1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ne kadar saygılı ve hoşgörülüyüz.

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve alemdar tarafından 14 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. alemdar
    Cesur

    alemdar Öyle bir geçer zaman ki! V.I.P

    Katılım:
    27 Haziran 2010
    Mesajlar:
    2.866
    Beğenileri:
    2.541
    Ödül Puanları:
    6.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    ATAMIZIN ŞEHRİNDEN
    Banka:
    3.926 ÇTL
    Defalarca bundan bahsetmişizdir. Konular içinde de konu olarak karşımıza çıkmıştır. Yazarken, çizerken, okurken, etrafta, orada, şurada, burada, v.s. Yine söylüyorum her zaman da söyleyeceğim (sadece ben söylemiyorum) Ya arkadaş birbirini sevmesek te birbirimize saygılı, ölçülü olalım. Ama ne dersen de... Elimden geldiği kadar dikkat etmeye bu durumlara, dikkat etmeye çalışırım. (keşke, saygının yanında sevgide olsa). Ve etrafımda da dikkat edenlere rastlamaktayım. Fakat şöyle enterasan bir durum var ki... Mesala, kaldırımda yürüyorsunuz, kaldırım biraz dar, karşıdan da biri gelmek te. Siz hafifçe(gerekirse durarak yada yola inerek) çekilip yol vermeye çalışıyorsunuz. Ama karşınızda ki, (bay/ bayan) kişi sanki tarlada yürüyormuş gibi, hiç umrunda olmadan neredeyse sizi ezip geçecek. Ya da yolu verdiniz, insan bir tebessüm eder en azından nezaketen. Ulaşım araçlarına bineceksiniz. Sıra var veya yok. Herkesin mutlak bir yere yetişme telaşı var tabi.(bazılarının amacı farklı tabi) Ya arkadaş aracın kapısı açılır açılmaz (raylı sistem, otobüs, dolmuş, v.s.) Hurra... Sanki adam tepelemeye gidercesine, birbirini itmeler, kalkmalar. Bön bön bakmalar... İnsanız hatalar yaptık, yapıyoruz, yapabiliriz... Birbirine maddi ve manevi vermiş olduğumuz zararlardan, rahatsızlıklardan ötürü, ne özür dilemeyi biliyoruz, ne de ar etmeyi... Tencere tava herkes bir hava... Aynı havayı soluyoruz, ama aynı şeylere dikkat etmiyoruz. Diğer konularda da bahsetmiştik, daha öncede. Tabiki insan kendi bildiğini (doğrularını) yapsın, yaşasın. Özgürce. Buna karşı değiliz. Ama toplum içinde de uyulması ve yapılması gereken nezaket kuralları var. Ve olmalı... Başka bir açıdan, ulaşım araçlarında yer verme (vermeme!) olayı. Zaman dönmüş tersine. Gençler oturuyor, yaşlılar, hamileler, özürlüler, tutunacak yer arıyor. Ayakta zor duruyor... İlla birinin kalkıp yer ver demesi mi gerekiyor? Gerekmiyor. Ha öyle de dile getirsen banane bende para verdim, hem sen bana öyle diyemezsin, v.s. Burada tabi büyüklere, ebebeyn lere çok iş düşüyor. Tüm bu sıraladıklarım ki daha çok ama çok örnekler var. Daha sonra bahsederiz yine. Saygı duymama ve hoşörülü olmama durumuyla alakalı maalesef... Herkes aynı nezakette olmayabilir.(görmemiştir ailden, etraftan) Ama bazı şeyleri bilmeye görmeye gerek yok ki! Yaşanan duruma göre saygı ve hoşgörü... Sözlük anlamını bilmeye gerek yok, uygulamak için. Biraz daha dikkatli olalım yeter. Biraz daha tebessüm... Sen ve şen kalın. EMİ...
     

Sayfayı Paylaş