikle narsisist değildir.

    -Narsistiklerin tedavi edilmesi gerekir mi? Ya da bu kişilikler tedaviyi kabul eder mi?

    'Ben narsisistim' diye diye tedaviye gelmezler. Genellikle depresyon yüzünden başvururlar. Çünkü narsisistler sık hayal kırıklığı yaşarlar. Çünkü hep sevilme, övülme beklentilerinin hayat boyu devamlı karşılanması mümkün değildir.
    alinti



     

Sayfayı Paylaş